İlişkili Haberler

Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararlarıyla 16 general ve amiral bir üst rütbeye yükseltildi, 99 albay general ve amiralliğe terfi ettirildi.

YAŞ toplantısından Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile kuvvet komutanları için göreve devam kararı çıktı.

Tek değişiklik, Jandarma Genel Komutanlığı'nda oldu. Görev süresi sona eren, Orgeneral Galip Mendi'nin yerine, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler atandı.

Bin 684 asker de, Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK), OHAL’in 2. Kanun Hükmünde Kararname’si (KHK) ile FETÖ bağlantılı ve milli güvenliğe tehdit oluşturdukları gerekçesiyle ihraç edildi.

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, NTV canlı yayınında Funda Görey'in, hem TSK'daki ihraç ve YAŞ kararları hem de 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin sorularını yanıtladı.

Bakan Işık'a yöneltilen sorular ve alınan yanıtlar şöyle:

YAŞ kararları dün itibariyle yayınlandı ve komuta kademesi görevine devam ediyor. Bu karar nasıl alındı?

Öncelikle darbe girişimi gecesi hayatını kaybeden tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum, şehitlerimizin başta aileleri olmak üzere bütün milletimize başsağlığı biliyorum. Türkiye'de YAŞ'la ilgili farklı bilinenler var. YAŞ'ın kanunda verilen yetkisi bir danışma organı olması. İkincisi, albaylıktan generalliğe terfi edecek ve generallikte yükselecek asker kişilerin terfileri bunlara kara vermek. Görev süresi dolduğu halde hizmetine ihtiyaç duyulanları da uzatmaya karar veriyor veya emekliye sevkine karar veriyor. YAŞ bir atama organı değil. Görev süresi dolan generallere karar veriyor ama kuvvet komutanlarının ve genelkurmay başkanının ataması hatta tüm generallerin ataması müşterek kararname ile oluyor. Dolayısıyla dünkü YAŞ'ın konusu kuvvet komutanlarının devam edip etmemesi, genelkurmay başkanının devam edip etmemesi değildi. Dünkü gündem terfiler, uzatmalar, devamlar, emekliler. Dolayısıyla dünkü YAŞ'la bugünkü gazete manşetleri arasında bir fark var.

15 Temmuz'dan sonra Türkiye olağanüstü bir dönemden geçti ve merak edilen bu komuta kademesiyle yola devam edilip edilmeyeceğiydi.

Bu komuta kademesiyle ilgili söyleyebileceğimiz örneğin Oramiral Bülent Bostanoğlu'nun görev süresi 30 Ağustos itibariyle doluyordu. Burada biz YAŞ'ta görüşmedik bunu ama üçlü kararnameyle Bülent Bostanoğlu'nun görev süresinin 1 yıl uzatılmasına karar verildi. Benim, sayın başbakanımız ve sayın cumhurbaşkanımızın imzasıyla görev süresi 1 yıl uzatıldı. Yani kuvvet komutanlarının göreve devam edip etmeyeceği YAŞ'ın konusu değildir. Şu anda da komutanlar görevinin başında olduğu için orada görüşülmüş de siz devam edin diye bir karar alınmış değil. Bu işin teknik konusu siyasi olarak sayın cumhurbaşkanımız çok net ifade etti Fransız kanalında 'dere geçilirken at değiştirilmez' dedi. Dolayısıyla siyasi olarak sorunun cevabı bu, dere geçilirken at değiştirilmez. Bu konunun YAŞ'la ilgisi yok. Devam eden komutanlar var onların da görev süresi dolmadı. Bunun dışında Galip Mendi Paşa emekli olduğu için onun yerine de Genelkurmay 2. Başkanımız Yaşar Güler Paşa atandı. Yaşar Güler Paşa'dan boşalan Genelkurmay 2. Başkanlığına da yine kararname ile 1. Ordu komutanımız Ümit Paşa atandı.

Dereyi geçtikten sonra ne olur?

Onu o günkü şartlarda istişareler yapılır sayın cumhurbaşkanımızla birlikte karar veririz.

İstifalarını sunduğu konuşuldu dün genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının böyle bir istifa sunuldu mu?

YAŞ'ın gündeminde bunlar olmadığı için bu tip şeyleri ben de sonradan duydum.

