İlişkili Haberler

Son dakika haberi! 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel'in katılımıyla Vahdettin Köşkü'nde gerçekleştirilen Suriye konulu dörtlü zirvenin ardından liderler, ortak basın toplantısı düzenledi.

"Meseleye sadece askeri yöntemlerle çözüm bulunamaz"diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akan kanın bir an önce durdurulması öncelik hedef. Sınırda terör örgütlerinin palazlanmasına izin verilemez" şeklinde konuştu.

Konuşmasına liderlere teşekkür ederek başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

Bu önemli toplantı vesilesiyle dostlarımızı İstanbul'da ağırlamaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Suriye konusunda istişarelerde bulunmak üzere davetimize icabet eden Sayın Putin, Sayın Macron, Sayın Merkel'e şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Toplantımızın ve aldığımız kararların Suriyeli kardeşlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Öncelikli olarak hedefler sahada tam olarak ateşkesin sağlanması ve hakim kılınması ile akan kanın bir an önce durdurulmasıdır. Ayrıca Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda bir siyasi çözüme ulaşılması, böylece ülkede istikrarın sağlanması noktasında neler yapılabilir, bunları etraflıca ele alma fırsatını bulduk.

Öncelikle şu gerçeğin altını çizmekte fayda görüyorum. Suriye ihtilafının küresel bir sorun haline dönüşmesinin en önemli sebebi, uluslararası toplumun meseleyi yeterince sahiplenmemesidir. Maalesef çok uzun bir dönem Suriye krizinden kaynaklanan sıkıntıların yükünü, Suriyeli siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Birçok ülke durumun vahametini ancak krizin etkileri kendi sınırlarına ulaşınca idrak edebilmiştir. Artık bu kayıtsızlığa bir son verilmesi gerekiyor. İnsani, siyasi ve diplomatik olarak inisiyatif alınmadığı takdirde Suriye'deki trajedi daha da kötüye gidecektir. Bugün bizleri İstanbul'da bir araya getiren temel sebep işte budur. Astana formatında yürütülen iş birliği uluslararası topluma örnek olmuştur. Bugün, Fransa ve Almanya'nın da katılımıyla Astana'da yakalanan sinerjiyi daha ileriye taşıyabileceğimizi gördük. Bu olumlu iş birliğine ne kadar çok paydaş özellikle de paydaş ülke katkı sağlayabilirse kalıcı bir çözüme de o denli hızlı ulaşabileceğimize inanıyorum.

Bugün verimli ve samimi istişareler gerçekleştirdik. Suriye'nin toprak bütünlüğü ile siyasi birliğine bağlılığımızı, ayrıca ihtilafa sadece askeri yöntemlerle çözüm bulunamayacağına dair inancımızı teyit ettik. Kalıcı çözüm yolunun, Suriye halkının öncülüğünde ve sahipliğinde Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülen müzakerelerden geçtiğini vurguladık.

İdlib konusunda Putin'in gayretleriyle imzalanan muhtıraya riayet edilmesinin İdlib'teki mevcut ateşkesin korunması ve yeni bir insani krize mahal verilmemesi için taşıdığı öneme özellikle işaret ettik. İdlib'te sağlanan sükunetin tekrar yeşerttiği umuttan istifadeyle siyasi süreçte somut adımlar atılması gerektiğinin altını çizdik. Bu çerçevede anayasa komitesinin kuruluş sürecinin en kısa sürede şartları gözeterek, temennimiz odur ki yıl sonu itibarıyla tamamlanması çağrısında bulunduk.
Toplantıda ele Suriye kaynaklı terör tehdidini ele aldık. Bu noktada dört ülke ve uluslararası toplum düzeyinde iş birliğinin artırılması noktasında mutabık kaldık. 911 kilometrelik sınırı olması nedeniyle Suriye'de yuvalanan terör örgütlerinden en fazla zarar gören ülkelerden biri Türkiye’dir.

