'Sanatçılar asla işlerini kaybetmezler!'

''Herkes işini kaybedebilir, buna siyasetçiler de dahil. Ama sanatçılar asla işlerini kaybetmezler. Bu yüzden sanat, dünyanın kurtuluşudur.'' Yeni eseri İstanbul Modern'de sergilenen, günümüzün en yetenekli sanatçılarından Taner Ceylan'la konuştuk...

Haberler 29.03.2013 - 12:14

'Sanatçılar asla işlerini kaybetmezler!'

Taner Ceylan, çoğumuzun bir tablosunu görüp ‘Bunu nasıl yapabilmiş acaba?’ diye sorduğu, ancak kendisini ortalarda çok fazla göremediğimiz gizemli ve çok yetenekli bir ressam.

Ama onda bu kalıplaşmış sanatçı tanımlarını kırıp atan bir hava da var. Ceylan, herkese iyi gelecek bir eseri ortaya çıkardıktan sonra yeni eserine başlamak için ortadan kayboluyor sanki. Bu da ressamı her türlü aidiyetlikten sıyırıp, sanat dünyasında sadece tablolarıyla tanınabilmesine olanak sağlıyor belki.

Bir Taner Ceylan tablosu gördüğünüzde, eserin ona ait olduğunu anlayabiliyorsunuz. Çünkü, fotoğraf kadar keskin ve net çizgileri var Ceylan'ın. 1967 doğumlu ressamın dünya çapında tanınmasını sağlayan çıkışları da olmuş. Sotheby's müzayedesine 'Spiritual' tablosuyla kapak olması ve '1879' isimli eserinin müzayedede en pahalıya satılmış eser olması gibi...

Biz de uzun zamandır istediğimiz şeyi hayata geçirdik ve İstanbul Modern'de düzenlenen karma bir sergide yeni eserini tanıtan Ceylan ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Sanatını, hikayesini dinledik ve yeni eserleriyle ilgili haberler aldık.

Öncelikle yeni tablonuzdan biraz bahseder misiniz? Nasıl bir hikaye var karşımızda?
'Kayıp Resimler' serime ait bir resim. Burada amaç, oryantalist resmin tersine kürek çekmekti. Yani geleneksel oryantalist resim güzelleştirmelerinden kaçarak, Osmanlı’ya ait gerçekleri metaforik bir biçimde en gerçek haliyle yansıtmaya çalışmak. Hürrem Sultan güzelliği, zekası ve gücüyle benim süzgecimden geçti ve böyle bir görüntüyle ortaya çıktı.

Bir tablonun herkese dokunabiliyor olması, onu gören herkesin farklı yorumlaması sanatı besler mi yoksa köreltir mi?
İdeal olan tabii ki çok katmanlı eserler ortaya koyup yüksek sanat algısını beslerken herkesin kendisinden bir parça bulacağı ya da soru soracağı eserler yapmak, alanlar açmak. Hiç kolay değil, çünkü bu tür çok katmanlı eserler üretebilmek için sanatçının da çok katmanlı olması gerekiyor. Sadece akli düzeyde üretim yapmak ruhsal tarafı zayıflatıyor. Sırf naratif olmak da işi kolayca basitleştirebilir. Oldukça hassas bir denge. Sanırım yeteneğin kendini gösterdiği en önemli alan bu nokta.

Cinselliği olduğu gibi gösteren bir tarzınız var. Bu tarzın sebebi toplumlar içinde cinselliğe duyulan yabancılaşmanın ve tabuların kırılması gerektiğine inanmanız mı?
Bu ihtiyacımı sanatla gidermemdir bunun sebebi. Unutmamak gerekir ki sanat düşsel ve kurgusal bir alandır. Ama hiçbir zaman belgesel değildir. Kendi gerçekliği dışında başka hiçbir gerçekliği temsil etmez. O zaman propaganda olur. Benim resimlerimde yaşadığım ve temsil ettiğim cinsel dünyanın bildiğimiz reel dünyada bir karşılığı benim için hiç olmadı. Tuvalde yaşandı ve sabitlendi. Çünkü, o sonsuz anların peşindeyim. Çok farklı olanaklara, olaylara ve ihtimallere potansiyel mükemmel anların...

Spiritual. 140x200cm-Kanvas üzerine yağlı boya. Sanatçı ve Paul Kasmin Gallery izniyle. Spiritual. 140x200cm-Kanvas üzerine yağlı boya. Sanatçı ve Paul Kasmin Gallery izniyle.

