Ortaöğretim kurumları sınavı OKS'nin yerine uygulanan ve bu yıl ikincisi düzenlenen SBS yani seviye belirleme sınavına ilköğretim 6, 7 ve 8’inci sınıf öğrencileri giriyor.

SBS’nin uygulamaya geçirilmesinin temel nedeni önceki sınav sistemi OKS'de görülen bazı eksiklikler. Örneğin OKS'de öğrenciler iyi bir lisede eğitim görebilmek için sadece tek bir sınavla ve tek bir senede gösterdikleri performansla değerlendiriliyordu. Ayrıca eski sistemin müfredatına yabancı diller gibi bazı dersler alınmaması da öğrencilerin sadece sınav kapsamındaki derslere yönelmesine neden oluyordu.

SBS'ye göre artık sorular, öğrenci hangi sınıfta okuyorsa o yılın müfredatından hazırlanıyor. Bu da öğrencinin son sene değil her sene düzenli çalışmasını gerektiyor. Ayrıca okul müfredatından hazırlanan sorular öğrencilerin tüm derslere ilgi göstermesini sağlıyor. Buradaki amaçlardan biri dersanelere olan ilginin azaltılması.

Ancak yine de sınav sistemindeki değişiklik, eksiklikleri azaltmıyor. Okul başarı puanı ve davranış notunun değerlendirilmesindeki uygulamalar veliler ve öğrencilerin kafasını karıştırmaya devam ediyor.

SBS’yi ntvmsnbc’ye değerlendiren uzmanlarbu konuda farklı düşünceleri svunuyorlar. Özellikle her yıl sınav yapılması bazı uzmanlarca, sınav stresinin azalmasında olumlu işlev görüyorken bazılarına göre alt sınıflarda başarısız olan öğrencilerin sonraki yıllardaki eğitim arzusunu kırıyor.

Prof. Dr. Ali Baykal (Boğaziçi Üniversitesi Eğitim fakültesi)
SEVİYE BELİRLENMİYOR
Her şeyden önce SBS adı yanlış. Seviye belirleme dediğiniz zaman öğrencinin geniş kapsamlı olarak her alanda ve her öğrenme basamağındaki yeri saptanmaya çalışılır. Ama yapılan bir seviye belirleme sınavı değil. Beş bölümde yapılan sınav güzel, sorulara itirazım yok ama bunun işlevi seviye belirleme değil. Seviye belirleme sınavları daha kapsamlı yapılır ve seçme amacıyla da kullanılmaz. Süreç içinde öğrenciyi düzeyinden haberdar ederek daha iyi bir seviyeye getirmek için yapılır. Seviye belirleme sınavı yapılacaksa daha geniş kapsamlı, daha sürece yayılı olarak yapılmalıdır.

OKUL BAŞARISININ ÖLÇÜMÜ PROBLEMLİ
Bir Sivas kangalı, adı ‘Sarman’ konunca uysal kediye dönüşebilir mi? Yıl sonu başarı puanı hesaplaması sorunlu çünkü okul başarısı bir ‘sıralama’ ölçütü değil bir ‘belirleme’ ölçütüdür. İstatistiki anlamda değişkenliği (varyans) olmayabilir ya da ‘yokmuş gibi ye’ dönüştürülebilinir.

Örneğin başarı aralığı 50-60 arasında değişen bir okulda 56 almak; başarı aralığı 70-80 arasında değişen başka bir okulda 70 almaktan daha kazançlı olabilir. Çünkü yanlış sayıltılar (faraziyeler) üzerine doğru kuram, yanlış kuramla da doğru uygulama olamaz. MEB, YÖK ve bilgisiz ama etkili kamuoyu şu varsayımdan kendini alamıyor: "İlköğretim başarısı SBS ile (lise başarısı da AOBP ile) kontrol edilebilir"

Oysa diploma ölçümleri herkesin başarılı ya da başarısız olabileceği ‘ölçüt dayanaklı’, ‘belirleme’ amaçlı ölçümlerdir. Seçme işlevi ise ‘konum bağıl’, ‘sıralama’ sınavlarıyla yapılmak zorundadır.

Çünkü seçme işinde adayın beklenen yeterlilik düzeyi değil sıralama içindeki konumu önemlidir. Ama siz sıralamayı bir önceki okul aşamasındaki başarıya göre yapınca okullar da başarılarını buna göre belirler ve bildirirler.

