'Peşmergeler henüz geçmedi'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Peşmerge güçlerinin henüz Türkiye üzerinden Kobani'ye geçmediğini ve bu konuda görüşmelerin devam ettiğini söyledi.

21.10.2014 - 16:25

'Peşmergeler henüz geçmedi'

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, NTV canlı yayınında Deniz Kilislioğlu'nun gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Peşmerge güçlerinin Türkiye üzerinden Kobani'ye geçip geçmediğine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Çavuşoğlu, "Henüz geçmediler ama gerek güvenlik gerekse istihbaratımızla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor" dedi.

Türkiye'nin gerek Irak gerek Suriye gerekse IŞİD konusunda yapılması gerekenler ve Kobani meselesinde başından beri net olduğunu belirten Bakan Çavuşoğlu, ne politikalarında ne de görüşlerinde değişiklik olduğunu belirtti.

Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye'nin Kobani'nin düşmesini elbette istemediğini, bu konuda da insani konular başta olmak üzere üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını dile getirerek, "Bugüne kadar Suriye'nin kuzeyine yaptığımız insani yardımların miktarı da 305 milyon doları aşmıştır" dedi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şöyle devam etti:

"Suriye'deki grupların hepsinin amacı özgür ve demokratik bir Suriye değil, kendi çıkarlarına yönelik bir rejim. Diğer taraftan da belli bir bölgeye hükmetmek için birbirleriyle ya da bazen de rejimle savaşan karmaşık bir yapı var. Bunun içinde PYD de var. IŞİD şimdi diğerlerine göre daha güçlü bir duruma geldi ama esas itibariyle IŞİD ile PYD terör örgütleri arasında bir fark yoktur. Hepsinin de amacı Suriye'nin istikrarsızlaşması ve bundan medet umarak belli bir bölgeyi kontrol etmek. Suriye'nin bölünmesi, Irak'ın belli bir bölümünün bölünmesi emelleri var. Böyle bir durumda biz Kobani'nin düşmesini istemeyiz."

Çavuşoğlu, IŞİD'e karşı Kobani'de de diğer bölgelerde de Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) mücadele etmesi gerektiğinin altını çizerek, bugün IŞİD ve rejimle savaşan tek gücün Türkiye'nin resmi muhatabı da olan ÖSO olduğunu vurguladı.

Yabancı askerlerin bir ülkeden geçerken ülkelerle mutabakat zaptı imzalandığı hatırlatılarak, "Bunun yasal zemini nedir" sorusu üzerine Çavuşoğlu, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu ve yasal zeminde hareket ettiğini ifade etti.

"PYD bize göre PKK'nın bir uzantısıdır" diyen Çavuşoğlu, ABD'nin Türkiye'ye "Sadece peşmerge gelinceye kadar sınırlı bir destek veriyoruz" şeklinde bilgi verdiğini aktardı. Bakan Çavuşoğlu, "Dolayısıyla burada esas itibariyle PYD'nin kapsamlı bir şekilde desteklenmesine karşıyız. Desteklenecekse ÖSO desteklensin" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Çavuşoğlu'na sorulan sorular ve Çavuşoğlu'nun verdiği cevaplar şöyle;

Dün manşeti siz attınız ''Peşmergelerin Kobani'ye geçişine yardımcı oluyoruz'' dediniz. Bu Peşmergeler geçtiler mi geçecekler mi?
Henüz geçmediler görüşmeler devam ediyor. Bu konuda bizim pozisyonumuzda hiçbir değişiklik olmadı. Biz başından beri gerek Irak, Suriye gerekse IŞİD'e karşı yapılması gerekenlerin ne olduğunu açıkça söyledik. Kobani meselesinde de son derece net olduk.

Biz elbette Kobani'nin düşmesini istemeyiz. Bu konuda her türlü insani konular başta olmak üzere her türlü üzerimize düşeni fazlası ile yaptık. 200 binden fazla Suriyeli Kürt kardeşimizi hangi mezhepten hangi dinden olursa olsun herkesi kabul ettiğimiz gibi ettik. Kobani'ye sadece 640'tan fazla TIR'la oraya insani ve tıbbi yardım yaptık. Bugüne kadar sadece Kobani'ye yaptığımı yardımın miktarı 10 milyon 500 bin doları aşmıştır. Suriye'nin kuzeyine yönelik yaptığımız insani yardımların miktarı da 305 milyon doları aşmıştır.

