İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz olan sanıklar Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk, Maşallah Yağan ve Kadriye Kübra Sevgi katılmadı. Sanık Kadriye Kübra Sevgi haricinde, diğer 4 sanığı avukatları temsil etti.

İlişkili Haberler


Duruşmada, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına ilişkin diyecekleri sorulan Pınar Selek ve diğer sanıkların avukatları, mahkemenin, 23 Mayıs 2008'de verdiği ve Yargıtay 9. Ceza Dairesi tarafından bozulan kararda direnmesini talep etti.

Sanık Pınar Selek'i temsil eden 30'yakın avukattan söz alan Pınar Selek'in babası Alp Selek, Fahri Delen, Ayhan Erdoğan ve Akın Atalay, mahkemenin kararında direnmesi gerektiğini söylediler.

Duruşmada söz alan Pınar Selek'in avukatlarından Ayhan Erdoğan, Mısır Çarşısı'ndaki patlama olayını sunum eşliğinde fotoğraflarla anlattı.

Avukat Akın Atalay, ''İddia makamının yanlışlığıyla ortaya çıkan ucube durumun kamuoyuna açıklanması gerektiğini düşünüyorum'' diyerek, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun verdiği kararda, dosyaya sunulan 2 bilirkişi raporuna dayanarak, Selek'in ceza alması gerektiği yönünde görüş belirttiğini ifade ederken, dönemin İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sevil Atasoy başkanlığındaki heyetin, 2 Kasım 1998'de sundukları raporda, ''bomba denmediğinin'' Atasoy tarafından gazetelere verilen mülakattan anlaşılacağını söyledi.

Atalay, röportajlarının yer aldığı iki gazete haberini mahkemeye sunduğu Atasoy'un, ''Raporum, daha ileri araştırmalar yapılması gerektiğini belirten bir yol haritası niteliğindedir. Patlamanın bombadan kaynaklandığı söylenmemiştir... Bomba demedim. 'İnceleme yapılsaydı, patlama tüpten mi yoksa bombadan mı anlaşılırdı'' ifadelerini de duruşmada okudu.

Avukat Atalay, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Atasoy'un içeriğini belirttiği söz konusu bilirkişi raporlarını, bomba kanıtı olarak sunduğunu ve dosya üzerinden inceleme yapan bir yargıcın değil, olay yargıcının gerçeği görebileceğini aktardı.

Atalay, ''Mahkemenizin duruşmada vicdani kanaatine sahip çıkması gerekmekte olduğunu düşünüyorum ve kararda direnilmesini talep ediyoruz'' dedi.

Sanıklar Maşallah Yağan, Abdülmecit Öztürk ve Heval Öztürk'ün avukatı Mehmet Erbil de müvekkili Yağan'ın Kocaeli Cezaevinde başka suçtan tutuklu bulunduğunu, sanık Adbulmecit Öztürk ve Heval Öztürk'ün ise bir yakınları vefat ettiği için duruşmaya gelemediğini söyledi.



SAVCI ‘YENİDEN YARGILANSIN’ DEDİ
Duruşmada esas hakkında görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Nuri Ahmet Saraç, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin bozma kararına uyulmasını ve dosyadaki eksikliklerin giderilmesini istedi.

MAHKEME DİRENDİ
Mahkeme, sosyolog Pınar Selek ile Abdülmecit Öztürk hakkında daha önce verilen beraat kararında direnilmesine hükmetti.

Mahkeme heyet, kararda, mahkemenin 23 Mayıs 2008 tarihli kararının, temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 10 Mart 2009 tarihinde Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Kadriye Fikret Sevgi, Heval Öztürk ve Maşallah Yağan yönünden aleyhe bozulduğunu hatırlattı.

Söz konusu bozmaya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı itirazın Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından 9 Şubat 2010 tarihli ilamla reddedildiği belirtilen kararda, CMK'nın 307. maddesinin 3. fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin direnme hakkının bulunduğu kaydedildi.

