Mete Çubukçu: İsrail ayağına kurşun sıktı

"Kayıp kişiler denize atılmış olabilir, aktivistlerle ilgili büyük bir karartma vardı. İsrailliler her aşamada pürüz çıkardı, bu saatten sonra bilgi vermezler." NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, üç günde yaşananları  anlattı.

03.06.2010 - 12:30

NTV Haber Müdürü Mete Çubukçu, kanlı baskının gerçekleştiği sabah hemen İsrail’e hareket etti ve yaşananları üç gün boyunca yerinde izledi. İsrailli radikal fanatiklerin gösterileri altında yayın yaptı, havaalanındaki atmosferi an be an NTV izleyicilerine aktardı.


Mete Çubukçu, Yazı İşleri programında Mirgün Cabas’a İsrail’de neler yaşadığını anlattı.

“Dün sabah saat 10.00 gibi havaalanına geldiğimizde Türk yolcuların büyük bir bölümü 2 saattir havaalanında bekletiliyordu. Gece 12 gibi uçakların havalandığı düşünülürse bekleme yaklaşık 16 saat sürdü.

Yolcu nakilleri çok zaman aldı, yaralıların durumları uzun süre müzakere edildi. Türkiye’den gelen Kızılay doktorları ve yaralı yakınlarıyla İsrailliler durumu analiz etti.

Uçaklara getirilenlerle İsraillilerin ellerindeki listelerin bazıları uymadı, listeler defalarca sayıldı. İlk uçağa binenler yaklaşık 8 saat pistteki uçağın içinde bekletildiler.

HER AŞAMADA PÜRÜZ ÇIKARDILAR
Kanaatim, sürecin her aşamasında küçük de olsa İsrailliler pürüz çıkardı, diplomatik kaynaklar çok yardımcı olundu dese de. Hem yolcuların uçaklara dağıtılışında, hem uçağa gelişde. Her aşamada süreyi biraz daha uzatma çabası hissediliyordu.

Aktivistler tamamen izole bir şekildeydi, Müsteşar Nabi Avcı ve AKP milletvekili Hüseyin Tanrıverdi bile ancak uçakta görebildiler.

Başbakan açıklama yapmıştı, ‘Tek bir yolcu kalmadan herkes birlikte dönecek’ diye. Bunu yolculara sordular, onlar da bu fikri destekledi. ‘Aktivistler herkes gelene kadar burada beklemeye razıyız’ dediler. Yolcuların moralleri de iyiydi, son bir kişi kalmayıncaya kadar beklendi.

BÜYÜK BİR KARARTMA VARDI
Hem öldürülen insanlar konusunda, hem toplama merkezine konulan aktivistlerde büyük bir karartma vardı. Diplomatlarımıza bile bilgi verilmedi. Kimliklerin belli olmamasının birkaç gerekçesi var, ilk akla gelen üzerlerinden kimlik çıkmamasıydı. Ancak gemideki arkadaşları veya İHH temsilcileriyle morgda bir yüzleştirme yapılmadı. Bunu çok fazla umursamadılar.

KAYIP KİŞİLER DENİZE ATILMIŞ OLABİLİR
2-3 tane kayıp olduğu yönünde bilgiler var, dün bundan bizim de haberimiz vardı ancak bültenlerde çok fazla altını çizmedik. Olup olmadığını bilmiyorduk, İsrail’in elinde tutup vermediği bazı insanlardan söz ediliyordu ve o kargaşa içinde kayıp kişilerin bu insanlar olup olmadığını öğrenemedik. Bu isimlerin denize atılmış olabileceği ihtimali üzerinde duruldu.

İSRAİL BU SAATTEN SONRA BİLGİ VERMEZ
Listeler İstanbul’da da karşılaştırıldı ve şu an 2-3 kişi kayıp, akıbetleri bilinmiyor. Ben İsrail’in bu saatten sonra bilgi vereceğini düşünmüyorum, uçak kapıları kapandıktan sonra ‘Herkesi bindirdik’ diyecektir. Eğer İsrail’in elinde değilse bu 2-3 kişi denize atılmış olabilirler.

'ASKERLERİMİZ KAHRAMANCA DİRENDİ' DİYORLAR
Zaten İsrail’de belli bir kesim  dışında esen hava –bu kesimin yoğun ve sert bir muhalefeti de var, bunu da eklememiz lazım- olaya meşru müdafaa olarak bakıyorlar. Yapılan yorumlarda ‘Askerlerimiz kahramanca direndi, saldırıya maruz kaldılar’ deniliyor. Silah dedikleri şey her geminin mutfağında olabilecek bıçaklardı. Biraz mağduriyet üzerinden bu işi götürmek istiyor, intibam bu yönde.

BÜYÜK ÇOĞUNLUK İMZA ATMADI
İmzalatılan belgede 'Bir suç işledim, geri gönderiliyorum' şeklinde ifade vardı, büyük çoğunluk bunu imzalamadı. Bu imzaya zorlandılar, çünkü İsrail uluslararası bazı sorumluluklardan kurtulmak için böyle bir imza almayı seçmişti.

Baktığımız zaman, elbette 9 tane ölü var ancak İsrail kendi ayağına kurşun sıktı.”

İSRAİL DAHA FAZLA UZATAMAZDI
Mete Çubukçu, şöyle devam etti:

“İsrail, ilk gözaltılar olduğunda belki gerçekten aktivistleri yargılamak istiyordu. Sağcı gazeteler, baskına fiyasko diyorlar. Nedeni ise, ‘bu kadar eğitilmiş profesyonel komandolarımız aktivistlerden dayak yer’ diye soruyorlar. Bence İsrail bunu daha fazla uzatamazdı, çünkü dün mahkemeye başvuruldu ancak mahkeme bunu görmezden geldi. Türkiye’den ve etraftan gelen baskılara dayanamazdı, en önemli göstergesi de Refah sınır kapısını ikinci gün açtı. Bu kapı 4 yıldır kapalıydı ve hiçbir şey giremiyordu. Bu gemiler biraz da Refah sınır kapısı kapalı olduğu için yola çıkmıştı.”

YİNE DE BİR UMUT VAR
Mete Çubukçu, İsrail’deki havayı ise şöyle özetledi:

“Özellikle ikinci intifadadan sonra, intihar saldırılarından sonra barış cephesi veya sol partiler büyük güç kaybına uğradı. Ama yine de bir umut var, medyada çok ağır eleştiriler çıktı. İsrail’de doğrudan hükümeti eleştirmek çok zordur, hem de çok sert ifadelerle. ‘7 aptal bakanın kararı’ başlıkları atılabildi. Baskını 1947’deki Exodus seferine benzetenler oldu, Filistin topraklarına gelmek isteyen Yahudileri İngilizler kovarlar ve geminin başına gelenler Mavi Marmara’ya benzetildi. Gazze’deki ambargonun nasıl fiyaskoyla sonuçlandığını anlatanlar var ancak sokaklardaki genel hava baskını destekler mahiyette. Özellikle Türkiye-İsrail ilişkileri tamamen dibe vurmuş durumda. İsrail hükümetinin giderek kendini yalnızlaştırdığını ve şizofrenik havaya büründüğü yorumlarını yapanlar var.”

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...