Dün veya daha öncesinde ben bu olayın sorumluluğu alıyorum ve istifa etmeye hazırım açıklaması size geldi mi?

Hayır böyle bir açıklama gelmedi.

Ama YAŞ toplantısı öncesinde EDOK Komutanı Kamil Başoğlu ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı İhsan Uyar görevlerinden ayrıldı. Neden ayrıldılar?

Biliyorsunuz her iki orgeneral de YAŞ üyesiydi. YAŞ'a girmeleri istenmedi onun içinde kendilerinden istifaları istendi onlar da istifalarını verdiler.

15 Temmuz'da bu komutanlara bağlı birliklerin görev alması nedeniyle mi?

İki istifa eden komutan var artık daha detaya girmek şık olmaz.

149 general ve amiralin de aralarında bulunduğu bin 684 ordu mensubundan bahsediyoruz ihraç edilen. Bunun öncesinde de genelkurmayın bir açıklaması oldu bu darbe girişimine katılanlar yüzde 1 buçuğunu oluşturuyor TSK'nın diye. Bu açıklamaya da tepki geldi er ve erbaşları katarak böyle bir oranlama yapılamaz çünkü generallerin yarısı ihraç edildi.

Rakamsal olarak doğru özgül ağırlık olarak kamuoyunun tepkisinde de haksızlık yok. Generallerin yüzde 50'sinden fazlası neredeyse darbe girişiminde müdahil olmuşlar. Bazıları direk girmiş bazıları görevini yapmamış durması gereken yerde durmamış. Başkomutanın çağrısından sonra generallerin tümünün karşı durması gerekiyordu. Ama bazıları izinde, yurtdışında bazıları, bazıları görevde değil bunların hepsi tek tek değerlendiriliyor. Oransal olarak tüm Türk Silahlı Kuvvetleri'nde yüzde 1 buçuk ama üst düzey katılım açısından daha yüksek bir oran.

Generallerin yarısının FETÖ bağlantısı nedeniyle oradan ihraç edilmesi TSK için ne anlama geliyor?

Bu tabi TSK'ya 30-40 yıldır sistematik bir sızmanın olduğunu gösteriyor. Maalesef bugün Türkiye'nin istikrarsızlaştırılması için 30-40 yıldır mücadele eden bir yapının olduğunu gösteriyor. Burada bir kurumsal zaaftan da bahsetmek mümkün. Siz generallerin özellikle tuğ ve tümgenerallerin özellikle tuğgenerallerin büyük oranının bu yapıdan olması son derece Türkiye için tehlikeli bir durum. Şimdi bütün tedbirler alınıyor bütün terör örgütü elemanlarının TSK'dan kazınması artık birinci öncelik.

Geriye doğru gidildiğinde bunların hangi yıllarda rütbe aldığı ya da hangi sınavlara girerek bu noktalara geldikleri de ortada. Onunla ilgili de bir girişim başlatacak mısınız?

Bazı tespitleri yapmamız lazım bazı bilgileri de kamuoyuyla paylaşmamız lazım. Bir örnek olsun diye söyleyeyim askeri lise giriş sınavlarını 2000 yılından itibaren ÖSYM yapıyor. 2000 yılından 2014 yılına kadar bizim yaptığımız teknik analizde matematiksel bazı analiz yöntemlerini kullanarak soruların çalındığı kanaatindeyiz. Fakat 2014 yılındaki ÖSYM skandalından sonra yapı değişince bunlar soruları çalamamışlar. Ama bu defa yüksek puanla askeri liselere girme hakkı kazanan öğrencileri mülakatlarda elemişler. Yani bir kurumsal zaaf var belli. Bu zaafların giderilmesiyle ilgili önemli çalışmalar yürütüyoruz. TSK kendi içinde böyle bir habis bir urun bu kadar büyümesinde bunu görememiş olması bazı kurumsal problemlerin olduğunu gösteriyor. Ama bugün TSK'ya en çok sahip çıkmamız gereken gün bugün. Kurumsal olarak. Biz TSK'ya sahip çıkacağız TSK'da demokrasiye bağlı kalacak. Bu denge bizim için çok önemli. Başka ordumuz yok. Bu vatan hainlerini kazımak birinci görevimiz. Bunu yaparken de TSK'nın kurumsal yapısına zarar vermemek hatta kurumsal yapısını çok daha güçlü hale getirmek, bu arada TSK'nın de kendini yeniden yapılandırmasına, modern orduların ulaştıkları noktaların daha ötesine geçmesi içinde çalışmamız gerekiyor. Bu konu çok hassas bir konu. Başbakanımızın ifadesiyle asker elbisesi giymiş teröristler bunlar. Şu anda sizden benden çok Türk ordusunun şerefli subayları bunlara öfke duyuyorlar. Onlar daha büyük zarar gördüler.

