Raylı sistemde yüzde 51 yerli kavgası

OSTİM Raylı Ulaşım Kümesi, Ankara Metrosu'nda yüzde 51 offset'i kabul ettirdi. Bu adım sektör için çok önemli bir başarı oldu. Sıra bu yaklaşımın diğer ihalelere uygulanmasına geldi. Sektör, yüzde 51 eşiğini dikkate almayan, 'adrese teslim' olduğu iddia edilen Samsun ve Konya belediyelerinin ihalelerinin düzeltilmesi için mücadele başlattı.

19.09.2012 - 11:25

Raylı sistemde yüzde 51 yerli kavgası

OSTİM Raylı Ulaşım Sistemleri Kümesi, Ankara Metrosu'nda ortaya konulan yüzde 51 yerli katkı şartından geri adım atmama kararı aldı.

Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt'un yönetiminde Ankara OSTİM'de gerçekleşen toplantıda, sanayiciler, "Yüzde 51 önemli bir adım ve kesin bir eşiktir artık. Bunun dışına çıkanların mazereti yok. Türkiye bu araçları üretebiliyor" dedi.

Türk sanayisinin yüzde 70'i rahatlıkla yapabileceği, birkaç yılda ise yüzde 100'ü yakalayabileceği kaydedilen toplantıda; sanayiciler, bürokratik engellere değindi ve şartnamelerin firmalara danışılarak hazırlanmasını istedi.

Bu sistemlerin hükümet politikası değil, devlet politikası olması gerektiğine işaret edilirken, araçların en az yüzde 70 yerlilik oranıyla alınması gerektiği kaydedildi ve dünyada oluşacak yaklaşık 2 trilyon dolarlık pazardan Türkiye'nin de pay alması gerektiği belirtildi.

Sektör, yüzde 51 eşiğini dikkate almayan, Samsun ve Konya belediyelerinin ihalelerinin düzeltilmesi için de mücadele başlattı.

TAMAMINI YAPABİLİRİZ
Anadolu Raylı Taşıt Sistemleri Kümelenmesi'nin yaptığı çalışmalar sonucunda Ankara metro ihalesinde yüzde 51'lik yerli şartının getirildiğini açıklayan OSTİM Başkanı Orhan Aydın, "Yüzde 51'i çok önemsiyoruz. Bir kırılma noktası oldu. Bundan sonra hiç kimse raylı taşıtta yüzde 51'den aşağı ihale şartnamesine bir şey yazamaz. Yüzde 51 değil, bunun tamamını Türkiye'de yapabilme yeteneğimiz var. Bundan sonra bu sistemleri entegre etmemiz, bunun tasarımını yapmamız, öncü firmalarını, pilot firmalarını bulup onun etrafında kümelenip çalışmamız gerekiyor" dedi.

BU FIRSAT DEĞERLENDİRİLMELİ
Sektörde yerli katkı oranının çok düşük olduğunu belirten OSTİM Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve OSTİM Milli Teknik Projeler Koordinatörü Sedat Çelikdoğan da, "Bu husus yerli sanayimizi geliştirmek adına bir şans olarak görülmelidir" dedi.

Bundan sonraki ihalelerde yüzde 51 şartının aranması gerektiğini söyleyen Çelikdoğan; Bozankaya, Durmazlar ve RTE'yi örnek gösterdi. "Otomotiv sektöründe bulunmayan markalar bu sektörde var. Sektöre sonradan girecek yabancı yatırımcı da yok. Türkiye bu fırsatı iyi değerlendirmek zorunda" dedi.

ÖZEL TEŞVİK VERİLMELİ
Çelikdoğan, 1 ila 5 yıl içinde yüzde 80 katkı oranına çıkacak milli markaların hazır olduğunu söyleyerek "Bu firmalar ile işbirliği yapılmalı ve özel olarak teşvik verilmelidir" dedi.

Yüzde 51 ile bir adım attıklarını ancak bunun yeterli olmadığını belirten Çelikdoğan, buna bağlı olarak Kamu İhale Kurumu'nun mevzuatında değişiklik gerektiğini bildirdi. Bu yönde devlet politikası oluşturulmasını isteyen Çelikdoğan, üretici firmaları öne çıkaracak destekler verilmesi gerektiğini dile getirerek "Firmalarımızı milli değil, uluslararası oyuncu yapmamız lazım. Destekler ülke pazarına değil, uluslararası pazara açılmaya yönelik olmalı" dedi.

Ar-Ge desteklerinin proje odaklı olması gerektiğinin altını çizen ve firmalara yatırıma geçtiklerinde teşvik vermek gerektiğini söyleyen Çelikdoğan, firmaların götürdükleri projelere verilen Ar-Ge desteğinin minimum yüzde 75 oranında olması gerektiğini kaydetti.

