Türkiye Barolar Birliği’nin 23-24 Mayıs’ta yapılacak olan olağan genel kurulu öncesinde aralarında Aksaray, Eskişehir, Kayseri, Konya, Trabzon’unda bulunduğu 25 ilin baro başkanları haftasonu Aksaray’da yaptıkları toplantı sonrası beş maddelik bir bildiri yayınladılar.

Bildiride, avukatlık mesleğinin çok ciddi problemlerle karşı karşıya olduğu, mevcut problemlerin çözümü noktasında Barolar Birliği’ne büyük bir görev düştüğü ancak mesleki problemlerin çözümü noktasında mevcut yönetim anlayışının sorunları çözmekte yetersiz kaldığı belirtildi.

Bildiride, “Yapılacak seçimli genel kurulda adalet, özgürlük, demokrasi, insan hakları ekseninde meslek onurunun korunması ve geliştirilmesi ile meslek sorunlarının çözümü konularına özel bir önem ve öncelik veren bir anlayışın yönetim kademelerinde yer alması temel beklentidir” denildi.

Bildiriyi imzalayan ve toplantıya ev sahipliği yapan Aksaray Barosu Başkanı Abdülkerim Yenil, “Bizim öncelikli eleştirilerimiz mesleki anlamda fakat bu eleştirilerimizi yaparken hiçbir siyasi partinin temsilcisi olarak hareket edilmemesi gerektiğini de vurguladık. Sürekli olarak iktidarla çatışma içerisine girilmiştir” derken Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok “Bu iktidar değil hangi iktidar olursa olsun hukuk dışı uygulamaları konuşacağız. İtaat ve biat kültürüyle gelen insanların Türkiye’yi nereye götürdüğünü görüyoruz. Bunları söyleyeceğiz. Çağdaş uygar Türkiye’nin üzerinde hesapları olan her insanla bizim kavgamız vardır” dedi.

Taraflar tartışmayla ilgili NTVMSNBC'ye şunları söyledi:

ABDÜLKERİM YENİL (Aksaray Baro Başkanı)
Bu bildirgeyi mevcut Barolar Birliği’ne karşı oluşum olarak değerlendirmemek lazım. Mevcut başkan ve yönetim içerisinde çok çalışkan insanlar, yönetim kurulu üyeleri olduğunu biliyoruz. Ancak çoğunluk yönetim kurulu üyelerinin yeterince çalışmadıklarını, meslek sorunlarına eğilmediklerini ve çözüm bulamadıklarını dile getiriyoruz.

2001 ve 2005 seçimlerinde yönetim kurulları ve diğer kurullar oluşturulurken baroların görüşleri alınmadan yönetimlerin oluşturulduğunu bundan dolayı da etken ve üretken bir yönetimin oluşturulamadığını bu yönde de bir çalışmanın sergilenemediğini dile getiriyoruz. Amacımız bundan sonra oluşacak yönetimde ya da çıkacak bir başkan adayının yönetim oluştururken öncelikle meslek sorunlarını hiçbir siyasi, ideolojik ya da dinsel görüş etrafında değil öncelikle meslek sorunları etrafında bir yönetim olmasını istiyoruz.

SÜREKLİ İKTİDARLA ÇATIŞMAYA GİRİLDİ
Bizim öncelikli eleştirilerimiz mesleki anlamda fakat bu eleştirilerimizi yaparken hiçbir siyasi partinin temsilcisi olarak hareket edilmemesi gerektiğini de vurguladık. Sürekli olarak iktidarla çatışma içerisine girilmiştir. Hiçbir zaman biz iktidarla birlikte hareket edilsin istemiyoruz. Ancak sesimizin duyurulması için ve isteklerimizin yerine getirilmesi anlamında iktidarın yanlış olduğu yerlerde bunları eleştirmek doğru olan noktalarda da doğru olduğunu söylemek gerektiğini söylüyoruz. Sırf muhalefet olsun diye muhalefet edilmemeli. 

Avukatlar olarak mesleki sorunlarımız öncelikle ‘silahların eşitliği’ konusunda. Cumhuriyet savcılarının mevcut duruşma salonlarındaki yerleriyle ilgili olarak CMK’da bir çalışma yapılmıştı ancak çalışma sonucunda Avrupa Müktesabatında olmamasına rağmen Cumhuriyet Savcıları avukatlarla aynı pozisyona getirilmemiştir. Sosyal yardım fonu işgöremezlik anlamında avukatlara gerekli yardımda bulunulmamıştır. 

