'Paket taleplerimizin kötü bir kopyası'

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, demokratikleşme paketinin kendi tekliflerinin kötü bir kopyası olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan'a seslenerek "Milli irade Meclis'e yansısın istiyorsan, getirirsin yüzde 3'ü Meclis'ten geçiririz" dedi.

01.10.2013 - 13:04

'Paket taleplerimizin kötü bir kopyası'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dün açıkladığı demokratikleşme paketine ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Bugünün Parlamentonun açılış günü olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Az önce Sincan'dan geldim. Sayın Balbay'ı ziyaret ettik, böylece bir parlamenterimizi hapishanede ziyaret ederek demokrasimizin ne olduğunu bütün dünyaya göstermek istedik" dedi.

Türk halkının özgürlük ve demokrasi arayışının eskilere dayandığının altını çizen Kılıçdaroğlu, bu yol da çok bedeller ödendiğini savundu.

Özgürlük mücadelesini 1919'dan başlatmak gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, konuşmasında Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit'in dönemlerinde gerçekleştirilen demokrasi ve özgürlük alanındaki çalışmalardan bahsetti.

Türkiye'nin son 11 yılını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, ülkenin bu dönemde çok zaman kaybettiğini, hükümetin Türkiye'yi bütün uluslararası demokrasi sıralamalarında geriye götürdüğünü iddia etti.

Türkiye'deki demokrasinin, uluslararası demokrasi endeksine göre halen "melez demokrasi" olarak tanımlandığını da savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Sınır tanımayan gazeteciler tarafından her yıl açıklanan 'Basın özgürlüğü' endeksinde Türkiye 2002 yılında 99'uncu sıradaydı. Bugün 154. sırada. Uluslararası basın kuruluşlarına göre Türkiye dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi. Bu da bir başka acı gerçek. Bunu da herkes bilmek zorunda. 2002 yılında Türkiye'de tutuklu olan bir milletvekili bile yoktu. Bugün TBMM açılıyor 7 milletvekili tutuklu. Yüzlerce yerel yönetici hala hapishanelerde. Kendine dokunan bir olay oldu mu hemen 'milli irade' diyorsun. Seni seçeni milli iradeyi sayıyorsun dabu milletvekillerini, belediye başkanlarını seçenleri niçin milli irade saymıyorsun. 2002 yılında cezaevlerinde 59 bin vatandaşımız vardı. Bugün cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 135 bin. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan güncel açıklamaya göre tam 2 bin 776 öğrenci bugün hapishanelerde. Puşi takan çocukların hapsedildiğini gördük. Parasız eğitim istediği için tutuklanan gencecik evlatlarımızın acısını yaşadık. Son 10 yılda Türkiye'de tam 121 faili meçhul cinayet vakası yaşandı. Ne yazık ki Hrant Dink'in gerçek katilleri hala bulunamadı. Hrant Dink cinayetinde sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin tamamı bürokraside yükseltildi. Bu insanların milletvekili hatta Bakan olduğunu bile gördük."

'İLERİ DEMOKRASİ DİYE YUTTURMAYA ÇALIŞIYORLAR'
Gezi Parkı protestolarında hayatını kaybedenleri bir kez daha rahmetle andığını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu dönemde yargının bağımsızlığını da tamamen kaybettiğini, tam olarak iktidara bağlı bir yargı kurulduğunu ileri sürdü.

Kılıçdaroğlu, "Asrın yolsuzluğu denilen Deniz Feneri davasında sanıklar korundu, kollandı. Cezalandırılanlar, yolsuzluğu soruşturan savcılar oldu. 11 yılda Türkiye demokrasisi büyük bir erozyona uğradı. Toplumsal uzlaşı, sağduyu, ortak akıl gibi demokrasinin temel değerleri yok sayıldı. Ötekileştirme ve kutuplaştırma siyaseti ile insanlar arasında derin uçurumlar açıldı. Bütün bunları topluma, 'ileri demokrasi' diye yutturmaya çalışıyorlar. Şimdi Türkiye'ye soruyorum, vatandaşlarıma soruyorum; açıklanan bu sözde demokrasi paketi ile bu ilaç bu yaraya derman olur mu Bu paket bu açığı kapatır mı?" diye konuştu.

