Madenci ailelerinin "Mehmet Efe" tepkisi

301 işçinin yaşamını yitirdiği Soma maden faciası davası duruşmasının 4. gününde, dinlenen sanıkların sorumlu olarak ölen baş mühendisi göstermesi ailelerin tepkisine neden oldu.

Anadolu Ajansı 17.04.2015 - 20:51

Madenci ailelerinin "Mehmet Efe" tepkisi

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde, Soma'daki maden faciasına ilişkin 8'i tutuklu 45 sanığın yargılandığı davanın dördüncü oturumu, sona erdi.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın dördüncü oturumu, tutuksuz sanıklar Ergin Yılmaz, Harun Güneş ve Coşkun Derici'nin savunmalarının alınmasının ardından tamamlandı.

Mahkeme başkanı Aytaç Ballı, duruşmaya, pazartesi gününe kadar ara verdi.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, tutuklu sanıklar Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, genel müdür Ramazan Doğru, işletme müdürü Akın Çelik, teknik müdür İsmail Adalı, teknik nezaretçi Ertan Ersoy, vardiya amirleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık ve Mehmet Ali Günay Çelik, tutuksuz 37 sanıktan 27'si ile mağdur aileleri ve sanıkların avukatları hazır bulundu.

Katılımın önceki günlere göre az olduğu gözlenen duruşmada, tutuklu 8 sanık, jandarma kordonu altında, salonda kendilerine ayrılan bölüme alındı. Jandarma ekibi, sanıkların etrafında çember oluşturarak, güvenliklerini sağladı.

Orta bölümü müşteki ve mağdurlara, sağ tarafı basın mensupları ve izleyiciler, sol bölümü ise mağdur aile avukatlarına ayrılan salonda, güvenlik tedbiri olarak ayrıca ön iki sıradaki koltuklara çevik kuvvet polisleri yerleştirildi.

Bu arada, daha önceki duruşmalarda, salona kadar yürüyüş yapan ailelerin bu kez yürümediği gözlendi.

ÇELİK: RAPORA İTİRAZ EDİYORUM

Duruşmada ilk olarak maden teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik'in savunması alındı.

Çelik, iş güvenliği baş mühendisi Mehmet Efe'den aldığı talimatlarla, iş güvenliği açısından gerekenleri yaptırdığını söyledi.

Bilirkişi raporunda, "yangının U3 bölgesinde taban kömürünün yandığı ve dinamit atımıyla da alevlenip büyüdüğü"nün yazıldığını öne süren Çelik, şunları kaydetti:

"Bilirkişi raporuna itiraz ediyorum. Yangının, üst kot gibi başka yerden gelen metan gazının hızlı şekilde yanmasından kaynaklandığını tahmin ediyorum. Çünkü olayın ardından hava akımını ters çevirene kadar 1,5-2 saatte galerinin 120 metrelik kısmı yanmış. Hava akımının ters çevrilmesiyle başka tarafa yönelen yangın, 3 günde sadece 350 metrelik bölümde etkili olmuş. Kömür yanması, kesinlikle yoktur. Kömür yangını konusunda gereken önlemleri hep almışızdır."

Mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın, bilirkişi raporunda yer alan seyyar ve sabit göz ölçüm sensörleri arasındaki uyumsuzluk, gaz maskelerinin çalışmaması, karbonmonoksit değerlerinin yasal sınırın üstüne çıktığı durumlarda dahi çalışmaya devam edilmesi iddialarını sorması üzerine Çelik, bunlar hakkında Mehmet Efe'nin bilgi sahibi olduğunu, sorumluluğu bulunmadığını ileri sürdü.

"MEHMET EFE" TEPKİSİ

Madenci yakınları, ifade veren sanıkların eksikliklerle ilgili her konuda Mehmet Efe'yi suçladığı gerekçesiyle sanığa tepki gösterdi.

Çelik, bilirilen sorunların Mehmet Efe tarafından çözüldüğünü ifade etti.

Sanık, üzerine atılı suçları kabul etmediğini belirterek, yazılı savunma da vereceğini ifade etti.

