O Türk Cem Garipoğlu değil!

Kırmızı bültenle aranan Cem Garipoğlu'nun ABD'nin Monterey kentinde görüldüğü iddiası asılsız çıktı. Cem Garipoğlu diye sözü edilen Türk 3 ay önce dünya turuna çıkan Aytuğ Sözüer'di. Sözüer ntvmsnbc'ye konuştu.

17.06.2009 - 11:58

O Türk Cem Garipoğlu değil!

Hürriyet gazetesinin dünkü manşetinde, ABD'nin Monterey kentinde yaşayan ve güvenlik görevlisi olarak çalışan Ünal Matsu'nun, Münevver Karabulut'un katil zanlısı Cem Garipoğlu’nu gördüğü iddia ediliyordu.

Oysa Matsu’nun Cem Garipoğlu dediği kişinin İstanbul’dan üç ay önce dünya seyahatine çıkan Aytuğ Sözüer'den başkası olmadığı anlaşıldı. ntvmsnbc'ye ulaşan 29 yaşındaki Aytuğ, 10 Haziran'da Matsu'yla konuşan Türk'ün kendisi olduğunu, FBI ve polisin yanlış yönlendirme yüzünden zaman kaybetmesini istemediği için bu açıklamayı yapma ihtiyacı duyduğunu söyledi.

Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü'ne birincilikle giren ve dünya turuna çıkmadan önce Hyundai'nin Dış Satım bölümünde çalışan Sözüer, şu anda Şili’de olduğunu da ifade etti. Matsu’yla sohbetinde “Rusya, Prag ve Burma'ya gittiği” şeklindeki beyan dışında her şeyin aynı olduğunu söyleyen Sözüer, Matsu’nun çalıştığı parkın güvenlik kamerasından kendisinin kullandığı kiralık aracın plakasının tespit edilebileceğini ve pasaport bilgilerinden o kişinin Cem Garipoğlu değil, kendisi olduğunun anlaşılabileceğini belirtti.

BENİ GARİPOĞLU İLE NASIL BİRLEŞTİRDİ, ANLAYAMADIM
Aytuğ Sözüer ntvmsnbc'nin sorularını yanıtladı:

Olaydan ya da Hürriyet'teki haberden nasıl haberdar oldunuz? Sözkonusu diyalogda, Cem Garipoğlu diye sözü edilen kişinin siz olduğunuza nasıl karar verdiniz?
Hürriyet.com.tr’yi okuyorum arada bir. O şahsın (Ünal Matsu) fotoğraflarını gördüm, Monterey’de olduğunu okuyunca, bu amcayı tanıyorum ben, dedim. Haberi okumaya başladım. Her satırda benim hikayemi, anlattıklarımı, benim ona aktardıklarımı anlattığını fark ettim. Tabii bunu Cem Garipoğlu ile nasıl birleştirdiğini anlayamadım. Çünkü tip olarak pek benzediğimiz söylenemez. Ama bir şekilde bu haber olmuş.

Bu olayın öznesi olmak, Cem Garipoğlu’nun yerine konmak size neler hissettirdi?
Olay sanırım ben Türkiye'de yokken meydana geldi. Arada bir gazete okuduğum için olayın adli bir vaka olduğunu biliyorum sadece. Türkiye’deki yankısının ne olduğunun farkında değilim açıkçası. O yüzden aranan bir kişiyle karıştırılmış olmak garip ve biraz da komik. Açıkçası çok da ciddiye almadım.

Ünal Matsu Ünal Matsu

RUSYA, PRAG, BURMA’YA GİTMEDİM
Monterey’de Ünal Matsu ile hangi tarihte karşılaşmıştınız?
10 Haziran'da. Tarih doğru. Fakat orada yazılanlar arasında Rusya, Prag ve Burma'ya gittiğime dair bir şey söylememiştim. Onlar sonradan eklenmiş. Haberde adı geçiyor ama ben öyle bir şey söylemedim.

BELGELERİN GARİPOĞLU’NA AİT OLMADIĞINI KOLAYCA SAPTARLAR
Şu anda herhangi bir endişe taşıyor musunuz? Çünkü Hürriyet’teki haberde deniliyor ki, “Matsu’nun anlatımından sonra FBI ajanları ve Amerikan polisi harekete geçti...”
Hayır, hiçbir endişeye kapılmadım. Kiraladığım arabanın güvenlik kameralarında kaydı varsa, bunun Los Angeles’teki ALOMA kiralık araç şirketinden kiralandığını bulabilirler. Plakayı çok net hatırlıyorum, 6DZM134. Oradan da kredi kartı ve pasaportun Cem Garipoğlu’na ait olmadığını kolayca saptarlar.