Peki biz nasıl göremedik mi diyorlar gördük ama kimse bizi dinlemedi mi diyorlar?

Biz gördük söyledik ama tedbir alınmadı diyen de var biz nasıl bunu göremedik diyen de var. Ama sonuçta olanla ölene çare yok. Önemli olan bundan sonrasına bakmak. Bunun sebeplerini ortaya koymak ve bundan sonra ne FETÖ adında ne başka adlarda hiçbir illegal yapının TSK'ya sızmamasını sağlamak.

Bunun için neler yapacaksınız? Sayın Cumhurbaşkanının ''Genelkurmay Başkanlığı'nın Cumhurbaşkanlığına bağlı olmasını isterim'' dediği ifade ediliyor...

Bu konuyu üç kategoride değerlendirmemiz lazım. Kısa vadede acil hızlı yapılması gereken işler var. Burada zaten YAŞ öncesinde darbeye karışmış, rol almış ve yargı sürecinde gözaltına alınmış veya tutuklanmış isimleri KHK ile ordudan attık. YAŞ'ta da bu konuda ihmalleri olan veya kadrosuzluktan dolayı emekli ettiğimiz isimler var. Kısa vadeli işleri yapıyoruz. Ama burada TSK'nın ve milli savunma bakanlığını yeniden yapılandırılma ihtiyacı var. Bu da olgunlaştıkça kamuoyuyla paylaşacağız. 60'da darbe yaşadı bu ülke, 63'te bir darbe girişimi oldu, 70'te bir cunta hareketi oldu, 80'de darbe oldu, 97'de 28 Şubatta bir post modern darbe yaşadık, 27 Nisan e-muhtırasını yaşadık ve en son 15 Temmuz darbe girişimi. Gerekçe ne olursa olsun bir darbe üreten yapı var burada. Bizim darbe üreten anlayışı tasfiye etmemiz lazım. Bunun için okullardaki eğitimden başlayacağız tüm mekanizmaları gözden geçireceğiz. Bir ordunun demokrasiye ve Cumhuriyet değerlerine bağlı olarak demokratik düzen içinde milli iradeye saygılı şekilde hizmet yapması noktasında engeller hangileridir bunlara çalışıyoruz. 15 Temmuz darbe girişimi bizim bu noktada kalıcı tedbirler almamız gerektiğini ortaya koydu. Kısa, orta, uzun vadeli yapmamız gerekenlerle ilgili yoğun bir çalışma yapıyoruz.

Askeri okulların kapatılması gibi kısa vadede bir amaç olmadığını mı anlıyoruz?

Askeri okullarla ilgili değerlendirmeyi yapıyoruz. Şu anda askeri okullar maalesef bu yapının yuvası haline gelmiş bunda hiç tereddüdümüz yok. Dolayısıyla bu yapının okullardan tasfiyesi de bizim en öncelikli işimiz olacak. Ama nasıl bir modelle, hangi zaman diliminde yapacağız teknik olarak çalışıyoruz.

Şu an öğrenci olanların okullarla ilişiğinin kesilmesi...

Bunların hepsini detaylı olarak çalışıyoruz. Hem bizde hem genelkurmayda çalışma var bu çalışmalar olgunlaştıkça sizinle paylaşacağız. Ama bu adamların en çok çöreklendiği yerler askeri okullar

MEB'den öğrenci alınıp sonra üniversite düzeyinde askeriye geçilmesi gibi bir yöntem olabilir mi?

Bunlar var zaten. Hem askeri liselerden harp okulların hem de diğer taraftan da sivil liselerden harp okullarına öğrenci alınması var. Ama dediğim gibi askeri liselere sivilden de özellikle öğrencileri yetiştirip harp okulu düzeyinde askeri okullara yönlendirme gayreti vardı bunların. Bunun önüne geçecek mekanizmaları oluşturacağız.

Cumhurbaşkanlığına bağlanma tartışmasına ne dersiniz Genelkurmay'ın?

