Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya'daki programının ardından İstanbul'a geldi.

Atatürk Havalimanı'nda Erdoğan'ı çok sayıda partili karşıladı.

Parti otobüsü üzerinden kendisini karşılamaya gelen kalabalığa hitaben bir konuşma yapan
Erdoğan'ın gündeminde yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna yönelik gelişmeler vardı.

2. dalga operasyonu yürütürken görevden alınan Savcı Muammer Akkaş'ı, soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekle suçlayan Erdoğan, "Marjinal grupların militanları gibi basın bildirisi dağıttı" ifadesini kullandı.

Erdoğan, isim vermeden disiplin kuruluna sevk edilmesinin ardından istifa eden 3 milletvekilinden biri olan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ı da eleştirdi.

Erdoğan, "Bakanlıktan ayrılana kadar her şey cici, güzel; bakanlıktan alındıktan sonra bakıyorsun kalkıyor 'ben filanca bakanı beğenmedim' senin böyle bir yetkin mi var? Önce haddini bil" diye konuştu.

Operasyonların dershane tartışmalarıyla başladığını savunan Erdoğan, taraftarlarına "Siz de gelin 'devletin okulları bize yeter, biz başka bir şey istemiyoruz' deyin. Tavrınızı koyun" çağrısı yaptı.

Ardından Üsküdar Kısıklı'daki evine geçen Başbakan Erdoğan, burada da bir konuşma yaptı. Erdoğan'ın konuşması sık sık sloganlarla kesildi. "Mücahit Erdoğan" sloganlarına da Erdoğan, "Mücahitlik nere biz nere... Onu hiç karıştırmayın" karşılığını verdi.(VİDEOYA GİT)

Erdoğan'ın Atatürk Havalimanı'ndaki konuşmasından satır başları şöyle:

"Bugün Sakarya'daydık. gerçekten gerek ünivresite gerek meydan bambaşka coşku yaşadı bizimle. Biz bir şeye bakacağız. Her şeyden önce, bizle bir meşrebin bir mizacı bir oluşumu istismar edenlere sözümüz var. Asla oraya gönül verenlere sözümüz olamaz.

Türkiye, farklı bir dönemi yaşıyor, Türkiye bir dönüşümü yaşıyor. 11 yıldır, bizden böyle bir sıçrama beklemeyenler oyunları bozulunca maalesef farklı yöntemlere başvurdular.

Çünkü bu olay ulusal bazda değil, uluslararası boyutu vardır. Ama ulusal bazda da taşeronları vardır. Biz isterdik ki aynı istikamete yönelen insanlar, birbirini vurmasın. Biz ele ele vermeye mecburuz. Omuz omuza vermeye mecburuz.

Bizim tek mücadelemiz var; önce insan sonra devlet. Biz bunu başardık. Devleti önceleyen değil, insanı önceleyen anlayışı getirdik. Bu zihniyete gönül veren İstanbul burada olağanüstü bir buluşma gerçekleştirdi.

Ben size çok teşekkür ediyorum. Yola çıkarken söyledik; bu millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik. Adını yolsuzluk operasyonu koydular. Bunun adını yolsuzluk operasyonu koyanlar yolsuzluğun içinde olanların ta kendisidir.

Geçmişte nelerin olduğunu bilenlerdenim. Biz atamayla gelmedik. Egemenlik yargının değil, egemenlik yürütmenin de değildir. Egemenlik milletindir, milletin. Fakat egemenliği milletin elinden alıp egemenlik yetkisini kulanma yetkisi bana aittir diyen yargı hesabını vermelidir.

Allah aşkına, kalkıp derme çatma dosyalarla hazırlanmış dosyalarla insanlar tutuklanıyorsa burada bir bit yeniği var. Şimdi konuşmayacaksın deniliyor. Silivri'nin kapısına gidenlere bunu söyleyemiyorsunuz. Başsavcının yaptığı açıklama manidardır. başsavcı suçüstü yapmıştır. Savcı gizlilik kararı olan dosyaları göndermediği gibi basına sızdırıyor.

Medya, bu medyanın hangi odakta olduğunu biliyoruz. İçinde yandaş da var, sermaye ile odaklanan da var. Vakti gelince açıklayacağız. Şimdi yargı, burası bir hukuk devletidir diyor. Savcılar, hakimler herhangi bir eleştiriye tabi tutulamaz diyor, ne demek o? Sen gizlilik kaydı olan evrakı medyaya sızdıracaksın, başsavcıya dosyayı getirmeyeceksin. Ondan sonra bunlara konuşulmaz. Kardeşim ben konuşuyorum.

