NTV

Said Sefa için müebbet, Atilla Taş için 10 yıla kadar hapis istemi

Anadolu Ajansı

Türkiye

FETÖ'nün medya yapılanmasıyla ilgili hazırlanan iddianamede "fuatavni'' hesabının kurucusu olduğu tespit edilen Said Sefa için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Şarkıcı Atilla Taş hakkında ise 10 yıla kadar hapis talep edildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Murat Çağlak tarafından, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) medya yapılanmasına ilişkin yürütülen soruşturma, hazırlanan ilk iddianame ile tamamlandı.

Başsavcıvekili İsmail Uçar'ın onayladığı ve FETÖ'nün örgüt yapısı ve eylemlerinin anlatıldığı 196 sayfalık iddianamede, örgütün 15 Temmuz darbe girişimi ile medya yapılanması detaylı olarak anlatılıyor.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen iddianamede, şüpheliler Said Sefa, Atilla Taş, Abdullah Kılıç, Ahmet Memiş, Ali Akkuş, Bayram Kaya, Bülent Ceyhan, Bünyamin Köseli, Cemal Azmi Kalyoncu, Cihan Acar, Cuma Ulus, Davut Aydın, Emre Soncan, Gökçe Fırat Çulhaoğlu, Habib Güler, Halil İbrahim Balta, Hanım Büşra Erdal, Hüseyin Aydın, Muhammed Sait Kuloğlu, Muhterem Tanık, Murat Aksoy, Mustafa Erkan Acar, Mutlu Çölgeçen, Oğuz Usluer, Seyid Kılıç, Ufuk Şanlı, Ünal Tanık, Yakup Çetin ve Yetkin Yıldız şüpheli sıfatıyla yer alıyor.

Hakkında yakalama kararı bulunan firari şüpheli Said Sefa'nın, terör örgütünün sosyal medyadaki propaganda aracı olarak kullandığı ''fuatavni'' hesabının kurucusu olduğu vurgulanan iddianamede, şüpheli Sefa hakkında ''Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etmek'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet, ''silahlı terör örgütü yönetmek'' suçundan da 15 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

İddianamede diğer 28 şüphelinin, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan ayrı ayrı 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması isteniyor.
Şüpheliler hakkında, açık kaynak taramaları, TMSF kayıtları, MASAK raporu, ByLock sorgulamaları, şüpheli ifadeleri, tanık beyanları, arama tutanakları, dernek ve vakıf kayıtları ile HTS dökümleri delil olarak yer alan iddianamede, şüphelilerden yazar Ufuk Şanlı ile televizyoncu Oğuz Usluer'in örgütün şifreli haberleşme programı olan ''ByLock'' kullanıcısı olduğu belirtiliyor.

Hakkında yakalama kararı bulunan firari şüpheli Bülent Ceyhan'ın ise ikametgahında yapılan aramada 1 doların bulunduğu ifade edilen iddianamede, Ceyhan'ın Türk Hava Kuvvetlerine ait Yüzbaşı rütbeli askeri üniforma ile fotoğrafının tespit edildiği yer alıyor.

İddianamede, soruşturma kapsamında tanık olarak dinlenilen 3 kişinin ifadesinde, şüpheli Abdullah Kılıç, Bülent Ceyhan ve Oğuz Usluer'in bir dönem görev yaptıkları Habertürk'te örgüt adına çalıştıkları ve örgüt lehine haber yaptıkları belirtilerek, bu kişilerin ayrıca örgütün amaçları doğrultusunda haber yapamayan gazetecilere baskı kurduklarını iddia ettikleri kaydediliyor.

Tanık Y.Ç'nin ifadesinde, ''Bir süre sonra Radikal gazetesinden şüpheli Abdullah Kılıç'ın Habertürk'e haber koordinatörü olarak atandıktan sonra kurumun örgütün haber kanalı gibi çalışmaya başladığını anlatarak, zaman zaman da olmamış olayları son dakika olarak girdiklerini ve bu olayların sonradan gerçekleştiğini söylediği anlatılıyor.

