İlişkili Haberler

Son dakika haberi! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milli İrade Platformu Tarafından Yenikapı'da organize edilen Sivil Toplum Kuruluşları (STK) İftarına katıldı.

Erdoğan, Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde AK Parti Milletvekili İbrahim Halil Yıldız ve yakınlarına yönelik saldırıyı şiddetle kınadığını ifade ederek, şunları söyledi:

"Milletvekilimizin aynı zamanda adayımızın ağabeyi bu saldırıda PKK'lılar tarafından öldürüldü. Birçok kardeşi de yaralı vaziyette, ağır olanlar var hastanede. Onlara da Rabbim'den şifalar diliyorum. Şanlıurfa milletvekilimiz İbrahim Halil Yıldız'ın bu seçim çalışmasını hazmedemeyen, bunu kabullenemeyenler dün ne ise bugün de aynıdır. Olayda milletvekilimizin kardeşinin yanında karşı taraftan da iki kişi öldü. 9 yaralı var. Milletvekilimizin hayatını kaybeden kardeşine Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, sabır diliyorum. Yaralılara acil şifalar niyaz ediyorum. 

Bu olay, PKK ve HDP'nin Kürtlerin kanından beslenerek büyüme stratejilerini hala terk edemediklerinin en bariz örneğidir. Bizim Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok, bizim PKK ile sorunumuz var. Kürt kardeşlerimizin de bu oyunu bozacaklarına inanıyorum. Şu anda bir yola girmiş vaziyetteyiz, bu hazımsızlık bunları iyice çılgınlaştırıyor. Artık önümüzdeki durumu görüyorlar. Güneydoğuda, doğudaki gelişmeleri görüyorlar. Tabii bunu şimdi hazmedemiyorlar."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6-8 Ekim olaylarında 53 vatandaşın ellerine kanları bulaşanların, çukur eylemlerinde on binlerce Kürt vatandaşın evini başına yıkanların, bir kez daha AK Parti mensuplarını hedef aldığını belirterek, "Biliyorsunuz bunlar daha önce de bölgede bizim pek çok il ve ilçe yöneticimizi ne yazık ki şehit ettiler. Biz bölgedeki Kürtleri, PKK'nın ve HDP'nin boyunduruğundan kurtarma yolunda mesafe katettikçe, bunlar yine en iyi bildikleri iş olan şiddete kayıyorlar. Bu şiddet, silah ellerinden alındığı anda, şu anda geldikleri noktaya bir defa gelemeyecekler. Ne bölgedeki kardeşlerimizi, ne partimiz mensuplarını, PKK ve HDP şiddetine terk etmeyeceğiz. Bu hadisenin önünde ve arkasında kim varsa emniyetimiz ve yargımız mutlaka bulacaktır." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ağızlarından demokrasiyi düşürmeyen ama ellerinden silahı bırakmayanlara derslerini verdiklerini ve vermeye devam edeceklerini söyledi.

Bir tek masum vatandaşa, hangi partiye mensup olursa olsun, bir tek siyasetçiye zor kullanan hiç kimseye en küçük müsamaha göstermeyeceklerinin bilinmesini istediğini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu ramazan ayını da İslam dünyası olarak, yürek burkan bir atmosferde geçirdik. Suriye'den Irak'a, Yemen'den Afganistan'a, Filistin'e kadar coğrafyamızın farklı yerlerinde kardeşlerimizin yüzü bu ramazanda da bir türlü gülmedi. Dayanışma, sulh, paylaşma, merhamet ve şefkat ayı ramazan; gözünü kan bürümüş diktatörler, teröristler ve devlet terörü uygulayan yönetimler tarafından adeta bize zehir edilmeye çalışıldı."