Kararda, şöyle denildi:

''Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemeyeceğini, somut dosyamızda verilmiş bir Ceza Genel Kurulu kararı olduğu kuşkusuzdur. Ancak bu karar, CMK'nın 307/3 maddesi uyarınca yerel mahkemece direnme üzerine verilen bir karar değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı olağanüstü kanun yolları başlığı altında düzenlenmiş bulunan CMK'nın 308. maddesine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine verilen itirazın reddi kararı olup, bu karar mahkememizin direnme kararına engel teşkil eden bir karar değildir. Aksinin kabulü yerel mahkemelere CMK 307. maddesi uyarınca tanınan direnme hak ve yetkisinin yok sayılması anlamına gelir ki bu husus yasanın ruhuna evrensel hukuk prensiplerine ve ceza yargılamasının yüz yüzelik ilkesi ve temel amacına aykırıdır.''

BİR SONRAKİ DURUŞMA HAZİRAN’DA
Bu nedenlerle Selek ve Öztürk haklarında daha önce verilen beraat yönündeki kararda direnilmesi hükme bağlanan kararda, diğer sanıklar Kadriye Fikret Sevgi, Heval Öztürk ve Maşallah Yağan açısından ise bozma ilamına uyulmasının kararlaştırıldığı kaydedildi.

Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk ve başka suçtan hükümlü Maşallah Yağan'ın bir sonraki celsede hazır edilmeleri için yazı yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, duruşmayı 22 Haziran 2011 tarihine bıraktı.

HALAYLI KARŞILAMA
Bu arada, duruşmanın ardından adliye önünde bekleyen Pınar Selek'in arkadaşları ve sivil toplum kuruluşu üyeleri, mahkemenin direnme kararını sevinç gösterileriyle karşılayarak halay çektiler.

SELEK: MUTLU OLMAK İSTİYORUM
NTV'de canlı yayına bağlanan Pınar Selek, kararı değerlendirdi.

Karardan memnun olduğunu belirten Selek şunları söyledi:

"Çok umutluyum diyordum, umut veriyordum ancak o kadar kötü olaylar da oldu ki içimden bir ama da vardı. Şimdi kötü şeyleri düşünmek istemiyorum ve mutlu olmak istiyorum. Hiç beklemediğimiz zamanlar da öyle kötü şeyler geldi ki başımıza, beklemediğimiz anda korkunç saldırılarla karşılaştık, bunlara karşı durmayı öğrendik ama şimdi bunları düşünmeyeceğim.

Hukuk mücadelesi uzun bir yoldur, yılmamak lazım diyorduk. Babamın çok etkisi de var, avukatlarımın da. Babam ve kız kardeşimle henüz konuşamadım."

BABA SELEK: GÖZLERİM YAŞARDI
Duruşmanın ardından gazetecilere açıklama yapan Pınar Selek’in babası ve avukatı Alp Selek, 13 yıllık bir ıstırabın hiç olmasa bir mahkeme tarafından önlendiğini söyledi.

Selek, ''Hakikaten hukuka saygı duyan ve insan haklarına saygı duyan mahkemeler varmış'' diye konuştu.

Alp Selek, Yargıtayın kararlarının, tamamen dosya üzerinden, zaman harcamadan, kendilerine göre raportörlerin raporları çerçevesinde verilen kararlar olduğunu, ancak dosyaya hakim olan ve vicdani kanaat getiren mahkemenin, direnme kararını verdiğini ifade etti.

Selek, ''İnşallah Yargıtayda savcı, temyiz etmezse olay biter. Savcı temyiz ederse, Genel Kurulun vereceği kararı bekliyoruz'' dedi.

Alp Selek şunları söyledi:

''Gözlerim yaşardı. 13 yıllık bir mücadele az bir mücadele değil. Şu mahkemeye kaç kere gidip geldik. Pınar Selek'in babası, avukatı ve arkadaşları vardı, savunuldu ve bugüne geldik.

Bir de şunu düşünelim: Avukatı olmayan ve etrafı olmayan kaç tane genç, çocuk, insan böyle savunmasız mahkum oldu ve yıllarca hayatları söndü gitti. Bu bakımdan bizim hukukta, bu iktidarınki gibi değil de bir hukuk devrimi yapılması gerektiğine inanıyorum.''