Kaç yaşındasınız? Haberde '25 yaşlarında görünüyordu, avurtları çökmüştü' diye tarif ediliyor. Garipoğlu'yla benzerlik sözkonusu mu?
29 yaşındayım. Saçım seyrektir, fotoğraftaki gibi değil. O gün birkaç günlük sakalım olabilir. Avurtlarımın çökük olduğu da subjektif bir değerlendirme. Bariz kilo kaybım yok.

KURU FASULYE VE RAKI MESELESİNE GELİNCE
Bir de en çok neyi özlediğiniz konusu... Rakı masası ve kuru fasulyeyi özlediğinizi söylemiş miydiniz gerçekten?
Evet, o doğru. Bir gece önce not defterime özlediğim şeyleri yazmıştım.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
Ben bu beyanı şunun için yapıyorum. Eğer öyle bir araştırma varsa, konsolosluk olsun, FBI olsun, polis olsun böyle bir soruşturma için fazla zaman kaybetmesin istedim. Zanlıyı ya da aranan şahsı farklı bir yöne çekmesinler diye yardımcı olmak istedim. Şu anda Şili’deyim ve seyahatime devam ediyorum.

Dünya turunda en büyük maceranız bu oldu sanırım...
En büyük malzeme bu olmadı ama en medyatik olanı diyebilirim. Arkadaşlardan en çok yorum aldığım olay bu oldu.



HÜRRİYET'İN HABERİNDE NELER YAZIYORDU?
"Cem Garipoğlu’nun ABD’nin Monterey kentinde görüldüğü iddia edildi. Ünal Matsu, Cem Garipoğlu ile konuştuğunu, onu televizyonda gördükten sonra tanıyabildiğini söyledi.

İstanbul’da 17 yaşındaki Münevver Karabulut’un başını keserek öldürdüğü iddiasıyla Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan Cem Garipoğlu’nun ABD’nin Monterey kentinde görüldüğü iddia edildi. Türkiye’de jandarma başçavuşluğundan emekli olan Ünal Matsu, Cem Garipoğlu ile konuştuğunu, onu televizyonda gördükten sonra tanıyabildiğini söyledi.

İSTANBUL'da 17 yaşındaki liseli Münevver Karabulut’un başını keserek öldürdüğü iddiasıyla Interpol tarafından kırmızı bültenle aranan Cem Garipoğlu’nun ABD’de görüldüğü iddia edildi. Türkiye’de jandarma başçavuşu olarak emekliye ayrıldıktan sonra şimdi ABD’de yaşayan ve turistik bir kuruluşta güvenlik görevlisi olarak çalışan Ünal Matsu, vahşi bir cinayete kurban giden ve cesedi Etiler’de bir çöp konteynerinde bulunan Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem Garipoğlu’nu Amerika’nın California eyaletine bağlı Monterey kentinde gördüğünü, kendisiyle konuştuğunu söyledi.

TELEVİZYONDA GÖRÜNCE TANIDIM

Matsu’nun görev yaptığı kapıda aynı gün nöbetçi olan güvenlik amiri Amerikalı Bruce Givetz de Cem Garipoğlu’nun fotoğrafını gösterdiğimizde, “Evet bu kişi buradaydı, kendisiyle konuştuk. Fotoğraftan farklı olarak zayıflamıştı, avurtları çökmüştü” ifadesini kullandı. Givetz ve Matsu, bir süre sohbet ettikleri Cem Garipoğlu’nun kendisini başka bir adla tanıttığını söyledi. Matsu sohbetleri sırasında Türkiye’den söz açılınca, Cem Garipoğlu’nun “En çok kuru fasulye ve rakı masasını özledim” dediğini belirtti. Matsu’nun anlatımından yola çıkan Los Angeles Başkonsolosluğu’nun girişimleri ile Cem Garipoğlu’nun yakalanması için FBI ajanları ve Amerikan polisi de harekete geçti.

ABD’nin California eyaletine bağlı Monterey kentinde görüştüğümüz Ünal Matsu, Türkiye’de yaşanan cinayeti bilmesine karşın kendisi ile konuştuğu sırada Cem Garipoğlu’nu tanıyamadığını söyledi. Matsu “Akşam evimde Türk televizyon kanalında haberleri dinlerken sabah konuştuğum genci karşımda görünce tüylerim diken diken oldu. Kendi kendimi suçladım tanımadım diye. Daha önceden ben bu olayı biliyordum fakat hiç aklıma gelmedi, dikkatle bakmadım. Bir anda işten gelip de bir daha o resmi böyle yakın pozisyondan gösterince dondum kaldım” dedi.

