NTV

Milli Savunma Bakanı Canikli'den S-400 açıklaması

Anadolu Ajansı

Türkiye

Milli Savunma Bakanı Canikli, S-400'lerin ilk teslimatının 2019'da gerçekleştirilmesinin planlandığını açıkladı. Bakan Canikli, NATO tatbikatındaki skandalın da kesinlikle cevapsız bırakılmayacağını söyledi.

Son dakika haberi! TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Milli Savunma Bakanlığı, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Akaryakıt İkmal ve NATO Pol Tesisleri İşletmesi Başkanlığı'nın 2018 yılı bütçeleri görüşülüyor.

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, görüşmeler sırasındaki sunumuna, yıllardan beri ardı ardına işgallere uğrayan, iç savaşların ve ihtilafların yaşandığı Irak ve Suriye gibi iki komşuya sahip olan Türkiye'nin, bu coğrafyanın tam merkezinde olduğuna dikkati çekerek başladı.

Çatışmalarda yüzbinlerce insanın hayatını kaybettiğini, büyük ölçekte iktisadi ve sosyal hasarların meydana geldiğini belirten Canikli, yaşanan hadiselerin Türkiye'yi de etkilediğini ifade etti.

Canikli, "Etrafımızdaki savaşlara, farklı terör örgütlerinin kanlı eylemlerine, hasımlarımızın türlü çabalarına, oyunlarına ve hatta zaman zaman müttefiklerimizin o kavram içine sığmayan, sığması mümkün olmayan politikalarına rağmen Türkiye, Türk milleti dimdik ayaktadır" diye konuştu.

Bölgesel ve küresel barış ile huzur ve istikrar için güçlü ordu ve milli savunma sanayinin gerekli olduğunu vurgulayan Canikli, "Özellikle son yıllarda, daha önceki dönemlerde çok rahatlıkla temin edebildiğimiz savunma sistemleri ve onların yedek parçalarını son yıllarda aynı ittifak içinde olduğumuz dost ülkelerden temin etmekte zorlandığımızı ve bunun örtülü ambargo şeklinde ortaya çıktığını da belirtmek gerekiyor" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin FETÖ, PKK, DHKP-C, El Kaide ve DAEŞ'e kadar uzanan geniş bir yelpazede terör örgütleriyle kararlı bir biçimde mücadelesinin sürdüğüne işaret eden Canikli, 15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye'ninasker üniforması altına gizlenmiş FETÖ mensuplarınca kalkışılan hain bir darbe girişimine maruz kaldığını anımsattı.

Canikli, "FETÖ ihanet şebekesiyle mücadele etmek milli bir görevdir, Türkiye Cumhuriyeti'nin beka meselesidir. FETÖ’ye karşı mücadele devletin tüm kurumlarında kararlılıkla ve titizlikle devam etmektedir. Böyle bir ihanetin ülkemizde bir daha yaşanmaması için gerekli tüm tedbirleri almaktayız. Bu konuda pek çok adım attık, atmaya da devam ediyoruz" diye konuştu.

DAEŞ İLE MÜCADELE

Türkiye'nin terör örgütü DAEŞ ile mücadelede de en ön safta yer aldığını dile getiren Canikli, şunları söyledi:

"Türkiye başından bu yana DEAŞ'la Mücadele Küresel Koalisyonu'na aktif destek sağlamış, hava üslerini koalisyon hava araçlarına açarak hava sahasının kullanımını sağlamış ve eğit-donat programına destek vermiştir. Suriye’de icra edilen Fırat Kalkanı Harekatında Özgür Suriye Ordusu ile 243 yerleşim birimini kapsayan toplam 2 bin 15 kilometrekarelik alan DEAŞ'ten temizlenmiştir. Bu operasyon süresince 2 bin 647 DEAŞ mensubu etkisiz hale getirilmiş ve böylece ülkemize yönelik tehdit bertaraf edilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin harekatta konuşlanma ihtiyaçlarına yönelik üs bölgesi kurulması çalışmaları büyük oranda tamamlanmıştır. Fırat Kalkanı Harekatı sonrasında terörden arındırılmış bölgede altyapı çalışmaları ile birlikte güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir."

"ÜÇ GÖZLEM NOKTASI TESİS EDİLDİ"

Canikli, terör örgütü PKK ve uzantıları PYD/YPG'nin Suriye ve Irak'ta DAEŞ'le mücadele kisvesi altında kendilerine alan açarak siyasi güç kazanmayı amaçladığını belirterek, "Özellikle altını çiziyorum ki bu tür oluşumlara kesinlikle müsaade edilmeyecektir" dedi.

