Meclis'te grubu bulunan partilerin temsilcilerinin değerlendirmeleri şöyle:

MHP Ankara Milletvekili Deniz Bölükbaşı: "Meclis'teki konuşmasını iki bölümde ifade etmek lazım. Türkiye'nin kritik bir müttefik olduğunu ifade etmesi, Türkiye'de laikliğe vurgu yapması, demokrasiye vurgu yapması, Türkiye ile ABD arasındaki ortak değerlere ilişkin ve tarihten gelen bu dostluğun ileride dünyanın yeni meselesi ile baş etmede yeni bir ortaklık zemini oluşturabileceğine ilişkin ifadeler olumluydu.

Fakat Obama’nın konuşmasının diğer bölümleri bende tam bir hayal kırıklığı ve kaygı yarattı. Cumhurbaşkanı Gül ile yaptığı görüşmeden sonra soykırım konusundaki görüşünün değişmediğini, Ermenistan’la Türkiye arasında sınırın açılmasının ve diplomatik ilişkilerin kurulmasının bu işin çözümü olacağını söylemesi... Türkiye’yi bu konuda cesaretlendirdiğini ifade etmesi... Heybeliada ruhban okulunun açılmasından bahsetmesi... Kürtlerin haklarının verilmesi ve terörle mücadelede desteğini yenilenmesine rağmen bu konuda Türkiye'nin Barzani yönetimi ile işbirliği yapmasını adres olarak göstermesi... Amerika Birleşik Devletleri Başkanının dile getirmesini beklemediğim hususlardı. O bakımdan kaygı verici yönleri olmuştur konuşmanın.

PKK ile olan mücadelede Türkiye'yi destekleyeceklerini ve PKK’yı Amerika Birleşik Devletleri’nin de terör örgütü olarak kabul ettiğini söyledi. Ama bu yetmez. Türkiye'nin Irak Merkezi Hükümeti ve Irak’taki Kürt liderlerle de işbirliği ilişkileri kurması gerektiğini söyledi. Yani bu anlamda bu meseleyi halletmek için Barzani’yi adres gösterdi.

Türkiye'nin doğu ve batının ayrıldığı değil birleştiği coğrafyanın merkezinde olduğunu söyledi; farklı kültürlerin bir arada yaşayabileceğini, Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerin bunun örneği olduğunu söyledi. İslam dünyası ile savaş halinde olmadıklarını ve ileride de olmayacaklarını söyledi ama Türkiye'ye bu konuda özel bir misyon yükleyecek kurgusu yoktu konuşmasının."

AKP Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Suat Kınıklıoğlu: "Bence iyi bir konuşma oldu. Biraz kısa bir konuşma oldu. Ama sanırım bundan öte, önemli mesajlar içeren bir konuşma oldu. Bir kere Türkiye'nin Avrupa Birliği ve Avrupalı kimliğine önemli bir vurgu vardı. İslam dünyası ile iyi ilişkileri isteyen İslam dünyasını daha iyi anlamak, daha yakından birlikte olmak isteği ifade edildi.

Kıbrıs konusuna olan atıf çok önemliydi bizim için. Çünkü Kıbrıs müzakereleri devam ediyor ve çok önemli. Her iki tarafın da müzakerelere yapıcı bir yaklaşım içinde olması gerektiğini ifade ediyor; Türk-Amerikan ilişkilerini tekrar tamir etme isteği çok açık ve net bir şekilde kendini belli ediyor. Obama seçimden önce de böyle bir siyasetinin olacağını, yani Türk Amerikan ilişkilerini tekrar rayına oturtmak için ciddi bir gayret sarf edeceğini ifade etmişti. Sanırım Meclis'te yaptığı hitapta da bu vurgulandı tekrar. Bir nebze Cumhurbaşkanı Sarkozy’nin söylemiş olduğu söze de bir cevap verdi aslında.

