ABD'nin yeni Ankara Büyükelçisi Francis Joseph Ricciardone, bugün Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e güven mektubunu sunar sunmaz ilk röportajını NTV'ye verdi.

20 Ocak'ta Ankara'ya gelen ve konuştuğu duru Türkçe'yle dikkat çeken Ricciardone, Didem Tuncay'ın sorularını da Türkçe yanıtladı.

Didem Tuncay: Türkiye'de de daha önce uzun süre görev yapmıştınız. İlk haftanız nasıl geçti, Türkiye'yi değişmiş buldunuz mu?

Ricciardone: Bir haftadır ne kadar güzel tecrübelerimiz oldu ama aynı zamanda eski anılarım da canlandı. Biz biliyorsunuz, daha önce 34 yıl önce Türkiye'ye gelmiştik. Önce turist olarak geldik gençken, çok iyi hatırlarımız var. Doğu Bayazıt ve Erzurum'dan Türkiye'ye girmiştik ilk olarak, otobüsle uzun bir yolculuktan sonra. Biraz zor bir yolculuktu ama Erzurum'da bir mola verdik, Türk halkının misafirperverliğini o an yakından gördük. Yemeklerini tanıdık, tadına baktık. Erzurum'dan taa Ankara'ya otobüsle gelmiştik, hemen Türk arkadaşlarla görüşmüştük. Gayet güzel tecrübelerimiz vardı.

Didem Tuncay: Bugün Çankaya'ya çıktınız, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e güven mektubunu sundunuz. Görüşme nasıl geçti? Kendisine Başkan Obama'dan herhangi bir özel bir mesaj ilettiniz mi, güven mektubu yanı sıra?

Ricciardone: Sayın Cumhurbaşkanıyla sohbetimiz gayet olumlu ve samimi geçti. Tabi ki Başkan Obama'dan saygılar aktardım ve bütün stratejik konularda sohbet ettik Cumhurbaşkanı Gül'le. Çok samimi bir şekilde ve çok yapıcı bir şekilde.

Didem Tuncay: Ankara'ya atanma süreciniz aslında biraz sıkıntılı da oldu. ABD senatosu geçtiğimiz yasama döneminde sizin atanmanızı onaylamadı, görev yaptığınız ülkelerde yönetimlere fazla yakın durduğunuz gerekçesiyle. Siz bu iddiayı nasıl karşıladınız, Türkiye'de hükümetle nasıl bir ilişki kuracaksınız?

Ricciardone: Herhangi bir sıkıntı söz konusu değildi, sistemimizdir. Diplomasi bakımından elbette diplomatlar için hükümetler arasında iyi, yapıcı, yakın görüşmeler lazımdır, bu bir şarttır. Ama aynı zamanda çok normal olarak hem Türkiye'de hem de herhangi bir ülkede muhalefetle, sivil toplumla, işadamlarıyla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Özellikle Ankara'daki büyükelçiliğimizin kapıları herkese ve her kesime açıktır. Aynı zamanda evimizin kapıları da tüm Türklere açıktır.

Didem Tuncay: WikiLeaks belgeleri gündemdeki yerini koruyor tüm dünyada. Siz sızan belgeler nedeniyle Türk yetkililerle aranızdaki diyalog da bir sorun veya zorlanma yaşanacağını düşünüyor musunuz?

Ricciardone: Hayır, zorlanma yaşanacağını düşünmüyorum, kesinlikle katılmıyorum bu görüşe. Tabi ki, bu olaylardan çok üzüldük, iyi bir şey değildi. Ama ilişkilerimiz o kadar sağlam ki, o kadar önemli ki, o kadar ortak menfaatlerimiz var ki çok parlak bir gelecek bekliyor iki ülkeyi.

Didem Tuncay: Önümüzdeki günlerde çok önemli bir ziyaret gerçekleşecek, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye'ye geliyor. Öncelikle şunu sorayım, 7-8 Şubat tarihleri üzerinde duruluyordu, tarihte bir değişiklik var mı?

Ricciardone: Hala Türk yetkililerle görüşüyoruz, toplantı yapıyoruz, henüz ayrıntılı bir şekilde belli değil. Çok iyi fikirlerimiz var. Kendisiyle gelmeden önce doğrudan görüşmüştüm, bu ziyaret için çok heveslidir. Bir tarafta çok önemli resmi konularımız var ama özellikle Türk halkıyla buluşmak istiyor Clinton, bunun için çok hevesli.

Didem Tuncay: Bunun için nasıl bir yol seçilecek?

Ricciardone: Mesela gençlerle buluşacak, medyayla biraraya gelecek çeşitli formatlarda. İyi bir görüşme istiyor, hem dinliyoruz hem de konuşuyoruz.