DAEŞ sonrası dönemde Suriye'de PKK/PYD/YPG terör örgütüyle iş birliğinin sürdürülmesinin, bölgeyi içinden çıkılamaz şiddet sarmalına sürükleme potansiyeline sahip olduğunu ifade eden Canikli, "Basında ifşa edildiği gibi sözde Suriye Demokratik Güçleri kisvesi altında PKK/PYD/YPG terör örgütünün DEAŞ teröristlerini Rakka'dan tahliye etmesi, terör örgütleri arasında bir fark olmadığını ve kendi amaçları doğrultusunda her durumu istismar ettiklerini ve bu terör örgütlerinin aynı merkezden kumanda edildiğini çok açık şekilde göstermektedir" ifadelerini kullandı.

Altıncı Yüksek Düzeyli Astana Toplantısı'nda, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi ilan edildiğini anımsatan Canikli, "Gerginliği Azaltma Bölgesinde, kontrol noktaları oluşturulması maksadıyla, bugüne kadar üç gözlem noktası tesis edilmiştir. Toplamda 12 gözlem noktası tesis edilecektir" açıklamasında bulundu.

"AÇIKLAMALAR BU SİLAHLANMAYI İZAH EDEMİYOR"

Özellikle ABD tarafından terör örgütü PKK/PYD/YPG'ye verilen silahların Türkiye'deki bazı terör eylemlerinde kullanıldığını vurgulayan Canikli, "Bu bilgiyi başta ABD olmak üzere ilgili bütün yetkililerle en somut, net şekilde defalarca paylaştık" dedi.

Bir terör örgütünün başka bir terör örgütüyle iş birliği yapılarak yok edilemeyeceğine dikkati çeken Canikli, şöyle devam etti:

"Söylem olarak, 'YPG unsurlarını arazide PKK'dan ayırdıkları ve o şekilde muamele ettikleri ve o anlamda Türkiye'ye yönelik oradan bir tehdit söz konusu olmayacağı' şeklinde güvence vermeye çalışıyorlar. Ama bunun da hiçbir şekilde geçerliliğinin olmadığını biz tespit ediyoruz. Ortaya konulan ifadeler ve söylemlerin arazide gerçekleşen fiili durumla örtüşmediğini belirtmemiz gerekiyor. Şu ana kadar çok ciddi sayıda ve DEAŞ ile mücadele konseptinin de çok ötesinde bu yapıya ciddi bir silah desteği sağlanmış ve halen sağlanmaya devam edilmektedir. Görüşmelerimizde 'Bu silahların önemli bir bölümünün YPG'ye değil, kendi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla aktardıklarını, gönderdiklerini' ifade etmişlerdir. Biz de bunun üzerine, gönderilen silahların ve mühimmatın, araç gereçlerin en az 25-30 bin kişilik bir orduyu teçhiz edebileceğini bildirdik. ABD'nin Suriye'de resmi olarak 500 kişilik askeri varlığının olduğunu biliyoruz. Onların bir generalinin bir toplatıda 4 bin sayısını zikretmesi söz konusu. 4 bin bile olsa, onların ihtiyaçlarının çok üzerinde silah sevkiyatı olduğunu, burada bir mantıksızlık, tutarsızlık olduğunu bunu keskin ifadelerle kendilerine aktarıyoruz. Geldiğimiz nokta itibarıyla aktarılan silahların 'DEAŞ ile mücadele ya da kendi ihtiyaçları' çerçevesindeki açıklamaları kesinlikle bu silahlanmayı izah edemiyor."

NATO TATBİKATINDAKİ SKANDAL

Suriye'deki krizin önemli bir ayağının da Afrin'deki gelişmeler olduğunu belirten Canikli, "PKK/PYD/YPG'nin olduğu her yer, teröristlerin bulunduğu her yer Türkiye açısından bir tehdittir ve aynı zamanda bir hedeftir. Bu kapsamda uluslararası hukuktan doğan müdahale hakkımızı kullanacağımızdan ve kullanacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın" dedi.

Milli Savunma Bakanı Canikli, 8-17 Kasım'daki NATO Komuta Yeri Tatbikatı "Trident Javelin-17" sırasında yaşanan skandala değinerek, tatbikat sırasında hangi amaca ve örgüte hizmet ettiği henüz belli olmayan iki kişinin Cumhuriyet'in kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik çirkin, provoke edici, ve ittifakın savunduğu temel değerlerle bağdaşmayan, vahim ve kabul edilemez nitelikte provokasyona imza attıklarını belirtti.