"Bu paket bu yaraya derman olmaz. Bu paket bu açığı kesinlikle gidermez" diyen Kılıçdaroğlu, "Çünkü demokrasi konusunda samimi değiller. Ayrıca Türkiye'de çok ciddi bir çağdaş iktidar açığı vardır. Türkiye ne yazık ki kendisine yakışan demokratik olgunlukta bir iktidara sahip değildir" ifadesini kullandı.

'EVREN'İN APOLETİ VAR, ERDOĞAN'IN YOK'
Paket açıklanırken, sıkıyönetim dönemlerinde olduğu gibi bazı medya organlarına sansür uygulandığını da ileri süren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kenan Evren nasıl açıklıyorsa, aynı model üzerinden kendisi açıklıyor. Hiç bir farkı yok, karşılaştırın iki görüntüyü. Birinin apoleti var, diğerinin apoletleri yok. Bu paketin hazırlanış biçimi bile demokrasiyle örtüşmüyor. Demokrasi demek açıklık demek, şeffaflık demek, hesap verebilirlik demek. Bu paket daha hazırlanırken demokrasinin bu en temel ilkeleri ayaklar altına alındı. Kapalı kapılar ardında, toplumun bütün unsurları hatta kabine üyeleri dahil dışarıda bırakılarak bir paket hazırlandı. Sayın Başbakan sözde demokratikleşme paketi dolayısıyla yeni OHAL kurumu olan, Kamu Güvenliği Müsteşarlığına teşekkür ediyor. Bu teşekkür bile paketin hangi düşünceyle açıklandığını gayet net bir şekilde ortaya koyuyor.Bu paket katılımcılıktan, toplumsal uzlaşmadan ve şeffaflıktan uzak bir şekilde hazırlandı. Ayıp olan bu paketin adıyla demokrasiyi yan yana getirmektir. "

Paketin açıklanması sırasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 12 Eylül askeri darbesinden tek söz bile etmediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Acaba darbe hukukuna sahiplenmenin bir başka adı mı bu " sorusunu sordu.

Hükümetin demokrasi konusunda samimi olmadığını da iddia eden Kılıçdaroğlu, "Çünkü bu paketteki birçok noktayı daha önce biz önerdik, AKP reddetti" dedi.

Kendilerinin daha önce seçim barajının düşürülmesini önerdiğini ve yasa teklifi sunduklarını anlatan Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin bunu reddettiğini söyledi.

Siyasette dil yasaklarının kaldırılmasını da önerdiklerini bildiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Farklı dil ve lehçelerde siyaset yapılmasını sağlayalım' diye kanun teklifi verdik. AKP bunu da reddetti. Seçime katılan siyasi partilere aldıkları oy oranlarına göre hazine yardımı yapılması için teklif sunduk. AKP buna da 'hayır' dedi. 'Nefret suçları para cezasına çevrilmesin, zamanaşımına uğramasın' diye öneride bulunduk. AKP bunu da kabul etmedi. Yasaksız yepyeni dünya standartlarında bir toplantı ve gösteri yürüyüşleri yasası teklif ettik. AKP korktu, ona da 'hayır' dedi. Şimdi 'kişisel verilerin korunması' diyorlar. 'Yasadışı dinlemeler engellensin' diye kanun teklifinde bulunduk. Tayyip Erdoğan buna da geçit vermedi. AKP buna da 'hayır' dedi.