Ramazandan iki gün önce 14 Mayıs pazartesi günü Gazze sınırında yaşanan katliamın bunun en açık örneği olduğunu ifade eden Erdoğan, "İslam dünyası olarak, Ramazan-ı Şerif'i karşılamaya hazırlandığımız bir anda İsrail; Amerikan yönetiminin büyükelçiliğini Kudüs'e taşıma kararına karşı, demokratik haklarını kullanan Filistinli kardeşlerimize vahşice saldırdı. Aralarında çocukların, kadınların, tekerlekli sandalyedeki engellilerin de bulunduğu 62 kardeşimiz, İsrail askerleri tarafından hunharca katledildi. Aynı saldırılarda bir kısmı ağır, 2 bin 700'ün üzerinde Filistinli de yaralandı. Ben bir kez daha Kudüs'ü savunurken, şehadete yürüyen Filistinli yiğitlere Allah'tan rahmet, şehitlerin yakınlarına başsağlığı diliyorum." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Krallık ziyareti esnasında yaşanan bu hadiseler üzerine, hemen o akşam harekete geçtiklerini anlatarak, hem Trump yönetiminin aldığı gayrimeşru karara hem de İsrail yönetiminin işlediği cinayetlere karşı Türkiye olarak tepkilerini ortaya koyduklarını aktardı.

Dönem başkanlığını yürüttüğü İslam İşbirliği Teşkilatı'nı, Kudüs'ü ve katliamı konuşmak üzere acilen İstanbul'da toplantıya çağırdığını hatırlatan Erdoğan, "Çağrımızdan sadece 72 saat sonra İstanbul önemli bir zirveye ve tarihi bir mitinge ev sahipliği yaptı. Yenikapı Meydanı'nda gerçekleştirilen 'Zulme Lanet Kudüs'e Destek Mitingi', milletimizin Kudüs meselesindeki hassasiyetini tüm dünyaya göstermiştir. Ak koyun ile kara koyunun belli olduğu bu imtihan döneminde Türkiye dik duruşuyla bir kez daha tarih ve insanlık önünde ibra olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, özellikle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici'ye ve o gün miting meydanında misafir olan devlet ve hükümet başkanlarına teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"İlk kıblemiz Kudüs'ü, kesinlikle tek gıdası kan, katliam ve gözyaşı olan işgalci İsrail devletinin insafına asla bırakmayacağız. Dört asır boyunca hizmet etme şerefine nail olduğumuz Harem-i Şerif'in üzerine namahrem eli değmesine kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Hem ikili düzeyde hem uluslararası platformlarda hem de diğer zeminlerde Filistinli kardeşlerimizin hakkını ve hukukunu savunmayı sürdüreceğiz. BM Genel Kurulu tarafından dün alınan kararı, Filistin meselesinde tarihi bir dönüm noktası olarak görüyorum. İnşallah bu kararın gereği en kısa sürede yerine getirilir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin bölgesinde ve dünyada meselelere müdahil oldukça birilerinin de tekerine çomak soktuğunu söyledi.

Şu an coğrafyaya yönelik böl, parçala, yönet taktiğiyle hayata geçirilmeye çalışılan senaryoların önündeki en büyük engelin Türkiye olduğunu vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin diplomatik ve insani yardım alanındaki gayretleriyle bir tarafta fitne teşebbüslerine set olurken diğer taraftan da bölgede kardeşliğin hamurunu kardığını kaydetti.

Türkiye'nin Anadolu merkezli yaktığı çoban ateşinin Kerkük'ten Somali'yi milyonlarca mazlum ve mağdurun yüreğini ısıttığını dile getiren Erdoğan, ay yıldızlı al bayrağın Gazze'den Arakan'a kadar özgürlük, adalet ve hukuk mücadelesinin sembolüne dönüştüğünü ifade etti.

Erdoğan, ülkenin sürekli içeriden ve dışarıdan operasyonlara mazur kalmasının tek sebebinin bu olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Daha biz birini savuşturmadan bir başka saldırı dalgasının üzerimize gelmesinin nedeni Türkiye'nin sembolleşen işte bu cesur tavrıdır. MİT krizinden Gezi olaylarına, 17/25 Aralık girişiminden çukur eylemlerine, 15 Temmuz darbe teşebbüsüne kadar yapılan tüm saldırıların amacı ülkemize had bildirmektir. Bu operasyonların gayesi Türkiye'nin pençelerini sökmektir. Ülkemizi tekrar belli güçlerin yörüngesine sokmaktır. Sadece bize değil istiklal ve istikbalinden taviz vermeyen milletimize de diz çöktürmek istiyorlar. Türkiye'yi tekrar eski, pısırık, korkak, sermaye ve güç sahiplerinden emir alan yarı müstemleke konumuna geri döndürmeyi hedefliyorlar. Biz taleplerine boyun eğmedikçe daha da pervasız hale geliyorlar. Biz bağımsızlığımızdan ödün vermedikçe daha da hırçınlaşıyorlar. Son 5 yılda beraberce göğüslemek zorunda kaldığımız sıkıntıları lütfen bir gözünüzün önünden geçirin. Ülkemizin ekonomide, siyasette, dış politika güvenlik ve yargıda maruz kaldığı operasyonları şöyle bir düşünün. Kim bunların tesadüf olduğunu iddia edebilir? Kim bunların tamamen ülkenin kendi dinamiklerinden kaynaklandığını söyleyebilir? Kardeşlerim, yaşadıklarımızın hiçbirisi sıradan hadiseler değildir. Vaka-i adiye değildir."