"Özellikle vurgulamak istiyorum, tarihimize, mirasımıza ve liderlerimize karşı yapılan bu saygısızlık, bu alçaklık, bu rezillik kesinlikle cevapsız bırakılmayacaktır" diyen Canikli, tatbikata katılan askerlerin geri çekildiğini, NATO Genel Sekreteri, Norveç Başbakanı ile Norveç Savunma Bakanı'nın özür dilediğini anımsattı.

S-400 HAVA SAVUNMA SİSTEMLERİNİN TEDARİKİ

Türkiye'nin balistik füze tehdidi karşısında hava ve füze savunmasının güçlendirilmesine yönelik çalışmalara da değinen Canikli, geçici çözümlerin yetersiz olduğunu, böylesi stratejik ihtiyacın başka ülkelerin inisiyatifine bırakılamayacağını vurguladı.

Uzun menzilli hava savunma sisteminin milli imkan ve kabiliyetler kullanılarak tasarlanıp üretilmesine yönelik çalışmaların devam ettiğini anlatan Canikli, şu ifadeleri kullandı:

"Aciliyet arz eden hava savunma sistemi ihtiyacımızın bir an evvel karşılanması maksadıyla Rusya Federasyonu'ndan S-400 hava savunma sistemleri tedariki için sözleşme imzalanmış, avans ödemesi gerçekleştirilmiştir. Bu satış işlemi sonuçlandırılmış, yani bu iş tamamlanmıştır. Bundan sonra ödemelerle ilgili detaylar görüşülüyor. Bir adedi opsiyon olmak üzere iki adet S-400 sistemi sözleşme kapsamında tedarik edilecektir. İlk sistemin teslimatının 2019 yılında gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Bu sistemler teslim alındığında ülkemiz önemli bir hava savunma yeteneği kazanmış olacaktır. Acil ihtiyacın karşılanmasına yönelik bu çözüm, kendi sistemlerimizi geliştirme yolundaki kararlılığımızı sekteye uğratmayacaktır."

Milli Savunma Bakanı Canikli, FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminin ardından TSK'nın personel mevcuduna ilişkin de bilgi verdi.

Canikli, "Darbe girişimi sonrasında FETÖ ile bağı tespit edilen 150'si general, 4 bin 630'u subay, 2 bin 168'i astsubay, bin 211'i uzman erbaş/sözleşmeli er ile 411 devlet memuru/işçi olmak üzere 8 bin 570 personel TSK'dan ihraç edildi" dedi.

Bakanlığın personel açığının kapatılması için 15 Temmuz darbe girişiminin ardından bin 537'i subay, 4 bin 36'sı astsubay, 3 bin 26'sı uzman/erbaş, 5 bin 790'ı sözleşmeli er olmak üzere toplam 14 bin 389 personelin temin edildiğini açıklayan Canikli, 2017 yılı fiili kadrolarının tamamlanması amacıyla askeri ve sivil personel temin faaliyetlerine devam edildiğini bildirdi.

FETÖ'nün darbe girişiminin ardından askeri eğitim alanında titiz düzenlemeler yapıldığını aktaran Canikli, 2016'da 108 bin 23 olan harp okullarına müracaat eden öğrenci sayısının, 2017'de yaklaşık 4 kat artış göstererek 436 bin 816 kişiye ulaştığını belirtti.

Harp okulları ile astsubay meslek yüksekokullarında, 2017-2018 eğitim ve öğretim dönemi için askeri öğrenci alım faaliyetlerinin tamamlanmasıyla harp okullarında 3 bin 947, astsubay meslek yüksek okullarında 2 bin 500 olmak üzere toplam 6 bin 447 askeri öğrencinin eğitim gördüğünü vurgulayan Canikli, 23 dost ve müttefik ülkeden toplam 531 misafir askeri öğrenci de Milli Savunma Üniversitesi bünyesinde öğrenimini sürdürdüğünü ifade etti.

Canikli, savunma, güvenlik, istihbarat ve kalkınma maksatlı çalışan kamu kurum ve kuruluşlarının temel coğrafi veri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla Harita Genel Komutanlığı Coğrafi Veri Merkezi kurulduğunu, güncel düşey engel verilerinin toplanması ve sunulması çalışmalarının etkin şekilde sürdürüldüğüne işaret etti.