Şimdi herkes elini vicdanına koysun. Bu önerilerin tamamını reddeden bir parti demokrasi konusunda samimi olabilir mi? Böyle bir parti demokrat olabilir mi? Bu zihniyet özgürlükten, adaletten yana olabilir mi? Bugün karşımıza getirdiklerinin önemli bir kısmı, bizim önerilerimizin kötü bir kopyası. Bu iktidar henüz muhalefetin önerdiklerini kopyalamayı bile beceremiyor. Elleri o kadar bile demokratikleşmeye gitmiyor. Bugün Türkiye'nin en statükocu partisi AKP'dir. Değişme en kapalı partisi AKP'dir. Mülkiyet duygusuna kapıldılar, 'devlet de benim Türkiye de benim' noktasına geldiler. En ufak bir itirazı devlete başkaldırma sayıyorlar. Bu yüzden Türk demokrasisinin ilerlemesinin önündeki en büyük engel de AKP'nin ta kendisidir."


Kendilerinin daha fazla demokrasi, daha özgür bir Türkiye önerdiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Biz Türkiye'ye içi boş paketler değil, rengarenk, canlı bir demokrasi önerdik" değerlendirmesinde bulundu.

Darbe anayasasını istemediklerini, yepyeni bir anayasa istediklerinin altını çizen Kılıçdaroğlu, AK Parti'nin kabul edilemez teklifleriyle yeni anayasanın önünü tıkadığını savundu.

Kılıçdaroğlu, siyasi partiler yasasının daha demokratik bir hale getirilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki barikatların kaldırılması, din ve vicdan özgürlüğünün sağlanması gibi en temel haklarda bile AK Parti'nin önerilerini reddettiğini ileri sürdü.

Basın özgürlüğü konusunun da Türkiye'nin kanayan yaralarından biri olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, basın özgürlüğü olmayan bir yerde demokrasi ve özgürlüğün de olamayacağını dile getirdi.

Tutuklu öğrenci ayıbının bu ülkeye yakışmadığını da söylediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, Uludere olayının aydınlatılması için verdikleri tekliflerin de AK Parti tarafından reddedildiğini savundu.

Kılıçdaroğlu, "YÖK'ü kaldıralım, üniversitelerde özerkliği sağlayalım' dedik. Özgür bilim, özgür üniversite, özgür öğrenciden yana tavır aldık. AKP buna da karşı çıktı. 'Mayınlı araziler topraksız köylülere verilsin' dedik, 'Diyarbakır'a yeni cezaevi açma, Diyarbakır cezaevi insan hakları müzesi olsun' dedik, Nevruz 'milli bayram' ilan edilsin diye teklif ettik, statükonun bekçisi AKP bunları da reddetti. Şimdi bütün Türkiye'ye soruyorum. Bizim önerilerimiz mi Türkiye'ye demokrasi getirir, yoksa AKP'nin paketçiği mi Herkese soruyorum, Türkiye'de muhalefet mi görevini yapmıyor, yoksa iktidar mı?" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, katılımcılığı ve çoğulculuğu sağlayamayan hiçbir düzenlemenin Türkiye'ye huzur ve barış getiremeyeceğini de savundu.

Başbakanın, AB ilerleme raporlarındaki Türkiye'de demokratikleşme yönünde atılması gereken adımları da anlayamadığını savunan Kılıçdaroğlu, "En sonunda Amerika ziyaretinde kendisine bir kitap hediye ettiler. Kitabın adı üzerinden bir mesaj verdiler. Neydi o kitabın adı: 'Diktatörün Psikolojisi' O mesajı da anlamadı" dedi.

'KLAVYEYE DEĞİL KULLANANA ÖZGÜRLÜK'
"AKP hükümeti Türkiye'nin temel sorun alanlarından kaçmış, toplumsal baskıları savuşturmak için de bu paketi önümüze getirmiştir" görüşünü savunan Kılıçdaroğlu, pakette temel sorunlara yönelik hiçbir cevap olmadığını iddia etti.

