Sorgu süresi doldu diye terketmek istediler
26.07.2014 00:19

Adliyeye sevk edilen 92 şüpheliden 12'si tutuklandı, 14'ü ise serbest bırakıldı. Tutuklananlar arasında eski İstihbarat Müdürü Yılmazer de var. Sorgu bekleyen 49 polis ise yasal süre bitti iddiasıyla kapıya yöneldi. Kargaşa yaşandı ve oturma eylemi yapıldı.
22 Temmuz Operasyonu kapsamında gözaltına alındıktan sonra tutuklanması talebiyle mahkemeye sevk edilen 17 kişiden aralarında İstanbul İstihbarat eski Şube Müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın da aralarında bulunduğu 12 kişi tutuklanırken 5'i serbest bırakıldı. 49 kişinin ise mahkeme sorgusu devam ediyor.
Sorgu sırası bekleyen 49 şüpheli polis saat 15.00'de aniden adliyenin çıkış kapısına yöneldi.
Şaşkın bakışlar arasına giriş katına kadar gelen ve adliyeyi terketmek üzere olan şüpheli polislerin etrafı görevli polisler tarafından çevrildi.
Şüpheli 49 polisin adliye içindeki zemin katta bekleyişe geçti. Adliyeden ayrılma teşebbüsünü oturma eylemine çeviren polislerin çevresi görevli polisler tarafından çevrildi. Polis şüphelilerin çevresinde etten duvar ördü.
Sorgu sırası bekleyen 49 şüpheli polis saat 15.00'de aniden adliyenin çıkış kapısına yöneldi.
Şaşkın bakışlar arasına giriş katına kadar gelen ve adliyeyi terketmek üzere olan şüpheli polislerin etrafı görevli polisler tarafından çevrildi.
Şüpheli 49 polisin adliye içindeki zemin katta bekleyişe geçti. Adliyeden ayrılma teşebbüsünü oturma eylemine çeviren polislerin çevresi görevli polisler tarafından çevrildi. Polis şüphelilerin çevresinde etten duvar ördü.
Video haber
Haberin devamı
Eski TEM Şube Müdürü Yurt Atayün, kendisini görüntüleyen adliye muhabirlerine, "Emniyette 54 saat hiçbir soru sorulmadan bekletildim. 54 saat sonra ifademe başlandı. Ama vakit bittiği için sevk ettiler. Buraya geldim, savcı ifade almadı" dedi.
CHP'Lİ TANAL'A İZİN VERİLMEDİ
CHP Milletvekili Mahmut Tanal da oturma eylemi yapan şüphelilerin yanına gitmek isteyince, çevik kuvvet ekipleri çemberden geçmesine izin vermedi. Tanal ile polisler arasında tartışma yaşandı. Şüphelilerin avukatlarının da çemberin içine girmesine izin verilmedi.
Şüphelilerin avukatı Sıddık Filiz, gazetecilere yaptığı açıklamada, gözaltı süreleri biten müvekkillerinin hürriyetlerinin tahdit edildiğini, yasal olarak adliyede bulunmalarını gerektiren bir neden olmadığını ve polis memurlarının keyfi hareket ettiğini savundu. Filiz, bu durumun tutanak altına alındığını belirtti.
NEZARETHANEYE GÖTÜRÜLDÜLER
Şüphelilerin eylemi, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne bildirildi. Hakimliğin, şüphelilerin sorgularının başladığı gerekçesiyle, oturma eylemi yapanların nezarethaneye alınmasına karar verdiği öğrenildi. Bunun üzerine şüpheliler, polis ekipleri eşliğinde nezarethaneye götürüldü.
Bina içindeki güvenlik önlemleri de artırıldı. Binanın dışında bekleyen şüpheli yakınları, yaşananları protesto ederek, giriş kapılarını yumrukladı. Güvenlik görevlilerinin uyarıları sonucu şüpheli yakınları bina girişinden uzaklaştırıldı.
