KAMER Vakfı adına açıklama yapan Nebahat Akkoç, 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmaya başlanmasının 100. yıl dönümünü, kadın cinayetlerinin yarattığı korku, güvensizlik ve endişe duygularıyla karşıladıklarını belirterek, katledilen kadınların acısını yaşarken, hem yeni katliamları engellemek hem de yaşamaya çalışanların zorluklarını görüp çözmeye çalışmak için tüm kadınların, erkeklerin, kamu kurum ve kuruluşlarının, sivil toplum örgütlerinin ortak mücadelesine ihtiyaç olduğunu kaydetti. 

Sorunun çözümü için acil işbirliği gerektiğini ifade eden Akkoç, KAMER Vakfı'nın, geçen yıl 23 ilde sürdürdüğü mahalle çalışmalarında, 80 bine yakın haneyi ziyaret ettiğini bildirdi. 

Akkoç, özellikle göç almış, dezavantajlı mahallelerde yapılan hane ziyaretlerinde toplam verilerin, yıllardır süregelen geleneksel, ataerkil, feodal sistem ve siyasi şiddet ortamının yanı sıra, ürkütücü boyutlara ulaşan yoksulluk ve işsizliğin de kadın ve çocuklar üzerinde yıkıcı etkiler bıraktığını ortaya koyduğunu belirterek, şu ifadelere yer verdi: 

MAHALLE KADINLARININ EN BÜYÜK İHTİYACI "İŞ"
''TÜİK'in '2009 Yoksulluk Çalışması' sonuçlarına göre, Türkiye genelinde yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayanların oranı sırasıyla, yüzde 18 ve 0.84 iken, KAMER'in ziyaret ettiği hanelerin yüzde 85'i yoksulluk sınırının altında, yüzde 48'i de açlık sınırına çok yakın veya altında yaşıyor. Türkiye genelinin yüz binine tekabül eden bu açlık oranı, bölgeler arası eşitsizliği çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Ziyaret edilen hanelerin yüzde 10'unun hiç bir geliri yokken, görüşülen kadınların yüzde 90'ının gelir getiren bir işi yok. Görüşülen kadınların yüzde 48'i, mahallelerinin en büyük sorununun yoksulluk, mahalle kadınlarının en büyük ihtiyacının da iş olduğunu ifade etmiştir. 

Bölgede hüküm süren siyasi gerginlik ve yoksulluk, bir taraftan kadınların yaşadığı şiddeti artırırken, kadına yönelik şiddetin öncelikli bir insan hakkı ihlali olarak kabul edilmesinin ve kadınların destek mekanizmalarına ulaşabilmesinin de önüne geçiyor. Göç, dilden kaynaklanan iletişimsizlik, düşük okur, yazarlık ve düşük okullaşma oranı da bölgedeki kadınların yaşadıkları ayrımcılık ve şiddetle mücadele edebilmelerini zorlaştırıyor. Görüşülen kadınların yüzde 48'i göç etmiş. Genellikle güvenlik ve ekonomik sebepler nedeniyle gerçekleşen göç, kadınları kırsal alanlardan tanımadıkları şehir ortamlarına getirmiş, belki destek bulabilecekleri yakınlarından uzaklaştırmıştır.''
 
''KADINLARIN YÜZDE 46'SI ÇOCUK YAŞTA EVLENMEYE ZORLANMIŞ''
Göçle gelen kadınların şehre entegre olmalarını sağlayacak hiçbir politikanın öngörülmediğini, okur-yazar olmayan kadın oranı yüzde 40 iken, hiç okula gitmemiş kadın oranının yüzde 52'yi bulduğunu bildiren Akkoç, şöyle devam etti: 

''Kadınların yüzde 46'sı çocuk yaşta evlenmeye zorlanmış, çocuk evliliklerinin yüzde 47'sinin 15 ve daha küçük yaşlarda yapılmış olduğu tespit edilmiştir. Görüşülen kadınların sadece yüzde 30'u anlaşarak, severek evlendiklerini belirtmişler. İstemediği bir evliliğe zorlanan kadınların yüzde 84'ü akraba evliliği yapmıştır. Genel olarak bakıldığında akraba evliliği oranı yüzde 35 civarında gerçekleşmiştir. Hem son zamanlarda artan kadın katliamlarını önlemeye yönelik acil tedbirler almak, hem de yukarıda sıraladığımız kadınlara yönelik hak ihlallerinin önüne geçebilmek için, 2006/17 sayılı 'Başbakanlık Genelgesi'nin acilen ve tüm boyutlarıyla uygulamaya konulması gerekmektedir. Kuşkusuz ki, uygulamadaki pek çok zorluk toplumsal cinsiyet konusundaki farkındalık ve duyarlılığın yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarındaki zihniyet değişiminin gerçekleşeceği uzun zaman dilimi, kadınlar için ölüm ve daha çok şiddet anlamına gelmektedir. Bu nedenle acilen, tüm illerde kadına yönelik şiddete karşı ortak mücadele edebilecek koordinasyon kurulları oluşturulmasını, kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bünyesinde kadın kuruluşlarının çeşitli engellemeleri ve dirençleri bildirip çözebilecekleri kriz masaları oluşturulmasını talep etmekteyiz. Ülkemizi, her biri birer insan hakları ihlali olan kadın katliamlarını ve kadına yönelik şiddetin utancından kurtarmak mümkündür. Yeter ki, isteyelim.''