Pınar Selek'in arkadaşı Maya Arakon da adliye çıkışında, mahkemenin direnme kararını Pınar Selek'i telefonla arayarak bildirdiğini söyledi. Arakon, Pınar Selek'in çok duygulandığını ve ağladığı için şu an konuşamadığını ifade etti.

Pınar Selek'in avukatı Bahri Belen de mahkemenin verdiği kararın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gideceğini dile getirerek, ''Kurul, bu direnme kararı üzerine bir karar verecektir. Eğer bu karar onama şeklinde olursa orada bu beraat kararı kesinleşecektir. Ama direnmenin yanlış olduğu yönünde görüş bildirip kararı bozarsa, usuli anlamda buradaki mahkemenin artık bu bozma kararına direnme hakkı yoktur'' şeklinde konuştu.



Mısır Çarşısı girişindeki ''Ünlüoğlu Büfe''de 9 Temmuz 1998 tarihinde meydana gelen patlama sonucu Beyhan Sürücü, Erdi Karacan, Tuncay Özkan, Fethi Çulfas, Salih Karabıyık ile Engin ve Ergin Tuncer kardeşler hayatını kaybetmiş, 9'u yabancı uyruklu 127 kişi de yaralanmıştı.

Olayın ardından değişik tarihlerde yapılan operasyonlarda, sosyolog Pınar Selek'in de aralarında bulunduğu 15 kişi yakalanmıştı.

BOMBA MI LPG Mİ TESPİTİ YAPILAMADI
Sanıklar hakkında açılan ve İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 8 Haziran 2006 tarihli duruşmada karara bağlanan davada, sanıklardan Alaattin Öget, ''Devletin hakimiyeti altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemde bulunmak'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, Abdülmecit Öztürk ile İsa Kaya ise aynı suçtan müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme heyeti, Erdal Nayır'ın örgüt adına öldürülmesi eyleminde gözcülük yapan Kadriye Kübra Sevgi ile Heval Öztürk'e ''Yasa dışı örgüt üyesi olmak'' suçundan 12,5'ar yıl hapis, Maşallah Yağan'a da Küçükyalı İdealtepe'de bir parka bomba koyduğu gerekçesiyle 5 ay hapis cezası verdi.

Mısır Çarşısı'ndaki patlamaya, bombanın mı yoksa LPG'nin mi neden olduğunun kesin tespiti yapılamadığı için sosyolog Pınar Selek ve sanıklardan Abdülmecit Öztürk'e bu konuya ilişkin ceza verilmesine gerek görmeyen mahkeme heyeti, Selek'in de aralarında bulunduğu ve ''Yasa dışı örgüte yardım ve yataklık etmek''le suçlanan 9 sanık hakkındaki davayı ise zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırdı.

Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 17 Nisan 2007 tarihli bozma ilamında, sanıklardan Kadriye Fikret Sevgi'ye ''Ek savunma hakkı verilmediği'', Heval Öztürk'e ilişkin de eksik inceleme yapıldığını kaydetti.

Sanık Abdülmecit Öztürk hakkında davanın iddianamesinde bulunmamasına rağmen ''Erdal Nayır'ı öldürme talimatı vermek'' eyleminden hüküm kurulduğunu belirten ceza dairesi, Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk hakkında ''Ceza verilmesine gerek olmadığı'' yönündeki kararı da yerinde bulmadı.

PINAR SELEK BERAAT ETMİŞTİ
Bunun üzerine yeniden yapılan yargılamada mahkeme heyeti 23 Mayıs 2008 tarihinde Erdal Nayır'ın öldürülmesi eylemine ilişkin yargılanan sanıklardan Alaattin Öget'i eski TCK'nın 125. maddesi uyarınca ''Devletin hakimiyeti altındaki toprakların bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya matuf eylemde bulunmak'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Yine aynı olaya ilişkin yargılanan İsa Kaya'nın, aynı suçtan müebbet hapisle cezalandırılmasına karar veren mahkeme heyeti, Kadriye Kübra Sevgi, Heval Öztürk ile Abdülmecit Öztürk'e, ''Yasa dışı örgüte üyesi olmak'' suçundan 12,5'ar yıl, Maşallah Yağan'ı da Küçükyalı İdealtepe'deki bir parka bomba koyduğu gerekçesiyle 6 yıl 8 ay hapisle cezalandırdı.