Didem Tuncay: Aynı zamanda sayın Clinton muhalefet partilerinin liderleriyle de biraraya gelecek. Bu görüşmelerle ne amaçlanıyor? Türkiye'de seçimler yaklaşıyor, bundan kaynaklanan bir hassasiyet mi söz konusu?

Ricciardone: Bakan Clinton her kesimle buluşmak istiyor, yalnız muhalefet veya siyasetçilerle değil işadamlarıyla, gençlerle görüşmek istiyor. Eğer muhalefetle buluşma fırsatı varsa iyi bir şey olabilir. Biz tabi ki Türkiye'nin iç politikası bakımından tamamen tarafsızız. Türk demokrasisine son derece saygılıyız.

Didem Tuncay: Ermeni soykırım tasarıları ve İran konusu nedeniyle Türkiye ve ABD arasındaki stratejik ortaklığa dair bazı soru işaretleri var. Siz ilişkilerin geleceğini nasıl görüyorsunuz? Büyükelçi olarak hedefleriniz nedir, neler yapmayı planlıyorsunuz?

Ricciardone: Didem Hanım, daha önce söylediğim gibi sosyal arkadaşlık konularında Türkçe konuşsak daha iyi olur elbette ama resmi işlerde tabi ki İngilizce tercih ederim. Tabi daha sonra onları bırakmak istiyorum, mümkün olursa... İlişkilerin geleceğine dair hiç endişeli değilim ve değiliz Washington'da. Bütün konular önemli, beraber işbirliği yapacağız. Gayet iyi işaretler var, onun için de Bakan Clinton buraya gelecek. Çok ayrıntılı bir şekilde, çok samimi ve yakından bu konularda görüşeceğiz. Hiç şüpheli veya endişeli değilim, dediğim gibi ilişkilerimiz hakkında gayet iyimserim, gayet eminim.

Didem Tuncay: Siz Türkiye'yi çok yakından tanıyan bir diplomatsınız. Son dönemde bir tartışma yaşanıyor, Türkiye Doğu'ya mı yaklaşıyor veya Batı'dan uzaklaşıyor şeklinde. Sizin gözlemleriniz neler, bir eksen kayması olduğunu düşünüyor musunuz?

Ricciardone: Bu eksen tartışmaları konusuna hiç katılmıyoruz Washington'da. Türkiye'nin Batı'nın bir parçası ve aynı zamanda Doğu'nun bir parçası olduğunu biliyoruz, anlıyoruz. Bu Türkiye için büyük bir avantaj sayılır. Hem Türkiye için hem Türkiye'nin dostları için bir avantaj. Biz böyle görüyoruz, hiç endişeli değiliz.

Didem Tuncay: PKK ile mücadele de önemli bir başlık... Türkiye ve ABD uzun süredir işbirliği yapıyor ama son dönemde çok da somut adımlar atılıyormuş gibi görünmüyor. PKK ile ortak mücadele kararlılığı devam ediyor mu?

Ricciardone: Tabi ki, mutlaka... Bizim terörizme karşı mücadelemiz son derece yapıcı, artarak devam edecektir.

Didem Tuncay: Türkiye-İsrail ilişkilerinde de ciddi bir kriz yaşanıyor aylardır, gelinen noktada bir kilitlenme var gibi. Bunun aşılabilmesi için sizin özel bir çabanız olacak mı?

Ricciardone: Bizim için Türkiye ve İsrail'in ilişkileri son derece önemlidir, onun için iki ülkenin uzlaşması, mutabakatı gayet önemlidir. Hem Türkiye, hem İsrail hem de ABD ama daha önemlisi tüm bölgenin barışı için, istikrarı için, gelişmesi için vazgeçilmez. Uzlaşmayı destekliyoruz.

Didem Tuncay: Ortadoğu'ya bakarsak... Son dönemde bazı hareketlenmeler var, Tunus ve Mısır başta olmak üzere birçok ülkede halk sokaklarda. Siz Türkiye'ye gelmeden önce Mısır'da görev yaptınız ve orayı çok iyi tanıyorsunuz. Nasıl görüyorsunuz ayaklanmaları, zincirleme bir yönetim değişikliğine yol açar mı sizce? Dengeler nasıl etkilenir?

Ricciardone: Mısır'daki olayları çok yakından takip ediyorum, ilgileniyorum. Bakan Clinton'ın söylediği gibi bu olaylar hükümetlerin halklarının isteklerine yanıt vermek için veya demokrasilerini geliştirmek için önemli bir fırsat. Bu kullanılabilir.