Fotoğraflar o anı dondurur fakat çoğu zaman bir yağlı boya tablo daha dokunulabilir, içine girilebilir bir ambiyans yaratır diyebilir miyiz?
Çünkü boya elin aracılığı ile ruhtan gelen duyguyu birebir tuvale aktarır. Yani bir duygunun iz düşümü ve kurgusudur tuval. Fotoğraf ise ışığı hapseder ve belgeler. Baskı olmasından dolayı da yüzeyi oldukça derinliksizdir. Yağlıboyanın en büyük avantajı, inanılmaz derinlikler sağlayabilmesidir.

Bir sanatçı olarak mesaj verme ya da tepki gösterme amacınız oldu mu hiç?
Ben sanatı araç olarak kullanan bir sosyal görev üstlenmedim. Böylesi yükümlülüklerimin olduğunu düşünmüyorum. Daha önce de dediğim gibi sanattaki kurgusallık ve düş dünyasının gerçek hayattaki bağlantıları ile çok ilgili değilim. Bana göre sorumlu olduğum tek yer tuvalin yüzeyi. Ama şu gerçeği inkar etmemek lazım; sanatın kendisi siyasidir. Resim yapmak zaten var olan sistemin karşısında durmak demektir. Tüm dünyayı reddederek tuvalde istediğin şeyi istediğin kişilerle istediğin ortamda anlatabilmek veya yaşayabilmektir.

Herkes işini kaybedebilir, buna siyasetçiler de dahil. Ama sanatçılar asla işlerini kaybetmezler. Bu yüzden sanat, dünyanın kurtuluşudur. Çünkü sanatçı hala, istediğini söyleyebilir. Resim yapan herkes aktivisttir. Sanat yapıp erkin karşısında sokakta aktivist olmayı tercih edenler de var elbet, bu da saygı duyduğum bir yol. Ama ben onlardan değilim.

Sizinle ilgili okuduğum yazılarda genç sanatçılara tavsiyeleriniz ilgimi çekti. Sizce kendi tarzını oluşturup ona sıkıca tutunmak mı yoksa yeni akımlara eserlerinde yer vermek mi bir sanatçıyı dinamik tutar?
Eğer evinizde kendi başınıza resim yapıyorsanız, sergilemek ve sanat tarihine girmek gibi bir kaygınız yoksa bir diyeceğim yok. Ama meselemiz sanat tarihi ile ilgili ise, en baştaki kural sanat tarihi dizgesini izlemek. Çünkü bu yeni bir şey ortaya koymak ve bu mecrada var olmak demektir. Bunun da tek bir koşulu vardır; senden önce yapılanı çok iyi bilmek! Özellikle günümüzde sosyal medya aracılığıyla bu takip çok kolay hale geldiği gibi bu yeni medyalar sayesinde sanat üretimi çok çeşitlendi. Ve geçtiğimiz her an sanat tarihi yazılmaya devam ediyor. Bunu da kaçırmamak gerekir.

1881. 140x200cm-Kanvas üzerine yağlı boya. Sanatçı ve Paul Kasmin Gallery izniyle. 1881. 140x200cm-Kanvas üzerine yağlı boya. Sanatçı ve Paul Kasmin Gallery izniyle.

Sanat yaşamınız boyunca öğrendiğiniz ve prensip haline getirdiğiniz bilgiler, altın kurallarınız var mı?
Var tabii, sanat tarihinin temel kavramlarından vazgeçmemek, klasik sanatın hala en büyük öğretmen olduğunu bilmek, görmek, güncel sanatı çok yakın takip etmek, zanaattan ve maneviyattan asla vazgeçmemek.

Sizin için özel isimler var mı?
Çok sayıda var ama burada ressamlardan ziyade resimlerden bahsetmek daha doğru olur. Çünkü her ressamın her resmi aynı etkiyi yaratmıyor. Ama benim için özel yapıtlardan bahsediyorsak, Waterhouse’un ‘Hylas ve Perileri’ isimli eseri, Casper David Friedrich’in ‘Gezgin’i, Delvaux’nun ‘Gece İstasyonları’ pusulamın en önemli ibrelerinden birkaçıdır.

Yeni eserler yolda mı? Neler planlıyorsunuz?
'Kayıp Resimler' serimi bitirmek üzereyim. Yeni başladığım ‘Altın Çağ’ isimli bir serinin alt yapısı bitmek üzere. Yıllardır ruhsal olarak biriktirdiğim deneyimleri resme aktarmayı planlıyorum. Güncel politikalardan oldukça uzak, aksi yönde ilerleyen, ruhun derinliklerine inen, evrenin gizemini deşifre etmeye çalışan resimler var sırada. Desenlerin ilk örneklerinden biri geçtiğimiz aylarda Vogue kapağındaydı.

Taner Ceylan'ın son eserinin bulunduğu karma sergiyi İstanbul Modern'de ziyaret edebilirsiniz.

Sayfa Yükleniyor...