Stajer avukatlar, staja başladıkları andan itibaren herhangi bir işte çalışmamaları gerekiyor ve herhangi bir ücrette almaları sözkonusu değil. Bir yıllık staj süreleri boyunca herhangi bir yerde sigortalı olarak çalışmaları da mümkün olmadığı için sosyal güvenceleri de yok. Öncelikle sosyal güvencelerinin olması ve sosyal güvencelerinin karşılığının da Barolar Birliği’nin gelirlerinden karşılanması gerekir. Yine merkezi ve bölgesel staj merkezleri kurulmamıştır. Avukatlar hakim ve savcılar kanununa tabii olmalarına rağmen silah ruhsatı alırken harç alınması sorunu da çözülememiştir. Belli bir dönem memurluk yapanlara bile yeşil pasaport verilirken avukatlara hala verilmemiştir. Yargının kurucu unsurları içerisinde avukatlar, hakim ve savcıların yanında yer almamış buna ilişkin yasal düzenleme yapılmamıştır. Hukuk fakültelerinin sayısının sürekli artması konusunda yeterli çalışma yapılmamıştır.

ÖZDEMİR ÖZOK (Türkiye Barolar Birliği Başkanı)
Türkiye Barolar Birliği, Türkiye’deki en demokratik örgüttür. Ben arkadaşlarımızın tespit ve değerlendirmelerini saygıyla karşılıyorum. Bunun karşısında bize övgülü sözler söyleyenler de var. Biz ne eleştirileri ne de övgüleri abartıyoruz. Hepsini saygıyla karşılıyoruz. Avukatlık mesleğinin onların tespit etmedikleri benim bildiğim çok önemli sorunları var. Bunların bir kısmı bizim gücümüzü aşan tamamen siyasi iktidarın yasa değişikliğini gerektiren konular. Türkiye’de tam bağımsız bir yargının sağlanmadığı bir yerde kuşkusuz bağımsız bir savunmayı kurmakta zordur. Arkadaşlarımızın tespitlerine “Hayır Türkiye’de herşey güllük gülistanlık bu mesleğin hiçbir sorunu yoktur” diyemeyiz. O yüzden bu değerlendirmeleri demokratik bir açılım olarak değerlendiriyorum.

HİÇBİR YERDE BU KADAR KOLAY AVUKAT OLUNMUYOR
Türkiye’de sadece avukatlık sorunu yok. Türkiye yangın yerine dönmüş. Türkiye’de hukuk devleti, eksiksiz demokrasi, insan haklarını yerleştirmedikten sonra sorunları çözmemize olanak yok. Bugün 44 tane hukuk fakültesi var. Türkiye’nin dışında hiçbir ülkede bu kadar kolay avukat olunmuyor. Türkiye’de hukuk fakültesini bitiriyorsunuz mezunlar arasında en kalbur üstü olanlar hakimliğe, savcılığa ve diğer mesleklere gidiyor. Kalanlar ellerinde çantalar geliyorlar baroların kapısına biz stajer olacağız diyorlar. Biz her ay 500 tane arkadaşımıza ruhsatname veriyoruz. Hiçbir engel yok, tek koşul lisans diploması almak. Bu hızla artış özellikle genç avukat arkadaşlarımız için büyük sorunlar yaratıyor.

HİÇBİR PARTİNİN, İDEOLOJİNİN TUTSAĞI DEĞİLİZ
Söylenen sorunların tamamını biz biliyoruz ve yetişmeye, olabildiğince iyileştirmeye çalışıyoruz. Bu konularda hiç kompleksim yok. Biz hiçbir partinin, ideolojinin, dünya görüşünün tutsağı değiliz. Bilim ve aklın egemen olduğu çağdaş aydınlık bir Türkiye için, bırakınız bir hukukçu olmayı, avukat olmayı sade bir yurttaş dahi bu ülkenin geleceği için kafa yormak mecburiyetindedir. Biz kendi meslek sorunlarımız kadar yurt sorunlarınıda önemsiyoruz ve bu konuda çıkış yapacağız. Kuşkusuz bu politikaları (78 baromuz var) beğenen arkadaşlarımızda olacak beğenmeyen arkadaşlarımız da... Bu demokratik ortamın sonucudur. Arkadaşlarımızın bireysel olarak bizimle sorunlarının olmadığına inanıyorum.

ON BİN İKTİDAR GELSE DOĞRU BİLDİKLERİMİZİ SÖYLERİZ
Bu iktidar değil, hangi iktidar olursa olsun, hukuk dışı uygulamaları, mesela Darwin’le, TÜBİTAK’LA ilgili de konuşacağız. İtaat ve biat kültürüyle gelen insanların Türkiye’yi nereye götürdüğünü görüyoruz. Bunları söyleyeceğiz. Çağdaş Türkiye’nin üzerinde hesapları olan her insanla bizim kavgamız vardır. Türkiye’nin bütünlüğüne çağdaş geleceğine gölge düşürecek olan kim varsa söyleriz. Arkadaşlarımız beğenir beğenmez. Bunun yeri buralar değildir. Bunun yeri Barolar Birliği Genel Kuruludur. Türkiye’nin aydınlık geleceği ile ilgili; değil bu iktidar, on bin iktidar gelse biz doğru bildiklerimizi söyleriz. Ama bizim birinci sorunlarımız meslek sorunlarımızdır. İkincil sorunumuz da aydınlık, çağdaş, hukuk devletidir.