'Amerika Birleşik Devletleri bir Avrupa Birliği üyesi değildir ama hem Avrupa Birliği hem Türkiye ile müttefiktir; dolayısıyla söyleyecek sözü de vardır' dedi. Genel olarak çok olumlu. Açıkçası ben Türk-Amerikan ilişkilerinde önümüzdeki dönemin işaretlerini veren bir konuşma olarak görüyorum.

Ruhban okulu konusu, biliyorsunuz, yabancı ziyaretçilerimizin sürekli olarak gündeme getirdiği ama Türkiye'de, Türkiye'ye has bazı zorluklardan dolayı aslında açıklanmayan bir konu. 1915 olaylarına gelince; Obama sık sık ABD'nin kendi tarihine, kölelik gerçeğine değindi; tarihte kendisinin derisinin renginden ötürü -değil Amerikan Başkanı olmayı- oy hakkının bile olmadığını ifade etti. Böle bir analoji yapması ABD tarihine vurgu yapıp daha sonra Türkiye'ye bu konuyla ilgili göndermeler yapması ilginç oldu. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın bugün Köşk'te basın toplantısında ifade ettiği gibi; bir tarih komisyonunun kurulması gerektiğini; çelişkili verilerin olduğunu ve daha üzerine tartışma götürebilecek bir tarihsel dönemden bahsedilen bir olgudan dolayı ve tarih komisyonuna açık olduğumuzu beyan etmiştik.

Açıkçası kamuoyunun bunu nasıl değerlendireceğini bilmiyorum ama Meclis'te bir miktar sessizlik oldu konuşmasının o bölümünde. Ben onu kamuoyunun yorumuna bırakıyorum ama biz AK Parti olarak zaten 2005 yılında Sayın Başbakanımızın tarih komisyonu teklifi ile ve çok yakın bir zamanda Türk-Ermeni yakınlaşmasında tekrar ele alınan tarih komisyonu teklifi ile bu konuya kendi bakış açımızla gereken cevabı verdik.

DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan: "Ben tarihin tünelinden baktığımda -çünkü 1999'un 15 Kasım’ında Clinton’ı da dinlemiştim- iki konuşma arasında siyahla beyaz farkı görmüyorum. Fakat belli konularda farklılıklar var. Tabii o da dönemin gereği olarak Clinton özellikle Kıbrıs’tan söz etmişti ki Obama ağzına Kıbrıs’ı almadı.

Clinton, Ege’deki çatışmalardan söz etmişti, çatışma sözcüğünü kullanarak, çünkü o dönemde Yunanistan’la sıkıntılarımız vardı; bu da söz konusu olmadı tabii. Obama daha üst düzeyde bir konuşma yaptı. Bir anlamda seçildiği gün Beyaz Saray’ın önünde yaptığı konuşmayı andıran bir konuşma.

Burada Türkiye bakımından çok öncelikle üzerinde durulması gereken, Ermeni sorunu vardı. Clinton o zaman Ermeni konusuna hiç değinmemişti. Obama değindi. Yalnız çok usturuplu, çok diplomatik değindi. 'Tarihin trajik olaylarıyla yüzleşmemiz gerekir' gibi bir ifade kullandı. Bu da tabii ABD'deki Ermeni toplumunu fazla mutlu edecek bir açıklama olmadı.

Çünkü kendisi propaganda döneminde Ermeni soykırımı ifadesi kullanmıştı. Bütün Ermeni iddiası destekçilerinin ve diaspora Ermenilerinin beklentisi, kesinlikle soykırım sözcüğünün kullanılmasıydı; bunu kullanmadı. Bu bir anlamda iyi oldu; hem barış mesajları hem de çatışmalardan kaçınma öğüdüne paralel olduğu için. Benim için sürpriz İstanbul’da Ruhban okulunun açılmasıyla ilgili vurgu yapması oldu ki bundan sonra gündemde olacağını gösteriyor.

İkisi arasında başka dönemsel farklılıklar da var. Enerji konusu, o dönemde hiç gündemde değildi; enerji konusu üzerinde durdu. Ve Kürt açılımına, özellikle TRT Şeş konusuna değindi. İşkence ile ilgili sözleri çok önemliydi; bir de demokratik açılımlar konusunda daha dinamik bir beklenti içinde. Onu 'Demokrasi dinamik bir süreçtir' ifadesi ile kullandı. Burada tabii bu iktidar için özellikle medya özgürlüğüne vurgu yaptığı bir ifade var. Bu da bu iktidarın bence çıkartması gereken derslerden birisi."