Bu savcı kendisinden dosya alındığı zaman, kalkıp İstanbul Adliyesi'nin önünde üniversite yıllarımızdaki marjinal grupların militanları gibi basın bildirisi dağıtabiliyorsa ben konuşurum. Bugüne kadar böyle bir savcı duydunuz mu, böyle bir savcı olabilir mi? Gizlilik kaydı olan evrak neden gizlilik kaydı ile anılıyor. Çünkü bir insanın suçluluğu tespit edilmediği sürece suçlu damgası vuramazsınız.

Bunu basına veriyorsunuz basında bu insanlar damgalanıyor. Ne deniyor, 100 milyar dolar devlet zarara uğratıldı. Sen ya hesap bilmiyorsun ya dünyadan haberin yok. Burada zerre kadar hukuk kurallarına tabi olmayı öğrendiyseniz iddianızı ispat edeceksiniz. Etmezseniz müfterisiniz.

Bu iktidar tüyü bitmemiş yetimin hakkını yemedi, yedirmedi. Yolsuzlukların iktidarı olsaydık, milli geliri, 230 milyar dolardan, 800 milyar dolara çıkarabilir miydi? IMF olan 23.5 milyar dolar borcu sıfırlayabilir miydi?

'BUNLARDA HER YOL MEŞRU'
Bizden önceki iktidarlar neden yapamadı, biz nasıl yaptık. Minareyi çalan kılıfını hazırlar. Bunlar şu anda çaldıkları veya çalmak istedikleri minarenin kılıfını hazırlıyorlar. Onunla vurmak istiyorlar, bunlarda her yol meşru. Bunlar ailelerin mahremine girecek kadar haysiyetsiz.

'KASET OLMASA SEN DE OLMAZDIN'
Şu anda ana muhalefetin başındaki genel müdür, yolsuzluktan bahsediyor, yolsuzluk arıyorsan o sende. SGK Genel Müdürü'yken Rahşan affıyla yırttın. Sayın Baykal'ı da kasetle götürdük, kaset olmasaydı, sen olmayacaktın. CHP'nin ihraç ettiği kişiyi temize çıkarmak suretiyle İstanbul'a aday yapıyorsun. Partisinin kovduğu bir adamı geri alabilecek kadar karnı geniş.

Şurada 90 günümüz var. 30 Mart yeni bir milattır. Yeni Türkiye'yi kurmaya, onu inşa etmeye yeni bir milattır. Kapı kapı dolaşarak bildiklerimizi anlatmaya hazır mıyız? Biz birilerinin konuştuğu gibi konuşmayacağız. Yumuşak dil ile konuşacağız. Biz beddualarla konuşmayacağız.

Çünkü bir Müslüman bir Müslüman'a beddua edemez. Biz bu tuzaklara da gelmeyeceğiz. Bedduaya lanet, duaya evet. Gezi'de ülkeye çok sey kaybettirdiler.

'HER ŞEY DERSHANE İLE BAŞLADI'
Şimdi de bununla kaybettirmeye çalışıyorlar. Faiz, borsa ortada. Bu tezgahı kuranlar bunun hesabını nasıl verecekler. Dershaneyle başladılar, işi buraya getirdiler. Şu olaylar dershane sürecinin bir devamıdır. Bunu bilesiniz.

Siz de gelin devletin okulları bize yeter, biz başka bir şey istemiyoruz deyin. Tavrınızı koyun. Çünkü biz bu yola çok başka türlü düşüncelerle çıktık. Niyetimiz halis. İnşallah bu hizmetkarlığımız devam edecek. Kucaklayıcı olacağız.

ERTUĞRUL GÜNAY'A ELEŞTİRİ
İnşallah yeni kabinemizle bir sürece giriyoruz. Şu ana kadar bizimle görev yapan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Denilenlere katılmıyorum. Dava içinde emekleri var. Beraber yürüdük, beraber buraya geldik. Bugüne kadar bizimle yola çıkıp da yolculuk esnasında bize ihanet edenlere de biz hala beraber yürüyelim demeyiz. Onları da kapının kenarına koyarız çünkü millet siz partimize ihanet edin diye oylarını vermedi.

Partinin bir iç disiplini vardır, çalışması vardır. Bakanlıktan ayrılana kadar her şey cici, güzel; bakanlıktan alındıktan sonra bakıyorsun kalkıyor 'ben filanca bakanı beğenmedim' senin böyle bir yetkin mi var? Önce haddini bil."