Mehmet Ali Günay Çelik, kurtarma çalışmaları sırasında solduğu dumandan etkilenip baygınlık geçirdiğini, müdahalenin ardından tekrar ocağa dönüp çalışmalara katıldığını dile getirerek, "Çalışmaların dördüncü veya beşinci gününde, tavanı çökmüş, yolu büyük ölçüde kapalı ilk olay yerinden geçerek, arkadaşlarımla, o güne kadar bakılmamış bölümden 4-5 arkadaşımızın cenazesini aldık" dedi.

"HAYATINI NİYE RİSKE ATTIN?"

Hakimin "Hayatını niye riske attın?" sorusuna Çelik, "Üzerimizde çok büyük baskı vardı. İçeride kalanlar olduğu söylenmişti. Türkiye'nin gözü Soma'daydı. Biz de riske girip arkadaşlarımızı çıkardık" yanıtını verdi.

Mehmet Ali Günay Çelik'in ardından iş güvenliği uzmanı ve vardiya amiri Yasin Kurnaz'ın savunması alındı.

Kendisinin talimatları iş güvenliği baş mühendisi Mehmet Efe'den aldığı belirten Kurnaz, "Her iş güvenliği uzmanı, her konuya bakmaz. Sorumluluğumdaki risk analizlerinde, üzerime düşeni yaptım. Kazanın yaşandığı vardiya, benim vardiyam değildi. Neden bu suçların atfedildiğini anlamıyorum. Benim vardiyamda çalışan 700-750 kişiye sorulsa, emniyet biriminin nasıl iyi çalıştığını, sıkıntı olduğunda nasıl doğru olanı yaptığını anlatır. Çalışma arkadaşlarımın benim vardiyam hakkında olumsuz konuşmayacağına eminim” dedi.

KURNAZ DA "MEHMET EFE" DEDİ

Kurnaz, Mehmet Efe'ye yer altındaki devamlı yenilenmesi gereken malzemeyle ilgili bilgi verdiğini, sensörlerin durumu, havalandırma projesi, gaz maskelerinin durumuyla ilgili bilgisinin bulunmadığını ileri sürdü.

Mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın, Kurnaz'a çeşitli konularda "Sorumlu kimdi?" sorusu üzerine salondakiler "Mehmet Efe" diyerek, sanıkların sorumluluğun sürekli Mehmet Efe'de olduğunu söylemelerine tepki gösterdi.

Kurnaz, Mehmet Efe'nin üstü olduğu için adını sıklıkla zikretmek zorunda kaldığını savundu.

Maden bünyesinde genel tatbikat hiç yapılmadığını belirten Kurnaz, buna karşın işçilerin güvenlikle ilgili ne yapmaları gerektiğini bildiğini öne sürdü.

"YA ÖLECEĞİZ YA HAPİS VAR"

Kurnaz, olay 8 saat önce olsa kendisinin, 1 saat sonra gerçekleşse tutuklu sanık Hilmi Kazık'ın vefat edeceğini vurgulayarak, "Ya öleceğiz ya hapis var. Bunu göz ardı edip niye güvensiz koşullarda çalışalım " ifadesini kullandı.

Kurnaz'ın savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanı Aytaç Ballı, duruşmaya ara verdi.

“BİLSEYDİN BURADA OLMAZDIK”

Madenci yakınları, birçok konu hakkında "Bilmiyorum" yanıtı veren Kurnaz'a, "Bilseydiniz, hiçbirimiz burada olmazdık" diye tepki gösterdi.

Duruşma sırasında, "Şehit aileleri para toplayıp madende yanan malzemeleri alalım", "Bilmediğin şeyde nasıl mühendis oldun" sözleri yükseldi.

Dünkü oturumda,  şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdürü Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, Teknik Müdür İsmail Adalı ve Teknik Nezaretçi Ertan Ersoy'un savunmaları alınmıştı.

“CESETLERİ GÖRDÜK, GERİ DÖNDÜK”

Duruşmada üçüncü olarak iş güvenliği uzmanı ve vardiya amiri Hilmi Kazık'ın savunması alındı.

Hilmi Kazık, olay günü saat 16.00-24.00 vardiyasına çalışmak için geldiğinde ocakta olağanüstü durum olduğunu öğrendiğini belirtti.