Toplumun fiilen çoktan aştığı "W" harfini kullanmak veya "kurban derisini kim toplayacak " gibi artık anlamsız konularda düzenlemeleri demokratik bir açılım olarak görmenin halkı açıkça kandırmak olduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, "Klavyeye değil, klavyeyi kullanana özgürlük getireceksiniz. İşte sizinle demokrasi anlayışımızdaki temel ayrışma burada yatmaktadır. Bir üniversitenin adını değiştirerek yapısal bir sorunu mu çözüyorsunuz Bir üniversite senatosunun 2 saatlik uğraşı ile açabileceği bir enstitünün Hükümet tarafından büyük bir devrim gibi sunulması da ülkemiz insanına yapılan bir haksızlık değil midir " ifadesini kullandı.


'BARAJI YÜZDE 3 YAPALIM'
Paketin seçim sisteminde de değişiklik öngördüğünü anımsatan Kılıçdaroğlu, "dar bölge" ya da "daraltılmış bölge"den söz edildiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, "Sorun dar bölge ya da daraltılmış bölge değil, sorun 12 Eylül askeri cuntasının getirdiği yüzde 10 seçim barajındadır. Yüreğin varsa, bu ülkeye gerçekten demokrasiyi getirmek istiyorsan, gerçekten 'milli irade tam Parlamentoya yansısın' diyorsan, yüzde 3'mü yaparsın, yüzde 5'mi yaparsın. Yardım için 3 diyorsun, 3 getir. Hemen kabul edelim. Oturup ahkam kesmeye gerek yok. Bu millet laf dinlemekten bıktı. Getirirsin yüzde 10'u, 3'e indirirsin, hep beraber Parlamentodan geçiririz" dedi.

Türkiye'nin sorunlarının "makyajla" çözülemeyeceğini de ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Kendi hedefleriniz doğrultusunda kurguladığınız bir paketçikle bu ülkenin, bu halkın sorunlarını asla çözemezsiniz. Türkiye'nin topyekün, bütüncül ve kapsamlı bir demokrasi paketine ihtiyacı var. Türkiye'nin ihtiyacı olan paket, toplumun bütün kesimlerini kapsamak, bütün sorun alanlarına da temas etmek zorundadır. Diktatör lütfetmiş bize demokrasi paketi hazırlamış. 'Benim istediğim kadar demokrasi' diyor. Aklıma bir dönemlerin Ankara Valisi geldi. O Vali eylem yapana şunu söylemişti; 'Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor ' Aynı anlayış şu an hükümette var. 'Ben istediğim kadar getiririm, istediğim kadar veririm.' Gelen paket, çoğunlukçu otoriter rejimi pekiştirmek için getirilen bir pakettir."

'HÜKÜMETİN EKSİĞİNİ YAMAYAN AYDIN OLMAZ'
Paket açıklandıktan sonra bazı "aydın olarak tanımlanan" kişilerin televizyon kanallarında değerlendirmelerde bulunduğunu da ifade eden Kılıçdaroğlu, bu kişileri eleştirdi.

Kendisinin başka bir "aydın" tanımı olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, "aydın" kişinin, daha çok demokrasi isteyen ve Hükümeti demokrasiye aykırı davranışları nedeniyle korkusuzca, bedel ödemeyi göze alarak eleştiren kişi olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, "Dünyanın hiçbir yerinde bizde olduğu gibi hükümetin eksikliklerini yamamaya çalışan bir aydın grubu olmamıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Kendilerinin daha önce 17 maddelik özgürlük ve demokrasi bildirgesi açıkladığını ve bunun arkasında olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu yönde atılan bütün adımların arkasında CHP'nin bütün gücüyle duracağını söyledi.

"Çok partili rejimi bu ülkeye getiren bir parti olarak, CHP ülkenin demokratikleşmesi için her reforma evet demiştir ve diyecektir de" görüşünü dile getiren Kılıçdaroğlu, gerçek bir demokrasi için sonuna kadar mücadeleye devam edeceklerini bildirdi.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...