Şiddet değil, özgürlük gerek!

Ekonomik özgürlük, sosyal hayat, eğitim düzeyi... Kadın - erkek eşitsizliği arttıkça, kadına yönelik şiddet de tırmanıyor. Maalesef, gelişmiş ülkelerde de ibre bu yönde... Hatta bu durum sırf şiddetle de kalmıyor; cinayetlere doğru hızla yol alıyor...

Şiddet değil, özgürlük gerek!

Son günlerde internet ortamında bir video paylaşılıyor. İstanbul sokaklarında bir kadın maketi... Şiddeti reddettiğini belirten, özgürlüğünü isteyen, özgür ruhlu bir kadın... Ancak öyle ki; yoldan geçen erkekler bu makete tepki gösteriyor. Kimi kadının bacağını tekmeliyor, kimi ise kopartıyor! Bu da yetmiyormuş gibi; yüzlerinde huzur dolu bir gülümseme beliriyor.

Aslında bu bir reklam... Reklamın sahibi ise Kadın Sığınma ve Savunma Vakfı olan "Mor Çatı". İnsanların tepkileri gizli kamera ile kaydedildi ve sadece 1 dakikaya sığdırıldı. Maalesef ortaya çıkan bu görüntüler, erkeklerin kadının özgürlüğüne karşı olan tahammülsüzlüğünü ve uyguladığı şiddeti gözler önüne seriyor. 

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı gönüllüsü Ülfet Taylı "Erkekler, bu toplumda kadınlara şiddet uygulamaya meyilli!" diyor ve ekliyor:

"Çünkü arada bir iktidar ilişkisi, eşitsizlik var. Bu durumu sürdürmek istiyorlar. Kadınlar itaat etmediklerinde ya da ilandaki gibi özgürlük istediklerinde şiddeti tırmandırıyorlar."

Türkiye'de kaç kadın, kocasından şiddet görüyor? Erkek neden dövüyor, vuruyor, kırıyor?

Taylı ntvmsnbc'ye anlattı...

Öncelikle vakfınızı biraz tanıyabilir miyiz?  Ne zamandan beri hizmet veriyor?
Mor Çatı, 20 yıldır kadına yönelik şiddete karşı mücadele ediyor. Bu süre içinde bir dayanışma merkezi hep oldu, ancak biz bunu, adı üzerinde dayanışma amacıyla yürüttük. Erkek şiddetinin tüm kadınlar açısından evde, sokakta, işyerinde bir tehdit oluşturduğunu düşünüyoruz ve kadın dayanışmasının güçlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz.

AMAÇ; ŞİDDETSİZ BİR YAŞAM!

Mor Çatı'yı kurma fikri nasıl çıktı?
Bu fikir, 1987 yılında yapılan "dayağa karşı kadın dayanışması yürüyüş ve kampanyası"nın ardından ortaya çıktı. Amaç; kadınların kendileri ve çocukları için şiddetsiz yaşam alternatifleri oluşturacakları, feminist yöntemlerle yürütülen bir sığınak açmaktı.

YETKİLİLER YETERİNCE ÖNEM VERMİYOR!
Şu anda dernekte kaç kadını koruma altına aldınız? Şu ana kadar sığınakta kaç kadın kaldı?
Biz Mor Çatı olarak 3 ayrı sığınak faaliyeti yürüttük. Bunlardan biri de, Beyoğlu Kaymakamlığı'nın finansal destek sağladığı sığınaktı. Ancak ne yazık ki; yasalara rağmen yetkililer sığınak faaliyetlerine yeterince önem vermiyorlar. Hem yeterli kaynak ayrılmıyor, hem de kadın örgütlerinin bu alandaki bilgi ve deneyimi görmezden geliniyor. Kaymakamlığın bu çalışmadan vazgeçmesi üzerine, 2010'dan itibaren kendi sığınağımızı açtık.

Mor Çatı tarafından yürütülen sığınaklarda bugüne kadar 1000'e yakın kadın ve çocuk kaldı. Yüzde 70'lere varan bir oranda şiddetsiz yaşam alternatifi oluşturabilmeleri sağlandı.

