19 senelik bir radyo tecrübesiyle Virgin Radio’dasınız... Yeni evinize hoşgeldiniz.
Geveze: Çok teşekkürler sağolun, evet 19 senedir radyoculuk yapıyoruz, şimdi de burda başladık kovulmazsak inşallah!

İlişkili Haberler


Bay J: Hoşbulduk

Bu transfer, daha doğrusu bu değişiklik sizi nasıl etkiledi?
Geveze: Benim için gerçekten zor oldu. Ben çok domestik bir adamım. İşimin, yerimin, evimin değişmesinden pek hoşlanmam. Bunlar için düşünmeyi sevmem. Bu değişiklik için çok düşündüm, çok önemli bir karardı. Eski çalıştığım yerde kişisel gelişimim bitmişti, karşıda rakip yoktu, radyonun sınırları belliydi, o sınırları aşamıyorduk. Bir de karşında rakip yoksa ekstra hiçbir şey yapmana gerek kalmıyor, zaten program dinleniyordu. Böyle olunca da ekstra bir şey yapmadığın için yeni bir şey üretme arzun da bitiyor. Böyle bir durumda Virgin Radio'dan teklif geldi. Ben de bu teklifi değerlendirdim.

Bay J: Daha önce de radyo değiştirdim ama ilk defa, bu kadar uzun süre çalıştığım bir radyodan ayrılıp geldim Virgin'e. Garip bir his, kolay uyum sağlayan bir adam olmama rağmen 9 senelik radyonuzdan çıkıp yeni bir yayın masasına oturunca ister istemez "ya bu aletler ne ya? eski aletlerimi istiyorum!" hissi geliyor. Virgin'de birinci haftamı doldurdum ve bu his çoktan gitti bile, çok sıcak karşılandım, herkesi çok sevdim, gelişimizle beraber Virgin çalışanlarına ekstra motivasyon getirdiğimizi de düşünüyorum sinerji kelimesini pek sevmem ama sanırım şu anda yakaladığımız şey bu gibi görünüyor.

Kemikleşmiş bir dinleyici kitleniz vardı onlar bu değişikliğe nasıl adapte olacaklar? Dinleycilerinizi nasıl etkileyeceğinizi düşünüyorsunuz?
Geveze: Bu konuda hiçbir fikrim yok. Bu tamamen dinleyicimizin karar vereceği bir şey. Buradaki programımızı beğenirlerse bizi dinleyeceklerdir. Bir yığın yenilik yaptık, yeni tiplemeler var, karakterler var o yüzden yine bir çok dinleyicimizle beraber olacağımıza inanıyorum. Sabah gerçekten çok enerjik çok tempolu bir ekip var burada. Aynı şekilde bu dinamizm yayına da yansıyor.

Bay J: Tabi radyo değiştirmek özellikle uzun yıllardır aynı kanalda sabit bir dinleyici kitlesi edinmiş bir sunucu için her zaman risktir. Ama radyo kariyerimin üstüne eklemek istediklerim için zaman gelmişti ve bu riski göze aldım. İşimi doğru yaptığıma inanıyorum yıllardır bir gün bile dinleyicimi yalnız bırakmadım, her gün yazdım, sildim, çalıştım, çabaladım hala aynı şeyi yapıyorum bunun cevapsız kalacağını sanmam bu programı severek dinleyenler yeni kanalıma da alışacaktır.

Bu arada biraz da arkadaşlığınızdan bahsetmek gerek... Ne zamandan beri birbirinizi tanıyorsunuz?
Geveze: 5 yaşından beri tanışıyoruz. İlk anımız şu; Bay J ile beraber bir iskelede balık avlıyorduk, Bay J horozbina denen bir balık vardır, sırtında dikenleri olan, horozbina yakaladı. Onu biz elimizle tutamadık, oltadan çıkartmaya çalıştık çıkartamadık. Bay J oltayı denize doğru savurdu tam o anda bir tane martı geldi, balığı havada yakaladı ama oltayla beraber yakaladı. Bay J bu arada martıyı da yakalamış oldu, elinde martıyla böyle birkaç saniye debelendi sonra sanırım hayvan gagasıyla misinayı koparttı, uçtu gitti. İlk anımız budur. Ama o günden itibaren beraber şarkı söyledik, hâlâ beraber şarkı söylüyoruz, beraber çalışmaya başladık, aynı radyolarda çalıştık. Benim en eski arkadaşımdır Bay J.

Bay J: Geveze benim yol arkadaşım. Hayatımın büyük bölümü en iyi arkadaşım Geveze'yle geçti. Onu gerçekten çok sever ve sayarım. Biz arkadaştan da öte iki kardeş gibiyiz. Hep aynı radyolarda çalıştık, 25 senedir birlikte sahnede şarkı söylüyoruz yanımda öyle biri olduğu için çok şanslıyım ve çok mutluyum. Birlikte hep güleriz, çok güleriz. En olmadık ortamlarda büyük üzüntülerimizi paylaşırklen bile kahkahalarla karnımızı tuta tuta güleriz, birbirimize yaşam destek ünitesi görevi sağlıyoruz.