İddianamede, 7 Şubat'taki MİT krizi olarak bilinen olayla ilgili tanık Y.Ç'nin şu anlatımı yer alıyor:

''Kamuoyunda 7 Şubat MİT krizi olarak bilinen dönemde Abdullah Kılıç'ın kendisini arayarak 'Hemen yayına bağlanıyorsun. MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın TK...... Numaralı uçak ile 14 numaralı koltukla ifade vermek üzere İstanbul'a yola çıktığını söylüyorsun' şeklinde talimat verdi. Ben de bunu kabul etmedim. İstihbaratını alıp ve teyit etmediğim bir bilgiyi canlı yayında söyleyemeyeceğimi belirttim. Abdullah Kılıç da 'Emrediyorum. Söyleyeceksin. Yoksa seni işten atarım.' dedi. Buna rağmen de kabul etmemem üzerine sonradan Abdullah Kılıç'ın getirttiği M.G. isimli muhabir aracılığı ile kanalda yayın yapıldı. Bunun benzeri çok sayıda olay yaşadım. Abdullah Kılıç ve Oğuz Usluer'in beni pasifize etmeleri sonucu kanaldan gazeteye geçmek zorunda kaldım.''

İddianamede, şüpheli Hanım Büşra Erdal'ın örgüt tarafından TSK'nın üst düzey komutanlarının tasfiye edilip örgüt mensuplarının yerleştirilmesi sürecinde yazdığı yazılarla tasfiye sürecinin haklılığı yönünde kamuoyu oluşturmaya çalıştığı vurgulandı.

Erdal'ın attığı tweetlerle bu kişilerin ailelerinin tepkisini topladığı belirtilen iddianamede, örgütün yaptığı soruşturma ve açtığı davaların, devleti ele geçirme amacı taşıdığı tespit edilip soruşturmalar başlayınca şüpheli Erdal'ın bu soruşturmaları ''kumpas'' olarak nitelendirip halk nezdinde itibarsızlaştırarak örgüt adına faaliyet gösterdiğinin tespit edildiği vurgulanıyor.

Şüpheli Ünal Tanık'ın sahibi olduğu ''Rotahaber'' adlı internet sitesinde FETÖ'nün söylemlerini sık sık topluma duyurduğu ve örgütünün kara propaganda hesabı olan "fuatavni" hesabına yazılar yazdırılıp paylaşımlarını topluma ilettiği anlatılan iddianamede, ''Buna rağmen resmi kurumlarca talep edildiğinde 'fuatavni' ile ilgili herhangi bir hesap veya kimlik bilgisini vermemiştir. Algıya yönelik rotahaber ile ilgili çok sayıda tespit, dosya arasındadır. Bu şekilde örgüt adına algı faaliyetlerinde bulunarak ve örgünün kara propaganda hesabı kullanıcısının bilgilerini resmi kurumlardan gizleyerek, şüphelinin örgü üyesi olduğu kanaatine varılmıştır'' değerlendirmesinde bulunuluyor.

İddianamede, şüphelilerden Atilla Taş'la ilgili de şu ifadeler bulunuyor:
"Açık kaynak tespitleri ile örgüt adına faaliyetleri nedeni ile kapatılan Meydan gazetesindeki şüpheliye ait yazı ve paylaşımlar, örgütle mücadele kapsamında kayyum atanan Bugün TV'ye giderek bizzat ekranlardan destek olması, sosyal medya hesabından FETÖ mensuplarını övücü ve örgütle mücadele kapsamında yapılan soruşturmaları itibarsızlaştırıcı paylaşımları ve örgütün genel tavrına uygun olarak sayın Cumhurbaşkanı'na çeşitli ithamlarda bulunması gibi tespitler dikkate alındığında, şüpheli her ne kadar örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan tutuklanmış ise de fiilen örgütle irtibatı sebebi ile kapatılan TV kanallarına giderek destek olması gibi hususlar dikkate alındığında, şüphelinin bu örgütün üyesi olduğu kanaatine varılmıştır.''

Diğer 22 şüphelinin de terör örgütünün elebaşısı Fetullah Gülen'in talimatı sonrasında Bank Asya'da hesap açtıkları veya var olan hesaplarına yüklü miktarda para yatırdıkları anlatılan iddianamede, bu şüphelilerin ayrıca örgüt lehine sosyal medya sitelerinde paylaşımlar yaptıkları ve çalıştıkları kurumda örgüt lehine faaliyette bulundukları belirtiliyor.

ETİKETLER