Mevlana Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Şeb-i Arus törenine katılan Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, törenin başında tokalaştı.

Mevlana Merkezi'ne önce Başbakan Erdoğan geldi. Daha sonra Mevlana Merkezi'ne gelen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile tokalaştı.

İki lider salona girişlerinde alkışlarla karşılandı.

Kayseri’deki yolsuzluk iddiaları siyasette yeni bir gerginliğe yol açmış, Erdoğan ve Kıllıçdaroğlu'ndan sert açıklamalar gelmişti. Uzun bir aradan sonra iki lider ilk kez Konya'da bir araya geldi.

Mevlana'nın 'gel' çağrısına uyarak dünyanın dört bir yanından, her yıl yüz binlerce insanın Konya'ya geldiğini ve burada ruhunu dinlendirdiğini, vahdet denizine daldığını ifade eden Başbakan, şunları söyledi:

Burası Allah dostlarının otağıdır, burası gönül erlerinin ocağıdır. Bu Şeb-i Arus'da Hazreti Şems'in, Hazreti Mevlana'nın diyarından bütün dünyaya, bütün insanlığa selam olsun. Ortak paydalarımız var. Yunus Emre'nin, Hacı Bayram Veli'nin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Akşemsettin'in, Eşrefoğlu Rumi'nin, İbrahim Hakkı'nın, Niyazi Mısri'nin diyarından bütün yaratılmışlara selam olsun.''

Hazreti Mevlana'yı, yüzyıllardır, gecenin karanlığında yolları aydınlatan ''parlak bir ay'' olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, bu aşk yolunda yürüyenlerin, dün olduğu gibi bugünde, Yunus Emre'nin ifadesiyle, yaratılanı yaratan'dan dolayı sevdiklerini, 72 millete bir gözle baktıklarını ve yeryüzünde daima adaleti temsil ettiklerini vurguladı. Binlerce hikmetin gizlendiği divan edebiyatı ve binlerce sırrın saklandığı halk edebiyatının, şiirlerin, şarkıların, manilerin, masalların yüzyıllardır hep bu gerçeği anlattığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hazreti Mevlana'nın kandilini uyandırdığı Mevlevi dergahları yüzyıllarca sadece bu topraklarda değil, Kudüs'ten Bosna'ya, Selanik'ten Trablus'a, Şam'dan Bağdat'a, Üsküp'ten Mostar'a büyük bir aşkla farklı kavimleri, farklı dilleri, farklı toplumları aynı ruh ve mana potasında eritmişlerdir. O Mevlevi dergahları, tıpkı Hacı Bektaş-ı Veli'nin kandilini tutuşturduğu Bektaşi dergahları gibi, tıpkı Ahi Evran'ın kurduğu Ahi teşkilatı gibi, tıpkı Nizamiye medreseleri gibi sadece insanların ruhlarını terbiye ile kalmamış, aynı zamanda sanat, edebiyat ve musiki merkezi gibi yüzlerce yıl insanlığa hizmet etmişlerdir.

Hazreti Mevlana bütün eserlerinin özeti olarak -az önce de ifade edildi- 'hamdım, yandım, piştim' derken bize aslında aşk yolunun reçetesini gösteriyor. Bu aşk yolundan Ferhat gibi sevda ile gittiğimiz içindir ki dağları deldik. Mesele Ferhat olmak ve Şirin'e kavuşmaktır. Bugün de insani değerleri savunmak adına bütün insanlığa söyleyecek sözlerimiz var. Bu aşk yolunda sevda ile mesafe aldığımız içindir ki bugün bütün dünyada hakikatin sesi daha çok duyuluyor. Bu yoldan gittiğimiz içindir ki, bütün dünyanın var gücüyle üstümüze geldiği zamanlarda bile ruhlarımızı kimse esir almaya muktedir olamıyor. İnşallah daima 'istikamet' üzere olacağız, daima hak ve hakikatten yana durmaya devam edeceğiz.

Bu 'vuslat gecesinin', bu 'büyük kavuşmanın', bir tören olarak görülmemesi gerekiyor. Zira bu gece, gecelerden bir gece değildir. Bu gece 'hayat', 'ölüm' ve 'ebedi hayat' üzerine düşünerek değerlendirmek zorunda olduğumuz, ''hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmemiz gereken'' bir gecedir. Unutmayalım ki kaynağından aldığı ışığı bize yansıtan Hazreti Mevlana'nın yolu hayat kitabı olan, alemi nuruyla aydınlatan Kuran'ın yoludur. O, bizzat kendi yolunu, 'ben Kuran'ın kölesiyim, Hazreti Muhammed'in ayağının tozuyum' diye tanımlamıştır. Öyleyse ışığın kaynağı, memba-ı o ulvi kitaptır. O yolun kılavuzu kainatın efendisi, efendimizdir.''

