Serdar Turgut bugünkü yazısında kimseyi rencide etmek istemediğini ve yıllardır abartılı absürd yazılar yazarak olayların yanlışlarını ortaya koymaya çalıştığını anlattı.

İlişkili Haberler


Turgut Rojin’i istemeden üzdüğü için üzüldüğünü belirtip, “...Rojin senden de özür diliyorum” dedi.

Serdar Turgut “Rojin’in zeki olduğuna inanıyorum” başlıklı yazısında şunları söyledi:

“Yıllar önce bu ülkede denenmemiş bir işi yapmak için yola çıkarken, yolumun çok zor olacağını, birçok yanlış anlama ve sorun yaşanacağını biliyordum.

İnsanımız abartılı espriyi anlama yeteneğine bence sahipti ama bunu baskı altında tutuyordu. Birçok lokal ve cinsel içerikli fıkra vardı. Buna da güvenerek benim abartılı absüd yazılarımın da bir süreç sonunda anlaşılacağını düşünmüştüm.

Başlarda anlaşılmasa da abartıyı kademeli olarak artırdığım takdirde anlaşılmanın daha kolay olacağını ve bir süre sonra yazılara alışılacağını düşünmüştüm.

Şimdi anlıyorum ki; bu değerlendirmelerim bazı insanlar açısından doğru değilmiş.

Bir keresinde, 'Evlerdeki köpekler apartmanlardan atılacak' diye karar çıkmıştı. Ben bunun üzerine kararın yanlış olduğunu göstermek için 'Apartmanlarda bebekler daha fazla gürültü yapar. Köpekleri atmak yerine bebekleri sokağa atalım, çok daha iyi olur' diye bir yazı yazmıştım. 'Kara mizah' denilen şey de bu. İrlanda'daki açlığı gidermek için 'Bebekleri kızartıp yiyelim' diyen yazının ruhuna benzeyen bir şeydi bu.

Belki inanmayacaksınız, birçok anne ve baba aradı beni o dönemde. 'Sen bizim çocuklarımızın nasıl sokağa atılmasını istersin' dediler. 'Ben çocuğumu sana vermem' diyen bile oldu.

Ben aslında o gün abartı yaparak bir şeyin komikliğini göstermenin bu ülkede pek kolay olmadığını gördüm.

Şimdi Habur'daki gelişmeleri izlerken, o insanların karşılanışındaki coşkuyu ve ortamı görünce 'Keşke ben de ülkemde böyle sevilebilseydim' duygusunu yaşadım ve o duyguyla sadece başlığı okunsa dahi mizah olduğu hemen anlaşılabilecek yazıyı yazdım.

'Keşke PKK teröristi olsaydım' yazısı, ülkemizdeki Türk-Kürt eşkıya geleneğinin kültürel öğeleri dikkate alınarak, üzerine yazılmış bir absürd yazıydı.

Dağa kız kaldırma da o kültürün bir parçasıydı. Onunla da alay etmem gerekiyordu. Yazının o bölümünü yazarken kendisi bir kamu figürü olduğundan, tanındığından, televizyon starı olduğundan Rojin adı geldi aklıma. Yoksa tanımam etmem. O güne kadar hakkında ne düşünmüşlüğüm var, ne de gayet tabii ki planlarım filan. Nasıl ki PKK teröristi olmayacaksam, dağa çıkmayacaksam kız da kaçırmayacağım. Bu açık değil mi Allah'ınızı severseniz yahu. Lafı ne kadar abartılı söylersem işin hayal kurgu olduğu anlaşılır diye düşünüyorum hala daha...

Ne Rojin Hanım'ın namusunda gözüm var. Böyle bir şey olamaz da zaten. Hayatım boyunca ben hiçbir kadına nezaketsiz davranmamaya çalıştım. Yazılarımdaki kadınlar hep hayalidirler. Ya da ad vererek sadece kendi karım hakkında laf ederim.

Birçok kadın okuyucum benim mizah türümü çoktan anlamıştır. Rojin'in de o kadınlar arasında olduğunu düşünüyordum. Çünkü konuşmalarından, televizyon performansından onun da zeki bir kadın olduğunu düşünüyordum. Fakat olmadı. Gülüp geçecek yerde o mağdur olmayı tercih etti.

Ama amacım üzmek olmasa da hatta o yazıda ne yapmaya çalıştığım makul insanlar tarafından hemen anlaşılmış olsa da, hayatım boyunca kadınlara hep saygılı olmaya çalışmış olsam da, kimsenin namusu ve gururuyla oynamak gibi bir tarihim olmasa da, zeki olduğu için beni anlayacağını düşündüğüm Rojin'i istemeden olsa da üzdüğüme çok üzüldüm.

Benim yüzümden üzülen bir kadına kendimi affettirmem gerekiyor. Bu benim babamdan aldığım terbiyenin bir gereğidir.

Dolayısıyla, Rojin senden de özür diliyorum. O yazıda tanımlanan aslında sen değilsin, hiç kimse değil. Çünkü o tür bir olay tabii ki olmadı ve olmayacak. Senin adın, sadece kamuya mal olmuş bir isim olduğu ve meşhur olduğun için kullanıldı. Keşke senin ismin yerine Rana'yı dağa kaldıracağım demiş olsaydım. Ama bu olamazdı. Çünkü Rana dağa götürüldüğünde örgüt çok eskiden anında çökerdi ve hepimiz bir an önce dağdan kaçmak isteyebilirdik.

Son olarak bir de bu seks kölesi meselesi üzerine bir şey söylemek istiyorum. Bu laf benim okuduğum eşkıya hikayelerinden aklıma gelen bir tanım.

Yoksa ben yıllardır aslında kendimin kadının kölesi olmak istediğimi her fırsatta anlatır dururum. Buna neredeyse bir meslek hayatımı adamış durumdayım.

Yani o yazının o bölümünün aslında şu şekilde gitmesi gerekecekti: 'Ben yıllar önce PKK'ya katılıp dağa çıksaydım eylem yapmak için inmek gerektiğinde ilk önce gidip gıcığım olan birkaç yayın yönetmenini öldürür, sonra kaçıracağım kadına gitmeden evvel, seks oyuncakları satan bir dükkanı basar, kırbaç ve kelepçe gibi aletleri bol miktarda alırdım. Sonra da dağa kaçıracağım kadını atıma atıp götürürdüm. Ondan sonra dağda kadını bu aletleri benim üzerimde kullanmaya ikna etmeye çalışırdım. Yani kaçırmış olsam da kadını, ben onun seks kölesi olacaktım o benim değil.'

Bu yazı da abartılı bir absürd mizah tabii ki ama bu şekil gerçeğe daha uygun.

Bir de şu var Rojin kardeş; ben bu açılım sürecine destek veriyorum. O yazı başbakanından en sıradan insanına kadar herkesi ve belki makul Kürtleri de rahatsız eden Habur görüntülerine bir tepkiydi. Ben sürecin tekrar başlatıldığında bu sefer çok daha sessiz ve aklı başında gideceğine eminim ve eğer öyle olursa da süreç hakkında mizah da olsa yazı yazmayacağım. Çünkü istemeden de olsa sürece zarar vermek istemiyorum.

Yarın mizaha devam ama bu sefer kendimle dalga geçeceğim.”