Emir Kusturica'nın Antalya Film Festivali'ne katılmasından dolayı festivali protesto eden Semih Kaplanoğlu NTV'de Banu Güven'in programına katıldı ve Kusturica ile ilgili tartışmalara cevap verdi.

İlişkili Haberler


Kaplanoğlu şunları öyledi: San Sebastian Festivali'nde Denis Tanovic bana ''Kusturica Antalya'da jüri üyesiymiş' dedi ben de ''Ne var ki?'' dedim. Bunun üzerine bana birçok görüntü izletti. Görüntülerde savaşta Boşnak kadınlara yapılan tecavüzlerle ilgili bir soru sorulduğunda ''Ne var, kürtaj olurlar biter'' cevabını veriyor. Beni, burada en çok dehşete düşüren şu oldu: Savaş suçlarıyla ilgi birçok müze gördüm ama Bosna'da gördüğüm şey canlıydı. Şiddete canlı tanık oldum. 6-7 yıldır Bosna'ya gidip geliyorum. Bu konuda fikrim var. Kurbanları bizzat dinledim. Mesela savaşta 5-6 yaşında olan bir kız çocuğu bugün 23-24 yaşında bana uğradığı tecavüzü anlatıyor. Bunun savunulacak hiçbir tarafı yok. Buna reaksiyon göstermek zorundayız.

Kaplanoğlu Kusturica'nın söyledikleri üzerine şunları söyledi: ''Bir kişi haksız yere öldürülürse dünyada buna ses vermemiz lazım. Herşeye her savaş suçuna eşit yargıda durmak zorundayız. Bu insan olmakla alakalı. Alınması gereken bir tavır var. İnsanlar hata yapabilir. ''O dönemde milliyetçiydim'' gibi şeyler diiyebilirler ama aradan bunca zaman geçmiş, bütün suçlular yargılanmış, tanıklar ortada. Hala mezarlar kazılıyor, hala bulunamayan insanlar var. Ama hala Slobodan Miloşeviç’i savunuyor, ben bunu anlayamadım.

Her türlü özrü, her zaman bulabilirsiniz. '1915 olayları' için özür, Darfur için özür her zaman bulabilirsiniz, her şey için bir özür bulabilirsiniz. Yahudi soykırımı için bile... Ama bu özürler hiçbir masum sivilin ve kadınların öldürülmesine, işkence görmesine tecavüz edilmesini affettirmez. Bu gerçek ortada duruyor.''

Kaplanoğlu, ''Kusturica ile karşı karşıya oturup bu meseleleri bir konuşmak istemez miydiniz?'' sorusuna şu cevabı verdi:

'FİLMLER HER YERDE GÖSTERİLSİN'
''Hayır istemezdim. Bu tartışılacak, konuşulacak bir şey değil. Buradaki tek sorun buradaki davet ortaya çıktığında ve ben bunu okuduğumda, izlediğimde festival yönetimine dedim ki; ben bunu bilmiyordum, Türkiye'deki birçok insanın da bildiğini düşünmüyorum. Nedense bilgi gelmemiş buraya. Ben de bu tanıklığı onlarla paylaştım. O sırada benim katılıp katılmayacağım bile belli değildi. Bir mektup yazdım ve böyle şeyler var isterseniz siz de bakın ve bu siyasi şeylere de sebep olabilir, isterseniz bir bakın dedim. Onlar da ilgileneceğiz dediler ama bir şey çıkmadı. Turnedeydim, geri döndüğümde Adana Festivali'nin sonucu ortaya çıktı ve bekledim ki bir şey çıksın sonuca varsınlar, Kusturica konusunda. Ekip olarak konuştuk ve bu durumda filmin gösterimine karşı çıkmayalım diye karar verdik. Kusturica’nın filminin gösterilmesine de karşı değilim, filmler her yerde gösterilsin. Filmler belki bir şey söyler, o yüzden filmler kalsın ama biz gitmeyelim oraya dedik.

Şu düşünceyi kabul etmeyelim; 'sanatçının insan tarafı ayrı yönetmen tarafı ayrıdır' gibi bir ayrım olamaz. Bu ayrım bizi o zaman o özürlere, o bahanelere götürür.''

Kaplanoğlu, Kusturica'nın basın toplantısında ''Bir film yönetmeni festivale katılmak istemediğini söylüyor. Soykırımlara bu kadar duyarlıysa, neden Birinci Dünya Savaşı'nda Ermenilere uygulanan soykırım hakkında konuşmuyor? Irak’la da ilgili ne yaptı? sorularına da cevap verdi:

''Irak savaşı öncesi Barış Girişimi'nin yaptığı bütün etkinliklerde aktif olarak yer aldım. 1915 olayları ile de Türkiye'de imzalanan 'Ermeni Kardeşimden Özür Diliyorum' kampanyasındaki ilk imzacılardan biriydim. Erivan’da bu sene festivalde jüri üyesiydim. Orada Türkiyeli ve Ermenistanlı gençlerin yapacakları yeni ortak projeler için çeşitli dersler verdim. Basın toplantısı yaptım ve bir an evvel aramızdaki meseleleri konuşarak, Hrant’ın açtığı geniş ve maalesef onun olmadığı, bize emanet ettiği boşluğu tekrardan doldurmamız gerektiğini konuşmamız gerektiğini, birbirimizin acılarını anlamamız gerektiğini, komşularımızın sıkıntılarını görmemiz gerektiğini, belki yüz senedir süren suskunluğa artık bir son vermemiz gerektiğini dile getirdim.

'AK PARTİLİ OLMAKLA SUÇLUYORLA AMA...'
Beni AK Partili olmakla falan sıkıştırmaya çalışıyorlar. Mesela şunu unutmuşlar; Altın Ayı alırken orada bir AK Parti projesi olan HES’lere karşı bir şey söyledim bütün dünyaya. Kültür Bakanı'na sahneden Emek’in koltuklarının kirli olmadığını hatırlattım. Bütün bunlar ortada. Benim hiçbir parti ile hiçbir siyasi görüşle, hiçbir organizasyonla alakam yok.

KALBİM DAYANAMADI BUNA
Biz aslında yaptığımız işlerle ortadayız ama yaptığımız işlerle konuştuğumuz ya da durduğumuz yer arasındaki mesafe açılırsa burada sorun başlıyor. Ben sadece burada insani ve vicdani bir şeyden bahsediyorum. Bir film yapmakla burada soykırım konusunda yaşadığım tanıklığı ve şahitliği aktarmam arasında benim için bir fark yok. Burada siyasi angajmanlar, politik düşünceler, gruplar, bunları hiçbir zaman düşünerek, bu gibi gibi kaygılarla hareket etmedim, edememde. İçimden geldi, kalbim dayanamadı buna. Türkiye’deki insanların çoğu da meseleyi bilmiyor...

Kaplanoğlu son olarak Ertuğrul Günay’ın tavrıyla ilgili konuştu: ''Onun bireysel olarak kendi tercihi ve tavrı ama orada bir hükümetin siyasi bir temsilcisi olarak fikrini beyan ettiğini düşünüyorum ben. O yüzden aldığı kararı çok tartışmak istemiyorum. Ben burada herkesin tek tek tavrını önemsiyorum. Ayrıca, Kusturica’nın 'Kara Kedi Beyaz Kedi', 'Babam İş Gezisinde', 'Yeraltı', 'Arizona Rüyası' filmlerini beğenerek izlemiştim. Ama bu konudaki tutumunu esgeçip filmleri çok iyi diyemeyiz. ''