MERKEZDE ÜNİVERSİTE OLMALI
Çankaya Üniversitesi Rektörü Ziya Burhanettin Güvenç ise OSTİM'le birlikte 6 yıldır küme çalışmalarını yürüttüklerini belirterek, "Küme modelinin merkezinde üniversite olmalı, etrafında sektörü temsil eden kurumlarımız ve üçüncü halkada kamunun ilgili kurumlarının olması gerek" dedi.

15 YILDA 5 BİN 500 METRO ARACI
Bürokratların sektörün önünü kapadığını belirten Anadolu Raylı Sistemler Kümesi ve RAYDER Genel Sekreteri Ahmet Gök de "Yüzde 51 için ne kavgalar yapıldı. Ben sanayimizin bu araçların yüzde 60-70'ini, zaman içinde ise yüzde 100'ünü yapabileceğine inanıyorum" dedi.

Sadece iç pazara değil dış pazarlara da odaklanmak gerektiğini söyleyen Gök, "Türkiye'de raylı sistemler 15-20 yıldır var. Türkiye'de raylı sistem aracı üreten yabancı bir firma, bir otorite yok. İstanbul'da şu anda 400 metro aracı var. Bu 15 yıl içinde 3 bin 500 olacak. Türkiye'nin 15 yıl içinde 5 bin 500 metro aracına ihtiyaç olacak. Çünkü trafiğin başka alternatifi yok" diyerek firmaları desteklemek gerektiğini vurguladı.

Test merkezinin kurulması gerektiğini de ifade eden Gök, "Anadolu Üniversitesi bünyesinde RAYDER destekleriyle bir çalışma başlatıldı. Bu projeye 250 milyon lira bütçe ayrıldı. Küme olarak yakın çalışacağız. İhtiyacımız olan sertifikasyon ve belge onaylarını buradan almaya çalışacağız" dedi.

33 AYRI ÇEŞİT METRO VE TRAMVAY
İhalelerde belli bir strateji belirlenmesi gerektiğini kaydeden Gök, Ankara metrosunda yüzde 51 şartının getirildiğini hatırlatarak "Ama Konya Belediyesi 60 araç alacağım yüzde 100'ü dışarıdan olacak diyor. Samsun Belediyesi 5 tane araç alacağım diyor. Böyle bir şeye müsaade edemeyiz. Samsun Tesa firmasına, Konya da Skoda'ya göre ihaleye çıkıyor. Onların standarını tarif etmiş. Durmazlar'a 'Ben ihaleye çıkacağım ne yapabilirsiniz' diye sormuyorlar. Bu iş belediye başkanlarına veya mühendislerin insiyatiflerine bırakılmayacak kadar önemli" dedi.

Belediyelerin ihtiyaçlarını karşılayabilmek için finansman modeli oluşturulması gerektiğini dile getiren Gök, "İller Bankası fonu var belediyelerin. Orada bir havuz oluşturulabilir. Belediyeler araç alacaksa buradaki para gösterilerek toplu sipariş verilebilir" dedi.

Türkiye'de 33 ayrı çeşit metro ve tramvay olduğunu da bildiren Gök, "70 kilometrelik hat üzerinde 13-14 çeşit araç var. Bunların her biri ayrı yedek parça, ayrı eğitim ister. Her biri ayrı bir masraf" diyerek Türkiye'de araç standardını belirlemek gerektiğini söyledi.

TÜRKİYE 2 TRİLYONLUK PAZARDAN PAY ALMALI
Yüzde 51 şartının kesinlikle vazgeçilmemesi gereken bir sınır olduğunu belirten Raylı Ulaştırma Sistemleri ve Sanayicileri Derneği (RAYDER) Başkanı ve Durmazlar Raylı Sistemler Proje Koordinatörü Taha Aydın ise Türkiye'nin bu sektörde yerini belirlemesi gerektiğini kaydetti.

Türkiye'nin 20 yıllık projeksiyonunda 5 bin 500 araca ihtiyacı olduğunu belirten Aydın, bunların ekonomik değerinin 45 milyar dolar civarında olduğunu bildirdi. Aydın, "Dünyada yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir pazar var. Türkiye bundan niçin pay almasın?" dedi.

İPEKBÖCEĞİ İLK YERLİ ARAÇ
Dünya Gazetesi'nden Özüm Örs'ün haberine göre; Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Durmazlar Makine işbirliğinde üretilen Türkiye'nin ilk yerli tramvayı İpekböceği, bu yıl raylara çıkacak. Bursa'nın İpek Yolu'nun başlangıç noktası olmasından esinlenerek tasarlanan İpekböceği için Kasım ayında uluslararası testlerin ardından üretim sertifikası alınacak. Böylece İpekböceği onay tip belgesi alınacak ilk yerli araç olma özelliği taşıyacak. Türkiye'de raylı sistem üreticileri arasında Bozankaya, Durmazlar, RTE İstnabul ve Railtur bulunuyor.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...