Son dakika haberi! TBMM Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım, Gebze-Halkalı banliyö hattının Mart ayının 10'undan itibaren yolculu seferlerine başlayacak hale geleceğini belirterek, "Bu biraz uzun sürdü. Bu aslında Marmaray'ın ikinci bölümüdür." dedi.

A Haber'de "Binali Yıldırım ile Özel" programına katılan Yıldırım, FETÖ'nün darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz gecesi yaptığı konuşmalarla ilgili görüntülerin izletilmesi üzerine, o gece olayı sevk ve idare etmek için ayrıca 200'den fazla telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini söyledi.

O gece ülkenin büyük bir felaketin eşiğinden döndüğünü, asker kılığına giren teröristlerin vatandaşların üzerine ateş ettiğini, devletin tankını, uçağını ve helikopterini çalarak, bu olayı gerçekleştirdiklerini ifade eden Yıldırım, 251 kişinin şehit, 2 bin 194 gazi olduğunu kaydetti.

Yıldırım, o gece medyanın da büyük bir iş yaptığını, ülkenin demokrasinin, geleceğinin teminat altına alınması için büyük bir mücadele verdiğini, askerin, polisin de sahada olduğunu, milletin de meydanlara indiğini, halkın gücünün tankın gücünü yendiğini vurguladı.

"Böyle bir milletin evladı olmaktan gurur duyuyorum." derken gözleri dolan Yıldırım, darbe gecesiyle ilgili bir anısını şöyle anlattı:

"Bu alçaklar Akıncı Üssünü işgal etmişler ve Eskişehir Hava Harekat Merkezi'ni devre dışı bırakmışlardı. Biz, insanlar üzerine alçak uçuş yapan, bomba indiren uçakları engellemek için başka başka merkezlerden uçak kaldırmaya karar verdik. Bunun için 4 saat mücadele ettik ve sonunda başardık. O uçakların kalkıp gelmesiyle darbe girişiminin seyri değişti. Baskıladılar düşman uçaklarını ve sonra da zaten teslim oldular."

İSTANBUL İÇİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Yıldırım, İstanbul'un ulaşım sorunuyla ilgili çözümlerini de harita üzerinden göstererek anlattı.

Toplam 5 bin 462 kilometre kare yüz ölçümü bulunan İstanbul'un, Türkiye'nin yüz ölçümünün binde 7'si olduğunu, nüfus olarak da ülkenin yüzde 20'sine denk geldiğini ifade eden Yıldırım, yerleşim alanının da toplam yüz ölçümünün beşte biri olduğunu dile getirdi.

Yıldırım, kuzey kısmı yapılaşma dışında kalan kentin TEM ve D-100 kara yolu arasındaki kesimde nüfusun büyük kısmının yaşadığını anlatarak, "Her türlü olumsuzluğun bir araya toplandığı bir yerden bahsediyoruz, fiziksel olarak, coğrafya olarak. Diğer yandan, İstanbul'un başkalarıyla kıyaslanamayacak özellikleri var. Eğer İstanbul tek başına ülke olsa, Avrupa'da 13'üncü büyük ülke, dünyada da 200 ülkeden 41'inci büyük ülke olur nüfusu itibarıyla." diye konuştu.

İstanbul'un, Türkiye'nin ihracatının yarısını karşıladığını, Türkiye'deki vergilerinin yarısının da İstanbul'da toplandığını, 500 büyük sanayi kuruluşunun 250'sinin kentte olduğunu vurgulayan Yıldırım, 5 milyon 664 bin aktif çalışan kişinin bulunduğu İstanbul'un, Türkiye'nin milli gelirinin üçte birini sağladığını dile getirdi.

Yıldırım, "İstanbul demek Türkiye'nin lokomotifi demek, Türkiye'nin kalbi demek, Türkiye'nin özeti demek. 81 vilayetten İstanbul'da yaşayan vatandaşlarımız var. İstanbul, Türkiye'nin mozaiği, Türkiye'nin özetidir." dedi.