Radyoculuğa nasıl başladınız?
Geveze: Sanırım 91-92 yılıydı beraber şarkı söylüyorduk gece kulübünde, Osman Ataman bizi seyretti. Bu yaptığınız şovu radyoda yapın dedi. Radyoculuk da benim çocukluk hayalimdi. 9 yaşındayken Selanik Pasajı'ndan devre alıp, Büyükada'da fm verici yapmıştım. Ve o vericiyle anons bırakıp 9 yaşında radyo programı yapmaya başalmış oldum. 11 yaşındayken radyoda Aykut Sporel vardı. Ona mektup yazmıştım ben radyocu olmak istiyorum diye. Hâlâ şükrediyorum, Allah yapmak istediğim işi yapmamı nasip eyledi diye. O vesileyle başladık radyo programı yapmaya, 92'nin sonuydu yanlış hatırlamıyorsam başlayalı. 18 yıl bitti işte.

Peki hep aynı radyolarda mı çalıştınız?
Geveze: İlk başta beraber çalıştık sonra Bay J bir ara İngiltere'ye gitti, radyolar yasaklıyken... Ben gitmedim Londra'ya. Bir 6 ay ayrı kaldık, onun dışında beraberdik ama bazen aynı saatlerde farklı radyolarda rakip de olduk. Onun dışında 3 aşağı 5 yukarı hep aynı radyodaydık.

Bay J: Karmamızla ilgili bir şey herhalde ayrı düşemiyoruz

Birbirinizden etkilenmeniz oldu mu bu süreçte?
Geveze: Aslında birbirimizden hiç etkilenmedik. Bay J'nin yaptığı program bambaşka bir program benim yaptığım bambaşka bir program. Bay J anlattığı her şeyi yazıyor, muhteşem bir yetenek. Türkiye'de eşine az rastlanır bir yetenek. İyi bir komedyen. O stand up yapıyor yayında, bende köşeler var, karakterler var, dinleyiciler var, zaman zaman stand up'lar var, prodüksiyonlar yapıyoruz, hikayeler var. Bir harman gibi, gazete gibi benimki. Sabah programı olduğu için belki de öyle. Bence bugüne kadar Türkiye'de yapılan en keyifli akşam programını yapıyor Bay J.

Bay J: Evet, hiç etkilenmedik. O bambaşka bir karakter oluşturdu ben çok farklı bir radyo karakteri geliştirdim. Geveze yüzde 90 interaksiyon ağırlıklı program sunarken ben her zaman "one man show" tarzı, tek başıma radyoya uygun bir stand up gösteri sundum.

İnsanlar genelde sizi radyodan tanıyorlar, yani görüntünüzden çok sesinizle tanınıyorsunuz. Herhangi bir yerde sesinizden tanındığınız oldu mu?
Bay J: Vardır mutlaka tanıyanlar, ama sesimden tanındığım çok seyrektir belki 2 defa gelmiştir başıma. Ama şu çok sık oluyor açıkçası: "Ya ben sizin sesinizi bir yerden hatırlıyorum ama dur dur dur şimdi çıkartacağım" deyip çıkartamayanlar.

Geveze: Genelde tanımıyorlar. Ama şöyle bir şey oldu: Uludağ'daydık 2 hafta evvel. Hararetli bir şey konuşuyoruz. Hakikaten arkadaşlarla çok hararetli bir tartışmamız var. Karşımızda oturan bir çift vardı. Kadın sürekli bana bakıyor, ama oturtamıyor kafasında. En sonunda giderken yanıma geldi, "pardon ben bir şey soracağım, siz Geveze misiniz?" dedi. Sonra kocasına gidip "Baaak söylemiştim o, biliyorum " dedi (gülüyor). Ama şimdi TV programı da başladığı için bir miktar o mahremiyet gidecek.

Bu TV programı radyodaki dinleyici kitlenizi etkileyecek mi peki?
Geveze: Şöyle söyleyim, ben çok inanmıyorum. Bekledikleri gibi olmama durumu sizin bir başkasını oynadığınız durum. Şimdi insanların radyoda dinlediği Geveze, akşam evde izlediği Geveze, şimdi sizin konuştuğunuz Geveze aynı adam. Aynı adam derken birebir aynı adam. Ben radyoda ne söylüyorsam inandığım için söylüyorum. İnanmadığım hiç bir şeyi konuşmuyorum. TV programında da konuşmuyorum. Yapmacık birşeyler olsun istemiyorum. TV programında da öyle. Çok rahatım. Ben olduğum gibi olmaya çalışıyorum. Annem ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol der hep. Ben de olduğum gibi görünmeye çalışıyorum. Annem bile bana "Geveze" diyor artık gerisini siz düşünün. Ben o adamım çünkü.

