Hürriyet gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Mirgün Cabas ve Ruşen Çakır’ın sunduğu “Yazı İşleri”programına konuk oldu.

Yılmaz Özdil, şunları söyledi:

“Kürtçe konuşulur mu, konuşmaz mı, Japon muyuz, Alevi miyiz gibi tartışmaların yapıldığı bir ülkede bir uçak kazası yaşanıyor. Ülkemizin bayrağını taşıyan uçağımız düşüyor ve 7’den 77’ye, ülkenin kuzeyinden güneyine her noktasında bütün vatandaşlarımız insanlarımızın başına bir şey gelmesin diye dua ediyor. Dolayısıyla bu tür felaketlerde tek yürek olduğumuzu hatırlıyoruz ama uçak uçarken saçma-sapan konularla birbirimize her türlü kötülüğü yapıyoruz. Uçak düştüğü zaman çok vicdanlı insanlar olup, uçak uçarken birbirimizin gözünü oymamız da bir enteresan tabii. Konuşmanın da tartışmanın da insanca olması gerektiğini düşünürüz.

Allah rahmet eylesin kayıplarımız var ama bu işin tek iyi tarafı bu uçağın Hollanda’da düşmüş olması. Çünkü hiç olmazsa ne olduğunu öğrenebileceğiz. Dün de bugün de bizim yetkilileri gördük. Neredeyse uçak düşmedi diyecekler. İlgimi çeken bir konu da 11 Eylül’den sonra dünyada bütün uçak facialarında acaba terör mü sorusu sorulur. İlk kez bizim kazamızda terörün ‘t’si bile geçmiyor. Çünkü hem dünya hem de biz biliyoruz ki bizim ihmalkarlığımız beceriksizliğimiz ya da bizim kel alaka adamları yetkili makamlara oturtma merakımız yüzünden ihmalkarlığımız terörden bile kötü. Bütün dünya biliyor ki, bu uçak düştüyse teröristlere gerek yok, Türkler bir şekilde becermiştir.

TÜRK’ÜN KÜRTÇE KONUŞMASI DOĞRU
Soyadı Türk olan birinin Kürt olması ve Kürtçe konuştuğu için eleştirilmesi çok komik. Kürt ve soyadı Türk, bana göre Meclis’te Japonca falan konuşması lazımdı. Bana göre devletin etnik kör olması lazım. Yani bizim Kürtçe televizyon ve radyolara ihtiyacımız var. Ama bence bunun devlet eliyle yapılmaması lazım. Devlet eliyle yaparsak başımıza bu tür şeyler gelebilir. Yani alt-üst kültür diye paldır küldür dalarsan memleketin de altını üstüne getirmiş oluyorsun. TRT 6’da veriyorsun da TRT 3’te niye vermiyorsun? Başbakan Kürtçe konuşuyorsa Ahmet Türk niye konuşamıyor? Biz Kürtçe’yi Avrupa’ya uyum çerçevesinde Başbakan, Kürtçe konuşsun diye mi serbest bıraktık? Bu tür saçmalıklar üst üste gelince işin içinden çıkılmaz bir noktaya geliniyor. Bir örnek vermek isterim, biz Uğur Dündar’la Star Haber’de sanırım izlemişsinizdir Hakkı Ağabey’in köyünde Çiçek diye bir kızla karşılaştık. Çiçek, okulunun olmadığını söyledi ve gittik yerinde gördük. Sadece biz değil, bütün televizyonlar... Gerçekten de terörle ilgili ciddi sıkıntılar olduğu için okullar kapalıydı, öğretmen yoktu. Tüm Türkiye’ye gösterdik ki okulu, öğretmeni olmayan Çiçek pırıl pırıl Türkçe konuşuyordu. Kürtçe de konuşuyordu. Yani Çiçek, ne Türkçe ne de Kürtçe’yi okulda görmemişti ama her iki dili de konuşabiliyordu. Şimdi bizim bu devlet televizyonu aracılığıyla Kürtçe televizyon başlatmamız neticesinde bence 5-10 sene sonra o Çiçekler yaşadıkları ülkenin dilini pırıl pırıl konuşamayacaklar. Bence bu iş devlet televizyonu ile yapılmaması gereken bir işti. Çünkü eğer Kürt vatandaşlarımız için TRT kanal açıyorsa peki Laz veya Çerkez vatandaşlarımız için niye açmıyor? Kaç milyon nüfusa ulaşmamız gerekiyor ki, devletin bir kanalını bu işe biz tahsisi edelim. AKP’nin bana göre seçim ve Avrupa’ya yakın durma kaygısıyla yaptığı iş son derece yanlış. Ahmet Türk’ün yaptığı ise doğru.

AKP BENİ BİLE ADAY GÖSTERSE OY VERİRLER
Mitinglerde en çok ilgimi çeken Başbakan’ın habire gittiği şehirlerin takımının atkısını takması. Bu çok saçma. Miting ilkel bir yaklaşım. Herhalde AKP yaptığı için CHP de yapıyor. Bir süre sonra MHP ve diğer partiler de bu işe girecek. Bence günümüz teknolojisinde televizyonun veya internetin milyonları kucakladığı bir ortamda, meydana 5 tane adam getirip, otobüslerle adam taşıyıp orada bayrak sallatmak kadar ilkel bir yaklaşım olamaz. Ben Baykal’ın önerisini mantıklı buluyorum. Sayın Baykal’la, Sayın Başbakan, hatta sayın Bahçeli ve diğer adayların bir araya geleceği bir ya da birden fazla açık oturum vatandaşın bilgilenmesi ve tercihini ortaya koyması açısından daha sağlıklı olacaktır. Bence bu mitinglerle beraber Türkiye’de seçim bir saçmalık haline geldi. Çünkü artık seçim değil, sayım yapılıyor. Çünkü bir vatandaş AKP’li, bir vatandaş CHP’li, bir vatandaş MHP’li. Mesela AKP beni bile aday gösterse AKP’liler oy verecek, iş bu kadar saçma bir noktaya geldi. Bununla ilgili de bir örnek geçenlerde Ankara’da yaşadık. Bir gecekondu mahallesinde kömür dağıtıyorlar. Star Haber’in muhabiri de soruyor; “Teyzeciğim kime oy vereceksiniz?” diyor. Teyze diyor ki ‘Ben ampule oy vereceğim’. Muhabir, “Melih Gökçek’e mi oy vereceksiniz?” diye sorunca “Hayır, öldürseniz vermem. Ben ampule oy vereceğim” diyor. Türkiye'de seçim artık bu. Dolayısıyla isterseniz 10 miting yapın, isterseniz 150 miting yapın; tahminim AKP yüzde 110 falan oy alır."