Bu arada, şüphelilerin oturma eylemi süresince binaya giriş-çıkışlar yasaklandı.
'KAÇ İSMAİL KAÇ' İDDİASI
CHP Milletvekili Mahmut Tanal, iki avukatla, sorguya ara veren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne giderek, bilgi almak istediklerini söyledi.
Hakim İslam Çiçek'in, bir başsavcı vekili, bir polis yetkilisi ve kim olduğunu bilmedikleri iki kişiyle toplantı halinde olduğunu belirten Tanal, kendilerine güvenlik konusunun konuşulduğunun söylendiğini kaydetti.
Tanal, kimliği bilinmeyen kişilerin kim olduğunu sormaları üzerine hakim Çiçek'in "Kaç İsmail kaç" dediğini öne sürerek, bunun üzerine bu kişinin hızlı bir şekilde oradan uzaklaştığını savundu.
Bu kişinin peşinden giderek, kimliğini öğrenmek istediklerini ifade eden Tanal, kimliğini açıklamayan bu kişinin MİT görevlisi olabileceğini düşündüklerini söyledi.
"BENİM ELEMANIM"
Tanal ve avukatların bu olayla ilgili tutturduğu tutanakta, hakimin odasından kaçtığı ve ismini açıklamadığı öne sürülen kişiyle ilgili TEM Şube'de görev yapan bir emniyet yetkilisinin "benim elemanım" dediği belirtildi.
Bu arada, Samanyolu Televizyonu muhabiri Salih Haşimoğlu, bina içinden yayın yaptığı için gözaltına alınmak istendi. Araya giren avukat Ömer Kavili itiraz etti. Polis ekiplerince, muhabirin bina içinde çektiği görüntüler silindi.
Öte yandan, adliyede görev yapan basın mensuplarının bulunduğu odanın boşaltılması yönünde Başsavcıvekilliği'nden talimat geldiğini ifade eden adliye polisleri, gazetecilerden odayı boşaltmalarını istedi. Basın mensuplarının, talimatın yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini söylemeleri üzerine polisler buradan ayrıldı.
Tutuklama kararını veren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında şüpheli Ali Fuat Yılmazer ile Erol Demirhan'ın hiyerarşik yapı içerisinde altlık üstlük ilişkileri kullanarak yasadışı örgütlenme oluşturarak suç işleme amacıyla örgüt kurduğu belirtildi. Diğer tutuklanan 10 kişinin de bu yapıya dahil olarak devletin istihbarat faaliyetleri kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuz ve güç ile görevlerinin gereklerine aykırı davrandığının belirtildiği kararda, "Amaçlarına ulaşmak için toplumda tanınan kişileri terör ve organize suç örgütleri ile ilişkilendirerek, gerçek kimliklerini eksik veya yanlış yazarak yargı mensuplarını aldatacak şekilde kararlar alarak kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların amaç dışı kayıt ettikleri belirlendi" denildi.
Şüphelilerin dinleme kararlarını almak için sahte evrak düzenledikleri de belirtilen kararda, şüphelilerin kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt ettiği ifade edildi. Kuvvetli suç şüphesi varlığını gösteren somut delillerin bulunduğunu belirten mahkeme, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "Resmi belgede sahtecilik ve kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme" suçlamalarından tutuklanmalarına karar verdi.
Mahkeme, emniyet müdürü Hayati Başdağ, Hikmet Kopar, Abdülhalim Sönmez, Hasan Hüseyin Danacı, Harun Aydın, Tolga Güzel Taş, Metin Canbay, Ali İhsan Tezcan, Muhammed Ali Iklı, Muhammed İkbal Kayaduman'ın ise Resmi belgede sahtecilik", "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme"suçlarından tutuklanmasına hükmetti.
Mahkeme tutuklanmasına karar verilen şüphelilerin , kaçma şüphesi ile delilleri yok etme ve gizleme, tanık ve mağdurların üzerinde baskı oluşturma şüphesinin olduğunu da kararında ifade etti.