Bizim sistemimizde anayasamıza göre ordunun başkomutanı cumhurbaşkanımızdır. Anayasada genelkurmay başkanı başbakan karşı sorumludur diyor bağlıdır demiyor. Türkiye'nin her noktada olduğu gibi bu noktada da netleşmeye ihtiyacı var. Artık cumhurbaşkanını halk seçiyor. Cumhurbaşkanımıza bağlanması doğru bir şey olur. Ama kuvvet komutanlıklarının da milli savunma bakanlığına bağlı olması en doğru çözümdür ki hemen hemen bütün ordularda bu yapı vardır. Genelkurmay başkanının kime bağlı olması konusu ülkelere göre değişiyor. Amerika'da doğrudan başkana bağlı, Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de milli savunma bakanına bağlı. Türkiye'nin kendi özel şartları var tabi. Türkiye'nin kendi tarihsel birikimi, geleneği, yapısı itibariyle en doğru çözümü bulmak durumundayız. Keşke Türkiye sistem olarak başkanlık sistemine geçse de bu yapıları da ona göre tamamen tanzim etmiş olsak ve bir daha tartışmaya gerek kalmasa diye düşünüyorum. Ama bana göre genelkurmayın cumhurbaşkanlığına bağlanması kuvvet komutanlıklarının da milli savunmaya bağlanması zaten sahil güvenlik ve jandarma içişleri bakanlığına bağlandı.

Ama bu anlamda Milli Savunma Bakanlığının yapısının da değişmesi gerekir...

Zaten Milli Savunma Bakanlığının yeniden yapılandırılmaya ihtiyacı var. Ben Milli Savunma Bakanıyım 15 Temmuz öncesi için söylüyorum bakanlığımızdaki sivil kişi sayısı benim dışımda bir basın müşavirim vardır. Özel kalem müdürü asker, müsteşar asker, yaver asker. Bu modern dünyada hiç böyle değil. Şu anda bunun üzerinde de çalışıyoruz yeniden yapılandırma üzerinde.

Eski özel kalem müdürünüz Tevfik Gök'ün durumu nedir?

Şu anda firarda. Gözaltına alınmış bırakılmış o gece işin içinde olduğu tespit edilince şu anda aranıyor.

O da o gece size ulaşıp yerinizi buldurma gibi faaliyetler içinde miydi?

O geceyi o konularda hiç konuşmasak daha iyi diyebilirim. Bu hepimizin başını önüne alıp düşünmesi gereken konular bunlar. Artık niye böyle oldu, neden oldu konularına yoğunlaşmak zorundayız. Yoksa yarın aktörler değişir darbe anlayışı değişmez. Her türlü sorunun çözümü demokrasi içinde olur. Bundan sonra bize düşen en önemli görev darbe anlayışını, onu besleyen bataklığı kurutmak. Bunu söylerken tabi TSK'nın önemli bir kısmının darbeye karşı olduğunu özellikle vurgulamam gerekiyor. Şu anda bu işten en fazla mağdur olan yine Türk Silahlı Kuvvetlerimizin mensupları oldu. Özellikle üst kademesi oldu. En büyük öfkede onlarda.

149 ihraç ve şura kararlarındaki emeklilikle birlikte 197 general ve amiral TSK dışında. Fakat 99 terfi oldu dün. Dolayısıyla 227'ye düşmüş görünüyor general amiral sayısı. Sayı sıkıntısından mı yoksa başka bir gerekçeyle mi yapıldı bu?

Türk ordusunda zaten general sayısının fazla olduğu uzun süredir konuşuluyordu. Bir de bu kadar büyük bir tasfiye olunca bunları birden doldurursanız ondan sonraki 3-4 yıl kimse yükselemez. O da orduda demoralizasyon oluşturur. Bu yıl 99 albay generalliğe terfi etti önümüzdeki yılda sıra bekleyen albayların terfi etme imkanı bırakıldı. Bugün 199 albayı terfi ettirebilirdik ama o zaman arkadan gelen 3 yıl terfi etmeme riskiyle karşı karşıya olacaktı. Bütün bu dengeler genelkurmayla birlikte çalışıldı ve o dengelerin sonucunda ortaya çıkan rakamlar bunlar oldu.

