İYİ Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener, NTV'de yayınlanan "Seçime Doğru" programında Oğuz Haksever'in sorularını yanıtladı.

Oğuz Haksever: Genel olarak nasıl bir izlenimiz var? Nler kalıyor aklınızda kampanyadan?

Meral Akşener: Ben 7 aydır dolaşıyorum. Ondan evvelde refarandumda dolaştım. Türkiye’yi iki kere dolaşmış olacağım 24 Haziran’a kadar. Ben bu kampanya ya da seçim zamanlarında siyasetin kattığı en güzel şeyin ülkesini tanımak olduğunu söylerim. Acayip güzel hatıralarımız oluyor.

Oğuz Haksever: Seçimle beraber çeşitli polemikler de var. Bunlardan biri sizin FETÖ’den talimat aldığınız…

Meral Akşener: İddia eden bunu ispatlamakla mükelleftir. Dedikodu yapmak bir Başbakan’a yakışmaz. İki buçuk yıldır bana söylüyorlar. Buradayım tutuklasınlar. Devlet adamlığı ciddiyetine dedikodu yakışmaz. Ya gereğini yapacaksınız ya iftira atmış olacaksınız ki ben bununla ilgili olarak diyorum ki ispatlamayan şerefsiztir. İki buçuk yıldır kocaman adamlar şerefsiz şerefsiz geziyor arkadaşım.

Oğuz Haksever: Cumhurbaşkanı Kandil’e yönelik harekat olduğunu söyledi. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Meral Akşener: Terör örgütlerine karşı Türk devletini herhangi bir önlem amaçlı ya da onları imha amaçlı bir davranış ortaya koyması halinde biz bunu sorgulamayız. Elbette kiBu kararın arkasında oluruz. Ancak benim bir itirazım var bir yere. Hem dış politikadaki her şey hem de terör mücadelesindeki her şey, iç politikanın öznesi olmamalıdır. Maalesef bu dediklerim Türkiye’de iç politikanın öznesidir. Davulla zurnayla terör mücadelesi yapılmaz. İşte biz gittik geliyoruz geleceğiz. Aynısı şey Afrin’de olmuştu. Bu şehit sayısını artırır. Harekat planı bilindiği zaman karşınızdaki terör örgütü tedbir alır vesaire vesaire… Bütün bu konuşmalardan ortaya çıkan iç politikanın öznesi olma halidir ki bu çok yanlış bir şey. 

Oğuz Haksever: Cumhurbaşkanı Erdoğan, meydanlarda rakiplerini terörle mücadele konusuna fazla değinmemekle itham ediyor. Ne dersiniz?

Meral Akşener: Kendi açımda şöyle diyebilirim sayın Erdoğan’a; Habur rezaletini ben yapmadım. Oradaki çadır mahkemelerini ben kurdurmadım. 2010 yılında çadır mahkemelerinde Atatürk’ün resmi ve Türk bayrağı çıkarıldı. Oradan bir öğrencim aradı. Oktay Vural üzerinden Adalet Bakanı’na soru olarak sordurdum. Böyle bir rezaleti yani teröristler rahatsız olmasın diye bunlar çıktı. Yaz kızım dendi, vesaire vesaire… Megri megri diye ben ağlamadım. Hendeklerin kazılmasına müsaade etmedim. Sonrasında hadi bu hendekler doldurulsun diye mücadele yapıldı. O mücadelede 726 şehidimiz var. Türkiye unuttu, bu arkadaş da unuttu. Eğer şehidi rakam gibi görürseniz olmaz. Tane hesabı yapılamaz. Bunlar yapıldı bu ülkede. Terör mücadelesini ciddi bir iş olarak görürüm. PKK ile, FETÖ ile ve IŞİD ile ve benzeri terör örgütleriyle. Çok ciddi bi iştir. Çünkü o ciddi işte kayıplarınız olur. O kayıplar sizin evlatlarınızdır. Dolayısıyla ciddi işlerin gayrıciddi tavırla ortaya konulmasını son derece yanlış buluyorum. Ciddiyetsiz buluyorum. Türkiye’nin en büyük sorununun gayrıciddi yöneticiler olduğunu düşünüyorum.