22 temmuz soruşturmasında tutuklanan isimler: Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Hikmet Kopan, Abdülhakim Sönmez, Harun Aydın, Muhammet Ali Iklı, Tolga Güzeltaş, İkbal Kayaduman, Metin Canbay, Ali İhsan Tezcan, Hayati Başdağ ve Hasan Hüseyin Danacı
22 Temmuz soruşturmasında serbest bırakılan isimler: Muhammet Fatih Tezcan, Murat Hamarat, İsmail Arslan, Serdar Güldalı ve Ahmet Öztürk
Öte yandan eski Terörle Mücadele Şube Müdürleri Ömer Köse ve Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 49 kişilik grubun nezaretten mahkemenin bulunduğu koridora geldiği sırada Köse ve Atayün'ü gören ve mahkeme kararını bekleyen 17 polis, "Selam müdürüm" diye bağırarak alkışladılar. 17 kişi arasında bulunan İstihbarat eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, "Rezil ettiniz bu teşkilatı. Bu ülkede gerçek operasyonlar tek tek yapılacak.Polisin propagandasıyla yol alamaz. Siz böyle polisliği kimden öğrendiniz. Vatandaşı kandırır seçim kazanırsanız ama giren polise girer. Bir daha da çıkmaz. Ancak sıranızın gelmesini beklersiniz. Hepiniz siz de böyle sırada bekleyeceksiniz. Emekliyim yine personelimin başındayım burda. Ajanlarla bu ülkeye hizmet edebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Bunların hepsi İsrail ajanı. Arşivimde kaydı var.Buradaki polislerin kimliklerini kontrol edin, kimliksiz çıkar bunlar" diye bağırdı.
Bugün tutuklanan şüphelileri taşıyan araç 14.00 sıralarında Metris cezaevine giriş yaptı. Tutuklu polislerden birinin camdan başını uzatarak "ben Allah'a tapıyorum, firavuna tapmıyorum" diye bağırdığı görüldü. İstihbarat Şubesi eski müdürü Ali Fuat Yılmazer ve yardımcısı Erol Demirhan'ın da aralarında bulunduğu 12 kişi bugün öğle saatlerinde tutuklanmıştı.
22 Temmuz Operasyonu kapsamında Çağlayan Adliyesinde ifadeleri alınan 17 emniyet mensubundan 5’i tahliye edildi. ‘Haram lokma yemedik yemeyeceğiz’ sloganları eşliğinde karşılanan emniyet mensupları adliye kapısında kendilerini bekleyen ailelerine sarıldı.
Tahliyeler öncesinde basın mensuplarına avukat Hüseyin Ataol açıklama yaptı. İfadeleri alınan 17 emniyet mensubundan 12’sinin tutuklandığını ifade eden Ataol, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan için örgüt suçlaması yöneltildiğini belirtti. Tutuklanan isimlerin Metris cezaevine sevk edileceğini vurgulayan Ataol, “Bu vatansever Türk evlatlarına azılı terör örgütü militanlarının kaldığı yerler reva görüldü" şeklinde konuştu. Avukat Ataol’un açıklaması sırasında oğlu Tolga Güzeltaş hakkında bilgi almak isteyen Hacer Güzeltaş oğlunun tutuklandığını öğrenince tepki gösterdi. Güzeltaş’ın annesi ‘Benim yavrumu bıraksınlar’ diye feryat etti.
Adliye merdivenlerinde yakınlarının tahliye edilmediğini öğrenenler gözyaşı döktü. Tahliye edilen isimler arasında olan Muhammed Fatih Tezcan alkışlarla karşılandı. Basın mensuplarına açıklama yapmayan Tezcan adına avukat olan babası Ahmet Tezcan konuştu. Tezcan’ın babası “Oğlum tahliye oldu ama biz sevinemedik. İçeride kalan daha birçok arkadaşımız var. Keşke hepsi tahliye olsaydı" dedi.