DEAŞ ve PYD terör örgütlerini de kaynağından bertaraf etmek amacıyla Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatları gerçekleştirdik. Toplamda 7 bin 500 DEAŞ'lı ve PYD'li teröristi etkisiz hale getirdik, 4 bin kilometrekarelik alanı terörden arındırdık.
260 binin üzerinde Suriyeli bu bölgelere geri dönmüş durumdadır. Biz bu sayının zamanla artacağına inanıyoruz. Türkiye, ne sınırlarında ne de Suriye'nin herhangi bir bölgesinde terör gruplarının palazlanmasına müsamaha göstermeyecektir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni emrivakilerin dayatılmasını da asla kabul etmeyeceğiz. Fırat'ın batısında olduğu gibi doğusunda da milli güvenliğimize yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz. Zirvede Suriye itilafının insanı boyutunu da konuştuk. Suriye halkına insani yardımın sürdürülmesi gerektiği konusunda mutabık kaldık. Bugün Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da ele aldık. Geri dönüş sürecinin uluslararası hukuka uygun olarak gönüllülük esasına göre güvenli biçimde ve Birleşmiş Milletler ile eşgüdüm halinde yürütülmesi gerektiği hususunda fikir birliğine vardık.

Türkiye'nin 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yaptı, Suriyeli sığınmacılar 33 milyar dolar harcandı. Bu, Türkiye'nin fedakarlığını açıkça göstermektedir. Avrupa Biriliği'nin verdiği taahhütlerin yerine getirilmesini beklediklerini de hatırlatmak isterim. Yaklaşan kış şartlarını düşünerek Suriye halkının ihtiyaçları için desteklerini artırmaları çağrısında bulunuyoruz.

Sahile vuran masum çocuk bedenleri, Suriye'de 7,5 yıldır yaşanan dramın ve çatışmaların en acı sembolleri oldu. Herkesin bu trajediyi sonlandırmak için mücadele etmelidir.

Zirve katılımcıları olarak gerek sahadaki durumun iyileştirilmesine gerek siyasi süreçte ilerleme sağlanmasına yönelik çabalarımızı artıracağımıza inanıyorum. Diğer ülkeleri de bu gayretlere destek vermeye çağırıyorum. Türkiye olarak soruna çözüm bulmaya yönelik mücadelemizi hem Astana platformunda hem bugünkü gibi farklı ve daha geniş platformlarda sürdürmekte kararlıyız. Şüphesiz ki bu kararlılığımız aynı şekilde Astana sürecinin bir diğer üyesi konumunda olan İran'ı da ilgilendirmektedir. Bu attığımız adımlar, yaptığımız görüşmelerden tabii ki İran'ı da bilgilendireceğiz, haberdar edeceğiz ve bu sürecin çok daha olumlu şekilde devamını sağlamakta, bunu gerekli görüyoruz. Bu kararlılık Suriye halkıyla dayanışmamızın bir gereği, Suriyeli kardeşlerimize karşı boynumuzun borcudur.

ERDOĞAN: KAŞIKÇI CİNAYETİNİ DE GÖRÜŞTÜK, GEREKLİ BİLGİLERİ VERDİM

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi: "İkili görüşmelerimizde bu konuyu ele aldık ve gerekli bilgileri kendilerine verdim. 18 kişiyi kimin gönderdiğini Suudi yönetimi açıklasın. Suudi başsavcının görüşmelerini önemsiyoruz" dedi.

Merhum Cemal Kaşıkçı ile ilgili konuyu ikili görüşmelerimizde ele aldık. Gerekli bilgiyi kendilerine verdim. Her şeyden önce içeride 18 tutuklu var. Bunlar ülkelerimize gelen kişilerdir. 9+6+3 olarak. Bu kişileri Türkiye’ye kimler gönderdi? Bunun cevabını Suudi yetkililerin vermesi gerekir. Suudi yetkili mercileri yerli işbirlikçilere cesedin teslim edildiği söylendi. Bu yerli işbirlikçi kimdir? Her türlü cezai müeyideye çarptırılacaklarını söylüyorlar. Suçun işlendiği yer İstanbul’dur. Bu yargılamayı yapmayacaksa İstanbul’da yargılama çağrımızı yapmış bulunuyoruz. Suudi Arabistan, başsavcıyı buraya gönderiyor, başsavcımızla görüşmeler yapacaklar. Bunun neticesini de önemsiyoruz. Emniyet, istihbarat ve yargı teşkilatımız yoğun çalışma içinde olmuştur. Bu çalışmalar halen devam etmektedir.

