Geçtiğimiz hafta 63 ülkeden yaklaşık sekiz bin kişi Almanya'nın Münih kentinde biraraya geldi. Avrupa'nın en önemli BT konferansı olma özelliğini taşıyan "VISIT 2010", dünya bilişim sektöründeki en son gelişmeleri ve ürünleri tüketiciye sundu.

Bu yılki teması "Shaping Tomorrow With You" yani "Yarını Sizlerle Şekillendiriyoruz" olarak belirlenen etkinlikte; PRIMERGY sunucular ve ETERNUS depolama ürünleri, Sanallaştırma ve Bulut Bilişim teknolojileri ile Mobil Bilişim olmak üzere üç temel konu üzerine odaklanıldı.

Fujitsu, aralarında yeni PRIMERGY BX400 ve PRIMERGY MX130 sunucu modellerinin de bulunduğu pek çok ürünün ilk kez tanıtımını gerçekleştirdi. Ayrıca, kullanıcıların sanal masaüstlerine istedikleri yerden güvenli bir şekilde erişebilmelerini sağlayan bir USB büyüklüğündeki akıllı ürünü "Portable Zero Client" ile masaüstü sanallaştırma altyapısı (VDI - Virtual Desktop Infrastructure) ile ilgili gelişmeler paylaşıldı.

BULUT'A GEÇMEK ARTIK ÇOK KOLAY
Tanıtımını yapılan yeni teknolojiler arasında, kuruluşların Bulut Bilişim'e geçişlerini kolaylaştıracak, veri merkezleri, sunucu odaları ve masaüstleri için kullanılacak çözümler yer aldı. Bu yeni teknolojiler, geniş alana yayılmış kuruluşların ve orta ölçekli işletmelerin önündeki engelleri kaldırırken, bugünün şirket içi veri merkezi altyapıları ve geleceğin Bulut bazlı sistemleri arasında bir köprü kuruyor.

Yeni Küresel Bulut Platformu (Global Cloud Platform) Fujitsu'nun dünya çapında uyguladığı Bulut Bilişim hizmetini öne çıkararak, güvenilir bir BT tedarikçisi olduğunu iddia ediyor. Önceden entegre ve konfigüre edilmiş hizmetlerinin özel ve hibrid Bulut bazlı sistemlere geçişi kolaylaştırdığı belirtiliyor.

KOBİ'LERE ÖZEL AKILLI ÜRÜNLER
VISIT 2010'da tanıtılan ürünler arasında Fujitsu'nun "PRIMERGY x86" sunucuları ailesinin yeni üyesi olan "PRIMERGY BX400" yer aldı.

Kullanıcı dostu ve çok amaçlı bu blade tipi sunucu, özellikle büyük bilişim ve depolama ihtiyaçları olan orta ölçekli müşteriler için tasarlanmış. Yeşil bir kutunun içine yerleştirilmiş bu veri merkezi "PRIMERGY BX400", en fazla sekiz sunucuyu veya depolama blade'ini kullanıma sunuyor.

Yeni başlangıç seviyesi "PRIMERGY MX130 S1" ise küçük işletmeler için uygun... 

ZERO CLİENT VE VDI UYGULAMALARINDA EN SON TEKNOLOJİLER
VISIT 2010'da tanıtılan iki yeni Zero Client Modeli, "Zero Client DZ22-2" ve "Zero Client DZ19-2", masaüstü PC'lerden masaüstü sanallaştırma altyapılarına geçiş yapmayı düşünen şirketler için tasarlanmış.

Her iki model de Zero Client'ların mevcut olan altyapılara entegre edilmesi için pek çok seçenek sunuyor. "VMware ESX(i)" ve "Microsoft Hyper-V"nin de dahil olduğu "Hypervisor (sanal makine yönetim yazılımı)" platformlarını destekliyor.

Ürünlerin çoklu gözlemleme, LED teknolojisi ve PoE (Power over Ethernet) gibi maliyetleri azaltan ve verimliliği artıran özellikleri bulunuyor.

AĞ BAĞLANTISI OLMADAN HERHANGİ BİR BİLGİSAYARDAN SANAL MASAÜSTÜNE ERİŞİM
Kullanıcıların sanal masaüstlerine istedikleri yerden güvenli bir şekilde erişebilmelerini sağlayan ve cepte taşınabilen "Portable Zero Client", işletmelere zaman ve kaynak tasarrufu sağlıyor. Bu teknolojiyle kullanıcılar, ağ bağlantısı olan herhangi bir bilgisayardan sanal masaüstüne erişim sağlayabiliyorlar.