Tahliye olan Ahmet Öztürk, “Tek arzu ettiğimiz şey adil yargılamanın işlemesi. Beni en çok rahatsız eden husus şu oldu. Kamuoyunda İsrail casusluğu ile itham edilmiş olmamız bizi kahreden husus oldu. 18 yıldır vatanıma hizmet ettim, bundan sonra da ölene kadar vatanıma hizmet edeceğim" dedi. Serdar Güldalı ise “Bu güne kadar vatanımıza hizmet ettik, bundan sonra da vatanımıza hizmet edeceğiz. Vatanımızı böldürmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Tutuklanan Ali Fuat Yılmazer’in eşi Mualla, kızları Fatma ve Rabia Yılmazer adliye merdivenlerinde açıklama yaptı. Babasıyla gurur duyduğunu söyleyen Fatma Yılmazer “Beklediğimiz bir sonuç oldu. Biz bunun adil bir yargılama olmadığını biliyoruz" diye konuştu.
CHP'Lİ TANAL'A İZİN VERİLMEDİ
CHP Milletvekili Mahmut Tanal da oturma eylemi yapan şüphelilerin yanına gitmek isteyince, çevik kuvvet ekipleri çemberden geçmesine izin vermedi. Tanal ile polisler arasında tartışma yaşandı. Şüphelilerin avukatlarının da çemberin içine girmesine izin verilmedi.
Şüphelilerin avukatı Sıddık Filiz, gazetecilere yaptığı açıklamada, gözaltı süreleri biten müvekkillerinin hürriyetlerinin tahdit edildiğini, yasal olarak adliyede bulunmalarını gerektiren bir neden olmadığını ve polis memurlarının keyfi hareket ettiğini savundu. Filiz, bu durumun tutanak altına alındığını belirtti.
NEZARETHANEYE GÖTÜRÜLDÜLER
Şüphelilerin eylemi, İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne bildirildi. Hakimliğin, şüphelilerin sorgularının başladığı gerekçesiyle, oturma eylemi yapanların nezarethaneye alınmasına karar verdiği öğrenildi. Bunun üzerine şüpheliler, polis ekipleri eşliğinde nezarethaneye götürüldü.
Bina içindeki güvenlik önlemleri de artırıldı. Binanın dışında bekleyen şüpheli yakınları, yaşananları protesto ederek, giriş kapılarını yumrukladı. Güvenlik görevlilerinin uyarıları sonucu şüpheli yakınları bina girişinden uzaklaştırıldı.
Bu arada, şüphelilerin oturma eylemi süresince binaya giriş-çıkışlar yasaklandı.
'KAÇ İSMAİL KAÇ' İDDİASI
CHP Milletvekili Mahmut Tanal, iki avukatla, sorguya ara veren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği'ne giderek, bilgi almak istediklerini söyledi.
Hakim İslam Çiçek'in, bir başsavcı vekili, bir polis yetkilisi ve kim olduğunu bilmedikleri iki kişiyle toplantı halinde olduğunu belirten Tanal, kendilerine güvenlik konusunun konuşulduğunun söylendiğini kaydetti.
Tanal, kimliği bilinmeyen kişilerin kim olduğunu sormaları üzerine hakim Çiçek'in "Kaç İsmail kaç" dediğini öne sürerek, bunun üzerine bu kişinin hızlı bir şekilde oradan uzaklaştığını savundu.
Bu kişinin peşinden giderek, kimliğini öğrenmek istediklerini ifade eden Tanal, kimliğini açıklamayan bu kişinin MİT görevlisi olabileceğini düşündüklerini söyledi.
"BENİM ELEMANIM"
Tanal ve avukatların bu olayla ilgili tutturduğu tutanakta, hakimin odasından kaçtığı ve ismini açıklamadığı öne sürülen kişiyle ilgili TEM Şube'de görev yapan bir emniyet yetkilisinin "benim elemanım" dediği belirtildi.
