İstanbul Su Mahkemesi'nden yapılan açıklamada şu sözlere yerverildi: Amerika Su Mahkemesi Müdürü Javıer Bogantes ve İstanbul Su Mahkemesi sorumlusu Cecilia Comanne’nin de hazır bulunacağı duruşmada iki gün boyunca üçü Türkiye’den, biri Brezilya ve biri de Meksika’dan olmak üzere toplam beş dava incelenecek.

Mahkeme, Heinrich Böll Stiftung Derneği ve Latin Amerika Su Mahkemesi’nin desteği ile yapılıyor. 11 Mart'a kadar süren duruşmada alınan kararlar 14 Mart'da mahkeme jürisi tarafından açıklanacak. Jüri üyeleri arasında Pelin Batu ve Avrupa ve Latin Amerika’dan saygın isimleri yeralıyor.

İstanbul Su Mahkemesi’nin ilk gününde Munzur Vadisi Milli Parkı sınırları içerisinde yapımı planlanan Konaktepe 1, Konaktepe 11 Barajlarının ve Hidroelektrik Santralleri ve Brezilya’da Madeira Nehri baraj projeleri ele alındı.

Açılış konuşmasını yapan işadamı Osman Kavala şöyle konuştu:“Bu mahkeme Anadolu’daki ve Latin Amerika’daki davaları birleştiriyor. Su sadece hayatın değil, kültürün de kaynağıdır. Bu yüzden de suyun meta haline gelmesi suyun özüne aykırıdır. Bunun nedeni, dizginlenemeyen kar hırsı ve güdüsü ve kamu yönetimlerinin dar bakışları, üstenci bakışları ve tahayyül eksikliğidir. Bu davalar sonuçlanmış değil gerçekte. Su mahkemesi bu bağlamda dava konusu olaylarda, yeniden düşünülmesine, akıl yürütülmesine bir fırsat olacak.

İkinci konuşmacı Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilcisi Ulrike Dufner şunları söyledi: “Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin Latin Amerika Su Tribunali ile ortaklaşa düzenlediği bu mahkemede birkaç örnek dava ile dünyanın su politikası gündeme taşınacaktır.Su, her canlının temel yaşam kaynağıdır. Susuz bir yaşam mümkün değil. Temiz içme suyuna erişmeyi bu nedenle bir insan hakkı olarak değerlendiriyoruz. Varolan su kaynaklarının korunması ve halklara temiz suya erişebilme imkanının sağlanması her ülke ve devletin temel görevlerinden biridir. Yani diğer insan hakların korunması olduğu gibi suya erişme hakkının korunması da develetlerin görevidir.İklim değişikliği ile beraber birçok ülkede yüzlerce insan susuzluktan ölmektedir. Tarlalarda kuraklık yüzünden hiç bir ürün yetiştirilemiyor. Tarımdaki su sıkıntısı dünyadaki açlık krizini olumsuz bir şekilde etkilemektedir, insanlar susuzluktan da açlık yüzünden ölmektedir."

Üçüncü konuşmacı Latin Amerika Su Mahkemesi Müdürü Javıer Bogantes özetle şunları söyledi:“Suya erişim insan hakkıdır. Bizler de küresel su güvenliğinin gerçekleşmesine katkıda bulunmalıyız. Her insanın suya erişebilmesi en doğal insan hakkıdır.Burada kar düşünülemez. Ancak böylece ekosistemler de korunabilir. Böylece su özel sektöre tabi olmayacaktır. Su, güzelliktir. Suyla ilgili gerçekler çok üzücü. Nehirler kentsel atık yeri haline geldi. Ama hala suyun güzelliğini geri kazanma hakkına sahibiz. Hepimiz kristal sularda, doğal göllerde yüzmenin nasıl bir şey olduğunu hatırlarız. Suyu hayalimizde canlandırırken insanı otacı olarak görürüz. Su kaynakları her zaman yeniden doğuşun simgesi olmuştur. Su, Tanrı’nın bir armağanıdır. Hindu inancında da vardır bu: Su yaşamın temelidir. Dinlerin çoğunda su arınmadır. Su günahları yıkar, temizlenen ruhlar yeniden doğar. Suyun işlevi bu şiirsel özelliğiyle hayatidir. Su ve hayat arasındaki İnkalar da bilirdi, yer altı suları birbiriyle bağlantılıdır. Hidrolik döngüyü sağlar bunlar. Her şey birbiriyle bağlantılıdır. Ölülerin ruhları susuzluktan yanarken, bu görüntü kuraklığın pençesinde kıvranan ulusların kabusu haline gelmiştir.Kuraklık bir gerçek, su ölmeye devam ediyor. Bağlantımızı kaybettik suyla. Su üzerine oynanan oyunlar suyun berraklığını, temizliğini yok etti.Okyanusları kanalizasyona dönüştürüyoruz.Biz suyun bir parçası olan evrensel adaletin peşindeyiz.Amacımız bütün dünyada bir bilinç yaratmak: Bioçeşitliliğin önemi, eski kültürlerin bildiği bütüncül bir yaklaşım. Kendimizi buna adadık biz de."