Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi yerleşkesindeki salonda görülen duruşmaya, Selahattin Demirtaş, avukatları, bazı HDP milletvekilleri ile bir kısım izleyici katıldı.

Dünkü savunmasını, hakkında hazırlanan 31 fezlekeden 1, 3 ve 32 numaralı fezleke yönünden yaptığını belirten Demirtaş, bugün 3 ve 9 numaralı fezlekeler yönünden yapacağını ifade etti.

Demirtaş, bu fezlekelerin tamamının 2015 yılındaki hendek, barikat, yaşanan çatışmalar ve çeşitli yerlerde yaptığı, “Demokratik Özerklik” ile ilgili konuşmaları içerdiğini belirtti.

Parti tüzüğü ve programında demokratik özerklik olduğunu belirten Demirtaş, “Demokratik Özerklik'le ilgili yaptığımız çalışmaları 3 dilde kitap haline getirip parlamentoda 550 milletvekiline dağıttık. İktidar ve diğer partilerden birçok milletvekili bu kitabı inceleyip bize eleştirilerini sundu, önerilerde bulundu" diye konuştu.

Hendek ve barikat olaylarının 2015’ten önce çıktığını söyleyen Demirtaş, “İlk olarak 2014 yılının sonlarına doğru Cizre'de, Diyarbakır-Bingöl karayolunda ortaya çıktı. Bu sırada çözüm süreci devam ediyordu. Bu olaylar milletvekillerimiz ve partililerimizin gayreti ile hiçbir operasyona gerek kalmadan, ikna yoluyla, diyalogla çözüldü" dedi.

ÖZ ELEŞTİRİ YAPTI

2015 Ağustos ve Eylül aylarında bazı ilçelerden hendeklerin kazıldığı yönünde haberlerin basına düşmesi sonucu toplantı yaptıklarını belirten Demirtaş, şu ifadeleri kullandı: "7 Haziran seçimlerinden yeni çıkmıştık. Hükümet kurulamamış, erken seçim hazırlıkları yapılıyordu. Çözüm süreci fiilen sona ermişti, ancak yeniden canlandırılabilir umutları vardı. Biz de parti olarak bunu tartışıyorduk. Hendek ve barikat kazıldı haberleri çıktı. Bunun Cizre ve Lice'dekini aşan, ondan daha yaygın olduğu bilgisini altık. Şunu samimiyetle söylemeliyim; parti içerisinde herkesle sıcak ilişkiler kurabilen, halkla ilişkileri güçlü bir siyasetçi olduğumu düşünüyordum. Bu konuda yanıldığımı itiraf ediyorum. İlk haberler geldiğinde, bu kadar yaygın olduğunu bilmiyordum. Böyle olduğunu bilmiyordum ve tahmin de edemedim. Bunu partililerime bir öz eleştiri olarak söylüyorum."

“HENDEKLERİN KALDIRILMASINI İSTEDİK”

Aradan 15 gün geçtikten sonra partililerden olaylarla ilgili raporlar geldiğini belirten Demirtaş şöyle devam etti:

"Olayların yaygın olduğu ve sivil halkında bunun içinde olduğu raporları geldi. İnsanların büyük bir kısmı, 'çözüm süreci bitirildi, seçimi tanımadılar, halkın iradesini tanımadılar, bize yapılan bu darbeye karşı olacağız' diyerek, sadece siyasallaşmış insanların değil, sıradan halkın da desteklediği olaylar olduğunu gördük. Siyaset yaptığım dönemde maalesef ıskaladığım bir konu bu olmuştu. Daha sonra parti kurullarında bir karar aldık. Bu hendek barikat olan ilçelerin tamamında, eylül ayı ortasından itibaren her gün 2 ya da 3 ilçede miting yapma kararıydı. Cizre, Nusaybin, Diyadin, Başkale, Yüksekova, Varto ve Silvan ilçelerinin tamamını gezerek miting yaptık. Gittiğimiz ilçelerde, 'Siz bize oy verdiğiniz. Hendek barikat ve çatışma yoluyla hiçbir gencimiz bu işte olmayacak. Bir bedel ödenecekse, siyaseten biz ödeyeceğiz' diyerek hendeklerin kaldırılmasını istedik."

"İDDİANAMEDE FARKLI YANSITILMIŞ"

Medyanın konuşmalarını vermediğini ifade eden Demirtaş, “Sesimizi ilçe halkı dışında kimseye duyuramadık. Biz hendek ve barikat olayları kaldırılsın diye bir direniş başlattık. Bizim bu direnişimiz, iddianamede farklı yansıtılmış” dedi.

"ALMAN POLİSİ Mİ, FRANSIZ ASKERİ Mİ?"

Demirtaş, olaylar sırasında FETÖ'cü asker ve polislerin insanlık suçu işlediğini ileri sürerek, "Bize 'Siz Türk polisi ve askeri sivil mi öldürdü' diyorsunuz diye tepki gösterdiler. Peki 15 Temmuz için ne diyeceksiniz? Öldürenler Alman polisi mi, Fransız askeri mi? Sizin yargıladıklarınız kim? Oradaki operasyonları yöneten üst rütbeli komutanların tamamı ya açığa alındı, ya da tutuklandı. 15 Temmuz olmasaydı, bunlar şimdi kahramandı” şeklinde konuştu.