ŞİFRE İLE KULLANILIYOR
USB memory disk görünümündeki "Portable Zero Client MZ900" cihazı, ünitenin sadece okunur bölümündeki bir yazılım sayesinde, yükleme gerektirmeyen bir mekanizmayla, kullanıcılara güvenli bir erişim imkânı sunuyor. Bu şekilde kullanıcılar dünyanın herhangi bir yerinden Zero Client ile masaüstlerine erişebiliyorlar. Ancak kullanıcıların, bağlantı kurulup gerekli şifreyi doğrulamaları gerek. Ürün kapatıldığı zaman bağlantı için kullanılan ana makinede geçmiş kullanımlara ait hiç bir iz kalmıyor.

PORTABLE ZERO CLİENT TÜM TEHLİKELERE KARŞI KORUNUYOR
Ana makineler, Portable Zero Client'ın bağlantı ve şifreleme yazılımlarında değişiklik yapamadığı için kurumsal ağlar söz konusu tehlikelere karşı korunuyor. Korumalı bir bölümünde bulunan güvenli erişim yazılımı sayesinde Portable Zero Client, ana makinedeki zararlı yazılımlar ve kullanıcı bilgilerini kaydeden mekanizmalara karşı da güvenle korunuyor.

2011'DE YENİ "SLATE' PC"LER PAZARDA ÇIĞIR AÇACAK
VISIT 2010'da Fujitsu'nun gelecekte hayata geçirmeyi planladığı projelerden bazılarına da yer verildi. Bunlar arasında yer alan yeni "Slate" modelinin 2011 yılında tanıtılması planlanıyor.

Slate, akıllı telefonların ve PC'lerin kullanım standartlarını birleştirerek, ergonomik kullanım sağlayacak. Microsoft Windows 7 işletim sistemiyle çalışacak. Teknik özellikleri henüz kesin olmasa da ekranının 25,7 cm olması ve her açıdan en iyi görüntüyü vermesi bekleniyor.

Fujitsu Türkiye Genel Müdürü Halit Zaim, "Fujitsu VISIT 2010" etkinliğini ve markanın Türkiye pazarındaki yerini ntvmsnbc'ye anlattı:

"Fujitsu VISIT" hakkında bilgi alabilir miyiz?
Fujitsu VISIT, bu sene Almanya'nın Münih kentinde gerçekleşti. Yaklaşık 12 yıldır süren bu etkinliğin amacı; markanın yeni teknolojilerini ve çözümlerini duyurmak.

İki sene öncesine kadar etkinliğimizi Almanya'daki fabrikamızda bulunan fuar merkezinde gerçekleştiriyorduk ancak katılımcı sayımız zamanla arttığı için Münih'teki fuar merkezinde karar kıldık.

Almanya'daki araştırma-geliştirme merkezinde üretilen ürünleri, Japonya'dan gelen yeni ürün ve çözümleri sergilediğimiz ve IT dünyasında ses getirecek olan yenilikleri aktardığımız organizasyonumuza bu yıl sekiz bin kişi katıldı.

Hangi ülkeler katıldı?
Etkinliğe Fujitsu'nun bölgesel olarak Avrupa'da çalıştığı tüm ülkeler ile Afrika, Hindistan, Ortadoğu ve İngiltere katıldı.

Hangi konular üzerinde yoğunlaştınız?
Üç ana konuya dikkat çekmek istedik.

- Birincisi; "cloud computing" teknolojisi anlatıldı ve buna ilişkin ne gibi hazır çözümlerimiz ve vizyonumuz olduğu hakkında bilgiler paylaşıldı.

- İkincisi; servis ağımız... Fujitsu, dünyadaki 3. büyük IT servis firması. Bu alandaki yatırımımızı, ilgi odağımız olan "cloud computing" teknolojisiyle birleştirdik.

- Üçüncüsü de; yeni sunduğumuz ürünler oldu. Önümüzdeki dönem sunacağımız yenilikler hakkında bilgi verdik. 