Erdoğan, Türkiye'nin hedefleri büyüdükçe saldırıların dozunun da yükseldiğini, son 16 yılda yapılmayan şeyin kalmadığını, terörden ekonomik saldırılara, sokak olaylarından darbe girişimine kadar her türlü çirkefliğin ve her türlü alçaklığın denendiğini kaydetti.

"İNSANIMIZI BİRBİRİNE KIRDIRMAK İSTEDİLER"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Şubat 2012'de MİT üzerinden devlete operasyon yapılmak istenildiğini, başarılı olamayınca bu sefer ülke ekonomisinin en iyi olduğu bir dönemde Gezi olaylarının başlatıldığını ifade ederek, buna ekonomik terör dediğini söyledi.

Bunun da başarılı olmadığını, günlerce ülke sokaklarının ateşe verildiğini, esnafa, polise, belediye otobüslerine, helal ve rızk peşindeki insanlara saldırıldığını vurgulayan Erdoğan, "tüketmeyin" çağrılarıyla ekonominin çökertilmeye çalışıldığını anlattı.

Erdoğan, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden üçüncü havalimanına kadar ülkeyi ayağa kaldıracak projelerin durdurulmasının talep edildiğini belirterek, "Sivas'ta hızlı trenin ne işi var? Bu göçü hızlandırır." diyecek kadar ileri gidildiğini söyledi.

Bir diğerinin de "satarım, durdururum" dediğini ifade eden Erdoğan, bunlarda başarılı olamayınca 17/25 Aralık'ta emniyet ve yargı darbesiyle üzerilerine gelindiğini anlattı.

Erdoğan, ana muhalefet partisinin de desteğiyle sosyal medya hesapları üzerinden haftalarca ortalığın yalana ve iftiraya boğulduğunu dile getirerek, "170 bin Kürt kardeşimizi topraklarımıza aldığımız dönemde Kobani bahanesiyle sokak çetelerini kışkırtarak insanımızı birbirine kırdırmak istediler. Kobani'yi de nereye almışlardı? Yine Suruç'a. Şu anda bu insanların kahir ekseriyeti ülkemizde. Eğer biz Kürt kardeşlerimize karşı tavır içinde olsaydık niye onları biz topraklarımızda ağırlayalım? Hiç içeriye bile almaz Kobani'ye gönderirdik. Ama aldık. Niye? Çünkü biz yaradılanı yaradandan ötürü sevdik. Ondan dolayı aldık." diye konuştu.

"MAHKUM OLMAYACAĞININ GARANTİSİ Mİ VAR"

Erdoğan, Suriye'den gelen diğer 3 milyon kişiyi de Türkiye'ye kabul ettiklerini, onlara ev sahipliği yapıldığını ifade ederek, şöyle konuştu:

