12 Haziran’daki seçime sayılı günler kala adaylar bugün kesinleşiyor.

Seçimde sandalye sayısının nasıl olacağı yönünde çeşitli tahminler ortaya atılıyor.

A&G Araştırma Şirketi’nin sahibi Adil Gür, Milliyet gazetesinden Serpil Çevikcan’a değerlendirmelerde bulundu.

Adil Gür, “AK Parti seçim kampanyasını yeni anayasa ve 15 Nisan’da açıklanacağı söylenen 2023 vizyonu üzerine oturtacak gibi görünse de, mitinglerde bugüne kadar olduğu gibi daha çok yerel hizmetler ve icraatları işleyecek” dedi.

Gür, “22 Temmuz 2007 genel seçimleri öncesinde e-muhtıra, 367 krizi gelişmeler Ak Parti oyları için itici güç olmuştu. Şimdi durum farklı. Bu sandığa nasıl yansır?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“O tarihlerde yaşanan bu gelişmelerin Ak Parti oylarına etkisinin 3-4 puandan daha fazla olduğunu sanmıyorum. 2007’de AK Parti oylarını yüzde 47’lere taşıyan lokomotif güç ekonomi ve başarı algısıydı. 12 Haziran’da da AK Parti oylarını belirleyecek ana temanın günlük yaşamdan memnuniyet ve başarı algısı olacağını düşünüyorum.”

Peki Ergenekon süreci, özellikle de gazetecilerin gözaltına alınması iktidar partisinin oy oranını nasıl etkiler? Gür’ün yanıtı şöyle: “Türkiye gündemine giren her konuda olduğu gibi bu konuyuda seçmen oy vermeyi düşündüğü partinin yaklaşımı doğrultusunda değerlendiriyor. İktidara oy vermeyi düşünenler ağırlıklı olarak doğru, CHP ve MHP’ye oy vermeyi düşünenler ise yanlış buluyor. Kutuplaşma nedeniyle bu tür olaylar seçmen tercihlerinde önemli değişikliklere neden olmuyor.”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 315-330 aralığında bir milletvekili çıkarabileceklerini söyledi. Adil Gür’e göre bu hesabın analizi şöyle: “Sayın Başbakan’ın tahmininde seçime kadar oy oranlarındaki muhtemel değişimler ve özellikle yüzde 10 ülke barajını geçecek parti sayısının etkili olduğunu sanıyorum. Bugünkü trendleri dikkate alarak ben de bir aralık verebilirim. Bu aralıktaki makas daha geniş olabilir.

AK Parti 290 ile 360 aralığında milletvekili çıkarabilir. Adayların etkisi, son 2 aylık performans, kampanyalar, seçmen üzerinde etkili olacaktır.

İllerin çıkaracağı milletvekili sayısının değişmesinin, siyasi partilerin toplam milletvekili sayısına etkisinin ne olacağını görmek amacıyla bir çalışma yaptım. Bu illerdeki milletvekili sayılarıyla, 2007’de siyasi partilerin bu illerde aldıkları oy oranlarını yeniden hesapladım ve milletvekillerini dağıttım. Şöyle bir tabloyla karşılaştım; 2007 seçim sonuçlarına göre AK Parti bu illerde toplamda 10 milletvekili daha az çıkarıyor. MHP’nin milletvekili sayısı da 3 düşüyor. Buna karşın CHP 9, bağımsızlar 4 milletvekili daha fazla çıkarıyor. Tabii bu hesaplama 2007 sonuçlarına göre.”

Türbanlı aday göstermemek AK Parti seçmenini etkiler mi? Gür, bu soruya da şu yanıtı verdi: “Etkileyeceğini sanmam. Tabanda ağırlıklı olarak bunun bir anayasal sorun olduğu, başörtülü adayların parti için sıkıntı yaratacağı algısı hâkim.”

Gür’e göre, Erdoğan’ın karizması seçmenin tercihini belirleyen bir numaralı faktör mü, oy tercihinde partinin doğuşu ve yükselişine kaynaklık eden temel nedenler hâlâ etkili mi?:

“2002 yılından bu yana yaptığımız tüm kamuoyu araştırmalarında Sayın Erdoğan’ın Ak Parti’nin neredeyse her şeyi olduğunu görüyoruz. Yapılan araştırmalarda Ak Parti’ye oy verenlerin yüzde 65-70’i Erdoğan’a oy verdiğini söylüyor.”

Adil Gür’e göre, son dönemdeki somut projeler CHP’nin oy oranını mutlaka yükseltecek. Gür’ün bu konudaki değerlendirmeleri şöyle: “CHP ilk kez ezber bozdu. Yıllardır hiçbir projesi yok, herşeye itiraz ediyor denilen CHP, seçmenin karşısına pek çok proje ile çıktı. Nisan başında Türkiye genelinde 34 ilde yaptığımız geniş kapsamlı kamuoyu araştırmasında seçmenin yüzde 57’sinin bu projelerin CHP’ye oy getireceğini düşündüğünü gördük.

Geçtiğimiz hafta sonu Türkiye genelinde yaptığımız geniş kapsamlı kamuoyu araştırması gösteriyor ki, ‘aile sigortasını’ toplam seçmenin yüzde 60’ı duymuş. Yapılan tüm araştırmalar gösteriyor ki bu ülkenin en önemli iki sorunu işsizlik ve yoksulluktur. Geçtiğimiz hafta yaptığımız araştırmada toplam seçmenin yüzde 65.7’si sosyal yardımlar bir partiye mutlaka oy getirir diyor.