"ÜRÜN KADAR HİZMET DE BİZİM İÇİN ÖNEMLİ"
Markanın kurumsal geçmesinden bahsedersek, Fujitsu'nun Siemens'ten ayrılığını nasıl yorumluyorsunuz?
Fujitsu-Siemens ayrılığı iki sene önce gerçekleşti. Daha önceleri ürün ağırlıklı çalışmalarımız vardı ancak bu iki senelik dönemde hizmet ve çözüm kısmını da ön plana çıkardık ve daha çok kurumsal yapılara çözümler sunabilecek hale geldik. Çünkü; ürün kadar hizmet de bizim için önemli bir parametre...

Türkiye'deki servis altyapısı, uzun yıllara dayanan bir yapılanmamız olduğu için hazırdı. Bu nedenle markanın yeni stratejisine kolayca adapte olduk. Bugün, ürünlerimiz ve zenginleşen ürün ailemiz ile beraber çok daha geniş bir portföye sahibiz.

"Siemens" isminden ayrıldıktan sonra hedefleriniz hangi yönde gelişti?
Pazar olarak kurumsal ve kamu alanları önemli bir hedeflerimiz içerisinde yer alıyor. Bununla ilgili olarak Ankara'da bir satış ofisimiz servis yapılanmamız var. Finans sektörü yine önem verdiğimiz ve uzun yıllardır beraber çalıştığımız bir başka sektör. Onun dışında partnerlerimiz aracılığıyla da kobilere ve ufak işletmelere ulaşıyoruz. Sağlık ve eğitim kurumlarına da paket çözümler sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de buradaki iş hacmini büyütmeyi hedefliyoruz.

Hangi ürünleriniz Türkiye pazarına girdi?
"Client" ürünlerinin yanı sıra "server yedekleme", "storage" gibi daha çok güvenlikle ilgili olan ürünleri Türkiye'ye sunduk.

"HEDEFİMİZ, KURUMSAL PAZAR"
Markanın, Türkiye ve dünya pazarındaki yeri nerede? Müşteri portföyünüz nasıl?
Türkiye'de isim değişikliğinden önce "Fujitsu Siemens" olarak biliniyorduk. İsim ve strateji değişikliği ile beraber Türkiye'de daha çok kurumsal pazarı hedef aldık ve burada bilhassa servis tarafında ilk üçte yer alıyoruz.

"Server"da ciddi bir yükselme sağlamış vaziyetteyiz ve yine ilk üç içerisindeyiz.

Türkiye'de, iki senedir "desktop üretim assembly" yatırımımız var. Bu da bize ciddi bir ivme kazandırdı ve ülkedeki IT pazarında kendimizi duyurmaya başladık.

Büyümenizi elemana mı yoksa iş ortaklarınıza mı bağlıyorsunuz?
Yeni büyümemizle beraber insana yatırım yapıyoruz. Yeni kaynak ve organizasyonlarımız oluyor ve buna ilişkin yeni kaynak istihdamı yaratıyoruz. Bunun yanı sıra, iki sene içerisinde ağımıza 60'ı aşkın yeni partner ilave ettik. Bu şekilde ülkedeki yatırımlarımızı büyütüyoruz.

"MADE IN TURKEY" ETİKETİNİ BASIYORUZ
Marka, Türk ekonomisine nasıl bir katkı sağladı?
En keyifle söyleyebileceğim konu; Fujitsu gibi dünya çapında ses getiren bir markayı, desktop olarak Türkiye'de üretiyor ve "Made in Turkey" etiketini basıyor olmak. Fujitsu dünyasında sadece Türkiye için geçerli bu durumdan ötürü de gurur duyuyoruz.

Kamuda ve özel sektörde geçen seneye kadar 60 bin desktop rakamını, önümüzdeki dönemde 100 binlere ulaştırmak istiyoruz.

Özellikle odaklandığınız ve Türkiye pazarında ses getirecek ürünleriniz hangileri?
"Micro server" olarak lanse edilen ve önümüzdeki bir - iki ay içerisinde piyasaya sunacağımız ürünle kobileri ciddi anlamda rahatlatacağımızı ve pazarı canlandıracağımızı düşünüyoruz.

Bu; her açıdan kobilere rahatlık sağlayacak, inovatif, bakımı ve yönetimi açısından bir desktop büyüklüğünde olan, genişletilmesi ve kapasitesi arttırılabilen çok güçlü bir ürün. Yaklaşık 100 kullanıcıya kadar olan işletmeler için çok uygun. Önümüzdeki dönemde üstüne düşeceğimiz bir ürün.