"İstanbul’da tutuklanan Alman için mahkeme kararını vermiştir. Temyiz yolu açıktır. Türk yargısının vereceği karara hep birlikte saygı duymak zorundayız."

"ESED BİZE GÖRE MUTEBER BİR İSİM DEĞİL"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Esed'in durumunu Suriye halkının iradesi belirleyecektir. Esed bize göre muteber bir isim değildir" dedi.

"Esed’in durumunu belirleyecek olan irade Suriye halkının iradesidir. Suriye halkı kararı verecektir. Esed, bir milyona yakın vatandaşına kastetmiş bir insandır. Bize göre muteber bir konumda değildir. Oradaki katliamlar halen devam etmektedir. İdlib’de 3.5 milyon insan yaşıyor. Türkiye’den başka sığınacakları kaçacakları başka yer yoktur. 10 maddelik muhtıra burada yeni bir süreci başlattı. Temennimiz o ki kalıcı ateşkesi sağlamış olduk. Suriye’nin kuzeyinden bize mülteci olarak gelenlerle ilgili attığımız adımlar ortada. İnsani olarak destek vermek durumundayız. Eğitim, sağlık, altyapı, üstyapı gibi konularda görüşme imkanı bulduk, adımlar attık. Temenni ediyorum burada da başarı sağlayacağız."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN İDLİB SORUSUNA YANIT

"12 gözlem noktasında Rusya’yla dayanışma içinde çalışıyoruz. Rusya, 10 gözlem noktasına sahip. Ağır silahların İdlib merkezinden çekilerek sivil halkı rahatsız etmemesi sağlanmalıdır. Silahlı saldırılara karşı mutabakat içinde Türkiye ve Rusya’nın alacağı tavırdır. Savunma ve istihbarat konusunda dayanışma içinde çalışıyoruz. 60 bin kişinin İdlib’e dönmüş olması bu sürecin başarısıdır. Sayın Putin’e ve katkısı olanlara teşekkür ediyorum."

PUTİN'İN AÇIKLAMASI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşması sonrası Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin açıklama yaptı. 

Putin, "Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygı duyulmalı. Suriye adım adım barışa doğru ilerliyor. Suriye'de çözüm ancak diplomasi yoluyla mümkün olabilir. Suriye radikal unsurlardan tamamen temizlenmeli. Mültecilerle ilgili bir konferans düzenlemeyi hedefliyoruz. Suriye'nin meşru hükümetine saygı duyulmalıdır" dedi. 

"Türkiye tarafına bu toplantı için teşekkür ediyorum. Suriye’de durumun normalleşmesi için el ele çalışmaya devam edecektir. Gerekli reformların yapılması gerektiği kanaatindeyiz. Suriye topraklarının büyük bölümü teröristlerden arındırıldı, ülke adım adım barışa gidiyor. Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duyulmalı, Suriye halkı kendi kaderini kendileri tayin etmelidir."

"Bizi son derece titiz bir çalışma bekliyor. Suriye’de şiddet oranı azaltıldı ama radikal güçler temizlenmelidir. Silahsızlandırılmış bölgenin geçici bir tedbir olduğunu düşünüyoruz. Hem muhalifler hem silahlı güçlerin çekilmesi için çalışma yapılmasını bekliyoruz. İnsani yardım konusuna da odaklandık. Mültecilerin ülkeye dönüşleri konuşuldu. Sosyal meselelerin çözümü, ekonominin kalkınması için uluslararası toplumun el ele çalışması lazım. Mültecilerle ilgili bir konferans yapılmasını hedefliyoruz. Suriye’de 1.5 milyon mültecinin yerleştirilmesi için ortam sağlandı. Bu faydalı görüşme için teşekkür etmek istiyorum."

"Suriye’nin meşru hükümetine saygı duyulmalıdır. Muhalefetle verimli bir diyalog kurulmalı, Suriye hükümetine de bu çağırıyı yapıyoruz. Gerekli şartlar oluşursa, Anayasa Komitesi çalışmalarına başlayacaktır. İran olmadan bu konu çözülemez."

PUTİN'DEN ESAD SORUSUNA CEVAP

"Suriye halkı kendi kaderini kendisi tayin etmelidir. Kendi liderini kendisi seçmelidir. Anayasa Komitesi çalışmalara başlamalıdır. Rusya, Suriye hükümetini destekleme hakkını saklı tutuyor. İdlib’i silahlı gruplardan temizlemek istiyoruz. Türkiye’yle işbirliği yapmaya devam edeceğiz."

