Soma maden faciasını protesto edenlere polis müdahalesi hak ihlali sayıldı

Anayasa Mahkemesi (AYM), Soma maden faciasını protesto sırasında polis müdahalesi sonucu yaralanan iki eylemcinin başvurusunda ihlal kararı verdi. Başvuruculara ayrı ayrı net 20 bin lira tazminat ödenmesine hükmedildi.

Anadolu Ajansı 16.01.2020 - 14:38

Soma maden faciasını protesto edenlere polis müdahalesi hak ihlali sayıldı

Anayasa Mahkemesi, Soma maden faciasını protesto sırasında polis müdahalesiyle yaralanan iki eylemcinin başvurusunda "insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı" ile "toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı"nın ihlal edildiğine karar vererek, başvuruculara ayrı ayrı net 20 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.

Anayasa Mahkemesi'nin Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç, Soma maden kazasını protesto için 2014'te Ankara Güvenpark'ta yapılan gösteriye katıldı.

Polis müdahalesi sonucu yaralanan başvurucular, hastaneye kaldırıldı, rapor aldı. Başvurucuların, Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunması üzerine kolluk görevlileri hakkında başlatılan soruşturma sonunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi. Bu karara yapılan itiraz Sulh Ceza Hakimliğince reddedildi.

Bunun üzerine Betül Öztürk Gülhan ve Sıla Koç, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, polis müdahalesine ilişkin soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla neticelenmesi nedeniyle insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği ileri sürdü.

Anayasa Mahkemesi, iki eylemcinin, Anayasada güvence altına alınan "insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı" ile "toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı"nın ihlal edildiğine karar vererek, başvuruculara ayrı ayrı net 20 bin lira tazminat ödenmesine hükmetti.

GEREKÇEDEN

Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, başvurucuların dosyaya ibraz ettiği doktor raporları ve sekiz saniyelik video kaydının, başvurucuların Güvenpark'ta yaralandıklarını ortaya koyduğu belirtildi.

Güvenpark'ta toplanan göstericilere yapılan kolluk müdahalesinin gerekliliğinin, idari ve yargısal mercilerce ortaya konulamadığı ifade edilen gerekçede, ayrıca başvurucular hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet suçundan bir soruşturma açılmadığı vurgulandı.

Soruşturmada savcılık tarafından bazı hususların araştırılmadığı, Güvenpark'taki yedi kameranın birinden görüntü kaydı elde edilebilmişken, altısından herhangi bir kayıt elde edilememesinin nedeninin incelenmediği belirtilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:

"Soruşturmadaki bu özensizlik, soruşturmanın bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda başvurucularda kuşku oluşmasına yol açmıştır. Başvuruculara hangi kolluk görevlilerinin biber gazı sıktığının belirlenmesi konusunda yeterli özen ve çaba gösterilmemiştir. Soruşturma mercii tarafından olayın sebebini aydınlatmak için atılması gerekli adımlar eksik bırakılmış ve soruşturma özenle yürütülmemiştir."

TOPLANTI VE GÖSTERİ YÜRÜYÜŞÜ DÜZENLEME HAKKININ İHLALİ İDDİASI

Anayasa Mahkemesi'nin, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlali iddiası yönünden yaptığı incelemede de başvuruculara kolluk güçleri tarafından yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı irdelendi.

Gerekçede, Soma'da özel bir şirketin işlettiği maden ocağında 301 kişinin ölümü ve birçok madencinin de yaralanmasıyla neticelenen kazadan bir gün sonra olay henüz gündemdeki sıcaklığını koruduğu sırada sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun değişik kesimlerinin kazanın bu kadar çok işçinin ölüm ve yaralanmasıyla sonuçlanmasını protesto etmek istemesinin çoğulcu demokratik sistemde olağan kabul edilmesi gerektiği vurgulandı.

Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, "Kamuya açık alanda düzenlenen gösteriler, günlük yaşam düzenini belirli bir derecede bozmakla birlikte bu gibi durumlarda kamu makamlarının daha hoşgörülü bir tutum takınması, kolluğun da daha dikkatli ve profesyonel davranması gerekir." değerlendirmesi yapıldı.

Tutanaklar ve fezlekedeki bilgilere göre, Güvenpark'ın dışında bazı bölgelerde toplantının barışçıl niteliğini bozucu şekilde polise saldırılması üzerine kolluk tarafından güç kullanılarak göstericilerin dağıtıldığı anlatılan gerekçede, ancak başvurucuların da arasında bulunduğu Güvenpark'ın içinde toplanan göstericilerin kolluk kuvvetlerine, kamu binalarına ya da özel ev ve işyerlerine saldırdıklarını ortaya koyan bir görüntünün tespit edilmediği bildirildi.

Buna karşın başvurucuların gösterilerinin, biber gazı, basınçlı su ve süpürme yöntemi kullanılarak sonlandırıldığı aktarılan gerekçede, başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşünün barışçıl niteliğini zedelediği yönünde dosyada bir tespit de bulunmadığına işaret edildi.

Gerekçede, başvurucuların eylemlerinin kamu düzeninin bozulmasına yol açtığı ya da bozulma tehlikesi doğurduğunun da idarece ortaya konulamadığı kaydedildi.

Sayfa Yükleniyor...