Bunun haricinde "Portable Zero Client (Taşınabilir Zero Client)" diye tabir ettiğimiz ürünlerimiz de var. Bu da yine Türkiye'de pazarlamayı düşündüğümüz diğer bir ürün.

3 bine yakın Ar-Ge mühendisi var ve sürekli yeni teknolojileri geliştirmek için çalışıyorlar. Yeni teknoloji bakış açısının yanı sıra IT konusu da bizim için çok önemli. Özellikle son 3 - 4 yıldır konuşulsa da Fujitsu için 1970'lere kadar inen bir geçmişi var.

BİLGİSAYARIM AÇIK KALDI DERDİ YOK
"Zero Client" konsepti de bu çerçevede sunuluyor. Ürünün kullanılmadığı sürede, ekranın veya desktop'un enerji harcamamasını sağlayan bir teknoloji geliştirdik. Bu ne işe yarar? Mesela; işletmelerde akşam giderken bilgisayarlar tamamen kapatılmıyor ve açık kaldığında da ciddi bir enerji harcaması oluyor. Ancak bu yeni teknoloji sayesinde "stand by" dediğimiz kullanılmayan konumuna geçiyor ve hiç bir enerji harcaması olmuyor. Bu yöntemi, ileri tarihlerde daha fazla enerji tüketen modellerimize de uygulayacağız.

Marka, Türkiye'de nasıl büyüdü?
Büyümeyi sağlamak için müşteri ve partnerlerimize odaklanıyoruz. Ana hedefimiz; partnerlerimizle beraber yol almak. Önümüzdeki dönemde daha benimsenmiş olacak "select partner" dediğimiz programla partnerlerimizi çeşitli konularda uzman haline getireceğiz ve eğitim vereceğiz. Öte yandan, iş ortaklarımız ile beraber projelerimiz var. Onlara gerekli olan her türlü teknik ve proje desteğini sağlıyoruz.

Dünyadaki teknolojiyi nasıl yorumluyorsunuz? Etkilendiğiniz ve mutlaka Türkiye pazarına da girmesini düşündüğünüz bir ürün var mı?
Dünyada en hızlı değişen şey teknoloji. Bilhassa ürünler daha taşınabilir, küçük ve bir çok fonksiyonu içine alabilecek şekilde tasarlanıyor. Örneğin; bir tablet tanıtıldı. Yağmurdan etkilenmeyen, dış ortamda çalışan kişilerinde kolaylıkla girişlerini yapabileceği yeni bir teknoloji. Oldukça hafif ve her an internete bağlanabileceğiniz nitelikte bir ürün.

Ürün Türkiye'ye geldiğinde sağlık sektörü ya da gezici polis araçları gibi bir çok farklı sahada kullanılabilir.

Teknoloji gittikçe kullanımı daha kolay ve hayatı kolaylaştıran ürünler üzerine yoğunlaşıyor. Bu açıdan bakıldığında Fujitsu Visit'in en önemli özelliği de; dünyada hızla değişen teknolojiyi ve yeni ürünleri tanıma fırsatı sağlaması. Sunulan ürünlerin hepsi işlerimizi kolaylaştırmaya yönelik düşüncelerle tasarlanmış, bütünleşik ürünler. Yani, tek bir ürün içerisinde, farklı yerlere data'yı taşımadan, hem komünikasyonu hem de haberleşmeyi çözebiliyorsunuz.

Önümüzdeki yıl hangi ürünleri göreceğiz?
Tablet PC'ler var. 17 senedir ürettiğimiz patenti ile her türlü yeniliği neredeyse ilk olarak imza attığımız ürünler... Türkiye'de fazla miktarda satıldı. Ancak yeni modeller önce yurtdışında lanse ediliyor daha sonra aşama aşama ülkelere servis ediliyor. Bu teknolojinin de dünyada gelişmesinin aslında arkasındaki sebeplere bakmak lazım. Her şeyin globalleşmesi ve eskiden lüks olanların artık vazgeçilmez olması en önemli kriterler arasında bulunuyor.