Oğuz Haksever: Hangi partilerin seçmenlerinden oy alıyorsunuz?

Meral Akşener: Bugüne kadar seçmen size de aynı şeyi söylüyor olabilir; güneydoğuda HDP ve AK Parti arasında tercihe zorlanıyordu, batıda ise CHP ile AK Parti arasında tercihe zorlanıyordu. Diyelim ki AK Parti’ye oy vermek durumunda olan seçmenler için söylüyorum; onlar diyordu ki “oy verecek alternative mi var?” Şimdi İYİ Parti üçüncü bir yol. Tam merkezde; hem sosyal demokrat fikre sahip insanların oy verebilme imkanının bulunduğu hem AK Parti’nin bünyesindeki eski merkez sağ seçmeni ile muhafazakar diye tanımladığımız, sayın Erdoğan’dan yorulmuş seçmenin oy verebileceği bir alan oluşturdu. AK Parti’nin oyları şöyle; 47 üzerinden yaparsak bu hesabı, 100’e tamamladığımız zaman yüzde 33 sayın Erdoğan’a aidiyet duygusu hisseden insan kitlesi, bunlar Tayyip Erdoğan’cı. Öyle diyorlar kendilerine. Bir diğeri AK Partili olmuş, bu gerilimden huzursuzluktan yorulmuş bir seçmen kitlesi var. O seçmen kitlesi yol arıyor. Ama Sayın Erdoğan’ın da sokakta dayak yemesini istemiyor. Bunu mecazi manada söylüyorum. Yani incitilmesini istemiyor. Tartaklanmasını istemiyor. Manevi olarak söylüyorum bunları. Bir diğer yüzde 33‘lük seçmen var ki onlar 7 Haziran’da 10 puan olarak zaten marifet kanadına gelmişlerdi. Bunlar da aşağı yukarıya istikrar isteyen, ama gerilimli dilden bıkmış bir seçmen kitlesi. Bunun 10 puanı geldi 7 Haziran’da diğer partilere dağıldı. Bu seçmen kitlesini o günün muhalefet partileri hayal kırıklığına uğrattı. AK Parti seçmenin hissettiği şu; bir baba var, canının istediğine bağırıyor, canının istediğini seviyor. Bundan yorulan seçmen, geldi bu tarafa, bu tarafda da keşmekeş var. Bari dedi babanın şiddeti var ama emniyet hissi de var. Yani bu 3 seçmen tipinden birinci aşaması biz 7 Haziran’da muhalefet tarafına gelen o seçmen kitlesi bizim birinci seçmen kitlemiz. İkinci ulaşmaya çalıştığımız seçmen kitlesi yorgun ama sayın Erdoğan’ı da seven sayan ama evinde dinlense olur diyen bir seçmen kitlesi. İkinci aşama o… CHP’nin içinde ise batı bölgelerinde merkez sağ oyları var. Onlar bize geliyor. Böyle bir kombinasyon var.

Oğuz Haksever: Seçimin 2.tura kalması halinde Millet İttifakı’ndaki dayanışma devam eder mi?

Meral Akşener: Benim açımdan devam eder. Çünkü CHP’nin henüz Millet İttifakı falan da yoktu, biz partiyi yeni kurmuştuk. O zaman 2.tura sayın Erdoğan’ın kalacağını ve şayet CHP’nin adayı 2.tura kalırsa onu destekleyeceğimizi en başında ilan etmiştik. Daha sonra CHP’nin adayı belli oldu ve dolayısıyla görüşümüzde bir değişiklik yok. Aynı zamanda Millet İttifakı’nın 2.turdan sonar da Meclis’te devam etmesi gerektiğinin doğru olacağını düşünüyorum. Tabii diğer paydaşlarımız hangi görüştedir onu henüz bilmiyorum.