Türkiye'nin yaptıklarıyla ilgili olarak ''Bir çok kesimden insani yardımlar teyit ediliyor ama henüz geçmediler görüşmeler devam ediyor'' dediniz. Türkiye'nin burada önceliği nedir?
Suriye'de bir kaos var şu anda. Hepsinin amacı özgür ve demokratik bütün bir Suriye değil kendine yönelik bir rejim diğerlerinin haklarını yok sayan bir rejim. Diğer taraftan da Suriye içinde belli bölgeleri kontrol etmek isteyen bazen IŞİD gibi kendisini devlet olarak belirten ya da henüz etmemiş ama belli bir bölgeyi kontrol etmek için birbiri ile savaşan, rejimle savaşan karmaşık bir yapı var. Bunun içine PYD'de giriyor. Dolayısıyla IŞİD gerek rejimden aldığı silahlarla başka ülkelerden gelen, gerekse Irak askerinin Musul'a vardıktan sonra geri çekildiği zaman bıraktığı silahlarla daha güçlü duruma geldi diğerlerine göre. Ama IŞİD ve diğer terör örgütlerinin bir farkı yoktur PYD'nin de yoktur. Hepsinin amacı Suriye'nin istikrarsızlaştırılması ve bundan medet umarak burada belli bir bölgeyi kontrol etmek. Böyle bir durumda biz tabi Kobani'nin düşmesini istemeyiz. Peki IŞİD Türkmenlere, Hıristiyanlara, Araplara saldırdığı zaman, öldürdüğü zaman, insanlar yerinden göç etmek zorunda kaldığı zaman Türkiye'deki kardeşlerimiz neredeydi? Bunu fırsat bilerek Türkiye'yi vandallığa dönüştürenler neredeydi, dünya kamuoyu neredeydi?

İlkesel olarak biz IŞİD'in Kobani'ye gelmesine de karşıyız diğer yerlere gitmesine de karşıyız. IŞİD'e karşı Kobani'de de diğer bölgelerde de Özgür Suriye Ordusu mücadele etmesi lazım. O nedenle IŞİD'in Kobani'ye gelişinde de aynı şeyi söyledik. Burada IŞİD'in püskürtülmesi veya Esed'le mücadele bakımından ÖSO'nun desteklenmesi gerekiyor. Özgür Suriye Ordusu ile birlikte mücadele eden dedik biz. Bizim muhatabımız Amerika'yla da diğer müttefiklerimizle de siyasi olarakta askeri olarakta muhatabımız Özgür Suriye Ordusu. Özgür Suriye Ordusu size yardım etsin dendiğinde karşı çıkıyorlar. Diğer taraftan bizden kara operasyonu istediler biz olmaz dedik. PYD bunu da istemiyor çünkü emellerine ters olacak Türkiye'nin orada olması. Ama biz bu düşüncelerden bağımsız olarak kara operasyonu yapmayız dedik. Bunlara Peşmerge yardım edebilir. Peşmerge bugün Kuzey Irak'ta Irak anayasasına uygun kurulmuş güvenlik gücüdür. Nasıl anayasaya uygun şekilde Kürtlerin yönettiği bölgeden petrol alıyorsak oradaki yönetimle de ilişkilerimiz elbette resmi olarak kurulmuş güvenlik güçleriyle de Türkiye'nin teması olur. Dolayısıyla Kobani'ye birisi yardım edecekse Peşmergenin yardım etmesi gerektiğini söyledik.

Yabancı askerlerin geçişi için tezkere çıktı ama bir mutabakat zaptı imzalanır bunun yasal zemini ne?
Biz her şeyi yasal zemine göre yaparız hiçbir sıkıntı yok. Zaten PYD'ye ve PKK'ya silah verilmesini istemememizin sebebi de budur. PYD bize göre PKK'nın uzantısıdır. Dolayısıyla Amerika'nın gıda, insani yardım ne kadar silah veriler onu bilmiyorum ama Peşmerge gelene kadar idare edecek sınırlı destek veriyoruz dediler. Burada esas itibariyle kapsamlı şekilde PYD'nin desteklenmesine biz karşıyız. Desteklenecekse Özgür Suriye Ordusu'nun desteklenmesi lazım. Çünkü sadece Özgür Suriye Ordusu sınır bütünlüğü sağlanmış bir Suriye arzusundadır. Diğerlerinin emelleri farklıdır ve hepsi terör faaliyetleri içindedir. Özgür Suriye Ordusu bugün IŞİD'le ve rejimle savaşan tek güçtür. Diğerleri şimdi PYD'de rejimle sürekli temas halinde. IŞİD'le rejimin arasındaki şey malum zamanında rejim tarafından desteklenmiş.

