Ölmekte olan kırmızı dev R Sculptoris, ölüm sürecinde birçok farklı basamaktan geçiyor. Gök bilimciler, yıldızdan uzaya uzanan spiral şeklindeki dev toz ve gaz bulutunun (nebula) yıldızın dağılmakta olan atmosferinin üst kısımlardan oluştuğunu belirtti.

Çekirdeği son derece sıcak olan yıldızda yaşanan çok güçlü fırtınalar, dağılmakta olan atmosferin tabakalarını uzaya itiyor. R Sculptoris’te yaşanan bu durum, atmosferin üst katmanlarını milyonlarca yılda giderek büyüyen, farklı şekillere bürünebilen nebulalara çeviriyor. Gök bilimciler, benzer durumu Güneş’in de ömrünün son safhalarında yaşayacağını belirtti.

Atmosferin uzaya dağılma sürecinde, yaklaşık her 20 bin yılda bir (kozmik boyutta sadece birkaç mili saniye) R Sculptoris’in çekirdeğinde 200 yıl süren termonükleer titreşimler yaşanıyor. Bu aktivite esnasında helyum ağır metallere dönüşerek tonlarca enerji saçıyor. Ortaya çıkan enerji, çok yüksek bir parlalık yaratıyor ve büyük yoğunluğa sahip materyal uzaya dağılıyor. 

Avrupa Güney Gözlemevi’nde görevli gök bilimci Matthias Maercker, “Yıldızın içinde oksijen ve karbon gibi yeni elementler oluşuyor...Bu elementler hayatın oluşması için temel girdiler. R Sculptoris’in geçirdiği süreç, Güneş Sistemi’ni meydana getiren ‘yıldız tozunun’ oluşumunu da anlamamızı sağlıyor’ dedi.

YILDIZIN ARKASINDA SAKLANIYOR
Maercker ve ekibi, R Sculptoris yıldızının arkasında kalan spiral toz bulutunı Atakama Büyük Milimetre Işımı (ALMA) radyo teleskobunu kullanarak görüntüledi. Spiral şekli etkileyen bir diğer faktör olarak, R Sculptoris’in yörüngesinde bulunan ve yıldızdan dağılan parçacıkların dağılımını etkileyen, Güneş’in 0.2 katı kadar kütleye sahip bir yıldız gösterildi.

Gök bilimciler, spiral bulutun her bir halkasındaki gaz ve parçacık miktarını tahmin etmeye çalışarak, R Sculptoris’in termal faaliyetleri ve iç yapısı hakkında bilgi etmeye çalışıyor.

“Yıldızın spirali üzerinde sanki bir saatmiş gibi geriye yürüyerek ne olduğunu anlayabiliriz” diyen Maercker, R Sculptoris’in geçirdiği en son termonükleer faliyetin 1.800 yıl önce sona erdiğini ve 200 yıl sürdüğünü ifade etti.

ABD’nin California Üniversitesi’nden Mark Morris, yer almadığı çalışmayı överek, “Yaşandığını bildiğimiz ancak detayını bilmediğimiz kozmik bir olaya yakından bakabilmek güzel bir şey” ifadesini kullandı.

ALMA İLK SINAVINI VERİYOR
Güneş’in yaklaşık 0.5 ile 10 katı, yani düşük ve orta kütleye sahip olan yıldızlar olarak bilinen Kırmızı Dev’lerin yaşlarını belirlemek için geçmişte birçok model çıkarılmıştı. Yıldızların ölüm süreçlerinde uzaya saçtıkları parçacıkların miktarı ve yaşanan dağılımın sürecine dayanan ölçümler, R Sculptoris’ten elde edilen bilgilerle çok daha doğru bir şekilde gözden geçirilebilecek. 

Gök bilimciler ayrıca, inşasına 2003 yılında başlanan ve yeni hayata geçen ALMA teleskop ağının da evrendeki ilk yıldızların oluşumunu incelemek adına ilk büyük sınavını verdiğini belirtti. Şili’nin Atakama Çölü’nde, deniz seviyesinden 5000 metre yükselikteli Chajnantor platosuna kurulu olan dünyanın en büyük teleskop şebekesi, henüz sahip olduğu 66 dev çanak antenden sadece 22’sini kullanıyor.