PKK, geçen Ağustos ayında tek taraflı ateşkes kararı almış ve Haziran ayındaki seçimlere kadar da sürdüreceğini belirtmişti. Ancak dün yapılan açıklamayla eylemsizlik kararını sona erdirdiğini açıkladı.

Banu Güven'le Artı programına katılan Sırrı Sakık PKK’nın eylemsizlik kararını sona erdirmesini değerlendirdi.

Sakık şunları söyledi:

"1993’ten beri PKK, 8 kez eylemsizlik kararı aldı. Örgütteki silahlı güçleri sınır dışına çıkarılırken 400- 500 üst düzey kadrolarını barış adına kurban verdiler. Operasyonlar oldu, bir yandan barış sürecine girilirken bir yandan tuzaklar kuruluyordu. Şimdi ortaya çıkan toplu mezarların bazıları bunun sonucudur.

Şimdi sınır içerisinde kaldılar ama çatışmalar yaşanmadı. 2010 Ağustos ayında barış süreci yeniden başladı. İmralı görüşmeleri ete kemiğe bürünseydi PKK bu noktaya gelmezdi.

PKK’nın talepleri var. Biz ilk günden beri şunu söylüyoruz. Bir diyalog ve müzakere süreci başlamalı diyoruz. Seçim barajının düşürülmesiyle ilgili TÜSİAD’tan ana muhalafete, bizden PKK’ya kadar herkes uzlaşıyor. Türkiye’de onlarca partinin seçim iradesi Meclis’e yansımıyor.

Bir taraftan 12 Eylül Anayasası’ndan hesap soracağım diyen başbakan bir taraftan 12 Eylül generallerinin getirdiği siyasi partiler, seçim kanununu ile yüzde 10 barajını koruyarak buradan iktidar yaratmaya çalışıyor.

PKK hükümeti samimi bulmuyor. Samimiyseniz 2000 tane kadro, bizim arkadaşlarımız, partililerimiz tutuklandı. Bu kadroları kamuoyu tanıyor. Bu insanlar demokratik zeminde siyaset yapmışlar. Bu insanlar kendi dilinde savunma yapacağım diyor hayır yapamazsınız diyorsunuz. Nasıl uzlaşacağız?

Bu ülke faili meçhuller ülkesi, 1500 cinayet var. Meclis’e araştırma önergesi verdik. Ama buradada samimi değiller. Bunları aydınlatalım dedik ama sürekli reddedildi. En masum talepler bile bu parlamento tarafından reddediliyorsa Kürt sorunu konusunda çözümle ilgili projeleri yok. PKK’nın geldiği nokta budur.

Abdullah Öcalan bu süreçte çok önemli bir aktör. Geçmişte görüşmeler yapılmıyordu ama son bir yıldır görüşülüyor. Bunu önemsiyoruz. Sayın Öcalan bu sürece katkı sunacaksa önü açılmalıdır.

Silahlı güçlerle ilgili sorunu 3-5 ayda çözmek hayalcilik olur. Ama sürecin aktörleri müdahale edecekse onların koşullarını da iyileştirmek gerekir. Türkiye'nin bundan ne kaybı olur? Önyargılarımızı kırabilirsek sorunun çözümüyle ilgili adım atabiliriz.

Seçimlere endeksli bir çözüm çözüm değildir. Cumartesi Anneleri’yle yakın bir tarihte görüştüler.

İnsan Hakları İnceleme Komisyonu, BDP'yi sürece dahil etmiyor. Bunlar şeklen komisyonlar. Bizim de komisyonda olmamız gerekir, grubumuz var. Bizim isyanımız buraya. Bizim grubumuz yok sayılıyor.

Mısır'da, Libya'da çıkıp halkın sesine kulak verin diyen Başbakan Meclis'te bizim sesimize kulak vermiyor. Halkın sesine saygı duyulacaksa Cumartesi Anneleri'nin feryadı duyulmalıdır."