Serdar Turgut’un 24 Ekim’de yazdığı “PKK Teröristi Olmadığıma Pişmanım” başlıklı yazıda Kürt şarkıcı Rojin’i ‘dağa kaçırıp seks kölesi yapardım’ sözleriyle başlayan polemiğe bugün Akşam gazetesi yazarı Nagehan Alçı farklı bir boyutla yaklaştı.

İlişkili Haberler


Nagehan Alçı “Rojin ve Serdar Turgut” başlıklı yazısında şunları söyledi:

“Şimdi yazarken fark ettim. Word programım 'Rojin' kelimesinin altını çiziyor, yani tanımıyor. 'Rojin' o programa göre yabancı bir kelime. 'Türkçe olmadığı için' diyorsanız,yanılıyorsunuz. Çünkü Nagehan'ın altını çizmiyor örneğin. Oysa 'Nagehan' da Farsça.

***

Zaten çoğumuzun isimleri Arapça'dan, Farsça'dan gelmiyor mu? İsterseniz deneyin, Abdullah yazın bilgisayara, ya da Zeynep. Altını işaretlemeyecek. Oysa ikisi de Arap kökenli isimler. Sonra da Berivan yazın veya Zozan... Göreceksiniz ki bu isimler kırmızıyla işaretleniyor... Yani bu ülkenin diline göre programlanan bilgisayarlar, Kürtçe isimleri buraya ait saymıyor.

***

Bunu neden mi yazıyorum?

Çünkü iki değer verdiğim insan birkaç gün içinde iki ayrı taraf haline geliverdi: Serdar Turgut ve Rojin.

Rojin'i anlamak için yukarıda tarif etmeye çalıştığım 'içimizden ama dışarıda bırakılmış olma' halini göz önünde bulundurmamız gerek.

Serdar Turgut'u anlamak için ise onun dünyaya baktığı 'mizah penceresi'ni bilmek.

***

Cumartesi günü Turgut bu gazetede bir yazı yazdı. 'PKK teröristi olmadığıma pişmanım' başlıklı yazı onun müthiş mizah yeteneğinden çıkmıştı yine ama bu kez birçok insanı güldürse de Rojin'in canını fena yaktı. Hem etnik aidiyetine hem de cinsiyetine atıf yaparak kaleme alındığı için onu bazı çevrelerce yine hedef tahtasına oturttu. Çünkü Rojin, istese de istemese de, ona hep bir misyon yükleniyor. Yalnızca şarkı söylüyor örneğin, haydi Kürtçülük yaptı oluyor. Şiddeti eleştiren bir söz söyledi diyelim, hemen malum çevreleri karşısında buluyor. Sesiyle, namusuyla hatta gözyaşlarıyla onu birileri sürekli sahiplenmeye çalışıyor. Tanıdığım en 'kendi ayaklarının üzerinde duran kadın' olmasına rağmen, bir türlü kendi başına bırakılmıyor.

***

Dün konuştum Rojin'le. Çok üzgündü. İstemeye istemeye kendini yine tartışmaların içinde bulduğunu, malzeme yapıldığını söylüyordu. Tercih ettiği bir yöntem olmasa da hakkını mahkemede arayacağını anlatıyordu.

***

Serdar Turgut'u, bir yazıdaki niyetini anlayacak kadar iyi tanıdığımı düşünüyorum. O yazıda tek amacı insanları güldürmekti. Zaten öyle olmasa dün NTV'ye çıkıp özür dilemezdi.

***

Ama niyeti iyi olmasına rağmen yukarıda tarif etmeye çalıştığım 'kendi ülkesinde dışarıda bırakılma' hissini bilmiyor. Böyle bir malzemenin Rojin'in aleyhine kullanılabileceğini de...

***

Bazı çevrelerin eline bir koz geçti şimdi. Üstelik bu koz Kürtler için acaip bir hassasiyeti olan 'namus' kavramı üzerinden kullanılabilir bir koz. İki tarafı da anlamaya çalışan Rojin'e 'İşte yakın durduğun Türkler sana böyle fenalıklar yapabilir' diyebilecek ırkçı bir zihniyetin ekmeğine yağ sürebilecek bir koz...

***

Biliyorum, Serdar Turgut 'gülüp geçilmesi'ni istiyor tüm bunlara... Ben de öyle istiyorum. Aslında herkes öyle istiyor. Ama maalesef bazıları için gülmenin bedeli çok ağır bu ülkede.”