Helikopter Engel Tespit Sistemi (HETS) projesine ilişkin bilgi veren Canikli, proje kapsamında düşey engel verilerinden yararlanılarak, pilotu ikaz edecek yazılım ve donanımdan oluşan 400 tabletin tedarik edilmesinin planlandığına değindi. Canikli, ASELSAN tarafından yapılacak 200 tabletin yakında zamanda personele dağıtılacağını belirtti.

"HEDEFİMİZ, TÜRKİYE'Yİ KÜRESEL OYUNCU HALİNE GETİRMEK"

Bakan Canikli, savunma sanayisinde temel hedefin, özgün tasarım ve ileri teknoloji yetenekleriyle Türkiye'yi savunma ve güvenlik alanında küresel oyuncu haline getirmek olduğunu vurguladı.

Silah sistemlerinin yerli ve milli olmaması durumunda, bunların en ihtiyaç duyulan zamanlarda temin edilememesi ve kullanılamaması riskiyle karşı karşıya kalınabileceğine dikkati çeken Canikli, şu ifadeleri kullandı:

"Bunun en son örneklerinden biri, Fırtına obüsünü, son derece sofistike bir silah sistemi, Suudi Arabistan, Katar ve bir ülkeye daha çok ciddi sayıda satışı gerçekleştirildi. Fırtına obüsünde MTU Alman motoru kullanılıyor. Almanya, bu motorların kullanılarak üretildiği bu araçların (Fırtına obüsleri), üçüncü ülkelerin satışına izin vermemiş ve bu ihracatlar gerçekleşmemiştir. Özellikle Suudi Arabistan ile bağlantımız milyar doların üzerinde rakama tekabül ediyordu."

Canikli, TSK'nın ve güvenlik güçlerinin imkan ve kabiliyetlerini arttırmak hedefiyle savunma sanayi atılımlarına devam edildiğini, savunma sanayisinde yerlilik oranının her geçen gün arttırıldığını vurguladı.

SAVUNMA SANAYİ PROJELERİ

Savunma sanayi projelerine ilişkin de bilgi veren Canikli, Milli Muharip Uçak Projesi (TF-X) ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nın 2030'lu yıllardan sonraki muharip uçak ihtiyacının yurt içinde özgün tasarım modeli ile karşılanacağını belirtti.

Canikli, proje kapsamında ilk uçuşun 2023'te yapılmasının planlandığını bildirdi.

HÜRKUŞ-A Projesi kapsamında iki prototip temel eğitim uçağının kabulünün yapıldığını dile getiren Canikli, prototiplerden birincisinin silahlandırılarak terörle mücadele Jandarma Genel Komutanlığına teslim edildiğini, ikincisinin test-entegrasyon aşamasının tamamlanmasının ardından yıl içinde teslim edileceğini aktardı.

HÜRKUŞ-B Projesi kapsamında Hava Kuvvetleri Komutanlığının eğitim uçağı ihtiyacının karşılanacağına işaret eden Canikli, 15 uçağın üretim ve sistem entegrasyonunun, entegrasyonu tamamlanan uçakların ise yer testlerinin devam ettiğini söyledi. Canikli, proje kapsamında ilk uçuşun Aralık 2017'de gerçekleştirileceğini bildirdi.

ATAK HELİKOPTERİ PROJESİ

Canikli, ATAK helikopterine ilişkin proje kapsamında 25 T-129 ATAK helikopterinin, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na teslim edildiğini, kalan 61 helikopterin güvenlik birimlerine teslim edilmesinin planlandığını açıkladı.

En modern milli sistemlerle donatılan, yakıt ve mühimmat kapasitesi arttırılan yeni ATAK helikopterinin geliştirileceği ATAK-2 projesinin başlatıldığını belirten Canikli, Turboşaft Motoru Projesi ile ATAK, stratejik İHA ve HÜRKUŞ'un motor ihtiyacının karşılanacağını dile getirdi.

Bakan Canikli, Genel Maksat Helikopter Projesi'ne ilişkin, güvenlik birimleri ile Orman Genel Müdürlüğünce ihtiyaç duyulan 109 T-70 genel maksat helikopterinin üretilmesinin planlandığını bildirdi. Canikli, projede kapsamında ilk helikopter teslimatının 2021'de yapılmasının hedeflendiğini kaydetti.

BAYRAKTAR TB-2 TAKTİK İHA SİSTEMİ

Canikli, 2015'ten itibaren kullanılmaya başlanan Bayraktar TB-2 Taktik İHA Sistemi kapsamında 15 silahlı, 38 Bayraktar İHA'nın teslimatının yapıldığını, toplamda 112'si silahlı 151 İHA'nın tedarik edileceğini belirtti.