Peşmergenin geçişiyle ilgili olarak Irak merkezi yönetimi de bu sürece dahil oldu mu yoksa sadece Kuzey Irak'la mı biz bu yasal süreci...
Şu anda Peşmergeyle ilgili olduğu için tabi kuzeydeki yönetimle temaslar devam ediyor. Öyle görünüyor ki PYD, Peşmergeyi de istemiyor. Neden istemediği belli burada kendisini korumak veya Suriye içinde kendi güvenliğini sağlamak değil bir bölgeyi başkaları silah versin biz gücümüzü koruyalım sonra da buradaki emellerimizi gerçekleştirelim. Peşmergeyi bile bu emellerine karşı bir tehdit gördükleri için farklı görüşler içindeler. Son açıklamalara göre kendi aralarında da bir anlaşma sağladılar. Dolayısıyla böyle bir anlaşma olduktan sonra biz bu konuda yardımı yapacağız.

PKK'nın bir kolu nihayetinde PYD. Peşmergeler üzerinde terör örgütüne yardım edilmiş olmuyor mu?
Burada sadece PYD yoktur burada bir cephe oluşturulmuştur. PYD ile birlikte 8 tane grup var. Amerika da yardımını tüm bunlar kapsamında yaptı. Çok az sayıda sivil var ve olası bir IŞİD'in bu şehri alması durumunda bu sivillerinde tehdit altında olduğunu göz ardı edemeyiz. Dolayısıyla burada yapılan yardım sadece PYD'ye değil ortak 7-8 grubun oluşturduğu bir cepheye.

Güzergah belirlendi mi?
Onların görüşmeleri devam ediyor havadan mı karadan mı daha görüşülmedi.

Kaç kişilik bir gruptan bahsediyoruz ve silahlı mı geçecekler?
Bu grupların ne kadar olduğu da PYD ile Peşmerge arasında görüşmeler. Peşmerge daha fazla göndermek istiyor PYD daha sınırlı olsun diyor.

Türkiye'de pozisyon olarak bir yerde duruyordur sonuçta.
Şu anda arkadaşlarımız detaylarıyla görüşmelere devam ediyorlar. Tam netleşmeden de bu konuda bir açıklama yapmak doğru olmaz.

Bir taraftan silah yardımı da ve içerden geçildiği zaman silahsız bir geçiş…
Anlıyorum sizi ama net olmayan konular kamuoyuna yanlış bilgi vermek istemeyiz.

Merak edilen bir konu askerin bundan bilgisi var mı konusu. Bugün Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ''Benim haberim var. Ben askerin bakanıyım'' ifadelerini kullandı. Askerin ne zaman bilgisi oldu ve bu konuyla ilgili pozisyonu nedir askerin?
Sadece bu konuda değil her konuda artık Türkiye'de kurumlar arasında böyle iletişimsizlik yok. Burada cumhurbaşkanından hükümetine güvenlik güçlerine kadar ilgili hangi kurum varsa hep birlikte tartışılır. Bu rehineler zamanında da aynı oldu. Üçüncü ülkeleri ilgilendiren bizim atacağımız adımlarla ilgili de aynı şekildedir. Dolayısıyla kimse bizim haberimiz yoktur demez böyle bir şey söylerse de doğru değildir. Zaten tüm güçler milli savunma bakanımıza bağlı olduğu için en üst düzeyde bu konudaki açıklamaları yaptı.

