Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş, Fatih'teki Ali Emiri Kültür Merkezi'nde ''Barış ve kardeşlik için gönüllü birliktelik'' konulu konferans vererek, partililere ''demokratik açılım'' çalışmalarına ilişkin görüşlerini aktardı.

''Demokratik açılım'' konusundaki tartışmaların üslubuna dikkati çeken Kurtulmuş, ''Birisi diyor ki, (sen namussuzsun). Ötekisi diyor ki, (asıl sen namussuzsun). Bu üslupla mı sorunları çözeceğiz?'' dedi.

''Demokratik açılım'' konusunda ''hükümete destek verenler'' ve ''hükümete karşı olanlar'' şeklinde bir kamplaşma yaşandığını, bunu doğru bulmadığını ifade eden Kurtulmuş, şöyle konuştu: ''Hükümetin elinde bir proje yok. Biz hükümetin projesine destek veriyor değiliz. Bizim destek verdiğimiz; 25 yıldır devam eden, uluslararası şer odaklarının, uluslararası terör siyasetinin ortaya koyduğu, birtakım desteklerle bugüne kadar sürdürülen bu kirli oyunun sona ermesidir. Biz, bu kirli oyunun sona erdirilmesi yönündeki her türlü olumlu adımı, her türlü olumlu süreci bütün gücümüzle de katılarak desteklemeyi sürdürüyoruz. ''

''Demokratik açılım''da muhatabın sadece bir etnik yapı ya da siyasi partinin mensupları ya da belli bir coğrafyada yaşayan insanlar değil, 72 milyon insanın tamamı olduğuna vurgu yapan Kurtulmuş, ''Sorunun sahibi millettir, çözümün sahibi de devlettir. Ne tek başına hükümet, ne A partisi, ne B partisidir'' dedi.

Çözümün sadece yasalarda yapılacak bir kaç rötuşla gerçekleşmesinin de söz konusu olamayacağını söyleyen Kurtulmuş, ''Çözüm, anayasa değişikliğini ve yasalarda yapılacak değişiklikleri de gerektiren çok ciddi bir parlamento çalışmasını zorunlu kılıyor. Türkiye'de yeni, demokratik, çağdaş, ileri bir anayasanın yapılmasıyla sürecin başlatılması en doğru yoldur'' diye konuştu.

Çözüm konusunda 'TSK, bu konuda tek söz söyleyecek kurumdur' anlayışının yanlış olduğunu söyleyen Kurtulmuş, ''Bu öncelikle siyasetin görevini baltalar'' dedi.

DEVLETİN YAPMASI GEREKENLER
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde sadece belli bir siyasi grubun görüşlerinin dikkate alınmasının yanlış olduğunu belirterek, ''Özellikle Tillo, Norşin gibi bölgelerde birliği ve beraberliği sağlamış manevi liderlerin de görüşlerinin alınması sürece faydalı olacaktır'' diyen Kurtulmuş, şöyle devam etti:

''Ayrıca devlet, şimdiye kadar kaybolanlar, faili meçhuller, işkenceden zarar görenlerin ailelerinden özür dilemelidir. Bu, bir büyüklüktür. Köylülere dışkı yedirerek Türkiye'yi AİHM'de tazminata mahkum eden ve tazminatı hazineden ödetmek yoluyla halka yükleyen kişi ve kişiler hakkında da yargı süreci başlatılmalıdır. Ergenekon'un Fırat'ın doğusunda yaptığı işler, 10-15 bin faili meçhulden bahsediliyor, hala kuyulardan cesetler çıkıyor, bunlar da Ergenekon yargılamasına dahil edilmelidir. Terör örgütü tarafından kandırılmış gençler için bir bağışlama sürecinin ortaya çıkması zorunludur. Bağışlama sürecinin konuşulabilmesi için önce terör örgütü koşulsuz olarak silah bıraktığını ilan etmelidir.

Süreci baltalamaya yönelik olası provokasyonlara karşı, birileri devlet adına işler yapabilir, birtakım karanlık işler yapılabilir, bu tür provokasyonlara karşı devlet de rutin operasyonları durdurmalıdır. Yine bu süreçte Öcalan'ın sürece dahli asla söz konusu edilmemelidir. Ne kendisiyle ne de avukatlarıyla, doğrudan ya da dolaylı olarak görüşme ya da pazarlıktan kaçınılmalıdır. Çünkü bu mesele terör örgütünün meselesi değil, bu topraklarda yaşayan Türkler'in ve Kürtler'in ortak meselesidir."