NTV

"Ne kadar güzel bir yermiş!"

Türkiye

Doğa bilimci Burcu Meltem Arık'ın kaleminden Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi...

Binlerce çeşitte ve renkte çiçeğe-ağaça sahip, yurtdışında sayısız örneği olan botanik bahçelerine hep özendim. Bu tür bahçeler yurtdışında genellikle ya şehrin içinde ya da hemen dışında olur ve ulaşmak kolaydır.

Türkiye’de ise çok az sayıda botanik bahçesi var. Bunlardan birine, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne (NGBB) uzun bir süredir gitmek isteyip kendi aracım olmadığı için gidemiyordum. Bilgi Üniversitesi öğrencilerinin Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK) çocukları ile birlikte yaptıkları bir etkinlik sayesinde sonunda gidebildim. NGBB meğer ne kadar güzel bir yermiş!

SHÇEK’ten 10 çocukla birlikte önce bir parkta ağaç dikimine, ardından Türkiye’deki sayılı botanik bahçelerinden biri olan Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’ne gittik.

Çocuklarla ağaç dikimi ayrı bir şenlikti tabii ama benim niyetim beni çok etkileyen botanik bahçesini anlatmak sizlere. Ağaç dikimini ise kısaca şöyle özetleyip geçebilirim: Çevre etkinliği olarak akla bir tek ağaç dikimi gelmesine çoğu zaman kızan ben, 10 birbirinden güzel çocuğun ağaç dikerken ne kadar eğlendiklerini görünce kızmaktan vazgeçtim! Süs elması, süs eriği ve erguvan diktikten sonra hemen NGBB’ne doğru yola koyulduk.

Bahçeye vardığımızda bahçe çalışanları bizi bekleme yeri olarak da düzenlenen Mesire Adası’na yönlendirdiler. Burada önce çimenlere yayılıp güneşin keyfini çıkardık, yemeklerimizi yedik. Ardından hemen yakındaki çocuk bahçesinde eğlendik. Bu alanın etrafında kendiliğinden çıkmış çok sayıda yabani çiçek de vardı. Çocuklar zıplayıp, hoplayıp, koştururken ben de bu çiçeklerin fotoğraflarını çekmeye başladım.

Çocuklar oyun alanında sıkılmaya başladığında NGBB’nin diğer alanlarını gezmeye çıktık. Karşımıza çıkan ilk bitki MORSALKIM olmasın mı? Ah, ne muhteşem bir renk ve kokudur onunkisi anlatamam! Tırmanıcı bir bitki olan morsalkım güneşi buldu mu hızla büyür. Yazık ki rüzgardan hoşlanmazmış. Aksi takdirde minik balkonumuzu sarsın diye bir tane alıp eve getirecektim. Pek tabii ki bu hoş kokulu, eflatun çiçekli bitkinin yanında bir fotoğraf çektirdim. Morsalkımın tırmandığı taraçanın altında ise birbirinden nadir soğanlı bitkiler sergileniyordu. Ters laleler, sümbüller, süsenler (zambaklar), yabani sarımsaklar, daha neler neler!

Bahçede karşıma çıkan ikinci sürpriz ise ‘Kaya Çatlağı Bahçesi’ oldu. ‘En sevdiğin doğal alanlar nerelerdir?’ diye sorsalar sıralayacağım ilk yerler arasında kayalıkların yoğun olduğu alanlar gelir. Kaya çatlakları arasındaki çok az miktarda toprak bile inanılmaz çeşitte çiçeğe ev sahipliği yapar. Bahçede pembeler, morlar, sarılara bürünmüş bir kaya bahçesi vardı. Bu çiçeklerin hepsi birer hayatta kalma şampiyonu! Az toprak yani az besin ve az suya rağmen yaşayıp üstüne de rengarenk çiçek açıyorlarsa bize ancak ‘helal olsun’ demek düşer!

Bir botanik bahçesi kurulur da Türkiye’nin en nadir çiçeklerinden biri olan YANARDÖNER unutulur mu hiç? Ankara Mogan Gölü’nün çevresinde, tahmin edemeyeceğiniz kadar kısıtlı bir alanla sınırlı kalmış bu güzel çiçekler yasak olmasına rağmen hala bazı çiçek pazarlarında satılıyor. Üstelik doğadan toplanarak!

Bu geziyi birlikte yaptığımız çocukların ilgisini en çok çeken bölümse KAKTÜSLER ve BÖCEK YİYEN bitkiler bölümü oldu. Henüz az sayıda çeşit var ama olsun! Elimizi böcek yiyen bitkilerin iki yana açılmış dişli ve yapışkan yapraklarının arasında koyduk. Biz koyar koymaz kapandılar! Çocukların çığlıklarını sanırım tahmin edersiniz. Sakın merak etmeyin, bu bitkiler insan yemiyor!

Su bitkileri, kokulu bitkiler, ağaçlar, çalılar, sebze bahçesi, tuzcul ve sülfatlı topraklarda yetişen bitkiler derken gezimizi bir bayırdan yuvarlanarak tamamladık. Çocukları yolladıktan sonra bitkilerin yetiştirildiği bölüme gittim. NGBB’de bahçıvanlık kursları da veriliyor. Çok keyifli bir kurs olsa gerek! Gün sonunda bir lavanta satın alıp, dinlenmişlik hissi ve NGBB’ye her mevsim gitme kararıyla eve döndüm. Burada ister yürüyüş yapın, ister çocuklarınızı götürün, ister resim çizmeye ya da fotoğraf çekmeye gidin; o günü dinlenmiş olarak geçireceğinize hiç şüphem yok!

Kaynak: Doğa Güncem