ABD'nin PYD'ye silah yardımına Türkiye son derece karşı çıkıyordu. Bu yanlış olur buna evet demeyiz dedi sayın cumhurbaşkanı ve bir telefon görüşmesi gerçekleşti Obama'yla ve ertesi sabah Amerikan dışişleri bakanının bir ifadesi oldu. İfadesinde; bu Amerika dış politikasında bir değişiklik anlamına gelmiyor bu Türkiye'yi biz bunu anlattık bu yaşanan krize anlık bir müdahaleydi. Bu açıklama sizi tatmin etti mi?
Biz Amerika ile sürekli görüşüyoruz ve bu konuda Amerika ile bir kopukluğumuz yok. Düşüncelerimizi de açıkça söylüyoruz. 4 yıldız bizim anlatmaya çalıştıklarımızı müttefiklerimiz yeni anlamaya başladılar. Gerek Esed rejimi ile ilgili gerek Irak'la ilgili o günkü durumların nelere yol açabileceği konusunda söylediklerimizi anladılar. Burada biz PYD'ye silah verilmesine ve desteklenmesine karşıyız. Amerika'nın politikası da bu anlamda farklı değil. Amerika şu anda tüm bu gruplara Kobani düşmesin diye özellikle peşmergenin yani Kuzey Irak yönetiminin yardımlarını buraya götürdü. Dolayısıyla biz burada peşmergenin ya da Kuzey Irak yönetiminin bölgeye insani veya tıbbi yardımları yapmasını da bu konudaki politikalarımızı söyledik. Amerika'nın da söylediği gibi her türlü yardım çok sınırlı tutuluyor. Biz bu konudaki hassasiyetlerimizi de zaten her düzeyde paylaşıyoruz.

İkinci bir sevkiyat olmayacağı garantisi var mı bu anlamda?
Bizim dışımızda olan konularda biz garanti veririz diyemeyiz.

Amerika ile görüşmeler yaptınız.
Görüşme yapıyoruz ama şimdi siz bizden Amerika adına mı garanti istiyorsunuz?

Siz hükümet olarak Amerika'dan bir garanti istediniz mi bu konuda?
Biz tabi ki Amerika'ya söylüyoruz bunu anlatıyoruz elbette bunun tekrar etmeyeceğini ve sınırlı olduğunu Amerika'da söylüyor. Biz Türkiye olarak verdiğimi sözlerde duruyoruz herkesinde durması lazım.

Dün Amerikan dışişleri bakanlığı sözcü yardımcısı PYD ile PKK ayrı örgütler dedi PYD'nin kendilerinin terör listesinde olmadığını söyledi. Yani biz aslında Amerika politikasında bir dönüş görüyoruz sanki.
Dönüşüm yok burada. Şu anda PYD'de yeni bir ortaya çıkmış bir oluşum ve hiçbir ülkenin ve uluslararası örgütün terör listesinde değil. PKK'nın bir uzantısı olduğunu ve anlayışı değişmezse terör faaliyetlerine devam ederse PYD'de burada terör listesine de alınır tedbirlerde ona göre alınır. PYD Suriye'ye yönelik politikalarını değiştirmezse ne Özgür Suriye Ordusu tarafından makbul olur ne de Türkiye tarafından ne de uluslar arası camia tarafından makbul olur.

Türkiye bu anlamda terör örgütü olması açısından faaliyete geçecek mi?
Bunu bakanlar kurulu hükümetimiz değerlendirir hükümet adına ben burada bir şey söyleyemem. Bizim arzu ettiğimiz şey PYD'nin şu andaki politika ve amaçlarından vazgeçmesi, Suriye'nin bütünlüğüne yönelik Özgür Suriye Ordusu ile hareket etmesi.

Peki Salih Müslim Türkiye'yi geldi karşılıklı açıklamalar oldu bir koridor açılmasını istedik Türkiye tamam dedi ama 3 gün geçti hala taleplerimizi karşılamadı şeklinde açıklamalar oldu.

Devletimizin güvenlik güçleri gerekli görüşmeleri zamanı geldiği zaman yapar. Ama bizim kimseye verdiğimiz bir söz yoktur. Dolayısıyla koridor açılması gibi onların PYD'ye yönelik bir koridor açılması gibi bir talebi olmuş olabilir ama Türkiye'nin buna karşılık verdiği bir söz yoktur. Siz silahını bırakıp Türkiye'ye gelen çatışmalardan kaçan PYD'lilere gitmeleri için izinde verdik ama gitmek istemediler. Dolayısıyla bizim onlara verilmiş başka bir söz yoktur.