SIRALAMA YAPMAK ZORUNDASINIZ
Okullardan herkesin aynı başarıyla mezun olmasını yasaklayabilir misiniz? 1 milyon öğrenci ‘aynı üstün başarıyla’ mezun olunca bunların içinden 258 bini seçmek için yeniden ‘sıralama’ yapmak zorundasınız.

OKS’NİN SAKINCALARI ÜÇLE ÇARPILDI
Ama SBS sisteminin asıl sakıncası yine de ‘başarı puanı’ değil. Asıl sakınca OKS’nin sakıncalarını üçle çarpmış olması. Neydi OKS’nin sakıncası? Geriye yılgın, kırgın, üzgün bir kitle bırakmasıydı. Kontenjan sınırlarına giremeyenlere ‘başarısız’ damgası vurmasıydı.

OKS 8. sınıf sonunda bunu bir kez yapıyordu. SBS bu damgayı üç kez vuruyor. Daha 6’ıncı sınıfın sonunda bir grup öğrenci ‘başarısız’ diye yaftalandı. Onlar 7’inci sınıfı nasıl okudular? Araştıran, soruşturan yok. 7’inci sınıfı yılgınlık ve kırgınlıkla okuyan bu öğrencilerin başarısızlığı 7’inci sınıfın sonunda bir kez daha perçinlendi. Üstelik bunlara yeni kitleler eklendi. Bunlar da 8. sınıfı umutsuz, yılgın ve kırgın okudular. 8’inci sınıf sonunda yapılan SBS’nin tek işlevi ‘indirici darbeyi’ vurmaktır. Seçme ve yerleştirme 6’ıncı ve 7’inci sınıflarda yapılmış oluyor.

DERSANELERİ TEŞVİK EDİYOR
“Biz dersaneleri engelleyeceğiz” deniyor, engeller artıyor, “kaygıyı engelleyeceğiz” deniyor kaygı artıyor. Bunları anlamak mümkün değil. Bu sistemle dersanelere olan talebin artacağı o kadar aşikardı ki, insan dersanelerle işbiliği halinde hazırlandığını düşünüyor. Bindiniz dalı kesiyorsunuz. 6’ıncı sınıf sonunda seçmeye etkili bir sıonav yaparsanız, bu elbette çocuğun dersaneye gitmesini teşvik eder. Bunu görmek için uzman olmak gerekmiyor. Herhalde bu tür kararların alınmasında dersanelerin lobileri de etkili oluyor.

PİYANGO, AÇIK ARTTIRMA YA DA SINAV
Bu yıl 8’inci sınıf öğrencileri yeni bir sistem olan SBS sistemi ile yerleşecekler. 1 milyon 27 bin öğrencinin gireceği sınavın kontenjanı 258 bin bu durumda yerleştirme nasıl yapılır? Başlıca üç seçenek var:

Prof. Dr. Muhsin Hesapçıoğlu (Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi)
SINAV SAYISININ ARTMASI ÖLÇMEYİ SAĞLIKLI KILAR
Eğitim sistemimizde bir ölçme değerlendirme sorunu var. Ölçme değerlendirmeyi ne kadar çok yaparsak, tek, bitirici nihai br sınav yerine, süreç içerisine yayarsak ölçmeyi o kadar sağlıklı yaparız. Tek bir bitirici sınav yerine öğrenciyi çoklu değerlendirmeye tabi tutarsak öğrenci hakkınada daha sağlıklı yargıya varmış oluru.

Ama bunun Türkiye’de başka boyutu da var. O da eğitim sisteminin anakolundan yüksek öğretime kadar olan boyutunda sınavların ölçmede tek kriter olarak kullanılmaları, bunun da dersaneleri yaratmış olması. Böyle olunca SBS dediğimiz sınav sistemi dersanelere olan ilgiyi arttırıyor.

Alt sınıflarda başarısız olan öğrencilerin şevkinin kırılacağına dair bir eleştiri yapma mümkün ama yapılacak iş okullarda bütün öğrencilerimize gerekli dersleri vermek. Durumu zayıf olan öğrencilerimize zaman vermek, eğitim sistemi eğer okullarımızda düzgün yürürse öğrenciler gerekli dersleri alacaklar ve dersanelerin gerekliliği ortadan kalkacaktır.

Sistem içinde düzenlemeler yapılabilir, örneğin üiversite sınavları iki aşamalı olarak yapılacak. Bu sınavlarda, açık uçlu sorular sorma gibi, öğrencileri daha nesnel değerlendirme yollar yapılacak.

