Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can, terör sorununun çözümü konusundaki süreci NTV’nin canlı yayınında değerlendirdi.

Eyüp Can, özetle şunları söyledi:

“Bugüne kadar olan görüşmeler ilk basamağa çıkışın hazırlığıydı. Hafta sonu ikinci görüşme yapıldı. O görüşme de hâlâ hazırlık aşamasıydı. Esas birinci adım, Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yapacağı çatışmasızlık ve ateşkes çağrısı. Bu çağrıyı, Nevruz’da kendisini ziyaret eden heyete söyledi. O görüşmelerde Öcalan’ı bu meseleye nasıl baktığını ve nasıl çözmek istediğine dair notlar var. Heyet o notları aldı. Öcalan’ın yazdığı üç mektup var. Bu mektuplar heyete verilmedi, gösterilmedi de... Devlet yetkilileri aracılığıyla adreslere ulaştırılacak. O mektuplar BDP’ye, Kandil’e ve PKK’nın Avrupa kanadına.

Öcalan mektuplarda barış sürecinin nasıl olacağını, dolayısıyla silahların bırakılmasıyla nihai hedef olarak sonuçlanacak süreci nasıl bir yol haritasıyla götüreceğini anlatıyor. Muhtemelen iki hafta sonra o heyet bir daha gidecek. ‘Cevaplar bunlardır’ diyecek, Öcalan o çağrıyı yapacak. Başbakan da ‘Bizim için esas süreç PKK, sınır dışına çıkınca başlayacak’ diyor. Hakikatten PKK ülke sınırları dışına çıkmadan barış sürecinden tam olarak bahsetmek mümkün değil.

Baharla birlikte Kandil’in arzusu ya da arzusu dışında saldırılar çatışmalar söz konusu olabilir. Öyle bir eylemde bütün bu konuşmalar çıkmaz sokağa girebilir. Bu kez işi karşılıklı adımlarla bir yere getirme çabası var. O adımlar doğru atılırsa Mayıs-Haziran gibi çağrının hemen akabinde PKK o hazırlığın içine girecek. Başbakan, ‘Eğer sen geri çekilirsen, ben operasyonları durdururum’ dedi. Abdullah Öcalan’ın çağrısı PKK’ya dönük olacak ama PKK bu çağrıya ‘tamam’ dediği andan itibaren operasyonlar fiilen sürmez.

Türkiye'nin operasyonlarını durdurması PKK’nın militanlarını Türkiye sınırından çekerse söz konusu olur. Çekmek yerine PKK, Irak sınırından örgüt üyelerini Türkiye sınırına sokmaya çalışırsa o zaman Türkiye operasyonları durdurmaz. Geçmişte birçok çözüm denemesi oldu ve çok acı tecrübeler bıraktı. O yüzden çok daha dikkatli götürüyorlar.

Kürtlere biz hep bölünme korkusuyla baktık. Bu süreçte Türkiye'yi büyütecek bir unsur olarak bakılmaya başlandı. Bölgemizde bir Kürt havzası oluşuyor bu havzada buna liderlik edecek bunu doğru biçimde yönetecek olan Türkiye. Irak’ta şu anda bağımsızlığa doğru giden bir süreç var.

Mesud Barzani, dönüp İran’a bakmıyor. Türkiye'ye ‘Bana destek olur musun?’ diye bakıyor. Suriye’de Esad yıkıldıktan sonra nasıl bir süreç yaşanacak? Hem kendi içinde demokratikleşme sürecini tamamlarsa hem de PKK’yı silahsızlandırırsa o zaman Türkiye'nin bölgedeki gücü çok daha artıyor.

Öcalan’ın pozisyonu da yeni. Geçen yıl Eylül ayında Başbakan’a bir mektup yazdı. Öcalan, Suriye’deki bu Kürtlerinde durumunu dikkate alarak elini taşın altına sokmak istediğini ve bu savaşın PKK’nın silah bırakmasıyla sonuçlanacak süreçte çözüm iradesini ortaya koyacağını söyledi.

Öcalan çok net biçimde ‘silah dönemi artık bitti’ diyor. PKK ‘bağımsız devlet’ amacını uzun zaman sonra terk etti. ‘Türkiye tam demokratikleştikçe Kürtler bölgenin en önemli unsuru haline gelecek’ diye baktığı için demokratik özerklikten de vazgeçti. En çok konuşulan şey, af ve ev hapsi. Kandil, Öcalan’ın durumunu koz olarak kullanmak istedi. Bu mesajı da Öcalan’a ilettiler. ‘Benim için affı da, ev hapsini de konuşmak onursuzluktur’ diye çok net bir tavır ortaya koydu. ‘Esas mesele, Türkiye'nin demokratikleşmesidir; siz buna kafayı yorun’ diyor.

Şu anda iş resmi yazışmalar üzerinden gidiyor ama bu yazışmalardan önce nabızlar tutuldu. Kandil silahlı mücadeleden neden vazgeçilmemesi gerektiğini Öcalan’a iletti. Onlar çok vazgeçmekten yana değiller. Öcalan, onlara silahlı mücadele döneminin niye bittiğini anlattı. Onun nihayetinde resmi mektuplar yazılacak. Kandil’in verdiği mesajda, neden olmaması gerektiği söyleniyor ama en altında da ‘önderlik’ deniyor. Bizim adımıza tam yetkilidir… Dolayısıyla Öcalan cevabı aldıktan sonra, 21 Mart’ta provokasyon olmazsa Türkiye tarihi fırsatın eşiğinde gelebilir, ateşkes çağrısı gelebilir.”