Oğuz Haksever: TİKA’yı kapatacağınıza dair size yönelik eleştiriler…

Meral Akşener: Bu konuyu ilk defa sayın Binali Yıldırım’dan duydum. Bizim programımızda TİKA’yı kapatacağız diye bir beyan yok. Benim ağzımdan da bugüne kadar böyle bir beyan oluşmadı. Fakat nereden çıktığını ben de anlayamadım. Yalnız şöyle bir beyanımız var, AFAD’ından başka baka kurumlar var. Bu kurumlar eski dilde arpalık, yeni dilde çiftlik durumunda. Bunların tek tek israfıı önüne geçmek için gözden geçirileceği beyanımız var. Ben sadece YÖK’ü kapatacağımızı ve TRT’yi özelleştireceğimizi daha vatandaş dilinde satacağımızı söyledim. Bunun dışında bir şey yok. Fakat TİKA enteresan. Sanırım Türk milliyetçisi olduğum için sayın Binali Yıldırım beni vurmak için, bir taşla iki kuş… Türk cumhuriyetlerine iyilik yapmak üzere kurulmuş bir kurumu kapatıyor diye. Bunlar yalan. Ama biz TİKA’yı inceledik. Başbakan’dan sonra… Ve ne çıktı biliyor musunuz? TİKA, yıllık 8 milyar dolar para harcıyor, faturasız. Nereye gittiği belli değil. Birincisi bu… İki, 6,5 milyar doları sizin bizim vergilerimizden, Hazine’den gelmiş. Şimdi Türkiye’nin bütün bu kurumlarında müthiş bir keşmekeşlik ve israf var. Dolayısıyla TİKA’yı mercek altına aldık, çok ciddi inceliyoruz. Köy okullarına bakın, ama Kamboçya’da okul yapmışlar. Bir yerde sendika binası yapmışlar. Bunları tek ek inceliyorum, nerelere ne para gitmiş. O paraların belgesi de yok. Yani kurumlar, kendi yapacakları iş dışında çalışmamalar. Bu kurumlar bu kadar büyük paraları nereye harcadıklarını, kimler eliyle harcadıklarının hesabını vermek durumundalar. Pensilvanya’da talimat aldı dedi sayın Başbakan. Bakın ben eski İçişleri Bakanı’yım. Devlet yönetmek ciddi bi iştir. Koskoca Başbakan… Türkiye’deki ciddiyetsizlik kurumlara yansımış, birer çiftik, bu çiftlikleri doğaya götüreceğiz, herkes kendi işini yapacak.

Oğuz Haksever: En çok dikkat çeken vaadiniz, kredi borçlarının devlet tarafından üstlenilmesi. Bu konuda nasıl bir çalışma yapıldı?

Meral Akşener: Durmuş beyin başında olduğu bir ekip hazırladı onu. Türkiye Dayanışma Fonu diye bir fon. 4,5 milyon insan kredi kartı takibi sebebi ile takipte. Bunların 100 liralık borçlarının 10 lira karşılığı tahsilat şirketlerine verildiği de bir gerçek. Bu insanlar tacize uğruyor, her gün bir haciz avukatı kapılarında. Sosyal facialar, intihar edenler var. Emekliler var, öğrenciler var. Çiftçilerin bir kısmı var. Ama bunlar büyük krediler alıp da batırmış değiller. Bunlar günlük hayatını sürdürebilmek için mecbur kalan bir kitle. Kirasını ödemek için, çocuğunun gıdasını temin etmek için almış. Alıp lüks harcamalar yok içinde. Biz bunların tamamını sileceğiz. Bir de nispeten minik bir geliri olan var, onların yüzde 80’ini silip yüzde 20’sini yapılandıracağız. Bu ne kadar tutuyor biliyor musunuz? Sadece 8 milyar Türk Lirası tutuyor. Bir defaya mahsus sileceğiz. Daha ilginci 2018 bütçesinin yüzde 1’i. Hani şu kiralarla ilgili sayın Mehmet Şimşek’in fındık fıstık parası dediği mesele var ya. Devletin araç kiraları, yandaş müteahhitlerden bakanlıkların fahiş fiyata kiraladıkları vesaire… Ondan daha az bir rakam. Bu insanları tekrar hayata kazandırmanın bir yolunu açmıi olacağız. Dolayısıyla bu en iddialı projelerimizden biri.

Oğuz Haksever: Beyannamenizde Merkez Bankası ile ilgili düzenlenmelerden bahsediyorsunuz.

