Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürü Abdurrahman Çelik, dünyanın çeşitli ülkelerinde gerçekleştirilen Türk Film günleri ile ilgili bilgi verirken, başlatılan etkinliklerin tüm hızıyla sürdüğünü ifade etti.

Programlarının Nisan ayında da çok yoğun olduğunu belirten Çelik, Finlandiya, Polonya ve Ukrayna'da film günlerinin düzenleneceğini söyledi.

Mısır ve İran'ın da Türkiye'yi ''konuk ülke'' sıfatıyla bu yılın sonuna doğru düzenlenecek etkinliklere davet ettiğini aktaran Çelik, Dışişleri Bakanlığı kanalıyla iletilen bu daveti kabul ettiklerini ve Türkiye'nin bu film günlerinde değişik filmlerle geniş bir şekilde yer alacağını belirtti.

Çelik, Avustralya'nın Melbourne kentinde Mayısta, Çin'de de Haziran'da Türk filmlerini seyirciyle buluşturacaklarını ifade ederek, ''Dünyanın en uç noktalarına kadar ulaşmayı hedefliyoruz. Buralara da ilk kez gidiyoruz. Bu ilkleri de yaşayarak oradaki tepkileri ve Türk filmlerine olan ilgiyi de ölçmeye çalışıyoruz'' sözleriyle film günlerinin amaçlarını sıraladı.

Etkinlikler için her ülkeye göre farklı filmlerin seçildiğini anlatan Abdurrahman Çelik, her ülkede ''seyircinin nabzını tutarak'' filmleri belirlediklerini ifade etti. Bu filmlerin üç bölüm halinde seçildiğini belirten Çelik, ''Üçte birini klasikleşmiş Türk filmleri, üçte birini ödül almış sanat filmleri, üçte birini ise Türk seyircisinin beğenisini kazanmış Türk filmleri arasından seçiyoruz'' dedi.

''SIRADA DUBAI, ABU DABİ VE KATAR VAR''

Orta Doğu'nun da Türk filmleri için çok önemli bir pazar olduğunu vurgulayan Çelik, bu ülkelerden bazıları şimdiye değin film günlerinin kapsamına aldıklarını ve Şubat ayında Şam'da filmleri seyirciyle buluşturduklarını kaydetti.

Programları içerisinde Dubai, Abu Dabi ve Katar'ın da bulunduğunu aktaran Çelik, bu ülkelerdeki etkinliklerin programlarının henüz netleşmediğini, ancak yıl içerisinde bunların gerçekleştirileceğini söyledi. Çelik, Orta Doğu'da düzenlenecek Türk film günleriyle ilgili şu bilgileri verdi:
''Çünkü Türkiye'ye karşı gerçekten çok büyük bir ilgi var o ülkelerde. Bu ülkelerin Türkiye'ye karşı ilgisini çok sıcak tutmamız gerekiyor. Türk dizilerine karşı oluşmuş çok ciddi bir merak var. Tabii ki insanların gözüne hitap eden şey, özellikle görsel sanat dediğimiz sinema sanatı çok önemli. Çok hızlı bir şekilde sinema sanatıyla insanlarla iletişim kurma imkanına sahipsiniz. Bu iletişim yöntemini Türkiye bugüne kadar kullanmamış. Bu, aynı zamanda, tabii çok büyük bir tanıtım ve lobi faaliyetidir. Kendinizi çok hızlı bir şekilde tanıtabilirsiniz. Belki yıllarca uğraşsanız siyaseten tanıtamadığınız bir konuyu, bir siyasi alanı, bir şehrinizi bir filmle inanılmaz şekilde tanıtabilirsiniz.
Orta Doğu'da bir dizinin yarattığı ilgi, bir dizinin açtığı yol, Türkiye'de turizmi de canlandırdı, Türkiye'ye merakı inanılmaz derecede artırdı. Bugün Arap ülkelerinden İstanbul'a gelen ziyaretçi sayısında çok ciddi artışlar var. Yani bu artışlar hem İstanbul'u gezip görme turizm ve kültür açısından, hem de bu güzel kentimizi çok ciddi bir alışveriş merkezi haline getirdi. Bu, çok önemsenecek bir şey.''

''TRT İLE ORTAK ÇALIŞMALARIMIZ OLACAK''

Türkiye'nin çok önemli tarihi ve kültürel zenginliklere sahip bir ülke olduğuna dikkati çeken Abdurrahman Çelik, ''Bunu biz yurtdışına çok iyi bir şekilde tanıtmamız lazım. Diziler de bunun en önemli yöntemlerinden biri'' dedi.

Bu konuyla ilgili TRT ile de bazı ortak çalışmalarının olacağına işaret eden Çelik, TRT'nin çok büyük bir değişim ve gelişim yaşadığını ve bazı konularda görüş alışverişinde bulunduklarını belirtti.

TRT ile ortak olarak bazı belgeseller ve televizyon dizilerinin Türk cumhuriyetleri ve diğer ülkelere transferi konusunda neler yapılabileceğini planladıklarını aktaran Çelik, bu konuların da gelecek 1-1.5 ay içerisinde netleştirileceğini söyledi.

Orta Doğu ülkelerinin de bu kapsamda yer alabileceğini ifade eden Çelik, ''Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TRT, bu ülkelerde çok farklı bir yöntemle bu dizi ve filmlerin oralara erişmesini, ulaşmasını sağlayacağız'' diye konuştu.