Amerika'nın politika değişikliği yok dediniz ama Türkiye'nin Özgür Suriye Ordusu'nun silahlanması ve Esad'a karşı bir güç kazanmasını istiyordu. Ama senelerce Amerika'yı bu noktaya getiremedi. Şimdi gelinen noktada Amerika Kobani içinde o kadarda stratejik bir yer değil demişken böyle bir yardımı yapmasını nasıl izah ediyorsunuz?
İşin özü burada Kobani olayı sınırda ve sürekli medyada yer alıyor ve bu bir baskı oluşturuyor. Dolayısıyla Amerika kamuoyunda da Avrupa kamuoyunda da bir baskı oluşturuyor. O yüzden bizden kara harekatı yapmamız talep edildi ama biz yapmadık. Basın yoluyla niye yapmadı niye izliyor diye Türkiye aleyhine ciddi bir kampanya oluşturuldu. Zaten hangi adımı atarsak atalım ya da atmayalım hemen hedefe Türkiye oluyor. Bu konuda da hemen Türkiye hedef. Hiç kimse Amerika oraya karadan saldırıyor kara operasyonu yapsın demiyor mesela ama Türkiye neden izliyor deniyor. Diğer yerlerde olurken 4 sene bunlar neden bu kadar reaksiyon göstermedi.

Her şeyi medya mı yönetmesi lazım dünyada. Ama medyanın sınırdan çekmesi ile bir kamuoyu oluştur ve bu bir baskı oluşturulmaya çalışıldı. Ve siyasi iradelerde bu baskılara duyarsız kalmıyor. Ama Özgür Suriye Ordusu ile ilgili Amerika ile görüşlerimiz aynıdır. Eskiden de aynıydı ama bu uygulamalara ne kadar yansıdır tartışılır. Özellikle şu anda IŞİD'in bölgede yayılmasıyla birlikte rejime karşı tutumuzda da bir farklılık yok müttefiklerimizle. Bazı ülkelerin farklı tereddütleri olabilir ama genel olarak bir farklılığımız yok. Özgür Suriye Ordusu'nun ılımlı muhalefetin desteklenmesi konusunda hemfikiriz. Bu konuda da eğit donat çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türkiye'de biz kendi çalışmalarımızı yapacağız, İngiltere herhalde Lübnan'da yapacak ama neticede bu konuda da bundan sonra hem IŞD'le hem de Esed rejimiyle mücadele edecek kapasiteye ulaşması için ÖSO'nun hem eğitilmesi hem de donatılması çalışmalarını yapacağız.

Bu Eğit-Donat kısmında kaç kişi eğitilecek, eğitimler ne zaman başlar nasıl olacak bununla ilişkili bir çerçeve ortaya konuldu mu?
Bununla ilgili bir mutabakat var ama önümüzdeki süreçte çalışmalar başlayınca bunlar ortaya çıkar.

İncirlik konusunda Türkiye'nin pozisyonu son derece netti. Güvenli bölge uçuşa yasak bölge en öncelikli konumuzdu bir de IŞİD'e yönelik stratejinin Suriye rejimini de kapsamı bu üç talep yerine gelmeden Türkiye İncirlik'i açmaz pozisyonunu koruyor mu?
Bu mesele sadece İncirlik meselesi değil. Biz başından beri neler yapılması gerektiğini kapsamlı olarak paylaştık bu bölgeyle ilgilenen herkesle. Siyasi boyutu var bunun bir. Irak'ta yeni yönetim var bizde destekliyoruz. Ordunun da yeniden yapılanması lazım IŞİD orada da ilerliyor ona da önlem alınması lazım. Tüm bu dönüşüm tam sağlanmazsa Irak'a da istikrar gelmez. Suriye'yle ilgili de bir dönüşümün sağlanması lazım. Cenevre deklarasyonu çerçevesinde bir siyasi dönüşümün sağlanması lazım. Aksi takdirde bu statüko devam ettiği sürece bugün IŞİD var her gün yeni bir terör örgütü çıkar. Terörle mücadelenin askeri açıdan kapsamlı yapılması lazım. Sadece havadan terörle mücadele edilmez. Bunun insani boyutunun da ihmal edilmemesi lazım ki maalesef bunun yükünü en  çok Türkiye çekiyor. Peki bu böyle devam edebilecek mi? Ömür boyu bu yükü tek başına mı paylaşacak? Burada bir güvenli bölge oluşturulması lazım bu göçmenlerin bunların çocuklarının durumu ne olacak? Güvenli bölge ve uçuşa yasak bölge olması lazım ve bunların yerleştirilmesi lazım. Türkiye'de doğan 34 binden fazla bebek var. 68 binden fazla eğitime ihtiyaç duyan çocuklar var. Yani İncirlik meselesi değil bölgeye barış ve istikrar getirilmesi için anlaşma yaparsak Türkiye bugüne kadar yaptıklarının dışında müttefikleriyle birlikte her türlü adımı atar. Strateji konusunda görüşmelerimiz devam ediyor henüz tam anlaşılmış bir stratejide yok.