Meral Akşener: Sayın Erdoğan, her şeyi biliyor. Ekonomi yönetmeyi biliyor. Müfredat, TEOG konusunu her şeyi biliyor. Ben seçilirsem ekonomisleri yöneteceğim. Ekonomiyi değil. Buradan yola çıkarak şunu söylemeye çalışıyorum. Merkez Bankası’nın işi para politikalarıdır. Faizi indir kaldır diyemez siyasetçi. Onu bağımsız, yetkileriyle siyasi vesaitten alandan çıkarmak zordunayız.

Oğuz Haksever: Kalkınmanın yerelden başlama vaadi. Ayrtıntı alabilir miyiz?

Meral Akşener: Türkiye’de uzun bir zamandır hiçbir şey üretilmiyor. Hem tarım gitti, hem sanayi gitti. Dünya endüstri 4.0’ı konuşurken biz erken sanayisizleştirildik. 70 milyar dolarlık varlık satıldı. Fabrikalar, limanlar, madenler satıldı. 453 milyar dolar borç alındı. 16 yılda hepimizden 2 trilyon dolar da hepimizden vergi toplandı. Yuvarlarsak 2,5 trilyon dolarlık bir geliri oldu 16 yılda Türkiye’nin. Bir tane fabrika yapıldı mı, hayır. Özel sektöre bir fabrika yapılsın, biz de destek olalım denildi mi, hayır. İstihdama yönelik inşaat dışında herhangi bir sektör tercih edildi mi, hayır. 21. yüzyılın en önemli şirketleri teknoloji şirketleri. Buralara özel bazı iyimser ayrımcılıklar ortaya kondu mu, hayır. Eğitim rezalet bir durumda. Sabah erken kalkan sistem değiştiriyor. Gelelim tarıma. Türkiye kendine yeten bir ülkeydi. Şu anda buğday, sarımsak, mercimek, nohut aklınıza ne gelirse ithal ediliyor. Böyle bir acayiplik var. Yerelden nasıl kalkındıracaksınız. Önce tarımı kalkındıracaksınız. ABD’de çiftçi, dolar üzerinde baktığınızda 2 lira civarında mazot kullanıyor, dünyanın bütün ülkeleri çiftçisini koruyor. Biz de çiftçinin yok edilmesinin sebebi pahalıya ürün üretiliyor diye. Siz bazı teşvikleri girdiler üzerinden vermezseniz mücadele edemez. Sonra sanayiyi tarımın içine koymazsanız gene mücadele edemezsiniz. Yerelden kalkınmasının manası bu. Devletin yapması gereken büyük projeleri müteahhitlere yaptıracaksınız, Hazine ve müşteri garantisi vereceksiniz. Dolayısıyla şu anda yine siz borçlusunuz. Ama millet kahvehanesini de kendiniz yapacaksınız. Devlet böyle bir şey değil.

Oğuz Haksever: İşsizlik oranını 5,6 düşürmeyi vadediyorsunuz. Nasıl olacak?

Meral Akşener: Yılda 50 milyar dolarlık yatırım yapacağız. Bu üretime yönelik yatırım olacak. Bu inovasyon ve girişmcilik denilen yerde Türkiye parasal olarak destek veriyor. Ama sürdürülebilir değil. Pazar desteği vermiyor.

Oğuz Haksever: Asgari ücretin vergi dışı bırakılması... Bu, her siyasi partinin vaatleri arasında yer alır da iktidara gelince pek uygulanmaz. Sizin farkınız ne?

Meral Akşener: Biz en hazırlıklı siyasi partiyiz. Çok iyi bir ekonomik kadromuz var. Gerçekten çok iyi. Çok iyi bir hukuk, sosyal politikalar kadromuz var. Asgari ücreti doğrı düzgün hesaplamazsak hem Durmuş Yılmaz hem Ayfer Yılmaz, böyle boş vaatle işin içine girilmez. Yoksulluk sınırın altında. Türkiye yoksullaştırılıyor. Bunun üzerinden siyasi bir rant var.

Oğuz Haksever: Sizin yönetiminizin eğitim politikası nasıl olacak?