MACRON'UN AÇIKLAMASI

Putin'in ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron açıklama yaptı. Macron, "Bugünkü önceliğimiz terörle mücadele" dedi.

Cumhurbaşkanı Macron, "Anayasa Komitesi'nin bir an önce toplanması gerekiyor. Suriye'de özgür ve şeffaf bir seçim yapılmalı. Suriyelilerin ülkelerine dönebileceği bir çözüm olmalı. İnsani yardım koridorlarının oluşturulması gerekiyor" şeklinde konuştu. 

"Sayın Erdoğan’a teşekkür ediyorum. Amerikan halkına dayanışma dileklerimi iletiyorum. Sinagogdaki saldırıya karşı yanlarındayız. Bugünkü önceleğimiz terör ile mücadeledir. Terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekatların insani yardım konusuna da saygı göstermesi gerektiğini unutmuyoruz. Bu da bizi İdlib konusuna götürüyor. Bu konuyla ilgili çok açık söyledik, rejimin hamilerinin desteğiyle birlikte İdlib'e yapacağı askeri saldırı kesinlikle kabul edilemez olacaktır insani konularla ilgili olarak. Burada Türkiye, Avrupa ve bölgenin istikrarı söz konusu. Buradaki risk teröristlerin dağılması ve yeni sığınmacı dalgalarının ortaya çıkması anlamına gelecektir. Bunu zaten gördük daha önceki saldıralar sonucunda. Rusya ve Türkiye birkaç hafta önce harfiyen yerine getirilmesi gereken bir karara vardılar. Bu konuyla ilgili bugün de teminatlar dile getirildi. Bunu sonuç bildirgemizde de belirttik. İdlib'te kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkesin tesis edilmesi son derece önemli. Bu taahhütlerin yerine getirilmesi ve kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkes olmasına çok önem veriyoruz. Konuyla ilgili olarak, Sayın Cumhurbaşkanın istihbarat paylaşımı ve insani yardım konularındaki eylemlerine katılıyoruz."  

"Hem bölgede hem dünyanın diğer bölgelerinde kimyasal silahların kullanılması, kim kullanırsa kullansın kabul edilemezdir. Suriye ile ilgili olarak ikinci bir konu da siyasi süreç konusu. Hiçbir zaman unutmamak gerekir ki Suriye'de aslında iki savaş süregeliyor. Hep birlikte teröristlere karşı sürdürdüğümüz bir savaş var, Suriye'deki tüm terör gruplarına karşı. Bir de Suriye'deki rejimin kendi muhaliflerine karşı sürdürdüğü bir çatışma ve bunun bir sonucu olarak milyonlarca sığınmacı... Tabii ki bu durum sürdürülebilir değil ve bunun çözümlenmesi siyasi bir çözüm bulmaktan geçiyor. Tüm Suriyelilerin ülkelerine dönebilmesini sağlayacak siyasi bir çözüm olması gerekiyor. Kapsayıcı bir Suriye'nin tekrar yapılandırılması çok önemli. Bugün rejim, askeri olarak yeniden fetih mantığında davranıyor, bu da Suriye'nin istikrarını sağlayacak bir yaklaşım değil."

"Soçi toplantısından 10 ay sonra henüz anayasa komitesi toplantısı yapılmış değil.  Sene sonuna kadar anayasa komitesiyle ilgili listelerin onaylanması ve bu toplantının yapılmasını istiyoruz. Tabii ki dördümüze bağlı bir  durum değil. Bu konuyla ilgili irademiz tamdır ve kapsayıcı siyasi çözüm için bunun mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı. Yani şeffaf ve özgür seçimlerin uluslararası gözetim altında yapılması gerekiyor. Bu konuyla ilgili olarak şu aşamada bir jest görmüş değiliz bu nedenle konuyla ilgili güçler, uluslararası mekanizmayı hayata geçirmek için elinden geleni yapıyor. İşte bugün de bunu yaptık. Sene sonuna kadar tüm paydaşlarla ilgili olarak bu anayasa komitesinin bir an önce toplanmasını hayati öneme sahip olduğunu söyledik. Konuyla ilgili olarak iradelerimiz örtüşüyor. Çünkü bunu Suriye halkına borçluyuz, hayatını kaybedenlere borçluyuz, şu anki rejimden kaçan Suriyelilere borçluyuz."