Firmalar artık fiyat ve performanstan ziyade inovatif farklılıklar arıyorlar. O nedenle, bu alanda başarılı olan ve "RND" yatırım yapan f,rmalar öne çıkacak. Biz zaten 2.6 milyar civarında yıllık "RND" bütçemizle bu alanda en çok yatırm yapan firmalardan biriyiz.

Türkiye'ye yakın zamanda getireceğimiz ürünlerden örnek verelim... Mesela; "MD 130" işlemci gibi micro server ve micro sunucumuz var. Bu özellikle kobilere hitap eden bir ürün ve "Fujitsu Visit 2010"da lanse edildi. Artık sipariş edilebilir durumda. Bunun yanı sıra, lansımanı yapılan ve kısa vadede Türkiye pazarına girecek olan "Portable Zero Client" adlı bir ürün var. Bunların bazıları sipariş aldığımız ve düzenli sattığımız, bazıları ise özel projeler kapsamında konumlandırdığımız ürünler... Bunların hepsi 2011 yılı ile beraber Türkiye' görülebilecek.

AVRUPA'DA SERVİS, TÜRKİYE'DE ÜRÜN ÖN PLANDA
Türkiye'nin teknolojik gelişimini Avrupa pazarı ile kıyaslarsak nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor?
Türkiye, sahip olduğu genç nüfus itibariyle IT'ye çok yatkın bir ülke. Yalnız Avrupa ülkeleri ile bizim ülkemiz arasında şöyle bir fark söz konusu; Türkiyede'ki toplam IT bütçelerinin yüzde 70'i ürün ve yüzde 30'u servis ağırlıklı; ancak Avrupa ülkelerinin yüzde 40'ı ürün ve yüzde 60'ı servis şeklinde karşımıza çıkıyor.

Türkiye'de daha çok ürüne ve IT ekipmanlarına harcama yapılıyor. Servis konsepti ise henüz yeterli seviyeye ulaşmış durumda değil.

Bunu daha aza indirgemek için neler yapılabilir?
Biz yapı olarak, Türkiyedeki en yaygın servis ağına sahip firmalardan biriyiz. 350 kişilik organizasyonumuz var. Ülkedeki her noktaya hizmet veriyoruz.

Servis tabii çok önemli. yeni bir ürün aldıktan sonra, onun devamlılığını sağlamak ve maksimum verimi alabilmek için arkasında da ciddi bir servis yapılanması gerekiyor. Bu "cloud computing" ile sunduğumuz farklı çözümlerde var.

NOTEBOOK ALMANIZA GEREK YOK ÇÜNKÜ...
Biz onu, aylık bir kira ve operasyon bedeli karşılığında komple bir hizmet olarak (ürün ve hizmet dahil olmak üzere) sunuyoruz.

Örneğin; notebook almanıza gerek yok, çünkü biz notebook'u hizmeti ile beraber sağlıyoruz. Kullanıcı, notebook'u alıyor ve Türkiye içinde herhangi bir yere gidiyor. Bir arıza durumunda haber veriyor ve kendisine en yakın birimimiz gidip arızalı parçayı, yenisi ile değiştiriyor. ya da yeni programlar geliştiyse, onlar yükleniyor. Bu üç ya da beş yıllık kontratlar şeklinde sağlanıyor. O süre sonunda ürünü geri veriyor.

Fiyat politikanız nasıl?
Ürün ve hizmet fiyatlandırmamız, piyasadaki rekabeti gerçekleştirilecek şekilde belirleniyor. Hatta fiyat performansı olarak en iyiyiz diyebiliriz.

"FATİH PROJESİNE HER TÜRLÜ KATKIYI SAĞLAMAYA HAZIRIZ"
Son günlerde eğitim alanında ses getirecek olan FATİH Projesi'nden bahsediliyor. Bu projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye'de yaklaşık 19 milyon civarında öğrenci eğitim görüyor. Bu nedenle, FATİH projesi gerçekten çok önemli. Gençler zaten cep telefonları aracılığıyla bir çok ihtiyacını halleder duruma geldi. Bunu okullarda da "tablet PC"ler yardımı ile yapacaklar. Öğretmenin tahtaya yazıp çocukların deftere geçme yapısından çok daha modern bir teknolojiye adım atmak çok önemli bir karar. Bunun için biz de teknoloji ve ürünlerimizle projeye elimizden gelen katkıyı sağlamaya hazırız.

