Radikal gazetesi yazarı Avni Özgürel, bugünkü yazısına, ‘PKK’da yolun sonu göründü‘ başlığını attı, yazıda bu iddiasının altını doldurmaya çalıştı.

'Bugün Yarın'da Özgürel’i konuk eden Oğuz Haksever, "Bu tahlilde gazeteci kimliğiyle özel olarak edinilmiş bazı bilgiler de var mı?" diye sordu, Özgürel de, "Biraz değil bir hayli" dedi.

Bugüne kadar farklı çevreler tarafından dile getirilen saptamaların bir derlemesi olduğu kadar, programda belirtildiği gibi özel edinilmiş bilgilerin de yer aldığı yazının masaya yatırıldığı programda, bazı uzman görüşleri de alındı.

Tamamını izleyebileceğiniz programda, Özgürel’in dikkat çeken açıklamaları şöyle:

('PKK Türkiye için öncelikli tehdit olamayacak’ diyorsunuz. Peki bunun sonuçları ne olur?)
Türkiye, ekonomik kaynaklarını farklı amaçlarla bölgeye yönlendirecek ve bu çok önemli. Ayrıca, Türkiye bölgeye yönelik bir takım iddialar seslendirirken, Türkiye’nin ağırlığını kabul eden herkes, "Ama kendi içine bak" diyordu. Türkiye bu tür eleştirlerden ve AİHM’deki davalar kümesinden de kurtulma şansını elde edecek...

— (Barış Meclisi’nden Hakan Tahmaz’ın, "Türkiye yaşanmışlıklardan ders alan bir yol izlemiyor. Osmanlıdan kalma ayak oyunlarıyla sorunun çözüleceğini sanıyor" değerlendirmesi üzerine.)
"Ben de ayak oyunlarını gözardı ediyor değilim. Ama Türkiye bu ayak oyunları nedeniyle burnunu çok kez yere çarptı. 35 vatandaşın hayatını kaybettiği hadise ilk ve son değil. Öncesinde Türkiye sürekli tökezledi ve yere çakıldı. Habur’a bakalım... Bildiğimiz kadarıyla bundan, Kürt sorununun çözümündne yana olan unsurlar da mutlu olmadı. O sürecin akamete uğramasından Türkiye ne kadar sıkıntı duyduysa, Kürt kesiminde de o rahatsızlık var idi.

— (Sizi, '2012 yazından önce PKK silah bırakacak' takvimini vermeye iten nedir?)
Belirtmeliyim ki, Kürt meselesini çözmekten söz etmiyorum ama çözüm yolunda Türkiye’nin bu sene çok ciddi mesafe alması lazım. Silah bırakma ile bu mesafe eşgüdümlü. Mesela, Kürtçenin eğitim sistemi içerisine dahil edilmesi sağlandığı anda, PKK bazı şeylerin gerekçesini kaybeder...

— (Güvenlik bürokrasisi)
Başbakan en başında ‘ben görüşmüyorum, devlet görüşüyor’ dedi ama sonuçta, ‘benim emrimle görüşüyorlar’ noktasına geldi. Risk üstlenme söz konusu... Ve güvenlik bürokrasisi devleitn ayağına çelme takmaktan vazgeçti; bu da önemli.

Yani bu sürece güvenmeyen bir bürokrasi, güvenlik algısı var Türkiye’de. ‘Bunlara güvenilmez’ durumu var. Bunun kokusunu Habur’da hissettik. Nasıl çuvallanılacağı bilindiği halde bazıları uyarıda bulunmadı. Ama şu an çark daha farklı dönüyor... MİT - PKK görüşmesinin sızdırılması son problemdir ve orada da bir çelme vardır. Bütün bunlara bakıldığında, Türkiye, nelerin yapılmaması gerektiğini öğrendi. Son safhada da 35 vatandaşın hayatını kaybetmesi var tabi...

— ('Bölgedeki gelişmeler PKK’nın zirvesini de çözüme zorladı' diyorsunuz)
ABD’nin Irak’tan çekilişiyle bitmiyor olay, Irak içinde de ciddi problem başladı. Bağdat merkezden biri, kuzeye sığınıyor. Barzani’nin bölgede güvenebileceği tek güç Türkiye’dir. Barzani’nin, bu durumun Türkiye’yi rahatsız edecek bir aktörle tehlikeye girmesine izni yok. Bu bakımdan, Kandil’in Türkiye’yi rahatsız etmeyecek bir noktaya getirilmesi gerekiyor.

Kaldı ki, Barzani bunu istiyor ve Ankara da bunu öğrenmiş vaziyette. Yapılan görüşmeler gösteriyor ki, Barzani Ankara’yla tam bir işbirliğine hazır halde ve bütün istekleri karşılayacak durumda...

— ('TSK’nın son operasyonları olmasaydı bu kadar yol alınmazdı' diyorsunuz)
PKK dediğimiz yapı, birbirliyle tamamen uyumlu tam bir mutabakatın olduğu bir yapı değil. Farklı kanaatlere sahip unsurlar var. Bunların içerisinde direnmek, savaşmak yanlısı insanlar var. Bunlar da küçümsenecek konumda değiller.

Seçimler sonrası başlayan son operasyonlar bu direnci büyük ölçüde kırdı. Zaten kırmaya da yönelikti. Operasyonlarda birebir hedeflere varıldı ve önemli PKK elemanları, birimlerin sorumluları yakalanıyor. Örgütün önemli isimleri teslim oluyor. Operasyonların, direncin kırılması ciddi etkisi var...

— ('Demokratikleşme sonbahardan önce netleşir ve dağdan inişler başlar' dediniz)
Türkiye şu an akadar küçük küçük şeyler yaptı. Hiçbir şey yapılmadı denemez. Ama önemli birkaç adımı bunlara eklerseniz, dağın gerekçesi ortadan kalkar. Bu adımlar atılırsa, kilit mesele af olur.

Pişmanlık yasası var... Çocuğunuza bile evde ‘özür dile’ dediğinizde gurur yapıyor. Senelerdir Türkiye’ye karşı mücadele etmiş insanlardan mahkemede ‘pişmanlık’ beklerseniz, işin rengi değişiyor. Bu psikolojik unsur bile, aftan yaralanmayı imkansız hale getiriyor. Bunların gözönüne alındığı bir af süreci bekleniyor...

Tehlikeyi de görüyorum. ‘Bu oparesyonlardan netice alıyoruz, demokratikleşmeye fren yapacağız, ertelesek de olur; örgütü bir dize getirelim ondan sonra...’ mantığına yönelirsek, kaybederiz... Bu örgüt bin tane elemanını kaybeder yerine bin tanesini koyar...

İmralı da unutulmadı ve iyi ke de var. Açık yüreklikle ifade edeyim; Öcalan sonuca götürebilir. Bir takım sorunlar onun iradesiyle aşılabilir. İnfaz koşulları sona bırakılır. Başlangıçta bu işe kalkışılırsa, ‘bu zaten kendi paçasını kurtarmak için yapıyor’ diyebilirler. Onun için, düzenlemeler sona bırakılabilir. Hatta hatta önümüzde seçimler var ve bizimkiler bunu beklerler...