İstanbul'un nüfus yoğunluğunun Türkiye'nin yoğunluğundan 27 kat fazla olduğunu vurgulayan Yıldırım, kente bu özelliğiyle Hong Kong'un biraz benzediğini anlattı.

"İSTANBUL'UN ULAŞIMINI BEN ÇÖZERİM"

Binali Yıldırım, "İstanbul'un ulaşımını ben çözerim. Çünkü ben Türkiye'nin ulaşımını çözdüm." diyerek, kentin Anadolu'ya, Avrupa'ya ulaşımıyla bir sorununun olmadığını kaydetti.

Kentten Anadolu'nun 56 havalimanına uçuş yapıldığını aktaran Yıldırım, şimdi hava yolunun halkın yolu haline geldiğini, Anadolu'nun bütün şehirlerinde 15 yılda 22 bin kilometre bölünmüş yol yaptıklarını dile getirdi.

Yolları bölerek hayatları, milleti ve Türkiye'yi birleştirdiklerini belirten Yıldırım, "Ama bir şeye asla izin verdirmedim. Yolları böleriz, Türkiye'yi böldürtmeyiz."dedi.

Kentten Anadolu'ya ve dünyaya ulaşım problemi olmamasına rağmen, şehir içinde sorun yaşandığını vurgulan Yıldırım, 170 kilometre raylı sistem bulunan kentte Gebze'den başlayıp Halkalı'ya giden Devlet Demir Yolları'nın banliyö hattının eklenmesiyle bunun 233 kilometreye çıkacağını söyledi.

Binali Yıldırım, bu hattın açılış tarihine bakanlığın karar vereceğini ifade ederek, "Benim edindiğim bilgi, Mart ayının 10'undan itibaren yolculu seferlere başlayacak hale gelecek. Bu biraz uzun sürdü. Bu aslında Marmaray'ın ikinci bölümüdür." diye konuştu.

RAYLI SİSTEM 520 KİLOMETREYE ÇIKACAK

Yıldırım, 110 dakikada Gebze"den Halkalı'ya kadar gidileceğini belirterek, raylı sistemlerin yapımı tamamlandığında, 5 yıl içerisinde kentteki metro uzunluğunun yaklaşık 520 kilometreye geleceğini, yüzde 18 olan raylı sistemle taşınan yolcu oranının yüzde 48'in üzerine çıkacağını söyledi.

İstanbul'da 31,5 milyon kişinin seyahat ettiğini, bunun 15 milyonunun araçla gerçekleştiğini vurgulayan Yıldırım, raylı sistem uzunluğunu 25 yılda 45 kilometreden 170 kilometreye çıktığını anlattı.

Yıldırım, raylı sistemin İstanbul'da geç kalınmış bir iş olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

"İstanbul'un trafikle ilgili sorununda rahatlama, 5 yılı beklemeyeceğiz, yıldan yıla görülecek. 'Ben, İstanbul'un trafik sorununu yüzde yüz çözeceğim' diyen kim varsa doğru söylemiyor. Büyük şehirlerin hepsinde trafik sorunu var. Ancak bizim hedefimiz ne olmalı? Trafik akışı durmadan ulaşım devam etmeli. Yani sürekli 70-80 kilometrede gidemezsiniz ama en azından 20 kilometre de olsa, sürekli trafik akmalı. Ben bunu garanti ediyorum. Trafikte günlük bekleme süresi yaklaşık 45-50 dakika. Bu süreyi 25 dakikaya çekmek. Bu hedef, raylı sistem 518 kilometreyi bulduğunda gerçekleşecek."

Yıldırım, akıllı trafik sistemleri uygulanarak trafikte iyileştirme yapılacağını, 2023 sonunda İstanbul'da evinden çıkan bir kişinin her 750 metre mesafede bir metro istasyonuna ulaşacağını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, İDO Genel Müdürlüğü görevinde bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, Türkiye'yi 75-80 kilometre hız yapabilen feribotlarla tanıştırdıklarını, İDO'nun dünyanın kendi sınıfındaki en büyük şirketi haline geldiğini belirtti.