2. Ordu'da ilk defa bir korgeneral ataması gördük.

Ordu komutanı illa orgeneral olur diye bir kayıt yok. Bir korgeneral de yapabilir. Şu anda Metin Temel Paşa'nın hizmetine ihtiyaç duyuldu ve korgeneral olmasına rağmen atandı ve bir problem yok.

En çok tartışılan konulardan birisi de genelkurmay başkanının ve kuvvet komutanlarının en yakınındaki emir subaylarının işin içinde olmasıydı. Örneğin Yarbay Levent Türkkan, genelkurmay başkanının emir subayı açıkça da söyledi bu süreci nasıl yaptığını. Fakat ihraç kararlarında göremedik yarbayları. Sayın cumhurbaşkanının yaverleri de dahil yoktu.

Özellikle TSK'dan bu konuda darbeye karışanlarla ilgili çalışma henüz sonuçlanmadı. İlk liste bize kuvvet komutanlıklarından geldi onları gönderdik. İkinci bir liste var inşallah onları da en kısa sürede göndereceğiz onların içinde bu yaverler var. Bu çalışma henüz nihayetlenmedi. Darbe ile ilişkisi olan hiç kimseyi TSK'da bırakmayacağız.

Yeniden yapılandırmanın içinde askeri yargının durumu ne olacak? Anayasa komisyonu başkanı Mustafa Şentop tamamı bu yapıdan dedi.

Tamamı dersek haksızlık olur. Ama en son 63 stajyer hakim vardı atanması gerekiyordu fakat şüphe üzerine bunların güvenlik soruşturmalarını yapıyorduk. Darbeciler sözde yönetime el koyunca bu 63 tane hakim teğmeni sıkı yönetim komutanlıklarında hakim olarak görevlendirmişler. İşin vahameti ortada yani. Bu yapının içinde olmayan hatta karşı olan çok fazla subayımız var çok fazla askerimiz var. Onlara haksızlık etmememiz lazım. 15 Temmuz'da sadece vaka bazlı değerlendirmeyle yanılırız. Bunun sebeplerine, temellerine inme nende böyle oldu, neden Türk ordusunda da 60'da darbe yapan generaller, subaylar çıktı neden böyle oluyor sorusuna köklü çözümler getirmek zorundayız.

Askeri mahkemelerin kapatılması tedbirlere dahil mi?

Askeri yüksek idare mahkemesi ve askeri yargıtayın, yargıtay ve danıştayla birleştirilmesi konusunda çalışma var. Bu zaten tüm partilerinde mutabık olduğu bir konu. Bununla ilgili anayasa değişikliği gerekiyor. Önümüzdeki süreçte partiler kendi aralarında bir araya gelirler. Biz de bunu destekliyoruz milli savunma bakanlığı olarak ve hükümet olarak. Ama askerlik görevi gereği ihtiyaç duyulan mahkemeler var. Onlarında yapısında önemli değişiklikler öngörüyoruz. Ama onlar devam edecek diye çalışıyoruz.

Askeri mahkemelerde çalışan mevcut hakim ve savcıların tamamı zaten görevinden el çektirildi sanıyorum.

Tamamı değil. 63 tane şeyi ben imzamla açığa aldım geçici uzaklaştırma. Şimdi onların bu terör örgütüyle bağlantıları tespite dildiğinde görevlerinde atılacaklar. Ama bunlarla bağlı olmayan hakimlere bir şeyimiz olmaz.

Milli Savunma Bakanlığında ilk defa özel kalem müdürünü sivil atayan bakan da siz oldunuz. Devam edecek mi bu sivil atamalar?

Zaten bakanlığı yeniden yapılandırma ihtiyacı buradan kaynaklanıyor. Genelkurmay başkanlığı adı üstünde bu iş askeri asli görevlere yoğunlaşmak durumunda. Yani harekat, ordunun savaşa hazır tutulması, ordunun eğitimi yani askerliği ait asli işleri genelkurmay yapsın bununla ilgili destek hizmetlerini de milli savunma bakanlığı yapsın. Dolayısıyla biz de bu anlayışla milli savunma bakanlığı ve genelkurmay başkanlığının yeniden yapılanması için biz en azından kendi tarafımızda çalışıyoruz.

15 Temmuz'dan sonra ordudaki durumu konuşurken ordunun envanterindeki tankların, uçakların, helikopterlerin bundan nasıl etkilendiği. Şu anda kullanılamaz durumda olan var mı?