Ben de onu soracaktım, gerçek isminizle tanıyan var mı sizi? Anneniz bile Geveze dediğine göre gerçek isminizi pek bilen yoktur diye tahmin ediyorum.
Geveze: Ya gerçek ismim gizli değil ama 18 seneyi aştı bu kadar sene Geveze olmak için çok uğraştım. İsmimi sakladım, o zamanlar saklama imkanımız vardı internet yoktu, yeri geldi gazetelere tekzipler falan yolladım ismimi bastılar diye. İsmim bilinsin istemiyorum, istememe sebebim de bu. Geveze diye bir marka yaratıldı; bu Cüneyt Arkın'a Fahrettin Cüreklibatur denmesi gibi birşey. Biz onu Cüneyt Arkın olarak biliyoruz hiç kimse de onu Fahrettin Bey diye çağırmıyor. Bu da onun gibi birşey olsun istedim. İşin komik yanı ilk başladığım dönemde kendi adımla da program yapıyordum. İki programım vardı. Bir tanesi Geveze'ydi diğeri kendi adımla yaptığım program. Kendi adımla yaptığım program tutmadı, kovuldu (gülüyor). Dolayısıyla Geveze böyle geldi böyle gidiyor.

İkinizin beraber Fazla Mesai adlı bir de gösteriniz var biraz da ondan bahseder misiniz?
Geveze: O keyifli bir proje. Askerdeyken Mardin'de ben hep oradaki müzisyen arkadaşlarıma "Tezkereyi alınca müzik grubu kuracağız" diyordum, onlar da dalga geçiyorlardı. Sonradan Bay J'ye söyledim "abi grup kuralım müzik yapalım" diye. O da tamam dedi. 5 sene evvel grubu kurduk. 5 senedir özel gecelerde gece klüplerinde veya konserlerde performans yapıyoruz. Baya da keyif alıyoruz, eğleniyoruz.

Bay J: Radyo kariyerimiz devam ederken müzikten uzak kaldığımızı fark ettik, oysa ki asıl işimiz yeteneğimiz her zaman müzik oldu. Ve bu grubu kurduk ve ilk 6 ay repertuarımızı bir barda çalıştık, daha sonra da ekstra grubu olarak yılda 40-50 konser veren bir müzik animasyon grubu haline geldik ve bunu daha uzun yıllar devam ettirmeyi düşünüyoruz. Grup 2005 yılında kuruldu, 5 sene içinde gruba katılan çıkanlar oldu ama kemik ekip altyapı müzisyenleri hiç değişmedi. Pop-Rock sounduyla Türk ve dünya müziği yapan enteresan bir grubuz, çoğunlukla 60-70-80'ler ağırlıklı bir repertuarımız var. Biz Geveze'yle müziğin müzik olduğu zamanlar diyoruz bu yıllara. Şimdi şarkılar çok çabuk tüketiliyor biz "zamansız" (timeless) şarkılar seçmeyi tercih ettik repertuarımıza.

Radyo dışındaki hayatınız nasıl?
Geveze: Son bir aydır bu değişim yüzünden pek fazla birşey yapamıyorum. Zamanımın çoğunu burdaki işleri halletmeye ve kayıtlara harcıyorum eğer burda kayıt yoksa TV'nin çekimleri var, TV çekimi yoksa radyoda iş var. Ama ben yelken sporcusuyum. Bluemoon Sailing Team diye bir de takımımız var. Bu takımla beraber 3 senedir yarışıyoruz. Ondan önce de 10 senedir yelken yapıyorum. Onun dışında motosikletim var ama zatürre oldum araba almak zorunda kaldım. Yelken ve motosiklet en büyük tutkularım. Haricinde gitar, bas gitar, davul, klavye... Saksafona biraz merak salmıştım, bunu da herkese söyleyemiyorum saksafon çalıyorum diye (gülüyor)... Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum, dalıyorum vakit bulduğum zamanlarda. Bir ara savaş sanatlarına merak saldım, 5 seneye yakın aikijujutsu yaptım. Ama küçük bir sakatlık geçirdim artık yapamıyorum.

Bay J: Radyo dışında açıkçası herkesin beklediği gibi çok heyecanlı bir hayatım yok, yayınımı hazırlamak bütün günümü alıyor 4000 kelimelik içime sinen bir şov yazana kadar 7-8 bin kelime yazmak zorunda kalıyorum. Dublaj çalışmalarım var, bir telekominkasyon şirketinin kurumsal sesi olarak görevim var. Oğlumla zaman geçirmek benim için çok keyifli... 8 yaşında ve arkadaş gibiyiz, çok sık görüşemesem de görüştüğümüz zamanı kaliteli geçirmeye çalışıyorum. Dostlarım hayatımdaki en kıymetli varlığım. Onlarla çıkıp ucuz bir barda birkaç bira içip geyik yapmak sanırım en sık başvurduğum meditasyon yöntemi...