Türkiye'nin eğitim, sağlık vb. alanlarda daha çok gelişmesi için nasıl bir desteğe ve yol haritasına ihtiyacı var?
Öncelikle iyi bir projelendirmeye ihtiyaç var. İsteklerin belirlendikten sonra onların nasıl karşılanacağına ilişkin doğru bir plan yapılması gerekiyor. Örneğin; Almanya'da ya da Japonya'da işleyiş bu şekilde yürüyor. Bu tip büyük projelere başlamadan önce ciddi bir planlama dönemi geçiriliyor. Bunu; sadece ürünü alalım, daha sonra geliştiririz şeklinde değilde, "derdimiz ne, bunu nasıl çözeriz" mantığıyla ve en az 10 yıllık bir planlama süresi ile yola çıkıyorlar. Türkiye'de de yapılması gereken bu. Hemen bir fikrin ortaya atıldığında bununla ilgili bir uygulamaya geçme yerine, olayın çözümü, ürünü, hizmeti ve servisi ile beraber projelendirip, bundan çıkacak faydaları da düşünerek adım atılması gerek. Bu yöntem, hem projelerin gerçekleşmesi hem de Türkiye ekonomisi için çok daha etkin ve faydalı olacaktır.

HEDEFİMİZ; 500 MİLYON DOLAR
Markanın, Türkiye'de uzun vadedeki hedefleri neler?
Türkiye, hem dünyada hem de Fujitsu dünyasında yükselen bir yıldız. Markanın en üst seviyedeki isimleri bu sene Türkiye'yi ziyaret etti. Bu, ülkemize olan ilginin bir göstergesidir. Türkiye'de beş yıl içerisinde ciddi bir büyüme bekliyoruz. 500 milyon dolarlık bir hedefimiz var.

Kamu alanında da işbirlikleriniz var sanırım...
Milli Eğitim Bakanlığı ile beraber yürüttüğümüz bir projemiz var. Bu çerçevede yaklaşık 10 bin adet desktop sağlayacağız. Öte yandan Adalet Bakanlığı'nın da ülke çapındaki 18 bin desktop hizmetini biz sağlıyoruz.

Biraz da sizden bahsedelim? Fujitsu Türkiye Genel Müdürlüğü görevine geçişiniz nasıl oldu?
İstanbul Tenik Üniversitesi mezunuyum ve elektirik mühendisiyim. 1988 yılında Nixdorf'a sistem mühendisi olarak başladım. Türkiye'deki bankacılık finans sektöründeki otomasyon projelerinde proje mühendisi olarak çalıştım. Nixdorf, 1990 yıllarında Siemens ile birleşti. O dönemde proje mühendisiydim ve finans sektöründeki banka otomasyon görevini yürütüyordum. Bunun yanı sıra Maliye Bakanlığı'ndaki ilk otomasyon projesinde de proje mühendisiydim. 2000'de Nixdorf; "Intel" ve "Unix server" olarak üçe ayrıldı ve o aile "Fujitsu Siemens"i oluşturdu. Servis bölümü de "Siemens Business Service" adı altında birleşti ve bankacılık ürünlerini üretmeye başladı. Ben de bu birimde devam ettim ve servis bölümünün menajeri oldum. Daha sonra proje mühendisliğinden, profesyonel servisler müdürlüğüne geçtim ve "Business Unix Menajeri" olarak görev yaptım. 2006 yılında ise servis müdürü olarak "Siemens Business"tan ayrılıp, "Fujitsu Siemens"e geçtim ve son 2 senedir sadece "Fujitsu" olan şirketin genel Müdürlüğünü yürütüyorum.

Son olarak tüketiciye iletmek istediğiniz mesajınız nedir?
Fujitsu, teknoloji liderliğine soyunan bir firma. 14 bin Ar-Ge elemanı çalşıyor ve bunlardan bin 500'ü bilim adayı düzeyinde... Teknolojik yeniliklerin yanında dünyamızın da hızla kirlenmemesini istiyoruz, bu nedenle enerji harcamasını düşürecek çözümler sağlıyoruz. Kamu yararına en verimli ve en çevreci çözümleri geliştiriyoruz. Ürünlerimizin bir çoğu, yüzde 40'lara varan enerji tasarrufu sağlıyor. Dünyayı koruyacak şekilde, kaliteli ve pazar fiyatı da uygun ürünler üretiyoruz.