Hızlanan türban trafiğinde bugün de yeni gelişmeler var.

MHP'den AK Parti'ye yeni bir türban önerisi gelirken, dün bütün partilere karşı açıklama yapan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'ya da yanıt verildi.

Parti adına açıklamayı Grup Başkanvekili Oktay Vural yaptı. Oktay Vural şu ifadeleri kullandı:

''AKP ve CHP'nin başörtüsü konusundaki tutumlarını ikirciklidir. Bu konuyu bir seçim yatırımı olarak değerlendirdiklerini görmekten üzülüyoruz.

AKP ve CHP'nin oynadığı oyunun hepiniz farkındasınız. Birisi 'çözeriz' diyor birisi 'gel çözelim' diye söylüyor, birisi 'dokunulmazlık olsun' diyor, öbürü 'CHP'siz olmaz' diyor. Bu aktörler, trenciler, bağcılar beraber, birlikte bu meseleyi bir siyasi rant aracına dönüştürdü. Biz bu oyunun içinde olmayı reddediyoruz. 'Partilerarası bir mutabakatla bu sorun çözülsün' şeklinde irademiz vardı ama CHP komisyona üye vermiyor. BDP de 'başka konular olsun' diyor. AKP'ye çağrımız şudur; komisyonu boş verin, komisyonda tartışılacak bir konu yok. Biz bu konuda açık ve net olan irademizin arkasındayız. Bu konularla ilgili 411 milletvekili ile gerçekleştirdiğimiz anayasa değişikliğini ve YÖK Kanunu Ek 17. maddedeki değişikliği konusundaki imzalar buradadır. Mutabakat metnimiz buradadır. İki parti bunları Parlamentodan geçirmek için söz vermiştir. Bunlar ıslak imzadır. Bu imzanın namusuna ve iradesine sahibiz. Bu imzaya sahip çıkmaya davet ediyoruz. İster anayasa değişikliği, ister YÖK Ek 17. Madde, hodri meydan. Geliniz bu anayasa değişikliği ya da YÖK Ek 17. Madde'deki değişikliği gerçekleştirelim.

Başbakan 'çoğunluğumuz yok' diyor, çoğunluğumuz var; 411 milletvekili. 'Çoğunluğa sahip değiliz' diyen Başbakan'ı, 411 teklifine sahip çıkmaya devam ettiğimizi ifade etmek istiyorum. Biz bu çoğunluğu sağlamaya hazırız. Daha önce vardığımız mutabakat çerçevesinde getireceğiniz öneriyi aynen destekleyeceğimizi beyan ediyoruz. Getirin bunları Meclise.

Umarım, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının açıklaması çerçevesinde bu meselenin çözümü konusunda adım atmaktan imtina etmezler.

Başörtüsünün üniversite dışında başka yerlere sirayet edeceğini düşünmüyoruz. Buna ilişkin vehimler oluşturmanın anlamı yoktur. Çözümün, çerçevesi dışına çıkması mümkün değildir.

Umarım Yargıtay Cumhuriyet Başavcılığı'nın açıklaması AKP'nin değirmenine su katmaz, yeni mağduriyet edebiyatlarıyla bundan siyasi rant elde etmek amacıyla bu açıklama hazırlanmamıştır. Başsavcının görevleri bellidir. Görevleri içerisinde bunlarla ilgili açıklama yapma görevi yoktur. Biz hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Hukuk içerisine bunun çözüleceğine de inanıyoruz. Dolayısıyla hiç kimse hukuk içerisinde aradığımız bir çözümü engellemeyemez. Milletini hukukun yapmamızı engelleyemez. Bu açıklamayı yapmak görevi değil. Biz hukuku nasıl yapmamız gerektiğini biliyoruz. Bu sorunun da yasal çerçevede çözülmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

Yasal çerçevede çözüm noktasında her kurumun görevi ayrıdır ama siyaset kurumunun bu sorunu hukuk çerçevesinde çözme iradesini yok saymak doğru değildir. Mağdur edebiyatına alışkın bir AKP'nin bundan siyasal bir rant elde etmesine yönelik daha önce tekerrür etmiş bir takım girişmeleri de dikkate aldığımız zaman, maalesef bir takım kurumlar halen AKP'nin bu siyasetine çanak tutmaktadır. İrademizle hukuk oluşturduğumuzu ve bu hukukumuzun da Cumhuriyetimizin temel özellikleriyle çelişir değildir.''

Vural, ''Kapatma davası bekliyor musunuz?'' sorusuna ''Biz yasalara ve anayasaya aykırı hiçbir şey yapmıyoruz. Milletimizin şu ya da bu nedenle eğitim hakkından mahrum bırakılmasını da doğru bulmuyoruz. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının böyle bir açıklama yapmasını da doğru bulmuyorum. Çok yersiz bir açıklamadır. Kimse bizim irademize ipotek koymasın. Hangi konuyu nasıl anayasaya uygun şekilde çözmemiz gerektiğini biliyoruz'' karşılığını verdi.

Vural'ın ardından açıklama sırası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'deydi.

Bahçeli, şunları söyledi:

''MHP, 2008 yılında AKP ile varılan yazılı mutabakatın bütün unsurlarına bağlı olmayı sürdürmektedir. İktidar partisinin bu esaslar çerçevesinde TBMM çatısı altında başlatacağı girişimi desteklemeye hazırdır.

Yargı organlarının sınırları da Anayasa ve kanunlarla belirlenmiştir. TBMM üzerinde 'yargı kayyumluğu' tesisi anlamına gelecek açıklamalar bu bakımdan TBMM'nin görev ve yetkilerine kabul edilmez müdahalelerdir.''