Bildiğim kadarıyla şu anda kullanılamaz durumda olan helikopterimiz, uçağımız yok envanterde kayıp uçak veya helikopterde yok.

Cumhurbaşkanını suikast girişiminden aranan 11 askerin dışında birliğine dönmeyen, kayıp, firari ordu mensubu var mı?

Bu yapıdan olup darbe girişimine katılan ama gözaltına alınamayan veya gözaltından sonra bırakılan işte benim özel kalem müdürüm gibi deniz kuvvetlerindeki bazı subaylar var. Onların listesi genelkurmayda var. Şu anda rakamı tam bilemiyorum.

TSK'nın içinde bu örgütün 1 numarasının kim olduğu tespit edilebildi mi?

Bu öyle karmaşık bir yapı ki hiyerarşi bizim bildiğimiz gibi değil. Bir astsubaya 'Paşa' lakabı takmışlar generaller ondan emir alıyor. Veya bir sivil memur askeri generale emir veriyor. Bu TSK açısından ölümcül bir durum. Amiriniz size bir şey emredecek onu yapmayacaksınız ama dışarıda bir kamu görevi yapan birisinin söylediğini kayıtsız şartsız kabul edeceksiniz. O açıdan bu yapının bir an önce temizlenmesi TSK'nın beka meselesidir. Darbeyi kimin yönettiğini biliyoruz basına da yansıdı. Darbecilerin yayınladığı liste bize çok ciddi ipuçları verdi.

Kim yönetmiş efendim?

Akıncı'da yöneten isimler var basına da yansıdı. Bir tane tümgeneralle 3 tane tümgeneralin yönettiğiniz biliyoruz. Bunlar artık sır değil. Mesela Ömer Faruk Harmancık mesela tuğamiral, senin ne işin vardır diyorlar Akıncı Üssü'nde. "Ben merak ediyordum hiç görmemiştim görmeye geldim" diyor. Bunlar asker elbisesi giymiş, bunların ihanete derecesi en üst noktada. İnşallah en kısa sürede tamamını temizleyip orduyu bu hastalıktan kurtaracağız inşallah.

Nurettin Canikli'nin bir açıklaması var, "TSK'da bir isim var ama onun da üstünde bir isim var mı göreceğiz. Eğer varsa o 1 numara sivildir" diyor.

O yayınlanan listede işte genelkurmay 2.başkanı olarak görünen kişi var. Başka isimler var. Ama bu isimlere de talimat veren başka isimler var. Ama bu yapının 1 numarası Pensilvanya'daki o kişi. Darbeye karışan pek çok teröristin ifadelerinde de bu doğrulandı artık.

Hava kuvvetlerinde büyük bir tasfiye olduğunu görüyoruz. Bir pilot açığı olur mu, ihraç edilen kaç savaş pilotu ve eğer açık varsa bu nasıl kapatılacak?

Bunu özellikle hava kuvvetleri komutanımızla konuştuk. İhraç edilen pilotlar var sayıları tam net değil ama var. Dolayısıyla bir zaafın oluşmayacağını öngörüyoruz. Bize gelen mesajlardan daha önce bunların zulmünden dolayı ordudan ayrılan ama orduya dönmek isteyen pilotlarımız da var. Dolayısıyla hava kuvvetlerimiz bir zaaf yaşamayacak. Daha önce ayrılmış sivilde daha yüksek maaşla çalışmasına rağmen bize ihtiyaç varsa hemen dönelim diye mesaj atan pilotlarımız var.

Bu yapının baskıları sonucunda askeri okullardan ayrılmak zorunda kalan öğrencilerin yaşadıklarını haberleştiriyoruz ve anlattıkları dikkat çekici. Bir taraftan da devlete ödedikleri tazminatlar var bunların. Bu konuda bir tasarrufunuz olur mu?

Bu konuda çalışmayı tamamladık bugün başbakanımıza sunacağız. Bununla ilgili birkaç alternatifli çalışmamız var. Ama o arkadaşlarımızın sorunlarını çözecek bir düzenlemeyi hazırladık. Geri dönmelerde çok dikkatli olmamız gerekiyor. Geriş dönmekle ilgili bunlar mesela kendi yapılarından olmayan pilotları sağlık muayenesiyle elemişler daha çok. Bu durumda olanlara geri dönüş hakkı getirecek bir düzenlemeyi hazırladık. İkincisi, askeri öğrencilikten atılanların tazminatlardan dolayı ciddi sıkıntılar yaşadıklarını biliyoruz. Bununla ilgili de çalışma yaptık sayın başbakanımızdan onay aldıktan sonra açıklarız inşallah.

