NTV

Ömer Çelik: AB ülkelerinden beklentimiz Zeytin Dalı Operasyonuna tam destek

Anadolu Ajansı

Türkiye
ömer çelik

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Zeytin Dalı Harekatının Türkiye'nin yanı sıra Avrupa'nın da güvenliğini sağladığını belirterek, "Dolayısıyla, müttefikimizlerden, AB ülkelerinden beklentimiz Zeytin Dalı Operasyonuna tam destek vermeleridir" dedi.

Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Gayriresmi Dışişleri Bakanları Toplantısının (Gymnich) ardından basına açıklamalarda bulunan Çelik, toplantının temel konularının savunma ve güvenlik olduğunu anımsatarak, Türkiye'nin Avrupa için bu konunun merkezinde olduğunu belirtti.

Çelik, toplantıda Zeytin Dalı Harekatına ilişkin ayrıntılı bilgi verdiğini anlatarak, "Bazı kaygılar ve endişeler sürekli olarak dile getiriliyor. Özellikle vurguladığım konular şunlardır. Zeytin Dalı Operasyonu kayıtsız şartsız uluslararası hukuka uygun bir operasyondur. Türkiye'nin etrafında bir terör koridoru oluşturulmaya çalışılıyor. Bu terör koridoruna karşı en güçlü şekilde tepki vermemizden daha doğal bir şey yoktur." dedi.

PKK'nın PYD/YPG adı altında Suriye'de aktif bir şekilde faaliyet gösterdiğini Batılı ülkelerin istihbarat raporlarının da ortaya koyduğunu hatırlatan Çelik, "Hukuka uygunluk meselesi açısından bakıldığında, bugün birçok büyük ülkenin dünyanın çeşitli bölgelerinde yürüttüğü aktivitelere bakıldığında, Türkiye'nin bunlarla mukayese edilmeyecek kadar uluslararası hukuka uygun davrandığı görülmektedir." diye konuştu.

Çelik, PKK'nın Kürtlerin temsilcisi olarak gösterilmesinin temel bir yanlış olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Orada pek çok Kürt grup da esasında bizim Zeytin Dalı Operasyonumuza son derece güçlü bir şekilde destek vermektedir. PKK hakkında, PYD/YPG hakkında en çok şikayet edenler oradaki Kürt gruplardır. Dünya Aramiler Konseyi PKK'nın Hristiyan ve Ermeni çocukları kaçırarak, çocuk asker olarak kullandığı şeklinde şikayetlerde bulunmuştu. Diğer Kürt grupların bölgelerine hakimiyet kurduğu şeklinde şikayetler olmuştu. Biz başından beri söylüyoruz. Bu operasyon Afrin'de bulunan Kürtlere, Suriye'nin genelinde bulunan Kürtlere, Türkmenlere, Araplara uzatılan bir zeytin dalıdır bu. Terör örgütlerine karşı bir operasyondur"

"OPERASYON SONUCU, DEAŞ MİLİTANLARININ AVRUPA'YA GEÇİŞLERİ ENGELLENCEK"

Bazı "etiket oyunlarıyla" PKK'ya karşı yürütülen operasyonun Kürtlere karşı yürütülen bir operasyon gibi gösterilmeye çalışıldığına dikkati çeken Çelik, "Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değildir. Türkiye Suriye'deki Kürtlerin de dostudur, Türkmenlerle ilişkilerimiz zaten tartışma götürmeyecek açıklıktadır. Tarihsel bir ilişkidir. Türkiye, Arapların da dostudur." ifadelerini kullandı.

AB Bakanı Çelik, harekatın DEAŞ'la olan mücadeleyi zayıflatabileceği yönündeki değerlendirmelere değinerek, "Tam tersi olduğu açıktır. Rakka'da olduğu gibi, Afrin'de de PKK'nın PYD ve YPG ile yakın ilişki içerisinde olduğu nettir. Üstelik, PYD'nin hakimiyet kurduğu bölgelerde güvenlik açıkları yüzünden, yabancı terörist savaşçılar denilen DEAŞ militanları oradan Türkiye'ye ve Avrupa'ya gelmektedir. Bizim orada sağlayacağımız güvenli bölgeyle birlikte esasında DEAŞ militanlarının da Türkiye ve Avrupa'ya geçişi engellenecektir. Dolayısıyla PYD ile yürütülen mücadelenin aynı zamanda DEAŞ'la yürütülen mücadeleye de katkı sağlayacağı açıktır." şeklinde konuştu. 

Türkiye'nin Astana sürecinde varlığının Cenevre sürecini de destekleyen bir durum olduğunu dile getiren Çelik, "Türkiye Astana sürecinde olmasaydı, Astana ve Cenevre'nin birbirinden kopuk iki ayrı süreç haline geleceğini söyledim. AB'nin bunu iyi değerlendirmesi gerektiğini söyledim. Türkiye'nin Astana, Soçi ve benzeri yerlerde olmasının aslında AB'nin resmi perspektifi olan Cenevre sürecini destekleyici bir rol oynadığını net bir şekilde ifade ettim." değerlendirmesinde bulundu.

TÜRKİYE'NİN SİVİL KAYIPLARI KONUSUNDA ÇİFTE STANDART

Çelik, ABD'nin bir NATO müttefiki olarak, bir terör örgütüne bir başka terör örgütüyle mücadele için destek vermesinin NATO'nun güvenlik mantığına aykırı olduğuna işaret ederek, ABD'nin verdiği silahların Türkiye'ye, bir NATO ordusu olan Türkiye ordusuna karşı kullanıldığını vurguladı.