"Aralarında fakirlere kurban eti dağıtan Yasin Börü'nün de olduğu gencecik evlatlarımızı vahşice kimler linç etti? Bu kadar gerçekler ortadayken, 53 Kürt kardeşimizi kimler öldürdü? Şu anda bu zat Edirne'de cezaevinde. Bu zatı birileri gidip ziyaret ediyor. Ana muhalefetin temsilcisi ziyaret ediyor. Neymiş? Cumhurbaşkanı adayıymış. Bakıyorsunuz çıkıyorlar diğer adayların hepsi, 'bir cumhurbaşkanı adayının cezaevinde ne işi var?' diyor. Bunun her yeri cumhurbaşkanı adayı olsa ne olur? İlla mahkum mu olması lazım? Mahkum değil de tutuklu. Mahkum olmayacağının garantisi mi var? Bunlar 53 kardeşimizin öldürüldüğü o günde söylenen neydi, 'dökülün sokaklara' ve sokaklara Kürt kardeşlerimizi dökerek o 53 Kürt kardeşimizi öldürdüler. Öldürenler de Kürtlerdi. Bu ülkede milletimizi birbirine vurduran, bu insanları düşünün. Cumhurbaşkanı adayı olması, onun kalkıp bu mücadele içerisinde cezaevinden dışarı çıkmasını sağlıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Bunun adı özgürlük olabilir mi? Akabinde bölücü terör örgütünü devreye sokarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde kimi ilçelere saldırdılar. Yine başarısız olunca 15 Temmuz gecesi FETÖ mensubu hainler eliyle darbe yapmaya kalktılar. Milletimiz nasıl diğer saldırılarda oyunu bozduysa, bu sefer de hayatını ortaya koydu ve 251 şehit verme pahasına ülkesine sahip çıktı, canını verdi. Canından aziz bildiği vatanını milletini hainlere teslim etmedi."

Erdoğan, Suriye ve Irak üzerinden oynanan oyunları ise halkın çok iyi bildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 16 yılda maruz kaldıkları tüm saldırıları önce Allah'ın yardımı, sonra milletin desteği ve duasıyla boşa çıkardıklarını belirtti. 

"Kefenimizi giyerek çıktığımız büyük ve güçlü Türkiye davasından bugüne kadar asla taviz vermedik" diyen Erdoğan, bir taraftan ülkeyi kalkındırırken diğer taraftan da 28 Şubat darbecilerinin hak ve özgürlükler konusunda bıraktığı enkazı kaldırdıklarını söyledi.

"Bin yıl sürecek" denilen meşum dönemi milletin de desteğiyle 10-15 sene içinde mezara gömdüklerini vurgulayan Erdoğan, kılık kıyafet üzerindeki yasaklamaları tamamen çöpe attıklarını, imam hatipler ve meslek liselerine uygulanan kat sayı zulmüne son verdiklerini, Kur'an-ı Kerim ve Siyer-i Nebi'yi seçmeli ders olarak tüm okullarda yaygınlaştırdıklarını, sivil toplum kuruluşlarının faaliyet alanlarını alabildiğine genişlettiklerini, hayırlı çalışmalarını da daima desteklediklerini söyledi. 

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Allah'a hamdolsun, hep birlikte ülkemizi 15-20 sene önce hayal dahi edilemeyen seviyelere taşıdık. Bugün 16 yıl öncesine göre daha demokratik bir Türkiye var. Bugün 16 yıl öncesine göre daha özgür bir Türkiye var. Bugün 16 yıl öncesine göre daha güçlü, daha müreffeh bir Türkiye var. Bugün umutsuzluk girdabında boğulan değil, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye var. Bugün IMF kapılarında borç dilenen değil kalkınma ve insani yardımlarda dünya şampiyonu olan bir ülke var, bir Türkiye var. Suriye'den Filistin'e, Somali'den Türkistan'a kadar tüm mazlum ve mağdurların sözcüsü, hamisi bir ülke var. Türkiye'nin bu başarısında siyasi irade kadar sivil toplum kuruluşlarımızın da çok büyük emeği, katkısı bulunuyor. Biz bugüne kadar kol kola, omuz omuza yürüdük. Milli iradeye yönelik saldırıları beraberce püskürttük. Darbecilerin heveslerini kursaklarında hep birlikte bıraktık. 15 Temmuz'da FETÖ'cü alçaklara meydanları birlikte dar ettik. Şimdi önümüzde yeni ve çok daha ağır bir imtihan bulunuyor. Bu imtihan, sevgili kardeşlerim, 24 Haziran seçimleridir. Çünkü bu seçimler Türkiye'nin kader seçimi, dönüm noktası olacaktır."

Türkiye'nin 24 Haziran'la beraber yeni bir yönetim sistemine geçtiğini belirten Erdoğan, on yıllardır ülkeyi esir alan, milli irade üzerine Demokles'in kılıcı gibi sallanan mevcut sistemin artık yerini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne bıraktığını vurguladı. 