Ben son dönemlerdeki araştırmalarımda aile sigortasının CHP oylarına katkısını görüyorum. Askerliğin kısaltılması vaadi de özellikle askerlik çağındaki erkek seçmenleri ve ailelerini etkileyecek ve oy getirebilecektir.”

CHP, Kılıçdaroğlu ile ilk kez genel seçime giriyor. Gür’ün Kılıçdaroğlu algısına ilişkin analizi de şöyle: “Sayın Kılıçdaroğlu’nun, seçmenin bir bölümünde; dürüst, halka yakın, yenilikçi gibi olumlu imaj algılamaları var. Bu algılar iyi yönetildiği taktirde oya tahvil olacaktır. Çünkü tercihlerini belirleyen en önemli faktör algılar. Yüzde 20-24 bandına sıkışan CHP oyları 30 bandına çıktı, özellikle metropollerde yaşayan, siyasetten ümidini kesmiş veya eski CHP yönetimine veya politikalarına kızıp başka partilere yönelen bazı seçmenler CHP demeye başladı.

12 Haziran akşamı görülecektir ki CHP bugüne kadar farklı gerekçelerle oy alamadığı illerde oyunu bir şekilde artıracak, CHP bu seçimde farklı sosyo demografik seçmen gruplarından da oy alabilecektir.”

Gelelim Ergenekon sanıklarının adaylığına. Genç seçmen sandık başında bundan ne kadar etkilenir: “Bu konuda partinin seçmen tabanında iki farklı görüşün olduğunu araştırmalarda görüyoruz. CHP’nin sadık seçmenleri çoğunlukla bu isimlerin adaylıklarına olumlu bakıyor. Yeni yönetimle CHP’ye yönelen yeni seçmenlerde ağırlıklı olarak olumsuz algılandığını biliyoruz. Bu nedenle yeni CHP söylemi ve yeni CHP algıları bakımından CHP’nin Ergenekon sanıklarıyla algılanmasının sandıkta CHP’nin oy oranına olumsuz yansıyacağını düşünüyorum.”

MHP cephesine bakalım. Gür’e göre partinin baraj sorunu yok: “12 Eylül referandumundan itibaren MHP’nin baraj sorunu olduğu konusu sıkça dillendiriliyor. Açıkçası ben MHP’nin bir baraj sıkıntısı yaşayacağını normal şartlarda düşünmüyorum. Bugünlerde yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında MHP’nin oy oranının yüzde 10 ülke barajının üzerinde olduğunu görüyoruz.”

Gür’ün, “Araştırmalarınız, MHP’de gerek lider, gerek söylem açısından bir değişiklik ihtiyacını işaret ediyor mu?” sorusuna yanıtı da şöyle: “MHP’de bir liderlik sorununun olduğunu araştırmalarda görmüyorum. Çünkü Sayın Bahçeli partisinin önünde. Ancak hem Ak Partili, hem de CHP’li seçmenlerin ikinci tercihinde ilk sırada yer alan bir partinin oy oranına bakarak lider sorunu olmasa da bir söylem veya yönetim sorununun olduğunu söylemek yanlış olmaz diyorum.”

Gür, “BDP’liler çıtayı 35 milletvekili olarak açıkladı. Sizce 20’den 35’e çıkabilirler mi?” sorusunu şöyle yanıtlıyor: “BDP son 1 yıllık süreçte oylarını önemli oranda artırdı. Yüzde 7 civarında bir oyu var. Bağımsız adaylara oy vermenin örgütlenmesi konusunda tecrübe de kazandı. Bu nedenle 28-32 arasında bir milletvekili çıkarabilir diye düşünüyorum.”

Gür’e göre AK Parti’nin bölgede beklenmedik bir çıkış yapması zor: “Siyasette her şey mümkün ancak zor görünüyor. Bunun için AK Parti’nin Kürt sorununun çözümüne yönelik adımlar atması gerekiyor ki bu da, yaklaşan genel seçimler nedeniyle bölgede oyu artacak adımların diğer bölgelerde oy kaybettireceği endişesine dayanıyor.”

Gür, geçmiş dönemlerde yapılan seçimler ve kutuplaşma dikkate alındığında seçime katılım oranının yüzde 85’ler civarında olabileceği öngörüyor. Yapılan araştırmalar, yüzde 18-20 civarında, “sandığa gitmeyeceğim, boş oy vereceğim, kararsızım” diyen bir kitleye işaret ediyor.

Gür, “Bunun 10-12’si gerçek kararsız olmayıp sandığa gitmeyecek seçmenlerdir. Demek ki yüzde 8-10 civarında gerçek kararsız var. Burada belirleyici olan son 2 ayda siyasi partilerin kararsızları etkileme iradesidir” görüşünde.

Gür, önce KPSS sonra da YGS skandalı seçmeni ne kadar etkileyecek sorusunun yanıtını da şöyle verdi: “Her seçim döneminde olduğu gibi ilk kez oy kullanacak genç seçmenler CHP ve MHP’ye genel ortalamanın üzerinde oy vereceklerdir. Bunun en önemli nedeni işsizlik algısı. Son sınav tartışmasının gençler üzerinde etkisi olacaktır. Çünkü sınava girenlerin neredeyse tamamına yakını ilk kez oy kullanacak seçmenler. Yapılan açıklamaların genç seçmenler ve ailelerini ne oranda ikna ettiğini araştırmalarda göreceğiz.”