ŞİDDETİN KAYNAĞI; KADIN - ERKEK EŞİTSİZLİĞİ
Projelerden bahsedebilir miyiz? Nasıl çalışıyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
Kadına yönelik şiddetin kaynağında; toplumdaki kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlikleri görüyoruz. Buna karşı farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz, kampanyalar düzenliyoruz. Yasalardaki, uygulamalardaki boşluklara, eksiklere dikkat çekiyoruz. Eşitsizlikleri, hiyerarşileri kendi aramızda yeniden üretmemeye çalışıyoruz. Şiddetsiz, hiyerarşiden uzak, feminist yöntemler uyguluyoruz. Kararları kolektif alıyoruz.

Türkiye'nin halen en büyük sorunlarından biri şiddet... Şiddet gören, aile içinde sorun yaşayan ve size sığınan kadınları nasıl karşılıyorsunuz? Ne kadar süre barınma hakları var?
Kadınların güçlenme süreleri birbirinden çok farklı. Çünkü çocuk sayısı, eğitim, iş bulma gibi süreçler kuracakları yeni yaşamda belirleyici oluyor, dolayısıyla sığınakta kalma süresini etkiliyor. Başka sığınaklardan böyle bir farkımız var.

Ne yazık ki; bir çok sığınakta kesin sınırlamalar var. Kadınların özgül durumları değerlendirilmiyor. O yüzden kadın, henüz güçlenme süresini tamamlamadan sığınaktan ayrılmaya zorlanıyor. Bu durum sığınakları işlevsizleştiriyor. Kadın evden çıktığı güne, başa dönüyor. Hatta gidecek yer konusunda daha da umutsuz hale geliyor. Biz bunları da gördüğümüzden kendi sığınağımızda her kadın için özel değerlendirmeler yapıyoruz ve bürokrasiden uzak duruyoruz.

BAĞIŞTA BULUNMAK İSTEYENLER...
Dernek üyesi haricinde yardım kabul ediliyor musunuz? İlgilenenler ne gibi yardımlarda bulunabilirler?
Tabii ki. Mor Çatı faaliyetlerini asıl olarak bağışlarla sürdüren bir kuruluş. Destek vermek isteyenlerin Vakıflar Bankası Beyoğlu Şubesi 00158007285291667 numaralı hesaba bağış yapmaları mümkün.

CİNSEL İSTİSMAR ÇOK YAYGIN
Ayrıca şiddet, tecavüz ya da tacize maruz kalan çocuklar için de çalışmalarınız var mı?
Biz, bir kadın örgütlenmesiyiz. Ancak bize başvuran kadınların büyük çoğunluğunun çocukları da var. Şiddetin çocuklar üzerindeki sonuçlarını yakından takip ediyoruz. Ayrıca çocukların kendileri de şiddet görüyor. Cinsel istismar ise çok yaygın. Politika yaptığımız asal bir alan olmamakla birlikte, çocuklarla ilgili yaptığımız bu çıkarımları paylaşıyoruz, patriyarkal sistemin çocukları da ezdiğini söylüyoruz.

ERKEK ŞİDDETİ SADECE FİZİKSEL DEĞİL!
Genel olarak ele alırsak; Türkiye'de şiddet gören kaç kadın var? Eğitim, yaş, sosyal ve ekonomik gibi etkenler şiddete nasıl yansıyor? En çok hangi bölgelerde uygulanıyor?
Fiziksel şiddet gören kadınların oranının 1/3 olduğunu söyleyebiliriz. Ancak erkek şiddeti sadece fiziksel değil. Ekonomik, cinsel, psikolojik boyutları da var. Böyle düşündüğümüzde, bu oranın çok daha yüksek olduğunu söylemek mümkün. Ekonomik, sosyal durumları, eğitim düzeyleri farklı kadınlar erkek şiddetine maruz kalıyorlar. Gelişmiş denen ülkelerde de kadına yönelik şiddet var. Hatta kadın cinayetlerinde artış söz konusu... O nedenle bölgesel ayrımlar yapmak da doğru değil. Ancak kuşkusuz ekonomik, sosyal açıdan daha dezavantajı olan kadınlar, yeni yaşam alternatifi oluşturma konusunda daha çok sıkıntı yaşıyorlar.

ERKEK, BU GEREKÇELERLE ŞİDDET UYGULUYOR!
Derneğinize başvuran kadınları ele alırsak; erkek hangi aşamada ve neden şiddete başvuruyor?