Türkiye'de artık sivil iradeyi temel alan yeni bir sistemin kurulduğunu kaydeden Erdoğan, "İşte biz, 24 Haziran'da bu sistemi kimin kuracağını oylayacağız. Bu bakımdan bu seçim çok önemli. Ya geçmişi yasaklar, baskılar, darbe şakşakçılığıyla dolu muhalefete yeni sistemin anahtarlarını vereceğiz ya da 7 Ağustos Yenikapı ruhuyla çok daha demokratik, çok daha özgürlükçü, kadim değerlerimizle daha barışık bir sistemi beraberce inşa edeceğiz. Muhalefet cephesinde garnitür olarak bulunanların durumu bize ve milletimize asla bir ölçü olamaz. Biz niyete bakarız, sicile bakarız. Dile getirilen vaatlere bakarız. Biz karşımızdakilerin bugüne kadar başörtüsünden imam hatiplilere kadar sergilediği tutuma bakarız. Bunlar akşam başka, sabah başka. Bu şekilde. Uygulaman ne uygulaman? İcraatın ne icraatın? Biz buna bakarız." diye konuştu. 

"İHTİYACIMIZ, GÜÇLÜ HÜKÜMET, GÜÇLÜ MECLİS"

"Gayret takdire, takdir ise tedbire mani değildir" sözünü hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Rabbimiz mukaddes kitabımızda başarının sırrını şu şekilde bizlere ifade ediyor: İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır. Evet, emek olmadan zahmet, çile, gayret olmadan zafer de olmaz. Kim daha çok çalışırsa, kim daha fazla ter dökerse, milletin kapısını kim daha sık çalarsa Allah başarıyı da ona nasip eder. Bizde her görev millete ve kutlu davamıza hizmet etmenin bir vesilesidir. Mesele üstlendiği mesuliyetin hakkını en iyi şekilde vererek Hak ve halk katında ibra olmaktır. İnşallah, 24 Haziran gecesine kadar sizlerin bu anlayışla çalışmalarınızı yürüteceğinize inanıyorum. Biliyorsunuz, biz 'Vakit Türkiye Vakti', 'Vakit Birlik Vakti' diyerek yola çıktık. Amacımızı da 'İrade, Erdem, Cesaretle Türkiye'yi Şahlandırmak' olarak ilan ettik. Bunları gerçekleştirmek için de ihtiyacımız, güçlü Hükümet, güçlü Meclis'tir. Bu iki ayaktan biri eksik kalırsa güçlü Türkiye idealimiz de çok ağır bir darbe alacaktır. Buna asla fırsat vermemeliyiz ve kendimiz şöyle bizim bütünlüğümüzün ilkelerini belirledik. 'Rabia'mız var bizim. 'Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet' dedik, bu şuurla yola çıktık. Bunu gerçekleştirebilmek için bütünüyle kardeşliğe, bir arada helalleşmeye de ihtiyacımız var. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. 16 yıldır aralıksız bir şekilde devam eden hizmet kervanının birkaç tane kifayetsiz muhteris tarafından durdurulmasına göz yummamalıyız."

Milletin kendilerinden ülkeyi hayalleri, idealleri, yıllardır ilmek ilmek dokuduğu hedefleriyle buluşturmayı beklediğini aktaran Erdoğan, "Filistin'den Arakan'a kadar kalbini bize yöneltmiş, umudunu bize bağlamış milyonlarca kardeşimiz Türkiye'nin başarısı için dua ediyor. Sizler, sadece temsil ettiğiniz kuruluşların değil İsrail kurşunlarına hedef olan bebeklerin de mesuliyetini taşıyorsunuz. Sizler gözünü ülkemize dikmiş milyonlarca mazlumun sorumluluğunu sırtınızda taşıyorsunuz. Her birinizin omuzlarınızdaki bu ağır yükün bilinciyle sahada koşturacağınıza inanıyorum." diye konuştu. 

Sivil toplum kuruluşu temsilcilerine çalışmalarında muvaffakiyetler dileyen Erdoğan, katılımcıların Ramazan Bayramını kutladı. Erdoğan, bayramın alemi İslam'ın birliğine, beraberliğine, art arda gelecek zaferlerine vesile olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.