"Denizi daha çok kullanacağız, İstanbul'un trafik sorununu bitireceğiz." şeklindeki söyleme katılmadığını ve bunu gerçekçi bulmadığını dile getiren Yıldırım, "Yok böyle bir şey, kim derse desin. Niye? Çünkü Avrupa'dan Asya'ya, Asya'dan Avrupa'ya geçişlerin toplamı 1 milyon 600 bin. Yani hepsini denizle taşısanız toplam yolculuğun yüzde 10'u ediyor." ifadelerini kullandı.

İstanbul'da Marmaray, Avrasya Tüneli ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile karşıya geçiş alternatiflerinin arttığını, deniz yoluyla günde yaklaşık 500, 550 bin yolcunun karşıya geçtiğini hatırlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Bunu ne kadar zorlarsanız, bir 50 bin daha artırırsınız. Daha fazla artıramazsınız. Çünkü oturduğunuz yerde, kesintisiz gitmek mi var, bir iskeleye geleceksiniz, oradan motora bineceksiniz, gideceksiniz, oradan inip başka bir araca bineceksiniz. Halbuki Marmaray'da biniyorsunuz, iniyorsunuz. Avrasya'da arabanızla gidiyorsunuz. Deniz ulaşımını iyi bir şey değil diye anlatmıyorum, gerçekçi olmamız gerektiğini söylüyorum. İstanbul'da denizin payı ancak yüzde 1, yüzde 2 daha artırılabilir, artan yolculuk talebine göre. Onun dışındakiler boş. Bazıları diyor ki, 'Ben sahilin kuzeyinden Sarıyer'den Eminönü'ne, Üsküdar'a sefer koyacağım'. Koy kardeşim. Boğaz'da 10 mil sürat var. Boğaz'ın mesafesi minimum 16 mil, etti sana 1,5 saat. 8'de çıktım, 9,30'da geldim. Bir tane sefer yaptın. Ne olacak? Kaç kişi getireceksin? 300 kişi. Denize paralel taşımacılık iş görmez. Mesleğim bu, hayatımı bu işe verdim. Onun için çözüm toplu ulaşımda, toplu ulaşımda da raylı sistemde. Artı deniz, bununla ilgili de güzel entegrasyona yönelik projelerimiz var, onu da daha sonra anlatacağız."

Binali Yıldırım, "18'inden sonra, belirli bir takvime göre biz projelerimizi açıklayacağız, İstanbul'a çok güzel müjdelerimiz var." dedi.

AVRASYA TÜNELİ'NİN HİKAYESİ

İstanbul'un iki yakasını lastik tekerli araçlar için deniz altından bağlayan Avrasya Tüneli projesinin çıkış hikayesini paylaşan Yıldırım, Ulaştırma Bakanı olarak görev yaptığı 2004'te trafikte kaldığını belirterek, "Havaalanından çıktım karşı tarafta da Göztepe'de programım var. Bir an önce yetişmek istiyorum, geç kaldım. Sahil yoluna düştük, aman ya Rabbi bir trafik, bir trafik zaman geçiyor, Beni sancılar aldı, toplantıya da geç kalmayı çok sevmem, vaktinde gitmeye hep gayret ederim. Geldik, geldik Yenikapı'ya doğru yaklaştık, Sarayburnu'na. Dedim ki keşke şuradan bir tünel olsa da direkt Üsküdar'a geçsek, oradan da Göztepe'ye ne güzel olur ve elimdeki kağıda oturdum çizdim..." ifadelerini kullandı.

