Patrick Demarchelier'nin karşısında nasıl poz verdiğini görseniz, Liv Tyler'ı her gün çekim yapan profesyonel bir süpermodel sanabilirsiniz. Oysa o, 14 yaşında başladığı modelliği yalnızca bir yıl sürdürdü. Sonra bu işten sıkıldı ve profesyonel hayatına oyunculukla devam etti.

Tyler, modellikten vazgeçme sebebini kişilik özellikleriyle açıklıyor:

"Hiçbir zaman çenemi tutup bana söyleneni yapan bir tip olmadım. Baskın bir karakterim var. Ben de yaratım sürecine katılmak, yapılan işe katkıda bulunmak istiyorum. Bu yüzden modellik yaparken hep bir huzursuzluk oluyordu içimde."

Liv'in ne demek istediğini anlamak için, Vogue Türkiye çekiminin setinde biraz zaman geçirmek yeterli. Tyler, kendine bir boy aynası istiyor. Usta fotoğrafçı Demarchelier deklanşöre basarken, o da pozunu, duruşunu, bakışını aynada kontrol ediyor. Çekilen fotoğraflara bakıp, kadrajda değişiklik yapılmasını istiyor. Aynen söylediği gibi; güçlü bir karakteri var ve fikrini kendine saklayan insanlardan değil. Yine de modelliği eskisine oranla daha eğlenceli buluyor: "Aslında modellik ve oyunculuk elmayla armut gibi, karıştırmamak lazım. İkisinin de farklı keyifleri var. Galiba ikisini de seviyorum artık." 14 yaşında, dev fotoğrafçıların karşısında kendini pasif ve huzursuz hisseden Liv, 20 yıl sonra dünyanın tanıdığı bir oyuncu olarak modellik yapınca durum değişiyor. Ne de olsa o artık bir celebrity ve fikirleri her durumda dikkate alınıyor.

Bekarlığa ve sinemaya dönüş
Liv Tyler bir süredir sakin bir hayat sürüyor. Bu arada özel hayatını yeniden düzenliyor. 2008 yılında Royston Langdon'dan boşandıktan sonra onun için çok şey değişti. Langdon'la ortak hayatları New York'taydı. Ayrılıktan sonra Los Angeles'a taşındı. Ama şehri özleyince yine New York City'ye döndü. Üstelik, artık hayatından hiç çıkmayacak bir erkeği daha vardı: 6 yaşındaki oğlu Milo. Güneşin yaz kış parladığı Kaliforniya'dan özledikleri ise kız arkadaşları, doğal su kaynakları, verimli toprakların mahsulü taze meyve sebzeler ve Kuzey Kaliforniya'ya yaptığı otomobil seyahatleri… Yine de bir tarafı hep New Yorklu kalmış. Şimdi tekrar şehirde olmaktan memnun. Anne olmaktan da: "Anne olmayı her zaman istedim. Milo çok özel bir çocuk. Annesi olduğum ve hayat yolculuğuna onunla devam ettiğim için o kadar mutluyum ki… Bu hiç zorlanmadığım anlamına gelmiyor elbette. Özellikle ilk yıllarda, uykusuzluğa dayanmak en zoruydu. Milo'yu okula zamanında götürme konusunda da zorlanıyorum!" Bir celebrity'nin, çocuğunu okula götürmesi ya da çocuk yüzünden uykusuzluk çekmesi kulağınıza biraz tuhaf geliyorsa, bu noktada söyleyecek bir sözü var: "Hakikaten normal bir insan gibi yaşıyorum. Her şeyi benim için yapan çalışanlarım, kapıda bekleyen, eşyalarımı taşıyan şoförlerim yok. İnsanın bazı sorumlulukları kendisinin üstlenmesi gerektiğini düşünüyorum."

Aile demişken… Liv New York'ta Demarchelier'nin stüdyosunda yaptığımız çekimlere büyükannesiyle geldi. Büyükanne çekimlerde şekilden şekile giren torununa bakıp kıkırdarken, o da 6 yaşında bir çocuk annesinden çok, küçük bir kız çocuğuna benziyordu. Ya da oğlan çocuğu mu demeliydik!

DEVAMI VOGUE TÜRKİYE'NİN MAYIS SAYISINDA...