Muhafız alayı kapatılacak mı?

Muhafız alayı kapatıldı zaten. Sayın cumhurbaşkanımızı da sayın başbakanımızı da üst düzey devlet görevlilerini koruyacak bir birim olacak ama bu birimin yapısı nasıl olacak, kime bağlı olacak, hangi hiyerarşi içinde hareket edecek onlar çalışılıyor.

Yaverlik uygulaması kaldırılacak mı?

Sayın cumhurbaşkanımız yaver kullanmak istemiyor. Ben de bazen askeri törenlerde ihtiyaç oluyordu yoksa sivilde bizim yaverle ne işimiz var. Asker bana göre askerlik işine odaklansın. Bu noktada değerlendireceğiz şimdilik daha öncelikli konulara çalışıyoruz.

Milli savunma bakanlığının genelkurmay karargahının olduğu bölümden çıkarılması da yeni yapının içinde mi?

Yeni yapılanma sürecinde ortaya çıkacak yapı zaten bizim orada şu anda sivillerin 3 veya 4 odası var. Onun için mutlaka bir yeni bina ihtiyacımız var.

Askeri birliklerin önünde hala büyük kamyonlar, belediye araçları bekliyor. Ne kadar devam edecek?

Bu konuda halkımızda bir ihtiyatlı davranma mantığı var. Bunları değerlendireceğiz tabi belli süre içinde artık her şeyin normale dönmesi lazım. Bu darbe engellendi ama tehlike yüzde yüz geçmiş değil dedik. Bu değerlendirmeyi devlet katında yapacağız ondan sonrada gereken emirler gereken yerler verilir.

Kayıp askerler bir risk yaratıyor mu bu süreçte?

Kayıp askerlerden daha ziyade bireysel olarak bir şey olabilir mi endişesi olur. Artık kitlesel bir darbe girişimi daha olmaz ama bireysel bazı hareketler olabilir. Buna yönelik tedbirlik olmak en doğrusu.

Bu ihraçlarda ve elbette yargı süreçlerinde kurunun yanında yaşta yanarsa şeklinde endişeler var. Bunlarla ilgili ne söyleyeceksiniz?

Biz de bu konuda azami özen gösteriyoruz bir tek insanın sebepsiz yere mağdur olmaması için. Bir kere bu darbeye karıştıysa hiç tahammülümüz olmaz. Kendi halkına kurşun sıkan, emir veren, o emri uygulayana biz asker demiyoruz. İhraç ettiklerimizin de biliyorsunuz rütbeleri söküldü, Recep Tayyip Erdoğan: rütbesindeler, bütün hakları ellerinden alındı sadece emekli maaşları var o da hak ettiyse. Onun dışında hiçbir hakkı yok. Çok dikkat ediyoruz ama buna rağmen mağduriyetler oluşursa önümüzdeki süreçte giderilmesi için gereken çalışmaları yaparız.

Siz örneğin Orgeneral Akın Öztürk'ün gözaltı görüntülerini izlediğinizde ne düşündünüz?

Doğrusu Akın Öztürk'le ilgili benim ulaştığım bilgilerle gözaltı görüntüleri arasında bir çelişki gördüm ben. Ama buna yargı karar verecek ne oldu nasıl oldu diye. Ben hep şüpheyle yaklaştım o görüntülere de, Akın Öztürk'ün ifadelerine, Akın Öztürk'le ilgili ifadelere de. Zaten bu işin çözümünde kilit isimlerden birinin Akın Öztürk olduğunu düşünüyorum. Yargının en kısa zamanda bu konuyu bütün yönleriyle açıklığa çıkaracağına inanıyorum. OHAL var ve bu devlete yönelik bir OHAL. Demokrasiden, insan haklarından ödün vermeden bu işi yürütmek durumuzdayız.

Görüntülere temkinli yaklaşıyorum derken ne demek istiyorsunuz?

Nerede ve ne zaman o darbeleri aldığını bilmiyorum. Bundan sonrasını savcılarımız ve hakimlerimiz ortaya çıkaracaktır.