Orada karar verdiğini, tünelde zor bir teknolojinin kullanıldığını dile getiren Yıldırım, şöyle devam etti:

"En derin yeri 106 metre. Dünyadaki en derin tünel 44 metre, Amerika'da. 2,5 kat daha derinden geçiyor. Önce bu mühendislik olarak olur mu olmaz mı bunların çok uzun araştırmalarını yaptık. Model deneylerini yaptırdık. Burası meşhur İstanbul'un deprem fay hattına paralel ve yakın bir yerde. Depremsellik araştırmalarını yaptık ve sonunda teknolojik olarak bunun yapılacağını belirledik ama resmen bir şey yok. 'Kim bu işi buluyor?' dedik. Bir Japon, 75 yaşında, ihtiyar bir mühendis. Adamı bulduk, davet ettik, geldik anlattık. 'Ben bunun fizibilite ve ön projelerini yaparım' dedi. 'Yap kardeşim. Ne istiyorsun?' '400 bin dolar.' 'Para yok, resmen veremeyiz. 'Yap, bitir, biz bunu ihale edeceğimiz zaman deriz ki bunun ön fizibilite ve proje bedeli şu kadardır, ihaleyi kazanan firma, filanca firmaya öderiz diye işin içine koyarız' dedik. Adam kabul etti, yaptı getirdi. Nihayet bunun temelini zannediyorum 2012'de atabildik. 2012'de ama bir şey söyleyeyim mi yani o süreye kadar öyle bir proje olduğunu kimse bilmedi. Bir gün Marmaray'ı incelerken Cumhurbaşkanımıza dedim ki 'Yan tarafta da bir etkinliğimiz var, oraya gidebilir miyiz?' 'Ne oldu?' dedi. Marmaray'a bir kardeş geliyor, bir tünel daha yapacağız. 'Nereden çıktı?' dedi. Hemen orada geldik, temel attık ve açılışını da geçtiğimiz sene, 20 Aralık'ta gerçekleştirdik, 2017'de. Böylece çok güzel hizmet veriyor. Şu anda 50 bine yakın araç geçiyor. 2 dakikada, 3 dakikada Yenikapı'dan giriyorsunuz, karşıdan çıkıyorsunuz."

FİYAT DEĞİŞİKLİĞİ AÇIKLAMASI

Bir soru üzerine, Avrasya Tüneli'nin internet sitesinde kısa süreliğine yer alan ve daha sonra kaldırılan "yeni ücret tablosu" konusuna değinen Yıldırım, "Fiyat işi bu biraz kafa karıştırdı. Ben arkadaşlarla görüştüm, Sayın Bakan'ı aradım, 'Bu neyin nesi?' 'Efendim' dedi, 'Bir fiyat değişikliği kesinkes bu sene olmayacak. Aslında anlaşma da buna imkan veriyor. Biz böyle bir fiyat artışı yapmayacağız'..." şeklinde konuştu.

"Seçimden sonra artıracaklar" şeklindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Yıldırım, "Milleti yanıltıyorlar, Böyle bir şey olmadığını söyleyebilirim. Çünkü ben de bunu Sayın Bakan'dan aldığım bilgiye dayanarak, burada sorulabilir diye düşündüm. En taze bilgi, bu fiyatlar bu yılın sonuna kadar aynen devam edecek." dedi.

YEŞİL ALANLAR

Yıldırım, İstanbul'da 5 millet bahçesinin açıldığını, 15'inin de ihale hazırlıklarının sürdüğünü açıkladı.

İstanbul'da kişi başına ortalama 8,2 metrekare yeşil alan bulunduğunu hatırlatan Yıldırım, "İstanbul'da yeşil alan artıyor. 2003'ten beri 3 katına çıktı yeşil alan. Yetiyor mu? Yetmez. 10 metrekarenin üzerine çıkması lazım kişi başına." ifadelerini kullandı.

Literatürde yeşil alanların insanların gidip vakit geçirebildikleri, erişebildikleri alanlar olarak tanımlandığını kaydeden Yıldırım, "Erişilen yeşil alan bakımından daha yapacağımız iş var. Onlar da Millet Bahçeleri. Mesela Atatürk Havalimanı tamamen Millet Bahçesine dönüşüyor. Erenköy Gümrüğü var. O tamamen Millet Bahçesi'ne dönüşecek, oradan Gümrük taşınacak hem ağır araçlar kalkmış olacak." dedi.