Erkekler iktidarlarının sarsılmasını istemiyorlar, sarsılma ihtimalini göze alamıyorlar. Küçük yaşlardan itibaren bir güç gösterisi olarak şiddete başvurmayı öğreniyorlar. Diyelim ki; kadın eskisi gibi yaşamak istemiyor, boşanmak ya da ayrılmak istiyor. Şiddetin en yoğun yaşandığı dönemlerden biri bu dönemler. Ya da kadınlar işsizlik bu kadar yüksekken, informel sektörlerde daha kolay iş bulabiliyor, evlere temizliğe gidiyor, para kazanıyor. İşsiz olan kocasından daha güçlü konuma geçiyor. Böylesi durumlar da kadına şiddet olarak geri dönebiliyor. Endişe verici bir durum olarak kadın cinayetlerinde de artış söz konusu.

Devletin kadına bakış açısını ve yukarıda saydığımız suçları değerlendirirsek nasıl bir sonuç ortaya çıkıyor?
Kadına yönelik şiddete karşı mücadele amacıyla bazı yasal düzenlemeler yapıldı. Belediyelerin sığınak açması, valilik, kaymakamlık, emniyet gibi kamu kurumlarına bu konuda doğrudan sorumluluk alması gibi… Ancak uygulamada alınan yol oldukça az.

KADIN CİNAYETLERİ HIZLA SÜRÜYOR
Devletin yapması gerektiği, uygulamaya geçtiği ve eksik kaldığı noktalar neler?
Her şeyden önce bütçe ayrılmıyor. Kadınların güçlenmesi amacıyla gerçekçi bütçeler ayrılmadığı sürece bu yasalar havada kalıyor. Hatta açılan sığınakların işlevsiz hale gelmesi tehlikesi bulunuyor. Sığınaklarda verilen destekler kadınların güçlenmesinde yetersiz kalıyor. Polis, kadınların güvenliğini yeterince sağlayamıyor. Kadın cinayetleri bütün şiddetiyle sürüyor.

BU REKLAM, KADININ GÖRDÜĞÜ ŞİDDETİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR
İnternette yayınlanan bir reklam videonuz var... Bunun hikayesine biraz dönersek, bu reklam fikri nasıl ortaya çıktı? Gelen tepkiler nasıl?
Bu çalışma TBWA tarafından bize önerildi. Mor Çatı, kadına yönelik şiddet konusunda yıllardır farkındalık yaratmaya çalışıyor. İlanların farkındalığı artıracağını düşündük. Genellikle olumlu tepkiler geliyor. Ancak ilanda kadınlar yerine başka nesneler de olsa aynı tepkinin gösterileceğini, o yüzden bu ilanlardan erkek şiddetine ilişkin sonuç çıkarılamayacağını söyleyenler de var. Olabilir. Bu çalışma, zaten sosyolojik bir araştırma değil. Kolu, bacağı kırılmakta olan ya da kırılmış kadın resimleri kadınların gördüğü şiddete gönderme yapmaya yeterli.

KADIN İTAAT ETMEDİĞİNDE VE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İSTEDİĞİNDE ŞİDDET GÖRÜYOR!  
Kadınların kol ve bacağı reklam alanlarının dışında kalmış ve çevreden geçen erkeklerin bunlara vurarak, kırarak zarar verdiklerini görüyoruz... Bunu neden öngördünüz? Erkek, neden bir makete dahi tahammül edemiyor sizce?
İlanlardaki kadın resimlerini tahrip edenler arasında hiç kadın yok. Bu tesadüf olamaz. Ama tabii ki, tahrip edenlerin tümünün örneğin kendi evlerinde şiddet uyguladığını söyleyemeyiz.

Bu ilandan yola çıktığımızda da, genel olarak da söyleyebileceğimiz şudur:

Erkekler bu toplumda kadınlara şiddet uygulamaya meyilli! Çünkü arada bir iktidar ilişkisi, eşitsizlik var. Bu durumu sürdürmek istiyorlar. Kadınlar itaat etmediklerinde ya da ilandaki gibi özgürlük istediklerinde şiddeti tırmandırıyorlar.

İlandaki kadınlar kimler peki?
O kadınlar, ilanların yaratıcısı… TBWA çalışanları. Hangi kesimden olursa olsun, kadınlar bu toplumda erkek şiddeti ile yüz yüze gelebilir, evde, sokakta… Aynı zamanda bu mesaj verilmeye çalışıldı.

Reklam kampanyanızdan beklentiler neler?
Mor Çatı'nın bu yıl 20. kuruluş yıldönümü. Bu ilan, bir kampanyanın parçası olarak düşünülmedi. Ancak Mor Çatı bu yıl içinde başka etkinlikler, eylemler yapacak.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...