Kapak Konusu: Uzaylılar beni kaçırdı!
Tarih 3 Aralık 1967. Yer Nebraska. Polis memuru Herbert Schirmer mesaisini bitirmek üzere. Saat 02.30. Yolun kenarında ışıklar görüyor. O da ne? Işıklar birden göğe yükselip kayboluyor. Küçük not defterine “uçan daire” gördüğünü yazıyor Schirmer. “Uçuyordu, birden yok oldu...”, “Parlak ışıkları vardı, dönüyordu...” Bir sürü insan, bir sürü hikâye. Peki, uzaylılar gerçekten var mı?


Kes yapıştır Dr. Frankenstein
Ünlü embriyolog Thomas Morgan, organ rejenerasyonu üzerine yıllarca çalıştıktan sonra 1901’de “Bu olağanüstü mekanizmayı aydınlatmaya ömrümün yeteceğini sanmıyorum” diyerek konuyla ilgili kitabına noktayı koymuştu. İzleyen günlerde Morgan genetik alanındaki çalışmalarıyla Nobel Tıp Ödülü’nü kazanan ilk bilimci oldu. Zaman Morgan’ı haklı çıkardı: 100 yıl sonra bugün hâlâ organ rejenerasyonu üzerine cevaplandırılmayı bekleyen birçok soru var.


21. yüzyıl bağımlılığı
İçki içmeden yapamıyor musunuz? Aklınız fikriniz Facebook hesabınızda mı? Akşam eve dönüp eşinizi görmeyi iple mi çekiyorsunuz? Evet, bir şeye bağımlı olmanın ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz.


Yüzyıllık yanlışlık: E=mc2
Özel göreliliğin popüler özetindeki yazım hatası nerede saklanıyor?


Zamanı geriye çevirmek
Yaşlanmak kaçınılmaz kader. Yoksa değil mi? Paris’te yaşayan yaşlı profesör Charles-Éduard Brown-Séquard, 1889’da olağandışı bir deneye karar verdi. Köpeklerin ve kobayların testislerinden kan aldı. Testisleri sıkarak elde ettiği semen ve diğer sıvıları kanla karıştırarak elde ettiği kokteyli koluna bacağına enjekte etti. The Lancet’te yayımladığı rapora bakılırsa, yaşlanma belirtilerinde “köklü bir değişim” görülüyordu. Profesör, The Elixir of Life (Yaşam İksiri) adlı kitabında enjeksiyonların ardından kendini 30 yaş daha genç hissettiğini iddia ediyordu.


Tutamadık dilimizi
Neden konuşuyoruz? Neden başka hayvanlar konuşamıyor? Dil, düşünceyi etkiler mi? Dünyaya bakışımızı değiştirir mi? Bunlar, yüzyıllardır biliminsanlarının ve düşünürlerin dilinden düşmeyen sorular.


Helikopterin 2500 yıllık tarihi
Helikopter denen karmaşık hava aracının ilham kaynağı, Çinlilerin yüzyıllar önce ürettiği basit bir oyuncak. Bambu kamışından üretilen bu oyuncak, kısa bir çubuğun ucuna iliştirilmiş iki kanatlı pervaneden oluşuyor. Avucunuzda hızla çevirip havaya bırakınca çubuk dikey olarak tırmanıyor, bir süre sonra dönüş hızı azalan pervanenin taşıma kuvveti ortadan kalkınca dik açıyla yere iniyordu. 2500 yıllık geçmişi olan bambu oyuncaktan günümüze, hızla dönen pervaneyle yerçekimine meydan okuma düşüncesi cazibesini hiç kaybetmedi.


Rüya gibi her hatıra
Çoğu kültüre göre rüya, gelecekten haber getiren esrarengiz bir deneyim. Eski Yunan efsanelerine göre uyku, tanrıça Hypnos tarafından yönetiliyor. Hypnos, ölüm tanrıçası Thanatos’un kardeşi. Ege Denizi’ndeki adalardan birinde yaşayan Hypnos’un barındığı mağara unutkanlık nehrinin suları altında kalıyor. Hypnos’un oğulları Morpheus, Phobetor ve Phantasos uykuda görülen rüyaları temsil ediyor. Bütün bu mitolojik özellikler, uyku özelliklerinin kişileştirilmesine dayanıyor. Morpheus rüyayı sürüklüyor ve unutturuyor; Phobetor kâbusları kurcalıyor, korkuları canlandırıyor.


Ronald Coase ve Coase kuramı
Ders kitaplarına yerleşmiş kuramlar, bugüne dek değişmeden gelmiş olabilir mi? Düşünce tarihçilerinin soruya cevabı net: Hayır, her zaman değil. Kuramlar da aynen doğadaki birçok tür gibi evrimleşir. Arka arkaya birkaç nesil sonra kuramlar, değişen “düşünce iklimi”, yani çevresel koşullarla, ata kuramdan farklı bir içeriğe sahip olabilir. Evrim kuramı bize tarihin sürekli olarak ilerleyen ya da gittikçe mükemmele yaklaşan patikalardan oluşmadığını söylüyor. Kuramlar da evrim süreçlerinden geçer, değişir.


Denizin sıcağı, ana kucağı
Bilim, sınır tanımadan ilerliyor. Bu defa gündem, derinlerin enerjisi. Tokyo Üniversitesi’nden Ryuhei Nakamura ve ekibi, okyanus tabanındaki hidrotermal bacalarda elektrik akımı oluştuğunu keşfetti. Akıllara takılan soru: Bu enerjiden nasıl faydalanırız? Biliminsanlarına göre bunu dert etmeye gerek yok; çünkü geçmişte, binlerce yıl önce bu enerjiden yararlanmış olabiliriz.


Oenothera neye benzer?
Bezelyeden genoma upuzun yol gider. Gerçeği arayan her bilimci, çiçekleri de sever.


Şeytan bunun neresinde?
Pop, arabesk, klasik, hip-hop... Müzik gevşetir, mutlu eder ve heyecanlandırır. Sevdiğimiz müzik, karakterimizi anlatır. Araştırmalar müziğin sadece duygulara değil, zihinsel ve fiziksel sağlığa da önemli etkileri olduğunu gösteriyor.


Sayı hayatı belirler mi?
Zekâ ve şu meşhur zekâ puanının (IQ: intelligence quotient) bir insanın hayatta başarılı olup olmayacağını belirleyebileceğini kabullenmek doğru mu? Anlamı, içeriği ve sınırları son derece belirsiz olan zekâyı, yine güvenirliği ve geçerliliği belirsiz testlerle ölçüp, çan eğrisinin bir ucunda kalanları “başarısız olacak özürlüler” diye etiketlemenin bilim mi yoksa örtülü ayrımcılık mı olduğu tartışmalı.

facebook.com/ntvblm

twitter.com/ntvbilim