Dereleri tekrar İstanbul'a kazandırmayı hedeflediklerini aktaran Yıldırım, "Derenin etrafında yeşil alanlar oluşacak. İnsanlar yeşil alana çıkmak isterse çıkacak veya yerleşim alanından denize inmek isterse inecek. Ne olacak? Burada trafik olmayacak, burada yaya yolları olacak, etrafında ağaçlar olacak, uygun yerlerde bisiklet yolları olacak. İstanbul'un çok büyük yeşil alanıyla yerleşim alanını birbiriyle birleştirme projesi..." şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'la İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden, TBMM başkanlığına kadar olan sürede beraber çalıştığını ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu:

"Görev sürem içerisinde önemli birkaç olay yaşadık. Bunlardan biri 40 gün geçtikten sonra 15 Temmuz hain darbe girişimi. Hemen arkasından başlayan anayasa değişikliği, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçiş süreci. Halk oylaması. O arada PKK terörüyle, FETÖ ile mücadele, Afrin Harekatı, Fırat Kalkanı Harekatı ve ekonomide yapılan çok önemli işler. İki yılda belki de 20 yıla sığabilecek olaylar yaşadık. Ben hep o sürede şunu söylerdim: Ya bu ne biçim işmiş, ne biçim başbakanlık, keyfini süremedik. İki yılda başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi. Bütün bu süreçlerde ve sonraki süreçte de Cumhurbaşkanımız hep bize güvendi, biz ona güvendik ve memleketin zor günlerinde omuz omuza vererek bu sıkıntıları aşmayı başardık. Bana duyduğu güvenden dolayı teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımızın bir özelliği vardır; Sever, takdir eder ama teşekkürü içinden eder. Bu çok nadir bir şeydir ama takdir edilmek insanı çok mutlu ediyor."

Yıldırım, Cumhurbaşkanının takdir etmesiyle ilgili Marmaray'ın açılışında yaşadığı bir anısını şöyle anlattı:

"Açılıştan sonra kendisine (Recep Tayyip Erdoğan) bir hediye verdik. Hediye de Sultan Abdülhamid döneminde Üsküdar’dan Sirkeci’ye deniz altından Marmaray’ın 1904 yılında çizilmiş projesi. Fransızlara çizdirilmiş. Onun temsili projesinin tablosunu verdim, aldı sonra elimi tuttu çekiyor. Ben çekiyorum, o çekiyor, ben çekiyorum o çekiyor. 'Yav niye çekiyorsun, ver elini' dedi. 'Ne yapacaksınız efendim' deyince, 'Elini havaya kaldıracağım, teşekkür edeceğim' dedi. Çok alışık değiliz dedim. Sağ olsun Cumhurbaşkanımız çok çalışır, çalışmayı çok sever, rahatı hiç sevmez ama rahat edenleri de hiç sevmez. Onunla çalışmak çok keyifli ama bir o kadar da kolay değil."

"YEDİ TEPELİ İSTANBUL'A 7 TANE ESER YAPTIK CUMHURBAŞKANIMIZLA BERABER"

Bugüne kadar 17 yıldır çeşitli görevlerle millete hizmet ettiğini hatırlatan Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın eksik kaldığını, İstanbulluların duası ve desteğiyle başarılı olurlarsa doya doya hizmet edeceklerini söyledi.