Türkiye bir egemen devlet olarak kendi güvenliğini sağladığının altını çizen Çelik, "Ama kendi güvenliğini sağlamasının yanı sıra Türkiye'nin yaptığı bu iş aynı zamanda Avrupa'nın da güvenliğini sağlamaktadır. Dolayısıyla müttefikimizlerden beklentimiz, AB ülkelerinden beklentimiz Zeytin Dalı operasyonuna tam destek vermeleridir." ifadelerini kullandı.

Çelik ayrıca, Türk ordusunun sivil kayıp verilmemesi için en yüksek hassasiyeti gösterdiğine işaret ederek, "Bu konuda, olmayan bir konuda endişe dile getirenler yüzlerce roket atılıp da yaralanan, hayatını kaybeden vatandaşlarımız, yani Türkiye'nin sivil kayıpları konusunda kesinlikle bu şekilde bir endişeyi dile getirmiyorlar. Bu çifte standartlar kaldırılabilir, makul konular değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, AB'nin Balkanlar'a doğru genişlemesini desteklediklerini, Avrupa'nın güvenliği ve entegrasyonu açısından genişlemeyi doğru bulduklarını ifade etti.

Bazı ülkelere 2025 yılının üyelik tarihi olarak gösterildiğini anımsatan Çelik, "Burada bir çifte standart ortaya çıkmaktadır, o da şudur: Türkiye’ye hiçbir zaman net bir tarih verilmemiştir. Net bir perspektif sunulmamıştır." diye konuştu.

Çelik, AB'de son zamanlarda Balkanlar perspektifi ile Türkiye'yi ayırma yönünde birtakım faaliyetler bulunduğuna dikkati çekerek, "Bunun son derece yanlış olduğunu, son derece sakıncalı olduğunu defalarca ifade ettik. Bunun altını tekrar çiziyoruz. Balkanlar ile Türkiye’yi ayırmak gibi bir şey tarihsel gerçekliğine aykırıdır, jeopolitik gerçekliğine aykırıdır, bugünün siyasal gerçekliliğine aykırıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin Balkanlar'daki varlığının "Güçlü Avrupa", "Ortak Avrupa Evi" ve Avrupa’nın güvenliği konusunda destek verici nitelikte olduğuna işaret eden Çelik, "Nitekim Türkiye orada olmadığı zaman bu boşluğu AB ülkelerinin doldurabilmesi tek başına mümkün değil. Tarihsel olarak orada olayla ilgili olan ve Avrupa entegrasyonuna karşı olan bazı ülkeler var. Onlar orada varlık göstermektedir." dedi.

Çelik, Türkiye'nin AB'nin Balkanlar perspektifinden ayrılmaya çalışılmasına ilişkin "Bu son derece yanlıştır. Bu eksik bir Avrupa vizyonudur ve bu yanlış bir Avrupa vizyonuna doğru da gidecektir." ifadelerini kullandı.

"AVRUPA ORDUSU TARTIŞMALARINDA TÜRKİYE DE DİNLENMELİ"

Güvenlik konusunda AB ile Türkiye'nin beraber yapabileceği işler olduğunu belirten Çelik, Türkiye gibi bir ülkenin son zamanlardaki Avrupa ordusu tartışmaları bağlamında doğru değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Transatlantik ilişkilerinde tartışmaların artmasıyla AB’de bir Avrupa ordusu ve Avrupa savunması gündeminin yükseldiğine dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:

"Bu açıdan bakıldığında bunun aslında NATO’ya alternatif olmadığını, NATO'nun esas olduğunu ifade ediyorlar ama her halükarda şu var: Avrupa savunması konuşulurken Türkiye’siz konuşulmaz. Avrupa savunması sadece AB’yi ilgilendiren bir mesele de değil."

Avrupa savunması konusunda Türkiye'nin perspektifinin ciddi bir şekilde dinlenerek, bu tartışmalarda yer alması gerektiğini dile getiren Çelik, "Şu cümle bizim için bir mottodur: 'Avrupa’nın güvenliği bir bütündür ve bölünemez.' Avrupa’nın güvenliğinin merkezinde Türkiye yer almaktadır. Bu tarih boyunca böyle oldu, Soğuk Savaş döneminde böyle oldu. Bugün de böyle olmaktadır." dedi.

Avrupa'nın güvenliğini geliştirmek konusunda görüşmelerde bulunduğunu anlatan Çelik, "Bu çerçevede de tabii ki biz PKK ve FETÖ konusunda Avrupa’daki çifte standartların da altını tüm muhataplarımıza her zaman çiziyoruz." diye konuştu.

26 Mart'ta Bulgaristan'ın Varna kentinde düzenlenecek AB-Türkiye Zirvesi'ne değinen Bakan Çelik, şunları kaydetti:

"Bizim hazırlıklarımız tamam sayılır. Perspektifimiz, orada değerlendireceğimiz her şey açık ve net bir şekilde ortadadır. Bu zirvenin verimli geçmesi hususunda atıf yapanlar da var. Türkiye bu gibi zirvelerin verimli geçmesi konusunda gerekli kapasite ve ajandaya sahip. Önemli olan bir takım politik münazaralara takılınmaması. Gördüğümüz gibi, Balkanlar'a bu perspektifler verilirken, Türkiye’ye verilmemesinin tek sebebi bu politik engellerdir. İnşallah mart ayındaki zirve de verimli bir şekilde gerçekleşecek."

ETİKETLER