Meral Akşener: İyi okul, kötü okul, devlet okulu özel okul, vesaire gibi ayrımcılık olmaz. Bu ülkeden Aziz Sancar çıktı. Mardin lisesi mezunu… Fırsat eşitliğini sınıflar arası geçirgenliği ortadan kaldıran bir eğitim anlayışı var. Bunu ortadan kaldıracağız.

Oğuz Haksever: Doktorların mecburu hizmetini kaldırmaya yönelik vaadiniz var.

Meral Akşener: Hastanın daha kolay ulaşabileceği doktorun da hizmet ederken kendiniz daha iyi hissedeceği bir sağlık bakış açımız var. Müşteri garantisi verilmiş şehir hastaneleri var. Doktorlar burada esir. Doktorlardan sözleşmeyle hizmet alınıyor. Doktorlara performans sistemi geldi. MR çekme oranı, hasta bakma sayısıyla performans ölçülen bir doktor bakış açısıyla karşı karşıyayız. Doktorun dayak yediği bir sağlık mantığından bahsediyoruz. Mecburu hizmetin özendirilmesi başka bir şey, kafasına vura vura bir yere göndermek başka bir şey. Şu anda devlet hastaneleri azalıyor, şehir hastaneleri kuruluyor. Şehir hastanelerinden İngiltere vazgeçti, biz yapıyoruz. Doktorların durumu vahim. Üniversite hastanelerinin içi boşaltıldı.

Oğuz Haksever: Bedelli askerlik konusunda ne diyorsunuz?

Meral Akşener: Biz asker milletiz. Her evden bir asker çıkmasının manevi bir yönü var. Biz gençlerimizi gerçekten kısaltılmış fakat o yeteneklerin verilebileceği bir planlama yaptık. Bedelli askerlik isteyenler kendi içlerinde haklılar. 1 milyona yakın insan. Bunlar zengin çocukları değil. Genellikle iş bulmuş, gidip geldiği takdirde işinde olacağını düşünen, çeşitli ailevi problemleri olan insanlar. Bunların da bu çerçeve içinde çözüleceği bir sistem getireceğiz. Askeri liselerin açılması ilk yapacağım işlerden biridir.

Oğuz Haksever: Genç işçilere vatandaşlık maaşı diyorsunuz.

Meral Akşener: Gençlere iş vermek devletin görevidir. 500 lira maaş vereceğiz. İş üretmek birinci önceliğimiz. Kamunun satın alma meselesini tek elde toplayacağız. Yüzde 10 tasarruf yapacağız. TRT’ye yıllık 2,5 milyar Türk Lirası para ödüyoruz. TRT’yi özelleştiriyorum. Her yıl bu para cepte kalıyor. Kaynağı böyle sağlayacağız. 4 milyon Suriyeli Türkiye’de. Suriye ile ilişkilerimizi düzeltip bu 4 milyon Suriyeli’yi sağ salim ülkelerine gitmelerini sağlayacağız. 150 milyar Türk Lirası para harcanmış. Bu da cepte.

Oğuz Haksever: Kürt yurttaşlarımızın sosyo-ekonomik kültürel sorunları hakkında İYİ Parti ne diyor?

Meral Akşener: Kürt sorunu derseniz, Kürtleri bir sorun olduğunu şuur altına enjekte edersiniz. Kürt sorunu var derseniz bunun çözümü siyasidir. Bireysel haklar konusunda Türkiye’nin her yerinde problem var. Kürtlerin sahibi sayanlar var kendilerini, bir tarafta da demokrasi talebi içinde olanlar var. Güneydoğu’da ya da batı illerinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımız, şikayetlerini dile getirme hakkına sahiptirler.

Oğuz Haksever: Kadınlar konusunda geniş yer verdiniz beyannamede.

Meral Akşener: Eğer kadını siz ekonominin içine koymazsanız atıl bir güç dışarıda kalıyor. Kadının ekonominin içine girmesi mutlaka sağlanacaktır. Kadının istihdamı çok önemli bir şey. Hem kızların okutulması, hem istihdam edilmesi… Orada bir iyimser ayrımcılık kullanacağız.