İstanbul'a neden talip olduğuyla ilgili de konuşan Yıldırım, şöyle konuştu:

"Neden İstanbul? İstanbul orta okul öğrencisi Binali'yi, Binali Yıldırım yapan şehirdir. Dolayısıyla bu şehre bir borcumuz var ve bu borcu ödememiz lazım. Bugüne kadar boş mu durduk? Yedi tepeli İstanbul'a 7 tane eser yaptık Cumhurbaşkanımızla beraber. Ankara'dan İstanbul'a gelen hızlı tren, üçüncü Boğaz köprüsü, Marmaray, Avrasya Tüneli, dünyanın en büyük havalimanı, İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu. Bir de sekiz var, dünyanın en uzun köprüsü olan Çanakkale köprüsü ve o da 2022'de bitecek. Bu da İstanbul'u ilgilendiren bir proje."

AK Parti'nin 11 maddelik manifestosu içerisinde bulunan 'Yatay Şehirleşme' üzerine konuşan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yatay şehirleşmeden kastım, herkesin İstanbul'un manzaralarından istifade etmesidir. Şehircilik açısından yukarıya doğru yapılaşma komşuluk ilişkilerini de zayıflatıyor. Yüksek katlı bina ve sitelerde insanlar birbirlerini tanımıyor, birbirlerine gitmiyor. Aynı binada yaşıyor ama birbirlerine yabancılar. Mutlaka yatay yapılaşma ada bazında olacak ve adada yaşam alanları, yeşil alanlar, ulaşım konuları çözülecek. İstanbul'da var mı? Kısmen var. Maalesef kötü bir alışkanlığımız var, Türkiye'nin bütün büyük şehirlerinde önce büyük paralar harcayarak berbat ediyoruz sonra da yıkarak onu abad ediyoruz. Bu çok maliyetli bir iş, maalesef bunun önüne geçemiyoruz. Geçebilsek bugün İzmir'in yüzde 60'ı, İstanbul'un yüzde 40'ı-50'si sağlıksız, depreme dayanıksız, imar yanlışlıkları olan yapılardan oluşuyor. Kentsel dönüşüm denilen şey, İstanbul için depremsel veya dayanıklılık dönüşümü olarak anlaşılması lazım. İstanbul'da deprem dönüşümüne şiddetle ihtiyaç var. Bu kısmen yapıldı ama çok acil dönüşmesi gereken 30 bin yapı var."

Binali Yıldırım, kentsel dönüşüm konusundaki tartışmalara da değinerek, "Kentsel dönüşümün gönüllü dönüşüm olması lazım. Hiç kimse istemediği bir dönüşüme zorlanmayacak." dedi.

Tek tek bina dönüşümü yerine bir ada, bir mahalle dönüşümü yapmanın daha doğru olduğunu vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Aksi halde imar uyumsuzluklarını yaşama durumuyla karşı karşıya kalırız. Şehir planlamaları üzerinde en fazla durulması gereken konu. Yani, 'Aklıma geldi, ben binayı kafama göre yıkayım, imar değişikliği yapayım. Beş katlıysa 15 katlı yapayım.' Böyle bir plan anlayışını asla benimsemiyoruz. Eğer İstanbullu beni başkan olarak seçerse benim vaadim şudur; Plan tadilat değişiklikleri, benim meclisimde ilk gündem maddesi olmayacak. Yani ısmarlama, kişiye özel plan tadilatları yer almayacak. Daha bütüncül, uzun vadeye yayılı planlar olacak. Açık parsel bazlı plan değişiklikleri. Bu benim dediğimin başka türlü bir ifadesi. Bu haksızlık demek. Yani aynı mahallede bakıyorsunuz binalar yan yana dizilmiş, bir tanesi böyle kazık gibi yukarı doğru gitmiş. Ne oluyor, öbürlerinin hakkına tecavüz etmiş oluyor. Bunun olmaması lazım. Haksız kazanca da sebep. Bunlar oldu mu, oldu. İnsanın olduğu yerde maalesef hata da oluyor. Cumhurbaşkanımızın İstanbul için söylediği bir laf var, bunu dillerine doladılar, 'Efendim itiraftır bu' diye. Cumhurbaşkanımız da bir özeleştiri yaptı, bir tehlikeye dikkat çekti. Bütün belediyelerde oluyor bu."