Sular ne kadar yükselecek kimse bilmiyor

Gezegenimiz ısındıkça denizler yükseliyor. Kıyıları su basıyor. Neleri koruyacağız? Neleri terk edeceğiz? Yaşanacak onca şey karşısında ne yapacağız?

07.09.2013 - 11:25

Sular ne kadar yükselecek kimse bilmiyor

29 Ekim 2012’de Sandy Kasırgası ABD’nin kuzeydoğu kıyılarına yöneldi. Öncesinde, Karayipler’de birkaç ülkeyi yıkıp geçmiş, onlarca insanın ölümüne yol açmıştı bile. Atlas Okyanusu üzerinde o güne dek oluşan en büyük fırtınayla yüz yüze kalan New York ve kasırganın etki alanındaki diğer kentlerde, alçak bölgelerin tahliye edilmesi emri verildi. Ancak bu emre herkes uymadı. Bazıları, Sandy’yi evlerinde karşılamayı seçti ve böylece, kaçınılmaz olarak denizlerin de yükseleceği daha sıcak bir dünyanın nasıl bir şey olacağına ister istemez tanıklık etti.

43 yaşındaki heykeltıraş–sörfçü Brandon d’Leo, yaşadığı Rockaway Yarımadası’nda kalmayı seçenler arasındaydı. D’Leo, Long Island’ın batı ucundan itibaren 18 kilometre boyunca uzanan, nüfusu yoğun, kumluk dar bir çıkıntı olan bu yarımadadaki komşularının çoğu gibi, önceki yıl Irene Kasırgası vurduğunda da evinden ayrılmamıştı.

“Bu fırtınanın yaratacağı dalgaların daha beter olduğunu söylediklerinde korkmadım,” diyor. Ama kısa süre içinde fikri değişmişti.

Grönland buzul katmanı: Şu anda katkısı fazla olmasa da, yüzeyi yaz aylarında erimeye başlamış durumda. Bu da endişe verici bir gösterge. Bu buzul örtüsü, deniz düzeyini neredeyse 7,5 metre yükseltecek kadar su içeriyor. Grönland buzul katmanı: Şu anda katkısı fazla olmasa da, yüzeyi yaz aylarında erimeye başlamış durumda. Bu da endişe verici bir gösterge. Bu buzul örtüsü, deniz düzeyini neredeyse 7,5 metre yükseltecek kadar su içeriyor.

Yarımadanın güney kıyısında, kumsalın önünden geçen sokak üzerindeki üç katlı bir evin ikinci katında kiracıydı d’Leo. Öğleden sonra saat 15.30 gibi dışarı çıkmıştı. O sırada dalgalar 9 kilometrelik ahşap yürüyüş yolunu dövüyordu. “Su, yürüyüş yolunu aşmaya başlamıştı bile,” diyor. “Vay be, diye geçirdim içimden. Gelgitin tam olarak yükselmesine daha dört buçuk saat var. On dakikaya kalmaz, su sokağa üç metre daha yaklaşır.”

Apartman dairesine geri döndü. Rüzgârla gelen yağmur oturma odasının sürme kapısının camını döverken, komşusu Davina Grincevicius ile birlikte denizi izledi. Su basmasından korkan ev sahibi elektriği kesmişti. Karanlık çökerken, Grincevicius kendisini endişelendiren bir şey gördü. “Yürüyüş yolu hareket etti galiba,” dedi arkadaşına. Birkaç dakika içinde bir başka fırtına dalgası yürüyüş yolunu havalandırdı. Yol parçalara ayrılmaya başladı....

Mayıs ayında atmosferdeki karbon dioksit yoğunluğu milyonda 400 partiküle ulaştı. Üç milyon yıldır görülmeyen bir oran bu. Deniz düzeyleri o zamanlar günümüzdekinden belki 20 metre daha yüksekti. Kuzey Yarıküre’de yıl boyunca pek buz görülmezdi. Okyanusların yüksekliğinin yeniden bu denli korkunç düzeylere ulaşması yüzyıllar alacak olsa da, bu, büyük oranda gelecekteki sera gazı salımlarını sınırlayıp sınırlayamamamıza bağlı. Bilim insanları kısa vadede denizlerin ne hızda ve ne kadar yükseleceği konusunda hâlâ görüş birliği içinde değil. Üstelik, tahminler her defasında fazla iyimser kaldı.

Su üstünde ev keyfi: Amsterdam’ın doğusundaki bir gölün üstüne inşa edilmiş yüzer evler, küçük iskeleler ve yürüme yollarıyla birbirine bağlanıyor. Halkalarla çelik direklere bağlanan evler, taşkın ve fırtınalarda suyla yükselip inebiliyor. Su üstünde ev keyfi: Amsterdam’ın doğusundaki bir gölün üstüne inşa edilmiş yüzer evler, küçük iskeleler ve yürüme yollarıyla birbirine bağlanıyor. Halkalarla çelik direklere bağlanan evler, taşkın ve fırtınalarda suyla yükselip inebiliyor.

Küresel ısınma deniz düzeyini iki şekilde etkiliyor. Şu sıralardaki yükselmenin üçte bir kadarı ısıl genleşmeye –ısınan suyun hacim olarak artmasına– bağlı. Gerisi, kara parçalarındaki buzulların erimesinden kaynaklanıyor. Bu aşamaya dek daha çok dağ buzulları erimiş olsa da, geleceğe ilişkin endişeler Grönland ve Antarktika’nın dev buzul örtüsündeki erimeyle ilgili...

Geçtiğimiz yıl ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin bir araya getirdiği uzmanların katıldığı bir panelde, 2100 yılına ilişkin geliştirilen dört senaryo arasında en yüksek rakam 2 metre olarak kayda geçti. ABD Ordu Mühendisler Birliği ise planlamacıların 1,5 metrelik artışları öngören senaryoları dikkate almasını öneriyor.

Doğu ve Batı Antarktika: Doğu Antarktika oldukça sağlam görünüyor. Ama ısınan okyanus, Batı Antarktika buzul örtüsünü alttan yer yer eritiyor. Grönland gibi onun da geleceği çok belirsiz. Doğu ve Batı Antarktika: Doğu Antarktika oldukça sağlam görünüyor. Ama ısınan okyanus, Batı Antarktika buzul örtüsünü alttan yer yer eritiyor. Grönland gibi onun da geleceği çok belirsiz.

Deniz düzeyinin yükselmesine ilişkin tüm senaryolardaki en büyük bilinmezlerden biri, Batı Antarktika’daki Thwaites Buzulu. Dört yıl önce bölge üzerinde yapılan NASA destekli bir dizi uçuşta, deniz tabanının topografyasını çıkarmaya yönelik bir buzul radarı kullanıldı. Bu uçuşlar, Thwaites Buzulu’nu 610 metre yüksekliğinde bir sualtı sırtının yerinde tuttuğunu ve denize kaymasını yavaşlattığını ortaya koydu. Denizin yükselmesi sırtla buzul arasına daha fazla su sızmasına yol açıp zamanla buzulu yerinden oynatabilir. Ama kimse böyle bir şey yaşanıp yaşanmayacağı, ve eğer yaşanırsa, bunun ne zaman gerçekleşeceğini bilmiyor...

Tim Folger’ın kaleme aldığı ‘Yükselen Denizler’ adlı yazının tümünü, National Geographic Türkiye’nin Eylül sayısında okuyabilirsiniz.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...