İkizdere Derneği Başkanı Kezban Ekşi, bölgede planlı, programlı, bilime, çevreye ve uluslararası standartlara uygun yapılmayan tüm projelerin, uzun vadede ekolojiye ve insan sağlığına geri dönüşü mümkün olmayan zararlar bırakacağını savundu.

Ekşi, yaptığı yazılı açıklamada, 10 yıl önce dünyanın korumada öncelikli 200 bölgesinden biri olan Fırtına Vadisi'nin, kendini koruma mücadelesini, bugün ülkenin yüzlerce köşesindeki vadilerin ve derelerin de verdiğini belirtti.

Köylülerin, bölge insanlarının ve sivil toplum örgütlerinin tüm güçleriyle yaşam alanlarını korumaya çalıştığını ifade eden Ekşi, şöyle devam etti:

''Sayıları 2 binleri bulan çevreden, ekolojiden, uluslararası ve iç hukuktan bihaber HES projeleri hayata geçirilmek üzere, hançerlerini Türkiye'nin kalbine sokuyor. 'Türkiye'nin enerji açığını kapatması gerek, sular boşa akmayacak' gibi alışılageldik cümlelerle gerçeği saklamaya çalışıyorlar. Artık pansuman tedbirler kanayan yaraya da derman olamıyor. Yapımına başlanmış ve işletmeye açılmış tüm santraller çevreye ilk günden beri zarar vermeye başlamış, ÇED raporlarında yer alan tariflerin ve bırakılması gereken su miktarlarının göstermelik olduğu, yanlı yansız herkes tarafından apaçık görülüyor. ÇED raporlarında bahsi geçen ve yapılması şart koşulan balık geçişleri, hayvan geçişleri, sulama suyu bırakılması, can suyu bırakılması gibi pek çok husus, sadece kağıt üstünde kalıp uygulamaya geçmiyor.'''

Ekşi, İkizdere Vadisi'nde 24 HES projesi olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:''Küçük bir vadide bu kadar proje üretmek ne devletin, ne bölgenin kazancınadır. Bu projelerden kazanacak olanlar sadece ve sadece enerji şirketleridir. Doğayı hiçe sayarak 'çevre de neymiş' diye yola çıkılan bu projeler, günümüzde artık mahkeme kararlarıyla da bir bir iptal edilmekte, adaletin vicdanından bu bilim dışı projeler kaçamamaktadır. İkizdere'de Cevizlik HES projesinden sonraki en büyük kurulu güce sahip olan Demirkapı HES projesi 'Türk milleti adına' diye başlayan mahkeme kararıyla iptal ediliyorsa ve tüm ülkede sayısız projeler de bu şekilde sonuçlanıyorsa, burada devlet yetkililerinin, masa başında proje üretip sahaya sürenlerin tekrar oturup düşünmesi gerekir. Enerjiye karşı değiliz, körü körüne her şeye 'hayır' demiyoruz. Bölgede planlı, programlı bilime, çevreye ve uluslararası standartlara uygun yapılmayan tüm projeler, uzun vadede ekolojiye ve insan sağlığına geri dönüşü mümkün olmayan zararlar bırakacaktır.''