"Konuyla ilgili olarak Türkiye, Ürdün, ve Lübnan'ın çabalarını takdirle karşıladığımı belirtmek isterim. Uzun yıllardır bu ülkeler gerçekten sorumluluklarını yerine getirerek çok önemli sayıda Suriye'den kaçan ve başka ülkelere giden sığınmacıları ağırlıyorlar. Gerçekten bu sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi inandırıcı ve kapsayıcı olamaz, siyasi bir çözüm getirilmediği sürece. Çünkü bu kişiler rejimin gasplarından kaçan kişiler. Nitekim sene başından bu yana yeni sığınmacı dalgalarını görüyoruz. Burada her birimizin İdlib ile ilgili olarak yaptıklarımızı, bu ülke ile ilgili yapmazsak başka mülteci akınlarını göreceğiz. Bunun önüne geçmemiz mümkün olmayacaktır. İşte o yüzden bu gün Yüksek Mülteciler Konseyi'nin belirlemiş olduğu şartlar dahilinde yani güvenli ve insan haysiyetine uygun ve gönüllü bir şekilde sığınmacıların geri dönüşünü sağlayabiliriz. Burada güvenli, insan haysiyetine uygun ve gönüllü geri dönüşten bahsediyorum. Yani bir takım alt yapıların oluşturulması su, elektrik tedariki gibi. Bu zirve gerçekten de son derece yararlı bir aşama oldu, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tekrar teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bugün buradaki toplantımız son derece önemli ama bizlerin de sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Konuyla ilgili olarak gerçekten birkaç milyon Suriyeli'den bahsediyoruz ama dünyayı ilgilendiren bir mesele bu. Dolayısıyla bugün görüştüğümüz konular önümüzdeki süreçte bir sorumluluk yüklüyor ve teyakkuz halinde olmamızı gerektiriyor."

MACRON'DAN KAŞIKÇI SORUSUNA YANIT

Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili soruya cevap veren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, "Kaşıkçı cinayetini ele aldık. Tabii ki kınıyoruz. Avrupa bu tür durumlarda eş güdümle hareket etmektedir. Soruşturma sonuna kadar gitmeli" dedi.

MACRON'DAN ESAD SORUSUNA CEVAP

Suriye Devlet Başkanı Esad'ın geleceğiyle ilgili soruya cevap veren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron şu görüşü dile getirdi:

"Beşşar Esad’ın iktidarda kalıp kalmaması kararı bize düşmüyor. Egemen hükümete saygı gösterilmeli ama uluslararası baskı devam etmelidir."

MERKEL'İN AÇIKLAMALARI

İstanbul'daki Dörtlü Suriye Zirvesi sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında son olarak Almanya Başbakanı Angela Merkel konuştu.

Merkel, konuşmasında Suriye'de siyasi açıdan da bir çözüm bulmak gerektiğini vurgulayarak, 17 Eylül'de Rusya ve Türkiye arasında İdlib'de bir ateşkes noktasında çok verimli bir çalışma gerçekleştirildiğini kaydetti. Angela Merkel bu kapsamda, "Bunun sürdürülebilir bir ateşkes olması için elimizden geleni yapmaya hazırız" diyerek şu ifadeleri kullandı:

"Bu davet nedeniyle teşekkür ediyorum. Farklı yaklaşımlarımız olsa da mutabık kalarak ortak bir bildirge yayımlayabildik. Bu da bizim ortak bir iradeye sahip olduğumuzu göstermektedirÜretken ve verimli bir toplantı oldu. İdlib’de ateşkes doğrultusunda verimli bir çalışma yapıldı. Sürdürülebilir bir ateşkes olması için elimizden geleni yapmayı hazırız. Sadece askeri değil, siyasi bir çözüm hayata geçirilmeli. Kesinlikle kimyasal silahların kullanılmaması konusunda kararlı olduğumuzun bir defa daha altını çizmek isitiyorum. Bütün Suriye halkının oy kullanabileceği bir seçim yapılmalıdır."