Bunun üzerine kurtarma çalışmalarına katıldığını ifade eden Kazık, "Ocaktan çok yoğun duman çıkıyordu. Bu dumandan kimse çıkamazdı. Dumanda 10 metre ilerledik, cesetlerle karşılaştık. Sonra geri dönmek zorunda kaldık" diye konuştu.

Kazık, güvenlikle ilgili durumlarda işçilerin ve kendisinin ne yapması gerektiğini bildiğini öne sürerek, mahkeme başkanı Aytaç Ballı'nın konuya ilişkin sorusuna, "Maden ocağında güvenlikle ilgili herhangi genel tatbikat yapılmamıştı" yanıtını verdi.

SANIK “EŞİM VE ÇOCUĞUM VAR” DEYİNCE...

Hilmi Kazık'ın "Eşim ve çocuğum var, tahliye olmak istiyorum" demesi üzerine, salondakiler "Biz ne olacağız. Eşlerimizden ne istediniz?" tepkisini verdi.

Hilmi Kazık'ın savunmasıyla tutuklu 8 sanığın savunmalarının alınması tamamlandı.

TUTUKSUZ SANIKLARIN İFADELERİ

Mahkeme başkanı Aytaç Ballı, savunmasını almak için tutuksuz sanıklardan ilk olarak vardiya emniyet mühendisi Yalçın Erdoğan'a söz verdi.

Yalçın Erdoğan, saat 16.00-24.00 vardiyasına geldiğini ve kurtarma çalışmalarına katıldığını anlatarak, bulunduğu bölüme ocaktan çıkan işçinin bitkin halde geldiğini, onun söylemesiyle de ocağın giriş kısmından bir işçiyi de baygın halde çıkardığını söyledi.

“OLAĞANÜSTÜ DURUM UYARISI YAPILMADI”

Mahkeme Başkanı Ballı'nın "Olağanüstü durum olduğu, kimsenin madene girmemesi uyarısında bulunuldu mu?" sorusunu Erdoğan, "Olay zamanı, olağanüstü durum uyarısı yapılmadığı için vardiyası gelip içeri girenler oldu. Bazılarını da biz kurtardık" şeklinde cevap verdi.

Bunun üzerine tepki gösteren iki madenci yakını, mahkeme başkanı Ballı'nın uyarısına rağmen sakinleşmeyince, diğer madenci yakınlarınca salondan çıkarıldı.

Erdoğan, kendisi dahil iş güvenliği uzmanlığı belgesi olmadan emniyet sorumluluğu verilen mühendisler bulunduğunu dile getirerek, genel tatbikat yapılmasa da acil durumlarla ilgili eğitimleri olduğunu savundu.

“RİSK GÖRSEM OCAĞA İNMEZDİM”

Olayla ilgili 4 gün kurtarma çalışmalarına katıldığını, 5. gün ise yakınının cenazesi çıkarıldığı için ocağa girmediğini anlatan Erdoğan, "Ben de aynı şartlarda çalışıyordum. Risk görsem, hem kendim ocağa girmem hem çalışma arkadaşlarımı uyarırdım" dedi.
Erdoğan, üzerine atılı suçları kabul etmediğini, beraatini ve denetimli serbestlik kararının kaldırılmasını talep ederek savunmasını bitirdi.

Yalçın Erdoğan'ın bu sözlerine madenci yakınları, "Bizimkiler nasıl çıkacak yerin altından " sözleriyle tepki gösterdi.

İSTENEN CEZALAR

Davada, tutuklu 8 sanık "olası kastla öldürme" suçundan 301 kez 20 yıldan 25 yıla, "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" suçundan da 162 kez 2 yıldan 6 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istemiyle yargılanıyor.

Tutuksuz 37 sanıktan 12'sinin "taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarının istendiği davada, 25 tutuksuz sanık ise bu suçları "bilinçli taksirle" işledikleri gerekçesiyle aynı aralıktaki ceza süresinin, üçte birden yarısına kadar artırılarak uygulanması talep ediliyor.

Sayfa Yükleniyor...