EĞİTİM SİSTEMİ AZ SAYIDAKİ ÖĞRENCİYE HİTAP EDİYOR
Sınavların sıklaştırılması ya da seyrekleştirilmesiyle SBS’ye alternarifler üretilebilir. Şöyle bir handikapı var; iİlkokuldan yükseköğretime kadar eğitim mekanizmasında çok az öğrenciye hitap ediliyor. Toplam üniveristeyi kazanan öğrenciler arasında ilk üç tercihiyle yerleştirilenlerin oranı yüzde 14-15 civarında, bu da eğitim mekanizmasının ne kadar küçük bir öğrenci grubuna hitap ettiğini gösteriyor.

Soru çeşitliliğinin tek tek değerlendirilmesi konusunda uzmanlığım yok ama genel olarak tek bir soruyla ya da tek bir ölçme-değerlendirme aracıyla değerlendirme yaptığımız zaman genellikle sağlıklı sonuçlar alamıyoruz. Değerlendirme araçlarımzı ne kadar çok çeşitlendirirsek, test içinde açık uçlu sorular gibi soruları da ekleyerek ne kadar çok ölçme aracı kullanırsak öğreciler hakkında o kadar sağlıklı yargıya ulaşırız. Tek bir sınavla doğru yapılmıyor. Eğitim tarihi de bunu gösteriyor.

Faruk Köprülü (Özel Dersaneler Birliği Başkanı)
SBS’Yİ OLUMLU BULUYORUZ

Öğrencilerin bir anının değil de her durumda değerlendirilmesi açısından SBS eski sisteme göre daha olumlu. Diğerinda tek bir sınav yapılıyordu ve öğrenci tek bir sınava girerek kaybetme endişesini duyuyordu. Burada bir süreç var ve sürecin değerlendirilmesi söz konusu. Her sınav sonunda da kazandım ya da kaybettim duygusu söz konusu değil. Böyle değerlendirildiğinde SBS’nin daha olumlu olduğunu düşünüyorum.

6’ncı sınıfta girdiği sınavda başarısız olan bir öğrencinin, sonraki yıllarda sınava girmekten vazgeçeceğini düşünmüyorum. Çünkü 7’inci sınıfta da hazırlık yapamadığı için başarısız olan öğrenci olabilir. Bu nedenle üç yıl içinde bir denge de olabilir. Bu nedenle öğrencilerin ben 6’ıncı ya da 7’inci sınıfta “kazanamadım bırakayım” duygusuna kapılacağını sanmıyorum.

DERSANEYE GİDEN ÖĞRENCİ SAYISI AZALMADI
Dersanelere devam eden öğrenci sayısında, SBS’ye geçilmesiyle bir düşüş olmadı. Ancak biz değişikliği dersanelere olumlu ya da olumsuz etkisi açısından değerlendirmiyoruz. Öncelikle sistemin doğru olup olmadığını değerlendiriyoruz. Sistem doğru olduktan sonra dersanelere artı bir getirisinin olup olmaması çok da önemli değil. Dolayısıyla biz sistemin doğru olduğu kanısındayız, öncelikle bunu belirtelim. Ancak buradaki mesele şudur; sonuçta bir üst okula gitmek için öğrenciler bir sınava girmektedir, arz ve talepte ise bir dengesizlik vardır, yani her çğrencinin yerleştirilememesi söz konusudur. Böyle olunca içeriği ne olursa olsun sonuçta bir yarış vardır ve öğrenci de bu yarışta kendi yerini almak kendi durumunu daha ön plana çıkarma amacındadır. Bu da çok normaldir. Bu nedenle de dersanelere ihtiyaç duyulmaktadır.

BAŞARI PUANI STANDART DEĞİL
Okullardaki başarının katkı payının fazla olmasına biz karşı olmuştuk. Buradaki yaklaşımımız da şuradan kaynaklanıyor; okullarda ölçme araçları standart değil. Duygular öğrencinin başarısında bir parça etkili olabilir endişesini taşımıştık. O konudaki düşüncemiz devam ediyor. Okuldaki başarının etkisini daha standart hale getirbileceğimiz yöntemleri bulabilirsek daha sağlıklı olacağını düşünüyoruz. Buna tamamen karşı değiliz ancak bir standartın getirilmesi gerekiyor.