Türkiye'nin ve Türk Milletinin 'ruh kökü'nün Mevlana ve onun gibi olanların irfan ve ilimleriyle mayalandığına işaret eden Başbakan Erdoğan, Sema ve Semahın yüzyıllardır insanlara birlik denizini anlattığını, bunun hep böyle olması gerektiğini kaydetti.

Erdoğan, ''Bugün burada, bütün farklılıklar, bütün renkler, bütün kokular birlik içinde erimiştir. Burada, hakikati kendi tekelinde görmek, kendisi gibi düşünmeyenleri yok saymak, kendini başkalarından üstün görmek asla kabul edilemez. Bu bir ideoloji değil; bu bir inançtır, bu bir hayat felsefesidir, bu bir medeniyettir. Bu inancın, bu medeniyetin kaynağı hiç şüphesiz, tartışmasız Kuran'dır''dedi.



CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, etkinlikte yaptığı konuşmada, büyük bir inanç adamının, büyük bir düşünürün ve büyük bir hoş görü abidesinin manevi huzurunda olmaktan duyduğu mutluluğu ifade etti.

Kemal Kılıçdaroğlu, Mevlana'nın bütün hayatını ''Hamdım, piştim, yandım'' sözleriyle özetlediğini anımsatarak, şöyle konuştu:

''Mevlana, gönüllerimizde yaşamaktadır. Mevlana, Anadolu aydınlanmasının öncüleri olan Şeyh Edebali, Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre'nin de çağdaşıdır. Sahip olduğumuz manevi değerlerimiz bu yüce şahsiyetlerle şekillenmiştir. Tevazu, sevgi ve hoşgörü, Mevlana'nın en belirgin hayat çizgisi olmuştur. Nitekim Mevlana denilince hoşgörü ve sevgi hatırlanır. İslam'ın yüksek ahlak kurallarını, onun kadar insanlığa yansıtan çok azdır. Mevlana bütün çağların en büyük manevi önderlerindendir. Onun örnek kişiliğinin özellikleri eşsiz söz ve şiirleri hala milyonlarca kalbe tüm tazeliğiyle heyecan vermektedir.''

Kılıçdaroğlu, ''Şayet Mevlana'nın öğretilerindeki yüksek insani ve ahlaki değerler tüm dünya tarafından kabul görseydi düşmanlıklar, savaşlar, şiddetler ve vahşetler asla olmazdı'' dedi.

Mevlana'nın, mal, mülk, makam ve şöhret gibi dünyanın geçiciliğine ve çekiciliğine aldanmadığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, onun yalnız Allah'a kul olduğunu, asla kula kulluk etmediğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, Mevlana'nın, yöneticilerin halka yakın olmasını ve halktan birisi gibi davranmalarını istediğini belirterek, şunları kaydetti:

''Mevlana, yöneticilerin, zulüm ve haksızlıktan uzak durması gerektiğini şu sözlerle belirtir, 'Ey yönetici, senin hükmün adalettir, azgınlık değil. Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına nasıl reva görürsün. Size ne diyeyim. Çoban ol demişler, kurt oluyorsunuz. Bekçilik et demişler, hırsızlığa kalkıyorsunuz'. Mevlana, 'Adalet tek yüce şeydir, tek değerli bir incidir. İstekleri, dilekleri koruyan adalettir, geceleri damlarda sopalarını vuran bekçiler değil' der ve adaletin herkese hakkını vermekten geçtiğini söyler''

Kılıçdaroğlu, Mevlana'nın insanlık onurunun incitilmesine daima karşı olduğunu belirterek, ''Sadaka yoksulu yakmak, şefkat gözleyen gözü kör etmek değildir'' dediğini anımsattı. Mevlana'nın en belirgin özelliğinin tevazu ve hoşgörü olduğunu, insanları dil, din, ırk ve renk bakımından ötekileştirerek düşmanlığı körükleyen anlayışa karşı durduğuna işaret etti.

Mevlana'ya göre sevgi ve hoşgörüyle aşılmayacak kapının olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu ''Bu vuslat gecesinde, bizler sonsuz sevgi üretilen bu topraklarda, kin ve nefret eken her türlü girişime karşı çıktığımız gün Mevlana'nın büyük mirasına layık olduğumuzu ispat etmiş olacağız'' diye konuştu.