Ankara Strateji Enstitüsü Uzmanı Prof. Dr. Erol Kurubaş, NTV canlı yayınında hem 4. Yargı Paketi'ni hem de İmralı sürecini değerlendirdi.

İlişkili Haberler


Strateji Enstitüsü Uzmanı Erol Kurubaş, ''4. Yargı Paketi'nin İmralı sürecine pozitif etkisi olur mu?'' sorusuna şu cevabı verdi:

''Kuşkusuz bu pakette bir takım yasal düzenlemelerle birlikte bu sürecin en önemli ikna araçlarından biri olarak duruyordu. Hükümet bunu bir al ver sürecinin parçası olarak görmek istemedi. O nedenle hükümet 4. Yargı Paketi'ni kendi planlaması çerçevesinde çıkartacak. Ama PKK açısından çok önemli sonuçları olacağı görünüyor.

Şiddeti övmeyen ifadeler suç olmaktan çıkartılıyor, suçluyu, suçu övme gibi konularda yeni bir takım düzenlemeler geliyor. Dolayısıyla KCK'lıların önemli bir kısmının hapisten çıkartılmasında çok önemli bir argüman olacağı ve bununda hem İmralı'nın iknası açısından hem de Kandil'in iknası açısından son derece önemli bir sonuç doğuracaktır.''

İmralı sürecinin geldiği nokta için ne düşünüyorsunuz?

Erol Kurubaş: Birinci görüşmeden bu yana çok önemli pozisyon değişiklikleri yaşandı. İlk görüşmenin ardından yaşanan Paris cinayetleri ve akabinde Ahmet Türk'ün yapmış olduğu biraz sert açıklamalar, Demirtaş'ın yapmış olduğu nispeten sürece mesafeli duran bir dil kullanan açıklamaları bu süreç içinde biraz değişti. Kamuoyundan gelen baskılarda bunda etkili oldu tabi. Bütün BDP'lilerin yaptığı açıklamalar bazen şaşırtıcı biçimde yapıcı ve süreci destekleyici sahip çıkan açıklamalar gelmeye başladı.

Yine Paris olayıyla bağlantılı olarak ortaya atılan 3 PKK tezi diye özetleyebileceğimiz PKK'nın farklı PKK'ları içinde barındırdığı görüşünden son derece rahatsız olmuş olan Kandil, Öcalan'ın arkasında tek bir bütün olarak bulduğunu gösterme gayreti içine girdi. Dolayısıyla bu pozisyon değişikliklerini iyi anlamamız gerekiyor. Devletinde yine bu geçen zaman içinde özellikle İçişleri Bakanını değiştirmesi PKK'ya ve BDP'lilere vermiş olduğu mesaj olarak değerlendirilebilir. Taraflar bu süreci ilerletebilmek için uygun zemini oluşturma gayreti içindeler. İkinci görüşme niye hala yapılmadı, ne zaman yapılacak tartışmaları aslında bunu gecikme olarak nitelendirmek birazcık yanlış bir yaklaşım olur. Bu bir zamanlama meselesi.

Peki psikolojik ortamın değişmesi için kritik eşik nedir PKK'lıların sınır dışına çekilmesi midir?

Erol Kurubaş: Bu herkesin çok önemli bir beklentisi. Bu sürecin etkin mekanizmalar kurulduktan sonra gerçek anlamda silahları bırakmaya matuf görüşmelerin başlaması açısından en kritik eşiğin kuşkusuz ki PKK militanlarının sınır dışına çekilmesi önce bir ateşkes ilanı belki ardından da sınır dışı çekilmesi bu sürecin olmazsa olmaz koşulu gibi görünüyor. Çünkü bir taraftan görüşme yaparken bir taraftan da terör eylemlerini askerlere yönelik eylemleri devam ettirirseniz bu sürecin ciddiyetine ve selametine zarar vereceği kuşkusuz.

Barzani'nin sözcüsü, 'bu konuda bu süreç içinde rolümüz neyse onu oynarız demekte', bu süreçte Irak'ın ya da Barzani'nin rolü nedir?

Erol Kurubaş: Aslında 2010 yılı sonlarında 2011 yılı Eylül'ünden itibaren Barzani ile çeşitli görüşmeler yapıldı. O süreçte dolaylı ve düşük profilli bir arabuluculuk rolünü üstlenmiş gibi görünüyordu. Dolayısıyla şimdi uygun şartlar oluştuğu taktirde Erbil ki Kandil'i doğrudan kontrol edebilecek tek askeri gücü elinde bulunduran bir merkez olduğunu kabul edelim.

OSLO YERİNE ERBİL Mİ?
Erbil'in anlamlı bir rol üstlenmesi gerekecek. Özellikle Kandil'den gelen açıklamalarda kendilerinin Öcalan'la daha doğrudan bir irtibat içerisinde olma talepleri söz konusu. Benim kanaatim bu süreçte Erbil özellikle İmralı-Kandil hattında o arabuluculuk işlevini bir tür elçilik işlevini görecek gibi görünüyor. İlerleyen aşamalarda silahların bırakılması bir takım PKK'lıların çeşitli yerlere gönderilmesi veya Irak'ta kalması gibi durumlarda da Barzani'nin önemli bir rolü olacağını kabul etmek lazım. Erbil Kandil'in iknasında en etkin mekanizma işlevini görecek gibi görünüyor bu süreçte.