Mahkeme heyeti, Mısır Çarşısı'ndaki patlamaya bombanın mı yoksa LPG'nin mi neden olduğunun kesin tespiti yapılamadığı için diğer sanıklardan sosyolog Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk'ün bu suçtan beraatına hükmetti.

Selek'in eylemlerinin ''Yasa dışı örgüte yardım ve yataklık etmek'' kapsamında kaldığını kaydeden mahkeme heyeti, Selek ve aynı suçtan yargılanan diğer sanıklar Suat Kayak, Erkan Öget, Menderes Öget, Alican Öget, Hasan Kılıçdoğan, Delibaş Arat, Ercan Alır ve Baran Öztürk hakkında, ''Yasa dışı örgüte üye olmak ve yardım yataklık etmek'' suçlarından açılan kamu davasını zaman aşımı nedeniyle ortadan kaldırdı.

'BOMBAYI SELEK VE ÖZTÜRK KOYDU'
Yerel mahkemenin hükmünü inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi 10 Mart 2009 tarihli kararında, Pınar Selek'in ''Sosyolojik araştırma yapma'' adı altında silahlı terör örgütü üyeleri ile irtibata geçip Fransa ve Romanya'ya gittiği, siyasi eğitim ve kod adı aldığı, İstanbul'da ''Azat'' kod adlı örgüt mensubu ile irtibat kurup bomba imal ettiği, diğer sanık Abdülmecit Öztürk ile beraber Mısır Çarsısı'na bomba koyduğu belirtildi.

Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk ve Kadriye Kübra Sevgi'nin eylemlerinin müebbet ağır hapis cezası öngören eski TCK'nın 125. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı, hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında ve delil değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek hüküm kurulduğu belirtilen kararda, Maşallah Yağan'ın da bomba koyma eylemi bir bütün olarak değerlendirildiğinde TCK'nın 174. maddesi kapsamında kaldığı, ancak sanık hakkında 170. maddeden hüküm kurulduğuna yer verildi.

Kararda, belirtilen nedenlerle Pınar Selek, Abdülmecit Öztürk, Heval Öztürk, Kadriye Kübra Sevgi ve Maşallah Yağan hakkındaki hükmün bozulduğu kaydedildi.

BAŞSAVCILIĞIN İTİRAZI REDDİLDİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise Daire'nin bu kararına Pınar Selek ve Abdülmecit Öztürk açısından itiraz etti.

Başsavcılığın itirazında, diğer sanık Abdülmecit Öztürk'ün, polis ifadesini kabul etmemesi üzerine alınan ek ifadesinde, eylemi Pınar'la birlikte gerçekleştirdiklerini söylediği, sanık Öztürk'ün bu şekildeki ifadelerinin yan delillerle desteklenmedikçe bir ''ikrar'' olarak kabul edilemeyeceği belirtildi. İtiraz başvurusunda, patlamanın bir bomba nedeniyle olup olmadığının maddi bulgularla ve bilimsel olarak kanıtlanamadığı, olay yerine ilk giden bomba imha uzmanlarının tutanaklarında ve raporlarında bombaya dair bir bulguya rastlanılmadığının belirtildiği, dosya içerisinde bu ve buna benzer çok sayıda değerlendirme ve bilirkişi raporlarının bulunduğu, bütün bu raporlar göz önüne alındığında patlamanın nedeninin tam olarak tespit edilemediği kaydedildi.

Başsavcılık, bu nedenle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin beraat kararının yerinde ve doğru olduğunu savunarak, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bozma kararının kaldırılmasını istedi.

Başsavcılığın itirazını reddeden Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 9. Daire'nin bozma kararının yerinde olduğuna hükmetti.