Bu arada, Samanyolu Televizyonu muhabiri Salih Haşimoğlu, bina içinden yayın yaptığı için gözaltına alınmak istendi. Araya giren avukat Ömer Kavili itiraz etti. Polis ekiplerince, muhabirin bina içinde çektiği görüntüler silindi.
Öte yandan, adliyede görev yapan basın mensuplarının bulunduğu odanın boşaltılması yönünde Başsavcıvekilliği'nden talimat geldiğini ifade eden adliye polisleri, gazetecilerden odayı boşaltmalarını istedi. Basın mensuplarının, talimatın yazılı olarak bildirilmesi gerektiğini söylemeleri üzerine polisler buradan ayrıldı.
Tutuklama kararını veren İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliğinin kararında şüpheli Ali Fuat Yılmazer ile Erol Demirhan'ın hiyerarşik yapı içerisinde altlık üstlük ilişkileri kullanarak yasadışı örgütlenme oluşturarak suç işleme amacıyla örgüt kurduğu belirtildi. Diğer tutuklanan 10 kişinin de bu yapıya dahil olarak devletin istihbarat faaliyetleri kapsamında görevlerinin sağladığı nüfuz ve güç ile görevlerinin gereklerine aykırı davrandığının belirtildiği kararda, "Amaçlarına ulaşmak için toplumda tanınan kişileri terör ve organize suç örgütleri ile ilişkilendirerek, gerçek kimliklerini eksik veya yanlış yazarak yargı mensuplarını aldatacak şekilde kararlar alarak kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların amaç dışı kayıt ettikleri belirlendi" denildi.
Şüphelilerin dinleme kararlarını almak için sahte evrak düzenledikleri de belirtilen kararda, şüphelilerin kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt ettiği ifade edildi. Kuvvetli suç şüphesi varlığını gösteren somut delillerin bulunduğunu belirten mahkeme, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan'ın "Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "Resmi belgede sahtecilik ve kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme" suçlamalarından tutuklanmalarına karar verdi.
Mahkeme, emniyet müdürü Hayati Başdağ, Hikmet Kopar, Abdülhalim Sönmez, Hasan Hüseyin Danacı, Harun Aydın, Tolga Güzel Taş, Metin Canbay, Ali İhsan Tezcan, Muhammed Ali Iklı, Muhammed İkbal Kayaduman'ın ise Resmi belgede sahtecilik", "Kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme"suçlarından tutuklanmasına hükmetti.
Mahkeme tutuklanmasına karar verilen şüphelilerin , kaçma şüphesi ile delilleri yok etme ve gizleme, tanık ve mağdurların üzerinde baskı oluşturma şüphesinin olduğunu da kararında ifade etti.
22 temmuz soruşturmasında tutuklanan isimler: Ali Fuat Yılmazer, Erol Demirhan, Hikmet Kopan, Abdülhakim Sönmez, Harun Aydın, Muhammet Ali Iklı, Tolga Güzeltaş, İkbal Kayaduman, Metin Canbay, Ali İhsan Tezcan, Hayati Başdağ ve Hasan Hüseyin Danacı
22 Temmuz soruşturmasında serbest bırakılan isimler: Muhammet Fatih Tezcan, Murat Hamarat, İsmail Arslan, Serdar Güldalı ve Ahmet Öztürk
Öte yandan eski Terörle Mücadele Şube Müdürleri Ömer Köse ve Yurt Atayün'ün de aralarında bulunduğu 49 kişilik grubun nezaretten mahkemenin bulunduğu koridora geldiği sırada Köse ve Atayün'ü gören ve mahkeme kararını bekleyen 17 polis, "Selam müdürüm" diye bağırarak alkışladılar. 17 kişi arasında bulunan İstihbarat eski Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer, "Rezil ettiniz bu teşkilatı. Bu ülkede gerçek operasyonlar tek tek yapılacak.Polisin propagandasıyla yol alamaz. Siz böyle polisliği kimden öğrendiniz. Vatandaşı kandırır seçim kazanırsanız ama giren polise girer. Bir daha da çıkmaz. Ancak sıranızın gelmesini beklersiniz. Hepiniz siz de böyle sırada bekleyeceksiniz. Emekliyim yine personelimin başındayım burda. Ajanlarla bu ülkeye hizmet edebileceğinizi mi zannediyorsunuz? Bunların hepsi İsrail ajanı. Arşivimde kaydı var.Buradaki polislerin kimliklerini kontrol edin, kimliksiz çıkar bunlar" diye bağırdı.