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen: "Çok olumlu mesajlar verdi. Aslında genel hatlar itibariyle beklenenden pek farklı değil. Şimdi burada üzerinde durulması gereken bir-iki nokta var. Bir tanesi, demokratik laiklikten bahsetti. Atatürk’ün eserinden övgü ile bahsetti ve bu arada demokratik laiklik kavramını vurguladı. Birinci önemli unsur bu.

İkinci önemli unsur, Türkiye ile ABD arasında yakın işbirliği yapılması ihtiyacından bahsetti. Ortak unsurlardan bahsetti ama stratejik ortaklık sözünü söylediğini duymadık biz. Bundan önceki Bush yönetimi ile arasındaki en önemli söylem farkı bu iki noktada toplandı. 'Ermenistan’la ilişkileri normalleştirin' derken sınırı açın mesajlarını veriyor. Heybeliada ile ilgili verdikleri, bilinen mesajlar.
Ama Türkiye'nin Ermenistan’la sınırlarını niçin bu kadar zamandır kapalı tuttuğuna değinmedi. Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20’sinin Ermenistan tarafından işgal edilmesinden kaynaklanıyor. 'Ermenistan buradan çekilmese de siz sınırı açın' mesajı aslında 'Bugünkü mevcut durumu sineye çekin' gibi de anlaşılabilir. Ama tam onu da söylemedi; 'Karabağ sorunu çok uzun zamandan beri devam ediyor, bu da çözülmelidir' dedi.

İkisini aynı anda söylemiş oldu. Kıbrıs konusunda iki taraftan bahsetti, bir taraftan da birleşme ihtiyacından bahsetti; çok genel bir ifade kullandı. Önemli mesajlarından biri İsrail-Filistin itilafı ile ilgili. 'İki devlet' mesajını verdi,. Bu bizim de savunduğumuz bir görüştür. Irak’la PKK konusunda terörle mücadeleye vurgu yaptı; ki o çok önemli. Ama PKK’nın Kuzey Irak’tan nasıl tasfiye edileceği konusunda bir işaret vermedi.

'Terör hem Türkiye, hem Irak, hem ABD'ye yönelik bir tehdittir' dedi. Bu tehditle nasıl mücadele edeceğiz, bunun işaretini biz tam göremedik. Onu bekliyoruz. 'Afganistan’da birlikte çalışacağız' dedi. Buradan neyi kast etti? Türk askeri ile birlikte terörizme karşı Afganistan’da savaşmayı mı kast ediyor, burası açık değildi.

Yani genel mesajları olumlu ve dostluk mesajı fakat ayrıntılarıyla bu konuşmasını kapsamlı olarak değerlendireceğiz. Genel Başkanımız ile görüşmesi, muhalefetle görüşmeye önem vermesi çok olumlu bir işarettir: Türkiye'nin iktidardan ibaret olmadığını yeni ABD yönetiminin çok iyi anladığını gösteriyor.

DTP Genel Başkanı Ahmet Türk: DTP lideri Ahmet Türk, ABD Başkanı Barack Obama ile yaptığı görüşmenin ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. 'Obama'nın TBMM Genel Kurulu'nda çok net bir şekilde PKK'nın terör örgütü olduğunu açıkladığının söylenmesi ve mesajları nasıl yorumladığının sorulması üzerine Ahmet Türk; ''Bu şiddetin kaynağına inmek lazım. 17 bin faili meçhul cinayet varsa o zaman bunu tek yönlü bir şiddet olgusu olarak algılamamak gerektiğini izah etmeye çalıştım'' dedi.

Gazetecilerin, '''PKK ile ilişkinizi kesin' şeklinde bir talebi oldu mu?'' diye sorması üzerine Türk, böyle bir tartışmanın olmadığını söyledi.