“Kanlı 1 Mayıs”tan 31 yıl sonra işçilerle birlikte Taksim’e çıkan DİSK Başkanı Sülayman Çelebi ve KESK Başkanı Sami Evren, NTV’ye konuştu.

DİSK Başkanı Çelebi şunları konuştu: “Bu mu kutlama? Sokak ortalarında çatışmaların olmadığı, gaz bombalarının atılmadığı, 1 Mayıs kutlamalarının özgürce gerçekleştiği bir noktada olalım isterdik. Birçok arkadaşımız gaz bombalarıyla buraya gelemedi. Kalbi sağlam olanlar buraya kadar gelebildi.. Yurtdışından gelen konuklar bir yere kadar yürüdü ama gaz bombaları atıldıktan sonra ayrıldılar. Çünkü hiç yaşadıkları bir olay değil.

Ama burada beni mutlu eden önemli aşamalar var. Öncelikle uzun bir zamandan sonra buraya gelişimiz. Bu inatlaşma ve tartışmalar olmasaydı daha makul bir sayı gerçekleşebilirdi. 70 örgütün birçok yöneticisini bile alınmadılar.

Kürsüden indikten sonra birçok arkadaş yanıma geldi. Bir tanesi ‘Benim hemşire olan teyzem ölenlerden biriydi.’ Bir diğeri ‘Dayım burada ölmüştü’ dedi. Bunlar gerçekten etkiledi, duygulandırdı.

Aslında bu tip mücadeleler bizde 30 yılın bir mücadelesi asçında bir bayramın yeniden tatil olmasını sağladı ama bu bayramı gerçekten kursağımızda bırakan bir noktada oldu. Ama diliyorum bizde bir inatlaşma için değil ama bu ülkede demokrasi mücadelesinin bedelleri var kolay olmuyor bunu biliyoruz. Bazen darbelerle bazen demokratik tepkilerimizi ortaya koyarken başka baskılarla elimizden alınmaya çalışılıyor.

Taksim’den şu sözü veriyorum; And içtim ben bir sınıf neferi olarak, konumum ne olursa olsun, işçilerin temel hak ve özgürlüklerinin elde edilme mücadelesini sonuna kadar yanlarında olacağım. Ayrıca da kazanılmış hakların ellerinden alınması mücadelesini de daha da büyüteceğiz.

DİSK binasının önüne koydukları kameralarla içimizi dışımızı, tuvaletlere kadar izliyorlar. Bu ayıptır. Faşizmin olduğu yerlerde görülebilecek bir şey.

Mutluyum burada olmaktan, ancak diğer arkadaşların burada olamamasından dolayı da buruğum.

EVREN: MEYDAN MI ESKİDİ?
KESK Başkanı Evren ise şöyle konuştu:

“Biz istediğimiz anlamda 1 Mayıs’ı kutladığımızı söyleyemeyiz. Çünkü sabah saatlerinden başlamak üzere İstanbul tam bir gözetim altında alındı, bütün yollar kesildi, kendini ifade etmek isteyen insanların üzerine söz verilmesine rağmen gaz bombası atıldı. Onları o grupları dışlama politikası devam etti. Halbuki hiç dokunmamış olsalardı burada 10 binlerce insan özgürce kendini ifade edecekti. 32 yıl sonra çıktık şimdi kim kaybetti siyasi iktidar ne kaybetti, alan eskidi mi?

“RADİKAL GRUPLAR TOPLUMUN VİCDANIDIR”
Şiddete başvurmadığı sürece bütün ülkelerde radikal gruplar olur. Radikal gruplar aslında toplumların vicdanıdır. Kendileri dergi çıkartırlar siyasi düşüncelerini paylaşırlar toplumun ön açıcı gruplarıdır. Bu grupları öldürürseniz halk hareketlerini öldürürsünüz. Dolayısıyla toplumsal hareketler içinde bu dinamiklerin yok edilmesi demokrasi dışı davranışlardır. Tabiki şiddeti asla kabul edemeyiz asla onaylamayız ama burada şiddet uygulayan maalesef bugün yine devlet oldu siyasi iktidar oldu.

2011 Mayıs’ının Taksim alanında özgürce kutlayacağımız zeminde açılmış oldu aslında. Artık siyasi iktidarın bu inattan vazgeçeceğini düşünüyorum. Sayın Valimizle yaptığımız görüşmelerde seneye Taksim’in düzenlenebileceğini ifade etti.

“YÜZBİNLERCE EMEKÇİ GELİRSE KATLİAM AYDINLANIR”
1977’de ben lise çağlarındaydım, çok üzücüydü. Hala onların faili meçhul diye bilinmesi bizi üzmektedir. Bugünlerde en çok tartışılan Ergenekon meseleleri dahil, gerçekten bu ülkenin şeffaf olmasını istiyorsak, bu katliamı yapanların açığa çıkması gerekir. Ancak bu konuda en ufak bir girişim yok. Bu alana yüz binlerce emekçi gelirse bu katliamlar açığa çıkar.”