Bugün tutuklanan şüphelileri taşıyan araç 14.00 sıralarında Metris cezaevine giriş yaptı. Tutuklu polislerden birinin camdan başını uzatarak "ben Allah'a tapıyorum, firavuna tapmıyorum" diye bağırdığı görüldü. İstihbarat Şubesi eski müdürü Ali Fuat Yılmazer ve yardımcısı Erol Demirhan'ın da aralarında bulunduğu 12 kişi bugün öğle saatlerinde tutuklanmıştı.
22 Temmuz Operasyonu kapsamında Çağlayan Adliyesinde ifadeleri alınan 17 emniyet mensubundan 5’i tahliye edildi. ‘Haram lokma yemedik yemeyeceğiz’ sloganları eşliğinde karşılanan emniyet mensupları adliye kapısında kendilerini bekleyen ailelerine sarıldı.
Tahliyeler öncesinde basın mensuplarına avukat Hüseyin Ataol açıklama yaptı. İfadeleri alınan 17 emniyet mensubundan 12’sinin tutuklandığını ifade eden Ataol, Ali Fuat Yılmazer ve Erol Demirhan için örgüt suçlaması yöneltildiğini belirtti. Tutuklanan isimlerin Metris cezaevine sevk edileceğini vurgulayan Ataol, “Bu vatansever Türk evlatlarına azılı terör örgütü militanlarının kaldığı yerler reva görüldü" şeklinde konuştu. Avukat Ataol’un açıklaması sırasında oğlu Tolga Güzeltaş hakkında bilgi almak isteyen Hacer Güzeltaş oğlunun tutuklandığını öğrenince tepki gösterdi. Güzeltaş’ın annesi ‘Benim yavrumu bıraksınlar’ diye feryat etti.
Adliye merdivenlerinde yakınlarının tahliye edilmediğini öğrenenler gözyaşı döktü. Tahliye edilen isimler arasında olan Muhammed Fatih Tezcan alkışlarla karşılandı. Basın mensuplarına açıklama yapmayan Tezcan adına avukat olan babası Ahmet Tezcan konuştu. Tezcan’ın babası “Oğlum tahliye oldu ama biz sevinemedik. İçeride kalan daha birçok arkadaşımız var. Keşke hepsi tahliye olsaydı" dedi.
Tahliye olan Ahmet Öztürk, “Tek arzu ettiğimiz şey adil yargılamanın işlemesi. Beni en çok rahatsız eden husus şu oldu. Kamuoyunda İsrail casusluğu ile itham edilmiş olmamız bizi kahreden husus oldu. 18 yıldır vatanıma hizmet ettim, bundan sonra da ölene kadar vatanıma hizmet edeceğim" dedi. Serdar Güldalı ise “Bu güne kadar vatanımıza hizmet ettik, bundan sonra da vatanımıza hizmet edeceğiz. Vatanımızı böldürmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Tutuklanan Ali Fuat Yılmazer’in eşi Mualla, kızları Fatma ve Rabia Yılmazer adliye merdivenlerinde açıklama yaptı. Babasıyla gurur duyduğunu söyleyen Fatma Yılmazer “Beklediğimiz bir sonuç oldu. Biz bunun adil bir yargılama olmadığını biliyoruz" diye konuştu.


