Öldüm, katilimi izliyorum

Usta yönetmen Peter Jackson son filmi 'Cennetimden Bakarken'de 14 yaşında öldürülen ve cennetten onsuz sürüp giden yaşamı, acı çeken ailesini ve katilini izleyen Susie'nin hikayesini anlatıyor.

26.02.2010 - 09:13

Öldüm, katilimi izliyorum

Usta bir yönetmenin yeni filmini beklemek sinemanın en güzel heyecanlarındandır. Özellikle o yönetmen 'Yüzüklerin Efendisi' gibi bir destanı muhteşem bir şekilde beyazperdeye aktarmış, Peter Jackson ise heyecan katsayısı daha da artıyor.

Jackson'ın Alice Sebold’un 'The Lovely Bones' adlı romanını uyarlayacağı haberini duyduğumdan beri 'Cennetimden Bakarken' en fazla merak ettiğim filmlerden biri oldu.

Öncelikle öykü ilgi çekiciydi ve hikayenin fantastik boyutunu Jackson'ın nasıl kotaracağı merak konusuydu. Ve gösterim tarihi yaklaştıkça Jackson'ın cennet yorumu ve fantastik ile dram arasında tutturacağı ton, sinema sitelerinde en çok yorum yapılan konuların başında geldi.

Film, öldürüldükten sonra cennetten dünyaya, ailesine ve katiline bakan Susie'nin hikayesini anlatıyor. 14 yaşında öldürülen Susie katilinin cinayetten kalan ipuçlarını yok etmeye çalışmasını takip ederken, ailesi de kızlarının canlı bulunması umuduna sarılıyor ama bir yandan da dağılma sürecine giriyor.

Evet, hikaye ve özellikle yönetmenin Peter Jackson olması filmle ilgili beklentileri artırsa da sonuç maalesef hayal kırıklığı.

Filmle ilgili en büyük sorun, hikayenin olması gerektiğinden daha yumuşak bir tona sahip olması. Jackson filmde birçok sahneyi göstermemeyi - Susie'nin öldürülme sahnesi gibi -tercih etmiş ama bu sahnelerin ötesinde de hikayeyi naif bir şekilde anlatmayı tercih ettiğinden karşımıza klasik Hollywood filmlerinden farksız yüzeysel bir film çıkıyor. Bu yumuşak tonda Jackson'ın cennet tasvirinin de etkisi büyük. Özellikle bütün öldürülenlerin bir araya geldiği sahne gibi bazı bölümler hikayeden tamamen koparak anlamsız bir duygusallık yaratıyor.

Filmin bir diğer zayıf noktası ise karakterleri. Rachel Weisz'in canlandırdığı anne başta olmak üzere filmdeki çoğu karakterin içi doldurulamamış ve bu karakterler bir süre sonra öyküden bağımsız işleyen unsurlara dönüşüyorlar.

Bunun gibi dramatik yapıdaki birçok zayıflığa bir de filmin sonundaki 'kör gözüm parmağına' şeklinde verilen mesaj (Adalet kendi kendine yerini bulur!) eklenince 'Cennetimden Bakarken' hayalkırıklığı yaratan filmler listesine yükseklerden giriş yapmış oluyor.

Oyunculuklara gelince 'Kefaret' ile yıldızı parlayan Saoirse Ronan, Susie rolünde özellikle ilk yarım saatte çok iyi. Katil rolündeki performansıyla Oscar'a aday olan Stanley Tucci filmin bir diğer iyisi. Filmin ağır topları Mark Wahlberg, Rachel Weisz ve Susan Sarandon ise kötü yazılmış karakterlerine hayat verirken ellerinden geleni yapıyorlar...

'Braindead', 'Bad Taste' gibi kanlı filmlerini, 'Yüzüklerin Efendisi' efsanesini, 'King Kong'u geçtik. Filmografisinde 'Heavenly Creatures/ Cennet Yaratıkları' gibi bir -gerçek/gerçek dışı- başyapıtı olan Jackson'ın 'Cennetimden Bakarken'de sergilediği performans gerçekten beklentilerin çok altında. Birkaç sahnede -katilin evinde geçen sahneler gibi- ustalığını konuştursa da maalesef 'Cennetimden Bakarken' filmografisinin en kötülerinden olmaktan kurtulamıyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...