Ne kadar umutlusunuz bu konuda?
Sadece Amerika değil şu anda farklı görüşler var ama 4 yıllık tecrübemiz var hala tereddütlerimizde yok değil. Umut ederiz bu konuda anlaşma sağlanır. Detaylar konusunda ilgili kurum ve kişilerimizim görüşmelerimizi devam ettiriyor.

BM'ye bu anlamda resmi bir başvuru oldu mu?
Bu konudaki düşüncelerimizi Ban Ki-moon'a bizzat ben iki kere söyledim. Sayın cumhurbaşkanımızda söyledi. Biraz önce Avrupa konseyi insan hakları komiseri de vardı kendisine de izah ettik. Göçmenler konusunda ne yapabiliriz dediği zaman en akılcı çözümün Suriye'ye istikrarın gelmesine kadar en gerçekçi çözümün bu olacağını sebepleriyle herkese anlatıyoruz. Bazı ülkeler destekliyor ama bunlar zaman alıyor.

Peki Esad rejiminin gitmesi konusunda bir taraftan İran bir taraftan İsrail ki hiç sesi çıkmıyor son dönemde bazı ülkeler hala Esas konusunda sessiz zaten desteğini kesmeyen ülkelerde var. Böyle bir durumda Amerika'yı böyle bir tabloya veya Esad'ı devirmeye ikna etmek ne kadar mümkün?
Esad'ı destekleyen ülkeler konusunda bir tereddüt yok onlar son derece net. Esad'ın gitmesi ve Suriye'ye istikrarın gelmesi dönüşümüne inanan ve bunu desteklediğini söyleyen ülkeler ve müttefikler arasında farklı görüşler var. Yani net bir strateji yok.

BM'deydiniz BM güvenlik konseyi üyeliği için Türkiye'nin, 140 kadar ülke taahhütte bulunmuştu Türkiye'nin üyeliğini destekleyecek ama bir anda 3.tur oylamada 60'da kalındı. Ne oldu Amerika ile bu süreçlerin sonunda gelinen bir nokta mı?
Amerika'nın da bir oyu diğer ülkelerin de bir oyu var.

Bir de lobi gücü var...
Amerika'nın bizim aleyhimize mi çalıştığını söylemeye çalışıyorsunuz?

Bilmiyorum öyle mi size soruyorum?
Kesinlikle böyle bir şey yok. BM güvenlik konseyinin daimi üyeleri bu konuda pozisyonları söylemezler kime oy vereceklerini de hiçbir zaman söylemezler. 143 ülke yazılı destek verdi hatta bir ülkeyle karşılıklı destek anlaşmamızda var. Burada herkes 60 oya odaklanıyor ama ilk turda 109 oy aldık. İkinci turda iki ülke baş başa kalıyor ve oranın dinamikleri işlemeye başlıyor. Başka şeyler ortaya çıkıyor. İki ülke gelince birini seçiyorsunuz  ve Yeni Zelanda seçildi. Bir çok ülke taahhütlerini yerine getirmediği söyleniyor açıkça ortada taahhütler başka ortaya çıkan oy başka. Ben seçimden sonrada söyledim bizim BM çatısı altında çok önemli katkılarımız var, İstanbul'u BM merkezlerinden birisi haline getirmek için çabalarımız var ve devam edeceğiz. İlk defa düzenlenecek olan insani foruma da ev sahipliği yapacağız 2016'da. Ama biz konjonktüre göre pozisyon değiştiremeyiz. Bazı ülkeler adaylık konusunda diğer ülkelerle biz çünkü 3-4 sene sonra adaylığımızı açıkladık o süreçte diğer ülkelere söz verenlerde oldu. Biz o ülkelere şunu söyledik; ülkelerimizin itibarı bir oydan daha değerlidir. Güvenlik konseyi içinde olsak az gelişmiş ülkeler, Karayip ülkeleri, Pasifik ada ülkeleri Afrika gibi birçok bölgenin sorunlarının da sesi olacaktık. Seçilemedik diye dünyanın da sonu değil.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...