Matsu, Cem Garipoğlu ile San Francisco’nun 160 kilometre güneyindeki Monterey’de 10 Haziran Çarşamba günü sabah saat 09.00 sıralarında çalıştığı turistik tesisin ana kapılarından birinde görev başında iken karşılaştığını söyledi. Yaklaşık 19 yıldır California’da Pebble Beach adlı özel bir mülk alanında, içinde golf sahaları, otel ve alışveriş merkezleri ile villaların bulunduğu turistik tesiste güvenlik görevlisi olarak çalıştığına değinen Ünal Matsu, tesisin beş ana giriş kapısından birinde görevli olduğu çarşamba sabahı 06.00’da işe gittiğini, işbaşı yapmadan önce de arkadaşlarıyla sohbet ettiğini anlattı.

‘Burası neresidir’ diye sordu
Matsu, “10 Haziran günü saat sekiz buçuk dokuz arası, ya da dokuzu çeyrek geceydi. Bir şahıs geldi ‘Burası nedir’ diye sordu bana. Ben de kendisine burasının Amerika’nın en meşhur golf sahaları, oteller, at yetiştirme merkezi ve 17 millik (yaklaşık 27 km) doğal manzaralı bir sürüş yolu bulunan özel bir mülk olduğunu, herkesin gelip burada araba kullandığını söyledim” diye konuştu.

9 dolar 25 senti bile ödemek istemedi
Karşısındaki gençle İngilizce konuştuğunu ve tesise giriş ücretinin 9 dolar 25 sent olduğunu söylediğini belirten Matsu, gencin giriş ücreti ödemek istemediğini anlattı. Matsu şöyle devam etti: “Tamam, teşekkür ederim dedi, dönmeye kalktı. Çok güzel, benim İngilizcemden bin kat iyi İngilizce konuşuyordu. Konuşmamızın sonunda kendisinin Ortadoğu insanı olduğunun farkına vardım, ‘Afedersiniz nerelisiniz’ diye sordum ‘Türkiye’liyim’ yanıtını verdi. Bu yanıt üzerine Türkçe sohbet etmeye başladık. ‘Öyleyse karşıya park edin. Yan taraftan dolaşıp gelin, biraz konuşalım’ dedim. Geldi, başladık konuşmaya. Yirmi beş yaşlarında görünüyor-du, iki üç santim uzunluğun-da saçları, üç dört günlük sakalı vardı. Avurtları çökmüş vaziyetteydi.”

Dünya turuna çıkmış
“Bana Türkiye’den çıktıktan sonra Moskova’ya gittiğini anlattı. ‘Türkiye’de ne iş yapardın?’ dedim, ‘Hyundai’de çalışıyordum’ yanıtını verdi. Dünya turuna çıktığını söyledi. Moskova’ya gittiğini, Moskova’dan Prag’a geçtiğini, Prag’dan Thailand-Bangkok’a gidip bir süre kaldığını söyledi. Sonra Burma ve Laos’a gittiğini, buralarda da kaldığını söyledi ama ne kadar kaldığını söylemedi.”

Otomobilde yattı:
“ABD’de ilk önce Los Angeles kentine gelmiş. Araba kiralayarak daha kuzey kesimde bulunan San Francisco’ya geçmiş. Çarşamba sabahı karşılaştığımızda tekrar Los Angeles’a dönüş yapacağını söyledi. ‘Akşam nerede kaldınız’ dedim. Skylight Forest’ta, benim çalıştığım kapıya bir mil (1.6 km.) uzaklıktaki Skylight Forest Gaziler Anıt Parkı’nda kampta kaldığını söyledi. Çadırın var herhalde dediğimde de ‘Yok arabanın içinde yatıyorum’ dedi. Ben de Allah Allah, enteresan dedim.”

‘Gitmem lazım’ dedi
Matsu, Cem Garipoğlu’na Türkiye’yi özleyip özlemediğini sormuş. “En çok kuru fasulye ve rakıyı özledim” yanıtını alınca, Matsu, “Evde rakı var, akşam kalırsan bir rakı içiririm sana” demiş. Gencin yanıtı, “Yok gitmem lazım, bir arkadaşımın arkadaşı var” olmuş.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...