Siz şu anda 15 Temmuz gecesi ne olduğuna tam olarak hakim misiniz? Taşlar kafanızda tam oturdu mu?

Henüz tam oturdu dersem haksızlık olur. Kimin ne kadar dahli var konusu hepimizin kafasında soru işareti olarak kalmaya devam edecek. Ama tüm ifadeler alındıktan sonra, herkes kendi cephesinden her şeyi anlattıktan sonra o adeta bir resmin bütün parçaları birleştirilince bir fotoğraf ortaya çıkacak. Çok erken bir yargı bizi yanıltabilir. Ama büyük oranda kafamda bu olayın nasıl olduğu konusunda bir fikri var ama resmin tüm parçaları henüz oturmadı.

İki orgeneral görüyoruz tutuklular ve ihraç edilenler arasında. Acaba bütün komuta kademesini ikna edebilir diye mi yola çıktılar yoksa elimizdekiler bize yeter mi dediler?

Bir kere akıllı bir adamın yapacağı iş değil. Ama güç insanı yoldan çıkarır derler ya bunlar kendilerini çok güçlü gördüler. Türkiye cumhuriyetinin ve halkın gücünü hesap etmediler. Dolayısıyla biz yaparız gelen gelir gelmeyenin de icabına bakarız anlayışı var. Ama asıl halk bunların karşısına çıkınca sayın cumhurbaşkanı kendi canını düşünmek yerine milletini düşünüp İstanbul'a gelince ve çağrısıyla birlikte halk sokağa çıkınca bunların bütün hesapları şaştı. Millet iradesine sahip çıktı 15 Temmuz'un özeti budur. Bu olayın birinci kahramanı millettir. İkinci kahraman onun seçtiği ve en zor dönemlerde liderliğini yaptığı cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve üçüncü kahraman da sayın başbakanımız ve hükümettir. Dolayısıyla bu üç unsur birleşince bu darbe baştan başarısız oldu. Tabi çok ağır da bir bedel ödendi. Ama sonuçta Türkiye 50 yılını kurtardı. Onun için bu şehitlerimizin bizim nezdimizde kıymeti çok fazla. Onun için Çanakkale ile Kurtuluş Savaşı'yla karşılaştırılıyor.

15 Temmuz tarihi YAŞ'ta tasfiye hazırlığını haber aldıkları için mi seçildi sizce?

Bir hazırlık vardı. Cumhurbaşkanı bu konuda baştan beri kararlı duruyordu ama bazı sebeplerden dolayı arzu ettiği kadar tasfiyeyi daha önce yapamadı. Bu şurada bu tasfiyenin yapılacağını bunlar öğrendiler. Bu darbeye girişmelerindeki en önemli iki etken bu YAŞ'ta ciddi bir tasfiyenin yapılacağı bilgisine ulaşmaları. İlk defa sizin yayınınızda açıklayayım sayın cumhurbaşkanımızın Marmaris'te kaldığı otelde bir gün önce bu konuyla ilgili ciddi bir çalışma yapmıştık. Onlar biliyorlar ki bir tasfiye olacak. İkincisi de hakimler ve savcılarla ilgili Yargıtay ve Danıştay'da bu yapının temizlenmesiyle ilgili bir kanun çıktı o kanun yürürlüğe girdiğinde de yargı ayağının kopacağını gördüler. Bir taraftan TSK'dan bir taraftan yargıdan tasfiye edileceklerini görünce darbeyi öne çekmek zorunda kaldılar.

O geceyle ilgili MİT'ten bilgi gelince genelkurmayda bir toplantı yapıldığını, genelkurmay başkanının kara kuvvetleri komutanını git bak neler oluyor diye görevlendirdiğini biliyoruz. O süreçte hükümete haber verilmemesinin gerekçesi netleşti mi?

Şu anda o konuları çok tartışmıyoruz. Şu anda önümüzde acil işler var. Hem MİT müsteşarımızın hem de genelkurmay başkanımızın başta başkomutan olmak üzere sayın başbakana ve içişleri bakanımıza ve milli savunma bakanlığına bilgi vermeleri çok önemliydi. Belki işin bu boyuta varacağını hesap edememiş olabilirler. Bunları tüm boyutlarıyla önümüzdeki süreçte açığa çıkacak.