TUSAŞ tarafından tasarımı ve üretimi yapılan ANKA İHA projesi kapsamında 25'i silahlı 40 platformun tedarik edileceğine değinen Canikli, 3 silahsız ve 2 silahlı İHA'nın tedarik edilerek, teslimatının yapıldığını vurguladı.

MİLLİ PİYADE TÜFEĞİ PROJESİ

Nurettin Canikli, 42 farklı NATO standardı kapsamında yapılan testleri hatasız geçen tek tüfek olma unvanını kazanan Milli Piyade Tüfeği Projesi kapsamında seri üretim başlandığını, bu kapsamda 3 bin 435 tüfeğin teslim edildiğini ifade etti.

Yıl sonuna kadar 7 bin tüfeğin teslimatının gerçekleştirileceğini açıklayan Canikli, 2026 yılına kadar toplam 250 bin MPT-76'nın alımının planlandığını aktardı.

ALTAY TANKI VE ZIRHLI ARAÇ PROJELERİ

Modern ana muharebe tankının milli imkanlarla tasarlanması, geliştirilmesi, prototip üretimi, test ve kalifikasyonunu içeren Altay Projesi'nin testlerinin başarıyla tamamlandığını, 250'si opsiyonlu olmak üzere 500 adetlik seri üretim için ihaleye çıkıldığını belirten Canikli, yakın zamanda ihalenin sonuçlandırılacağını açıkladı.

Canikli, yüksek koruma ve hareket kabiliyetlerine sahip Ejder Yalçın, Cobra-2, Kirpi ve benzeri zırhlı araçların yüksek yerlilik oranıyla üretildiğini ve hizmet verdiğini kaydetti.

"HEM CAYDIRICI HEM DE ETKİLİ SİLAHLI BİR GÜCE SAHİP OLMALIYIZ"

Türkiye'nin zor bir coğrafyada yaşadığını, bu koşullarda ulusal menfaatlerin korunması amacıyla etkin güvenlik politikaları üretmek, muhtemel risk ve tehditleri zamanında ve doğru algılamak gerektiğine dikkati çeken Canikli, "Maruz kaldığımız risk ve tehditler ile orantılı bir şekilde, hem caydırıcı hem de etkili silahlı bir güce sahip olmalıyız" dedi.

Bu anlayışla hazırlanan Milli Savunma Bakanlığı 2018 yılı Bütçe Tasarısının, 40 milyar 402 milyon 239 bin lira olarak sunulduğunu belirten Canikli, şöyle devam etti:

"Milli Savunma Bakanlığı bütçemizin, 20 milyar 329 milyon 549 bin lira tutarında yüzde 50,3'ü modernizasyon projeleri dahil olmak üzere mal ve hizmet alım giderlerinden oluşmaktadır. Bu tutarın 13.8 milyar lirası, Stratejik Hedef Planı 2018 Yılı Modernizasyon Programı ihtiyaçları kapsamındaki projelerine, 6.5 Milyar lirası da Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin barınma, beslenme, giyim gibi yasalarla belirlenmiş yasal istihkakları ile akaryakıt, yakacak, taşıma, ulaşım gibi tüketim mal ve hizmet alımlarına planlanmıştır.

Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2018 yılı Bütçe Tasarısı, savunma projelerinin haricinde kalan Müsteşarlığın personel giderleri ile yönetim faaliyetleri için toplam 66 milyon 11 bin liradır. Bu bütçenin yüzde 59,8'ini personel giderleri, yüzde 7,4'ünü Sosyal Güvenlik Kurumlarına devlet primi giderleri, yüzde 25,1'ini mal ve hizmet alım giderleri, yüzde 2,7'sini cari transferler, yüzde 5'ini ise sermaye giderleri oluşturmaktadır."

TSK'NIN ERZAK TEDARİKİNDE KONSEPT DEĞİŞİKLİĞİ

TSK'nın ihtiyaçları olan yiyecek, malzeme ve erzak tedariki konularıyla alakalı önemli bir konsept değişikliğine gidildiğini aktaran Canikli, "Bu konularda zaman zaman kamuoyuna da yansıyan bazı sıkıntılar yaşandığını hep birlikte biliyoruz. 2018'den itibaren bütün tedarik ihtiyacımızı öncelikle kamu kurumları ve kamu kurumu özelliği olan kuruluşlarından temin edeceğiz" dedi.

Bakan Canikli, et ürünlerinin tamamının Et ve Süt Kurumu'ndan satın alınacağını, hububat ihtiyacının ise Tarım ve Kredi Kooperatifinden sağlanacağını kaydetti.

ETİKETLER