"Sığınmacıların ülkelerine geri dönmesi konusunu el aldık. BM ile bu konuda sıkı bir işbirliği yapılmalı. Geri dönenlerin tutuklanmaması, insani yapının yerine getirilmesi gerekiyor. Siyasi sürecin bu zamanda bulunması önemlidir. İdlib’in barışçıl, insani sorun yaşanmadan çözülmesi gerekiyor."

Suriye rejiminin çok sayıda insanı öldürdüğünü belirten Merkel, siyasi çözümün bu açıdan kolay olmayacağını söyleyerek, "Uluslararası toplumun da göğüslemesi gereken bir süreç olacaktır" yorumunu yaptı. 

Merkel, İdlib konusunda Soçi mutabakatında atılan adımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu süreci desteklediklerini ifade etti. Merkel, " Milyonlarca insanın tekrar tehlikeye atılmasını istemiyoruz" değerlendirmesinde bulundu. 

MERKEL'DEN ESAD SORUSUNA YANIT

Suriye Devlet Başkanı Esad'ın geleceğiyle ilgili soruya Almanya Başbakanı Angela Merkel de şu cevabı verdi: "Suriye halkı kendi geleceğine karar verecektir. Suriye rejimi çok sayıda insanı öldürdü. Siyasi çözüm diyoruz ama bu çok kolay olmayacaktır. İdlib konusunda böyle bir yola girilmesinden mutluluk duyuyorum. Milyonlarca insanın tehlikeye atılmasını istemiyoruz. Elbette kolay değil ama son haftalar başarılı olabileceğini ortaya koymuştur."

MERKEL'DEN KAŞIKÇI SORUSUNA YANIT

Yemen savaşıyla ilgili son derece kesin bir politika sürdürdüklerini kaydeden Merkel, "Suudi Arabistan'a olabilecek herhangi bir silah ihracatının tarafımızdan yapılmadığı ve buna karşı bir karar aldığımızı ifade ettik" değerlendirmesinde bulundu.

Merkel, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin, "Kimlerin failler olduğunu ortaya çıkardıktan sonra Avrupa Birliği (AB) olarak Avrupa genelinde kendi ortak değerler zeminimizde gerekenlerin yapılacağını taahhüt etmek isterim" ifadesini kullandı.

ZİRVE 2 SAAT 45 DAKİKA SÜRDÜ

Soçi mutabakatının ardından İdlib'deki durum başta olmak üzere, sahadaki genel gelişmeler ve siyasi çözüm sürecinin ele alındığı zirve 2 saat 45 dakika sürdü.

Zirvede, Türkiye'den Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Rusya'dan Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Almanya ve Fransa'dan özel danışman ve temsilciler yer aldı.

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura ve Astana platformunun Cenevre'de oluşturduğu "küçük grup"tan temsilciler, bu zirvede ilk kez bir araya geldi.

Suriye konulu dörtlü zirvede ana gündem, İdlib'deki ateşkesin sağlamlaştırılması ve Suriye krizine siyasi çözüm için ortak çabalar oldu.

Sahadaki gelişmeler, Soçi mutabakatının ardından İdlib'deki durum ve Astana ile Cenevre platformlarında sürdürülen siyasi çözüm süreci, zirvenin ana gündemini oluşturdu.

4'LÜ SURİYE ZİRVESİ'NİN ARDINDAN LİDERLER BİRLİKTE YEMEK YEDİ

 Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen 4’lü Suriye Zirvesi'nin ardından yapılan basın toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel birlikte akşam yemeği yedi. 

Türkiye'nin ev sahipliğinde Vahdettin Köşkü'nde gerçekleştirilen 4'lü Suriye Zirvesi sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi. Zirveye ilişkin konuşan liderler, basın mensuplarının sorularını yanıtladıktan sonra birlikte akşam yemeği yedi.

ERDOĞAN VE PUTİN DÖRTLÜ ZİRVE SONRASI BAŞ BAŞA GÖRÜŞTÜ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye konulu dörtlü zirvenin ardından bir süre baş başa görüştü.

Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, zirve sonrasında Vahdettin Köşkü'nden ayrılmasının ardından Erdoğan ile Putin bir araya geldi.

Kısa süreli görüşme sonrasında iki lider köşkten ayrıldı.